Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

GÖÇEBELİK ÜZERİNE
Michel Maffesoli, çeviren: Mahir Ender Keskin, Bağlam Yayınları, sosyoloji,
195 sayfa

Fransız sosyolog Michel Maffesoli ‘Göçebelik Üzerine’de, göçebeliği, ya da kendisinin tabiriyle “yolunu kaybetme sanatı”nı tarihsel, güncel, sosyolojik ve felsefik bir bakışla ele alıyor. Kitabına, “kurucu göçebelik” olarak tanımladığı, tarihin ilk yer değiştirme faaliyetlerini irdeleyerek başlayan Maffesoli, cemaatçi göçebeliğe, “profesyonel aylaklara”, modern ve postmodern hayatın göç kültürüne, sürgün olmaya ve gidilen yere entegre olmanın hususiyetlerine odaklanıyor. Bunu yaparken, göç üzerine düşünmüş sosyolog ve felsefecilerin kuramlarından da yararlanan Maffesoli, göçün basit bir yer değiştirmeden öte, insanın karmaşık varlığının bir sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Kitap , kavimler göçü gibi, dünya tarihini şekillendiren süreçlerden, günümüz dünyasını alttan alta dönüştüren modern göç pratiklerine uzanıyor.

RAMAZAN SOHBETLERİ
Ahmet Rasim, hazırlayan: Muzaffer Gökman, Kapı Yayınları, deneme,
244 sayfa

Ahmet Rasim, Türkiye edebiyatında neredeyse her konuda kalem oynatmış üretken yazarlardan. Elimizdeki kitap da, Ahmet Rasim’in 1913 yılında bir gazete için kaleme aldığı Ramazan yazılarından oluşuyor. Buradaki yazılar, Osmanlı’nın çöküş devrinde kaleme alındığı için, bol bol vatan-millet vurgusu yapıyor. Ahmet Rasim, Balkan Savaşları’nda yenilmiş Osmanlı’nın “eski güzel günlerini” özlemle anarak, sık sık Macar ovalarında at koşturan, Tuna’yı her yıl geçen Türkleri methediyor. Fakat yazılar, bundan ziyade, eski Ramazanların nasıl yaşandığıyla ilgili ayrıntılar barındırmalarıyla dikkat çekecek nitelikte. Zira kitapta, Ramazan’ın iftar sofraları, sohbetleri ve gece eğlenceleri; tiryakileri ve oruç bozanları; hatta ağızlık ve fes gibi, Ramazan ayına özgü kıyafetler ve aksesuarlara kadar birçok konu anlatılıyor.

YAŞAMIN TARİHİ
Deniz Şahin, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, bilim, 245 sayfa

Deniz Şahin, yayınevinin ‘50 Soruda’ dizisinden çıkan ‘Yaşamın Tarihi’nde, yaşamla ilgili temel bilgileri veriyor; evrenin tarihini yaşam bağlamında yeniden kuruyor. Yazar böylece, yaşamın milyarlarca yıldır süren görkemli bir hikâyesini okurlarına sunuyor. Şahin’in çalışması, yaşam ve yaşamın evrimiyle ilgili en temel bilgileri verdiği kadar, bu konularda bilimsel bir bilinç oluşturma çabasıyla da dikkat çekiyor diyebiliriz. Kitap boyunca yanıtı aranan 50 soruda, büyük patlamadan günümüze kadar geçen milyarlarca yıl içerisinde, evren, Güneş Sistemi ve Dünya’nın nasıl şekillendiği; basit moleküllerden en karmaşık yapıdaki organizmaların nasıl oluştuğu; milyarlarca yıllık evrim sonucunda yaşamın dünya üzerinde nasıl çeşitlendiği ve hangi aşamalardan geçerek günümüze geldiği gibi konuları aydınlığa kavuşturuluyor.

NİLÜFER
Ella Cara Deloria, çeviren: Cemil Büyükutku, İmge Yayınları, roman,
364 sayfa

Ella Cara Deloria’nın ‘Nilüfer’i, Dakota, ya da diğer adlarıyla Kızılderili Siu yerlilerinin yaşamı üzerine bir roman. Roman, gerçek olaylardan hareketle kaleme alınmış. Kitabı yetkin kılan hususlardan biri de, yazarı Deloria’nın da bizzat Siu yerlilerinden biri olması. İyi bir etnolog ve antropolog olan Deloria, kurgusal olarak kamp hayatını yeniden yaratarak, geleneksel Siu yaşantısını hem kayıt altına almayı hem de korumayı amaçlamış. Kitabı özgün kılan bir yön de, olayların bu tür romanlarda alışık olduğumuz anlatıcı tipleri olan savaşçılar veya din adamları yerine, bir kadının bakış açısından anlatılması. Roman, baş kahramanı Nilüfer’in sıradan gündelik hayatı ile başına gelen ilginç olaylar üzerinden ilerlerken, Dakotaların dünyasının merkezinde yatan karmaşık ve hassas akrabalık ilişkilerini betimliyor.

27 KEMİK
Jonathan Nasaw, Çeviren: Özlem Nihal Yeğengil, Pegasus Yayınları, roman, 464 sayfa

Jonathan Nasaw, gerilim romanı ‘27 Kemik’te, turistlerin gözdesi St. Luke adasında işlenen bir dizi cinayeti aydınlatma macerasını kaleme getiriyor. Kısa bir süre önce adada, sağ elleri bileklerinden kesilmiş üç ceset bulunmuştur. Polis şefi, yörenin neredeyse tek gelir kaynağını oluşturan turistleri kaçırmamak için katili bulmak zorundadır ve bu işi aydınlatması için, eski dostu ajan Pender’dan yardım ister. Yaşlı kurt Pender, şu ana kadar birçok cinayeti ortaya çıkarmıştır, fakat buradaki durum, pek de içinden çıkılır gibi görünmemektedir. Zira adadaki sapık suçlu, cinayet işleme konusunda tahammülleri zorlayan fikirlere sahiptir.

KAHRAMANLIK HİKÂYELERİ
James Baldwin, çeviren: Çiğdem Erdal, İlya Yayınevi, mitoloji, 143 sayfa

Ünlü Amerikalı edebiyatçı James Baldwin, ‘Kahramanlık Hikâyeleri’nde, dünya edebiyatında binyıllardır söylenegelen mitolojik hikâyeleri anlatıyor. Kitapta, Truva kahramanlık hikâyeleri, Antik Kuzey hikâyeleri ve Charlemagne hikâyeleri gibi ilk anlatılışlarından bu yana üç bin yıl veya daha uzun zamanın geçtiği metinler bulunuyor. Apollo’nun Parnassus’a gelişi, Alpheus ve Arethusa arasında yaşananlar, Herkül’ün seçimi, altın elma, Paris ve Helen aşkı, Elflerin hazinesi, Balmung’un demirciliği, Idun’un elmaları, Danimarkalı Ogier ile periler ve Charlemagne’nin Alpleri gün tarzıyla kaleme getirdiği bazı hikâyeler.

ZOR MÜŞTERİ
Sandra Brown, çeviren: İpek Demir, Altın Kitaplar, roman, 447 sayfa

Sandra Brown ‘Zor Müşteri’de, mesleğinde başarılı bir dedektifin, ailesinin yaşadığı büyük bir sorunla mücadele edişini hikâye ediyor. Dedektif Dodge Hanley, otuz yıl önce ayrıldığı sevgilisi Caroline King’ten bir telefon alır. Kadının dediğine göre, kızları Berry’nin bir iş arkadaşı vurulmuştur ve onu vuran kişi de Berry’nin bir diğer iş arkadaşı Oren Starks’tır. Deliller ilkin, bu olayın bir aşk cinayeti olduğunu gösterse de, durum daha karmaşıktır. Dedektif Hanley de, Houston polis merkezinde görevli Şerif Nyland’la birlikte bu durumu aydınlatmaya çalışacaktır. Bu esnada, ikili arasında beklenmedik bir yakınlaşma da yaşanacaktır.

ORHAN SUDA HALİM SPATAR MEKTUPLAR
Literatür Yayınları, mektup, 226 sayfa

Orhan Suda ile Halim Spatar, altmış yıllık dost. Bu kitapta, yazar ve çevirmen olarak birçok çalışmaya imza atmış ikilinin birbirlerine yurtdışından ve Türkiye’den yazdığı, birçok konuya değinen mektupları yer alıyor. Buradaki mektuplar, yirmi yıllık bir dönemin güncel hayatından, sanatından, edebiyatından, resminden, müziğinden, felsefesinden ve siyasetinden ayrıntılar barındırmalarıyla, önemli birer tanıklık. Türkiye’nin zor dönemlerinde entelektüel faaliyetlerde bulunmuş Suda ve Spatar’ın elimizdeki mektupları, geçen süre zarfında ülkede neyin değişip neyin hep aynı kaldığını gözler önüne sermeleriyle, dikkat çekiyor diyebiliriz.

JANTSEN’İN HEDİYESİ
Pam Cope ve Aimee Molloy, çeviren: Kemal Narin, Bilge Kültür Sanat, anlatı, 304 sayfa

Elimizdeki kitabın yazarlarından Pam Cope’un trajik bir hikâyesi var. Cope, kendini evini çekip çevirmeye adamışken, on beş yaşındaki oğlu Jantsen’in ölümüyle yıkılır. Cope olayın ardından, hızla bunalıma sürüklenir; gündelik hayatını sürdüremez hale gelir. Tam bu esnada Cope, Vietnam’daki kimsesiz çocuklara yardım etme teklifi alır. Cope’un öneriyi kabul etmesi, oğlunun ölümünden sonra yaşadığı büyük boşluğu az da olsa telafi edecek ve onun yepyeni bir hayata başlamasını sağlayacaktır. İşte elimizdeki kitap, Cope’un oğlunu kaybetmesinden, 2000 yılında Saygon’da evsiz çocuklar için bir sığınma evi kurmasına uzanan süreci anlatıyor.

TAHT OYUNLARI
George R. R. Martin, çeviren: Sibel Alaş, Epsilon Yayıncılık, roman, 847 sayfa

George R. R. Martin’in ‘Taht Oyunları’, tarihi-fantastik serisi ‘Buz ve Ateşin Şarkısı’nın ilk kitabı. Hikâye, acımasız taht oyunlarının yaşandığı soğuk bir kuzey ülkesinde geçer. Adı Yedi Krallık olan bu buzul ülkesinde, doğaüstü bir güç, burada yaşayan Starklar’ı tehdit etmektedir. Starkların başındaki Lord Eddard, halkını bu tehlikeden kurtarmak için uğraşırken, neredeyse ülkenin tümüne yayılmış komplo ve entrikaların müsebbibi Targaryen kardeşlerle de mücadele edecektir. Targaryen kardeşler, acımasız iktidar planlarıyla adım adım yol almaktadır ve Lord’un vereceği karşılık, hem halkının hem de Demir Taht’ın kaderini belirleyecektir.

CUMHURİYET DEVRİMİ DOSYASI
Halit Erdem Oksaçan, Asya Şafak Yayınları, siyaset, 423 sayfa

Halit Erdem Oksaçan ‘Cumhuriyet Devrimi Dosyası’nda, “Cumhuriyet Devrimi” olarak tanımladığı yapının siyasal ilkelerini ve sınıfsal niteliğini araştırıyor. Oksaçan, gericileşen sınıfların Kemalizmi ve “Cumhuriyet Devrimi”ni sahiplenemeyeceğini; bu sorumluluğu üstlenebilecek tek gücün işçi sınıfı olduğunu iddia ediyor. Kemalizmin tanımını yaparak kitabına başlayan Oksaçan, Kemalizmin sınıfsal yönlerini ve bu sınıfsallığın belirlediği Altı Ok yaklaşımını ele alıyor. Yazar ardından, Kemalizm ve din tartışmasına, Türk-İslam sentezci anlayışın getirdiği tezlere, “devrimci ve materyalist” şeklinde tanımladığı yaklaşımla karşılık veriyor.

Eski dostlar: Türkiye ve Sovyetler

TÜRK - RUS DİPLOMASİSİNDEN GİZLİ SAYFALAR
Mehmet Perinçek
Kaynak Yayınları, 2011, 384 Sayfa.

Genç araştırmacı Mehmet Perinçek’in son kitabı ‘Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar’ Kaynak Yayınları’ndan çıktı. Osmanlı’nın son döneminden başlayan kitapta, iki halkın kurtuluş mücadelelerinde yapılan yazışmalar ve bilgi alışverişi ağırlıklı yer tutuyor. Mehmet Perinçek, 8 yılı aşkın bir süredir Rus arşivlerinde yürüttüğü çalışmasında ülkemiz tarihine ilişkin önemli ayrıntıları gün ışığına çıkarmaya devam ediyor.
Eserde, Türk sosyalist hareketinin önderlerinden Şefik Hüsnü’nün Komintern’e sunduğu, İzmir Suikasti ve Kemalistlerin tutumuna ilişkin uzun ve detaylı bir rapor bulunuyor.
Ekim Devrimi ve Kurtuluş Savaşı diyalektiğinin hem Sovyet hem Türk önderlerce ısrarla savunulması, samimiyete dayanan iki ülke ilişkilerinin adeta güven noktasını oluşturduğu ortaya konuluyor. Stalin’in yaptığı öneri, Kurtuluş Savaşı döneminde iki ülkenin askeri hareketlerinin hangi kıstaslarla yürütüldüğünün göstergesi niteliğinde: “Bence sonsuza kadar zikzak çizerek iki taraf arasında oynamakla bir yere varılamaz, taraflardan birini, bu durumda elbette ki Azerbaycan ile Türkiye’yi kesin şekilde desteklememiz lazımdır. Ben, Lenin’le görüştüm. O da itiraz etmedi.” İngilizlerin iki ülkenin ilişkilerini bozma çabaları ise karşılıklı reflekslerle boşa çıkartılır.
Yardım alabilmek için basit ve kurnaz bir taktik olarak görülen Sovyetler’le ilişkinin, sadece savaş yıllarında değil, Kemalistlerin daha radikal uygulamalara başvurduğu 1930’lu yılların sonuna değin sıkı bir şekilde yürütüldüğü görülüyor.
Kitapta; bilim, spor ve kültür konularında okurun merakını besleyen satırlar da var. Sovyet futbol takımına uzun yıllar uygulanan ambargo, Türk Milli takımının yardıma koşmasıyla ortadan kaldırılır. Kültürel alanda ulaşılan belgeler, dostluk politikasının ilerisine gidildiğini gösteriyor. Kültür sorunu, iki devrimin nihai amaçlarından olan dünya barışına hizmet edecek bir anlayışla ele alınıyor.
Yazarın 2005’te yayımlanan ‘ Atatürk ’ün Sovyetler’le Görüşmeleri’ adlı çalışmasına, bu konudaki ilk kitap diyebiliriz. ‘Türk Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar’ bağımsız bir çalışma olmasına rağmen tamamlayıcı nitelikte. Ayrıca Komünist-Kemalist ilişkileri ve birbirine bakışları sorununda; konunun Mustafa Kemal üzerinden örnekler ve kayıtlardan tartışıldığı düşünülürse ilk kitabı incelemekte fayda var.
Ramazan Kandöken