Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
'Suskunluk Suçu', Daimi Halk Mahkemesi'nin Paris'te 13-16 Nisan 1984'te gerçekleştirdiği oturuma, Ermeni soykırımı konusunun uzmanı olarak tanınan kişilerin sunduğu bildirilerden ve mahkeme jürisinin kararından oluşuyor.
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

SUSKUNLUK SUÇU
kolektif, çeviren: İsmail Toksoy, Zekiya Hasançebi ve Ülkü Sağır, Pencere Yayınları, siyaset,
348 sayfa

‘Suskunluk Suçu’, Daimi Halk Mahkemesi’nin Paris’te 13-16 Nisan 1984’te gerçekleştirdiği oturuma, Ermeni soykırımı konusunun uzmanı olarak tanınan kişilerin sunduğu bildirilerden ve mahkeme jürisinin kararından oluşuyor. Mahkeme bilindiği gibi, üç insan hakları kuruluşunun başvurusu üzerine gerçekleştirilmiş ve burada, Ermenileri hedeflediği belirtilen soykırımın meydana gelişi ve bu suçun ayrıntıları ele alınıyor; bundan dolayı Ermenilerin hangi haklarının ellerinden alındığı ve uluslararası toplumun Ermeniler karşı yükümlülüklerinin ne olduğu sorgulanıyor. Kitap bu yönüyle, Ermenilerin Osmanlı’da yaşadıkları konusunda önemli bir belge.

UTANÇ İMPARATORLUĞU
Jean Ziegler, çeviren: Hüseyin Boysan, Altın Kitaplar, siyaset, 304 sayfa

İsviçreli sosyolog ve siyasetçi Jean Ziegler, üçüncü dünya üzerine yazdığı kitaplarla uluslararası alanda büyük yankılar uyandıran bir isim. Ziegler elimizdeki kitabı ‘Utanç İmparatorluğu’nda da, Doğu’yu borç ve açlıkla ele geçiren Batı ülkelerini yerden yere vuruyor. Ziegler’in çalışması, Batı kamuoyunun hiç bilmediği veyahut ısrarla görmezden geldiği Doğu’ya dair korkunç tabloyu, sözlerini sakınmadan gözler önüne seriyor. Yazarın yaklaşımını özgün kılan hususların başında da, politika ve diplomasiyi bir kenara bırakıp, tamamıyla vicdanın sesine kulak vererek, Doğu’yu bu hale getiren Batı ülkelerinin sonu gelmez oburluğuyla hesaplaşması.

İSLAM’IN GELECEĞİ
Wilfred Scawen Blunt, çeviren: M. Fatih Karakaya, Ayrıntı Yayınları, din, 111 sayfa 

Edward Said, Wilfred Scawen Blunt’ın, on dokuzuncu yüzyıl oryantalistlerinin en anlayışlılarından biri olduğunu söylemişti. Elimizdeki kitap, Blunt’ın 1875’te Ortadoğu’ya yaptığı uzun yolculuğunun sonucunda ortaya çıktı. Blunt burada, Muhammed Abduh ve Cemaleddin Afgani gibi reformcu İslam bilginleriyle yakın ilişkiler kurmuş, ayrıca Osmanlı padişahı Abdülhamid’le de birkaç defa yüz yüze görüşmüştü. Kitap gerek İngiliz kamuoyunun yabancısı olduğu ve önyargılarla baktığı bir dünyayı anlatması ve gerekse yazarının ilginç kişiliğiyle, bilhassa Ortadoğu, İslam ve oryantalizm gibi konularda çalışmak isteyenlere hitap edecek nitelikte.

ZERDÜŞT: AVESTA BÖLÜMLER
çeviren ve hazırlayan: Eshat Ayata, Kora Yayınları, din, 206 sayfa 

Eshat Ayata’nın hazırladığı bu kitap, M. Ö. 1500-1000 yılları arasında yaşamış olan ilk Arya din kurucusu Zerdüşt’ün kutsal kitabı Avesta’dan bölümler içeriyor. Kitapta, Avesta’daki Gata duaları, Zerdüşt’ün itirafları, temizliğe övgü, ruhun ölümden sonraki durumu, Ahura Mazda için övgü, köpeğin kutsallığı, ölülerin ruhları, iyi duygu, Peygamberin istekleri ve tarım hayvanları ruhunun yakarması gibi bölümler yer alıyor. Eshat Ayata’nın kaleme aldığı giriş yazısında da, Zerdüştlükte inanç ve ahlak; Zerdüştlüğün tarihsel kaynakları; Zerdüştlükte kült, eskatoloji ve apokasliptik; Zerdüştlükteki mitler ve efsaneler konuları irdeleniyor.

KAMELYASIZ KADINLAR
Selim İleri, Everest Yayınları, inceleme, 265 sayfa 

Selim İleri, yeni bir baskıyla yayımlanan ‘Kamelyasız Kadınlar’da, 19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyıl başlarına kadar, Türkiye edebiyatının öncü isimlerinin, eserlerinde kadına nasıl yer verdiklerini inceliyor. İleri bu sorgulamayı da, Namık Kemal’in ‘Âkif Bey’ oyunu ile Samipaşazade Seza’nin ‘Sergüzeşt’ ve Halid Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’ adlı romanları gibi, köşe taşı olarak tanımlanabilecek üç eseri temel alarak yapıyor. Çağdaş Türkiye edebiyatında kadın karakterlerin nasıl şekillendiğini, kendine has duyarlı ve detaya inen anlatımıyla ortaya koyan İleri’nin çalışması, başka eserlere yaptığı göndermelerle de dikkat çekiyor.

İMPARATORLUK ÇAĞININ OSMANLI SULTANLARI 1
Feridun M. Emecen, İSAM Yayınları, tarih, 163 sayfa 

 Yeniçağ tarihi konusunda uzman isimlerden Feriden M. Emecen, daha önce yayımladığı Osmanlı klasik çağıyla ilgi üçlemesinde, dönemin Osmanlı’sında savaşı, siyaseti, devlet ve toplumu ayrıntılı bir bakışla irdelemişti. Emecen, ‘İmparatorluk Çağının Osmanlı Sultanları’nın elimizdeki ilk cildinde de, Osmanlı’da klasik devlet formunun yerleşmesinde önemli payları olan Fatih Sultan Mehmed’den sonraki üç padişahı ele alıyor. Bunlar, padişahlığı zamanında bir anlamda “Doğu Rönesansı”nın yaşandığı II. Bayezid; yaptığı Doğu seferleriyle Osmanlı’ya dini bir misyon kazandıran Yavuz Sultan Selim ve Orta Avrupa, Akdeniz ve Batı politikalarını ağırlık veren Kanuni Sultan Süleyman. Dönemin ayrıntılı bir resmini veren Emecen, bu üç padişahın siyasetleriyle birlikte Osmanlı’da emperyal bir zihniyetin ortaya çıktığını belirtiyor.


CUMHURİYET’İN DİVASI: MÜZEYYEN SENAR
Radi Dikici, Everest Yayınları, biyografi, 420 sayfa 

Müzeyyen Senar, kendine has sesi, üslubu ve kişiliğiyle, gerçek anlamda bir usta. Radi Dikici’nin ilk baskısı 2004’te yapılan ve yeni bölümler eklenerek yeniden yayımlanan elimizdeki biyografisi, Senar’ın hayatını derli toplu bir şekilde ortaya koyarken, Türkiye müziğinin Cumhuriyet sürecini de aydınlatıyor. Kitapta, Senar’ın doğumu; müziğe ilgisinin nasıl uyandığı; Üsküdar Musiki Cemiyeti’ndeki eğitimi; taş plak dönemi; radyoda, sahnede ve televizyon zamanlarında şarkı söyleme deneyimi; Atatürk ’ün karşısına çıkması; Ankara Radyosu’ndaki günleri; Amerika konserleri ve Feraye-Vehbi Koç, Selahattin Pınar, Safiye Ayla ve Zeki Müren gibi tanınmış isimlerle ilişkileri anlatılıyor. Ayrıca, özel olarak hazırlanmış, Müzeyyen Senar’ın taş plaktan kaydedilmiş on beş şarkısının da, kitapla birlikte verildiğini belirtelim.

AİLENİN BİR ÜYESİ
Cesar Millan ve Melissa Jo Peltier, çeviren: Perran Yavuz, Epsilon Yayıncılık, rehber, 360 sayfa 

İki yazarlı ‘Ailenin Bir Üyesi’, evine köpek almak isteyenler için biçilmiş kaftan. Yazarlar bu kitapta, köpeğin evdeki ilk gününden ölümüne kadar yapılması gerekenler konusunda ipuçları veriyor. Yazarlar, köpek eğitiminde başarılı olmanın, evde bir köpekle yaşamaya tam anlamıyla karar vermiş güçlü bir ailenin varlığıyla mümkün olduğunu belirtiyor. Kitapta, bireyin kendisi ve ailesi için en uygun köpeği nasıl belirleyebileceği, köpeğin aileyle tanıştırılması, yavruların bakımı, sınırlar ve kısıtlamalar koyma, köpekle seyahat, temel bakım ve aile yaşamının iniş çıkışlarında köpeğe nasıl yardımcı olunabileceği gibi konular anlatılıyor.

Yol ve hava açık!

Tatil hazırlığı kadar keyifli iş yoktur, kimi nereye gideceğine karar vermek için seyahat acentalarına koşar, kimi internette araştırma yapar, kimisi de rehber kitapları karıştırır. Metropollerin keşmekeşinden bunalanlar hep kafayı dinleyip, stres atacakları yerlerin peşinde koşar, oysa öyle yerler hakkında da derli-toplu bilgiler yoktur. Ersoy Soydan’ın ‘Nereye Gidelim? Bilerek Gezmek İçin Rehber’ adlı kitabı işte bu ihtiyacı gidermek için hazırlanmış. Türkiye’yi daha yakından tanımanıza olanak sağlayan ‘Nereye Gidelim?’ yayımlandığı mevsim itibarıyla tam bir yaz kitabı. Ancak dört mevsim gezebileceğiniz yerleri içermesi nedeniyle de yaz-kış yanınızdan ayırmayacağınız bir başucu kitabı niteliği taşıyor. Kitap, çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı gezi-turizm yazılarından tanıdığımız TUYED üyesi Ersoy Soydan Türkiye’nin 78 farklı noktasını şimdiye dek gizli kalmış detaylarıyla birlikte anlatıyor. Meraklı ve sorgulayıcı bir bakış tarzıyla hazırlanmış 264 sayfalık kitapta Anadolu’nun yedi bölgesinden ve Kuzey Kıbrıs’tan gezip-görülecek birbirinden ilginç ve pek bilinmeyen tatil merkezleri yer alıyor.
Metinler, tamamı renkli fotoğraflar ve simgelerle desteklenmiş. Böylece okur daha yazının başında tarihi yapılar, otantik doku, önemli doğa alanları ve yaylalar konusunda uyarılıyor; bunun yanında yüzme, dalış, sörf, rafting, yamaç paraşütü, kayak, dağcılık, yürüyüş ve bisiklet gibi aktivitelerden hangilerinin orada yapılabileceği belirtiliyor. Metinlerin sonunda yer alan ve önemli bilgilerin verildiği Nasıl Gidilir?, Yapmadan Dönme!, Ne Yenir? ve Nerede Kalınır? gibi renkli kutucuklar ise kitabı daha da fonksiyonel hale getirmiş. Pek çok ayrıntıya yer verilerek, gezmek istediğiniz yerin tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfetmeniz amaçlanmış.’Nereye Gidelim?’ İstanbul’un burnunun dibindeki Polonezköy’den başlıyor, Adalar’dan hâlâ bakir kalmayı becerebilmiş Yalıköy’e oradan da Marmara’nın en ücra köyü Uçmakdere’ye uzanıyor. Yakınlardan başlayarak uzaklara doğru görmeye, gezmeye doyamayacağız onlarca seçenek yer alıyor.
Binbirkilise, Nemrut Dağı ve Soğmatar gibi kuş uçmaz kervan geçmez yerlerdeki tapınakların gizemlerini, Gümüşler Manastırındaki “Gülen Meryem” resminin sırrını, eskiden Kromni ve Santa’da yaşayan gizli Hıristiyanların öyküsünü, Meryem Ana’nın evinin yüzyıllar sonra nasıl bulunduğunu kitaptan öğreneceksiniz.


İSTANBUL’DA BEKLENEN DEVRİM
Atilla Birkiye, Özgür Yayınları, anlatı, 110 sayfa 

Atilla Birkiye, İstanbul’un merkezde olduğu aşk hikâyelerini anlattığı kitaplarıyla biliniyor. Birkiye bu sefer, içinde hiç “aşk” kelimesi geçmemekle birlikte, aşkın evrensel yönleriyle yansıdığı, tümü kısa metinlerden oluşan anlatısıyla okurun karşısına çıkıyor. Burada, yine bir baş kahraman olarak İstanbul mitolojik, tarihsel ve siyasî göndermelerle tasvir ediliyor. Gerçekleşmesi imkânsız hayaller, devrimi beklemek, sesler ve yüzler, geçmişin ağır yükü, gençlik heyecanları, özgürlük isteği, isyan ve ütopya, Birkiye’nin burada odaklandığı konulardan birkaçı. Kitap böylece, İstanbul kadar, ihmal edilen bazı duyguların da izini sürüyor.

YAHUDİLER’İN İSTANBULU
Okşan Svastics, Boyut Yayıncılık, tarih, 186 sayfa 

Günümüz İstanbul’unda, yakın tarihin bilinen bazı trajik olayları nedeniyle Yahudiler eskisi gibi görünür değiller. Oysa Yahudiler, Anadolu’da 2 bin 400 yıl, İstanbul’da da bin 700 yıldır varlar. İşte şehrin dehlizlerinde dolaşan bu kitap, İstanbul sokaklarında gizlenmiş, unutulmuş hikâyelere yer vermesiyle, bu izleri daha görünür kılıyor. Fotoğraf ve gravürlerle zenginleştirilmiş kitapta, Yahudiler’in yaşadığı Haliç’in iki yakası, Karaköy, Şişhane, Galata, Beyoğlu, Kuzguncuk, Çengelköy, Yeldeğirmeni, Moda, Üsküdar, Göztepe, Ortaköy, Arnavutköy, Kuruçeşme, Yeniköy ve Adalar gibi, birçok İstanbul mekânı karşımıza çıkıyor. Svastics bu iz sürüşü de, Osmanlı’ya ilk sinemayı, matbaayı getiren; ülkenin ilk şehir planlamacıları ve Türkiye’nin en köklü firmalarını kuran Yahudiler’in başarı hikâyeleriyle harmanlıyor.


TEKTANRICILIK VE ŞİDDETİN DİLİ
Jan Assmann, çeviren: Mesut Keskin, Avesta Yayınları, din, 56 sayfa 

Din ve kültür bilimci profesör Jan Assmann, Türkiye’de pek fazla tanınmamakla birlikte, özellikle Mısır tarihi, dini ve kültürü konusunda yaptığı çalışmalarla bilinir. Assmann ‘Tektanrıcılık ve Şiddetin Dili’ başlıklı çalışmasında da, din ve şiddet ilişkisinin tarihsel kökenlerine iniyor ve güncelliğini halen koruyan bir tartışmaya önemli katkılarda bulunuyor. Bu ilişkiyi, M. Ö. 7. ve 6. yüzyıla uzanarak araştıran Assmann, şiddetin belirli bir biçiminin, yani “Allah’ın düşmanları” olarak damgalanan başkalarına karşı Allah adına şiddetin, ilkin tektanrıcılık bağlamında mümkün olduğunu savunuyor. Yazar bu anlamdaki şiddetin ilk ortaya çıktığı yer olarak da İbrani Kitab-ı Mukkaddes metinlerini gösteriyor. Assmann’ın kitabı, tektanrıcılığın neden olduğu şiddet diliyle bir hesaplaşma çabası olarak değerlendirilebilir.