YENİ ÇIKANLAR

YENİ ÇIKANLAR
YENİ ÇIKANLAR
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

YERALTINDA BEŞ YIL
Yaşar Ayaşlı, Yordam Kitap , anı, 414 sayfa

68 hareketinin de aktif isimlerinden olan Yaşar Ayaşlı, ‘Yeraltında Beş Yıl’da, 12 Eylül darbesine dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor. Uzun bir mahpusluk süreci yaşayan Ayaşlı, darbenin ertesinde yurtdışına kaçmak yerine, cuntaya karşı yeraltına çekilen bir grup devrimcinin içinde yer almıştı. Kitap, bu beş yıllık yeraltı mücadelesinde Ayaşlı’nın tanık olduğu işkenceleri, tutuklamaları, sokak infazlarını ve bir avuç devrimcinin bunlara karşı sergilediği büyük direnişi kaleme getiriyor. Anılarını anlatırken, darbenin gerçekleşme sebeplerine de odaklanan yazar, 12 Eylül’le nasıl hesaplaşılabileceği konusunda da yorumlarda bulunuyor.

EZBER MUTSUZLUKLARI
Muzaffer Gürboğa, Sokak Kitapları, deneme, 190 sayfa

Uzun yıllar kimya öğretmenliği yapmış Muzaffer Gürboğa’nın, yayımlanmış deneme kitapları da bulunuyor. Gürboğa elimizdeki kitabında da, yine deneme türünde kaleme aldığı yazılarıyla okurların karşısına çıkıyor. Kitaptaki denemeler, ağırlıklı olarak Gürboğa’nın mesleki birikimiyle yazılmış. Yazar, kitaba adını veren denemesinde de, bireyin yaşadığı büyük boşluğu, mutluluğun önündeki ezberleri sorguluyor. Mutsuzluğun başlıca nedeninin, bireyin, başkalarının söylediklerini, yani ikinci el ezberleri çok önemsemesi olduğunu söyleyen yazar, mutlu olmak için bireyin öncelikle kendini tanıması, keşfetmesi ve öğrenmesi gerektiğini düşünüyor.

ÇAKICI DAĞDAN İNMİYOR
Etem Oruç, Berfin Yayınları, inceleme, 293 sayfa

Etem Oruç ‘Çakıcı Dağdan İnmiyor’da, Aydın ili başta olmak üzere, Batı Anadolu’da varlık göstermiş efeleri anlatıyor. Oruç, adını bir Türkmen türküsünden alan kitabında, yörenin başlıca efelerinin izini sürerken, Türkmenliğin Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet’e uzanan bir tarihini de kaleme getiriyor. Alan araştırmalarıyla da desteklenen çalışma, iktidarlar tarafından eşkiya olarak tanımlanmış efeliğin, gerçekte baskıya, zulme karşı güçlü bir mücadele kurumu olduğunu ortaya koyuyor. Çakıcı Mehmet figürünü merkeze alarak efelik kurumunu anlamaya çalışan Oruç, halen tartışma konusu olan “Son efe kimdir?” sorusunun da yanıtını arıyor.

BİR GÖBEK DANSÖZÜNÜN SONSUZLUKLA İMTİHANI
Aslı Mertan, Everest Yayınları, şiir, 142 sayfa

Tiyatrocu Aslı Mertan’ın, ‘Ayşegül Kanada’da’ ve ‘Yine Ne Oldu’ adlı, sahnelenmiş oyunları bulunuyor. ‘Bir Göbek Dansözünün Sonsuzlukla İmtihanı’ da, Mertan’ın bir hikâyeyi, şiire dökmesi sonucu ortaya çıkmış. Mertan’ın kitabından bir bölüm şöyle: “Yarın sabah tekrar doğsam / Daha çok sevecek mi beni / Gözleri fırtınalı çerkez kaynanam / Evler kaçacak mı gene benden / Zalim olacak mı ellerim yine / Saçlarım sarı, gözlerim mavi / Yüreğim ıssız olacak mı? / Başıboş bir ıslık gibi / Bir çift hırçın kanat / Dinmeyen bir yağmur gibi / Bir türlü uyuyamıyorum / Kıvrak sözler bulup buluşturup / Dar gelirli bir boğazdan / Çağıldayarak geçiyorum”

BRÜKSEL’DE BİR KÜRT KADINI
Doğan Ceren, Doz Yayınları, biyografi, 448 sayfa

Doğan Ceren ‘Brüksel’de Bir Kürt Kadını’nda, Diyarbakırlı Cemilpaşazadeler ailesinden Pervin Cemîl’in hayatını anlatıyor. Kadri Cemîl Paşa ve Ekrem Cemîl Paşa gibi isimler çıkarmış Cemilpaşazade ailesi, Kürt ulusal mücadelesinde önemli bir yere sahip. Kitap bir anlamda, söz konusu ailenin tarihini, Pervin Cemîl’in uzun yılları kapsayan siyasî mücadelesi üzerinden inceliyor. Pervin Cemîl’in çocukluğu ve gençliği, Cemil Paşa ailesine ilişkin anıları, düşünceleri ve mücadelesi gibi konuların yer aldığı çalışma, kökleri Diyarbakır’a uzanan; Suriye, Afrika ve Belçika’da hayatını sürdüren bir kadın aktivistin hikâyesi olarak da okunabilir.

ÖLÜM TANIĞI
Nora Roberts, çeviren: Ahu Ayan, Epsilon Yayıncılık, roman, 437 sayfa

Nora Roberts, polisiye-gerilim romanı ‘Ölüm Tanığı’nda, daha önceki kitaplarından bilinen Teğmen Eve Dallas’ın yeni bir macerasını sunuyor. Dallas bu sefer, tiyatro sahnesinde yaşanan bir cinayeti çözmeye çalışmaktadır. Oyun, Agatha Christie’nin ünlü eseri ‘Beklenmeyen Şahit’in uyarlamasıdır ve öldürülen de, romandaki Leonard Vole’yi canlandıran Richard Draco’dur. Yalnız işler, göründüğü gibi kolay değildir. Zira cinayet sebebi romandaki gibiyse, oyundaki herkes suçlu durumdadır. Fakat Dallas, öldürülen aktörün genç ve güzel kadınları baştan çıkaran biri olduğunu ve bir kadının, bu durumdan hiç hoşnut olmadığını ortaya çıkaracaktır.

KUTSAL RAHİBE
Christian Jacq, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitap, roman, 295 sayfa

‘Kutsal Rahibe’, Christian Jacq’ın ‘Tanrıların İntikamı’ adlı serisinin ikinci romanı. Jacq, serinin ilk kitabında, büyük bir komployla karşı karşıya kalan Kel isimli kahramanının, gizemli bir papirüsün şifresini çözmeye çalışarak masumiyetini kanıtlama çabasını hikâye etmişti. Yine M. Ö. 528’de geçen bu ikinci romanda da, Kel’in sevdiği kadını kurtarma mücadelesi hikâye ediliyor. Suçsuzluğunu ispat etmeye çalışan Kel’in güvenebileceği tek insan, rahibe Nitis’tir. Fakat Nitis, kötü niyetleri olan kişiler tarafından kaçırılmıştır. Kel şimdi, kendini aklama çabasını bir yana bırakarak, sevdiği kadını kurtarmak için elini çabuk tutmalıdır.

Ekonominin ahvali

TÜRK EKONOMİSİNDE DEĞİŞİM
Bartu Soral
Kırmızı Kedi Yayınevi
2011
128 sayfa.

Türkiye ekonomi deyince rant, repo, faiz, borsa, döviz beşlisini konuşmaya alıştırıldı. Büyüme diye diye kalkınma unutuldu, unutturuldu. Üretim, yatırım, istihdam, ar-ge, refahın tabana yayılması, gelir dağılımı adaleti, vergi reformu, bölgesel eşitsizlik göz ardı edildi. Sonuçta ekonomi, dışarıdan gelen sıcak paraya bağımlı, kırılgan, yüksek cari açıkla birlikte büyüyen bir döngü içine girdi. Yapısal sorunlara dikkat çeken, kamucu- toplumcu çözümler öneren yetkin uzmanların ve örgütlerin sesleri de bu süreçte kasıtlı olarak bastırıldı.
Bartu Soral, işte bu yapısal sorunlara dikkat çeken önemli iktisatçılardan biri. Son kitabı ‘Türk Ekonomisinde Değişim’ adlı çalışmasının omurgasını, kısa adı USİAD olan Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği için hazırladığı ekonomi raporu oluşturuyor. Özellikle kalkınma iktisadı ve finans krizleri konusundaki uzmanlığıyla bilinen, Türkiye’nin önde gelen holdinglerinde yöneticilik ve Birleşmiş Türkiye Kalkınma Programı’nda müdürlük yapmış olan Soral, kitabında kapsamlı çözüm önerileri sıralıyor. Türk ekonomisinin genel seyrini, Milli Mücadele sonrasında uygulanan ekonomi politikalarını anımsatarak başlıyor söze. Ekonomideki tarihi evreleri sıralarken dış ticaret, kur ile dış ticaret arasındaki ilişki, dış borç, sabit yatırımlar, özelleştirme ve seçenekler, vergi sistemi, finansal serbestiye ilişkin kararlar, ödemeler dengesi, cari açık, likidite ve bankacılık sistemine ilişkin saptamalarını sıralıyor. 

Vergi reformu şart
Dış dünyadaki krizleri, yönelimleri, arayışları da anlatan Soral, stratejik planlamanın önemine dikkat çekiyor. Kapsamlı bir vergi reformu öneriyor. KOBİ’lere yönelik bütüncül bir bakış açısı getiriyor. Tarım, sanayi ve bankacılık sektörlerini derinlemesine inceliyor. Alternatif politikalar geliştiriyor. Türkiye’deki pek çok sorunun kaynağında yer alan bölgesel eşitsizliği gidermek için de çareler arıyor.
Soral, tablo ve grafiklerle desteklediği çalışmasında ekonomi politikalarının yatırımı, üretimi, kalkınmayı desteklemesi, dışa bağımlılığı azaltması, işsizliği aşağı çekerek gelir dağılımı bozukluğunu gidermesi gerektiğini belirtiyor.

AŞKI GİYİNEN ADAM
Nazlı Eray, Doğan Kitap, roman, 304 sayfa

Nazlı Eray’ın ilkin 2001’de yayımlanan ‘Aşkı Giyinen Adam’ı, on yıl aradan sonra yapılan beşinci baskısıyla, yeniden raflardaki yerini aldı. Eray, 2002 Yunus Nadi Ödülü’nü kazanan romanında, yine kendine has bir kurmaca atmosfer yaratıyor. Burada, Dürmev Abla’nın tarot kartları ve bu kartlardan çıkıp kendi öykülerini anlatan karakterler yer alıyor. Bunların içinde, Eddie Fisher, Elizabeth Taylor ve Debbi Reynolds gibi ünlü isimler de bulunuyor. Koyun kelleleri Peyami ile İdris ve bir cinayete kurban gidip, doğaüstü bir şekilde yeniden dirilen yaşlı anne ve kızı ise, romana kendi tuhaf ve komik hikâyeleriyle dahil olan diğer karakterler.

NIJURA, Jenny-Mai Nuyen
çeviren: Firuzan Gürbüz, Pegasus Yayınları, roman, 464 sayfa

Jenny-Mai Nuyen ‘Nijura’da, Nill isimli karakterinin, kötülerin ellerine geçirdiği Elf tacını kurtarma çabasını hikâye ediyor. Yarı Elf, yarı insan bir genç kız olan Nill, kendi duygusal iniş-çıkışlarıyla boğuşurken, sihirli Elf tacının çalındığını öğrenir. Elf tacı, tarihte ilk kez, bir insan-kralın eline geçmiştir. Fakat bu kral, güç hırsıyla sarhoş olmuştur ve taca sahip olması, onun tehlikeli iktidarının sınırlarını belirsiz kılmaktadır. Bataklık Elfleri, tacı kurtarması için Nill’den yardım ister. Kişisel dertlerine gömülmüş Nill ise, henüz seçilmiş kişi olduğunun farkında değildir. Oysa o, büyük kurtarıcı Nijura’nın ta kendisidir.

GÜLERYÜZLÜ SOHBETLER
Mehmet Güleryüz, Ayrıntı Yayınları, söyleşi, 192 sayfa

‘Güleryüzlü Sohbetler’, Mehmet Güleryüz’ün 1990’larda, bir kadın dergisi için yaptığı röportajlardan oluşuyor. Burada, aralarında sanatçıların, yazarların ve iş adamlarının da bulunduğu ve şu an kimisi hayatta, kimisi aramızdan ayrılmış, toplam yirmi bir kişiyle yapılmış söyleşiler yer alıyor. Abidin Dino, Alev Alatlı, Ara Güler, Avni Arbaş, Aziz Nesin, Canan Beykal, Güler Sabancı, Komet, Neş’e Erdok, Nilüfer Göle ve Şakir Eczacıbaşı, Güleryüz’ün söyleşilerine katılan isimlerden birkaçı. Güleryüz’ün, en yenisinin on beş yıl öncesine tarihlendiği röportajları, geçen yirmi yılı aşkın zaman zarfında ülkede yaşananların derli toplu bir kaydı.

ÇİN’İN SOSYOLOJİSİ
Jean-Louis Rocca, çeviren: Arzu Nilay Kocasu, İletişim Yayınları, sosyoloji, 143 sayfa

Çin, gerek tarihi gerek sahip olduğu özgün yapısıyla, sürekli ilgi odağı olan ülkelerden. Fransız sosyolog Jean-Louis Rocca da, ‘Çin’in Sosyolojisi’nde, sosyal bilimlerin araçlarını kullanarak Çin toplumunun özgüllüklerini çözümlüyor. Rocca’nın çalışması, bu devasa ülkedeki toplumsal tabakalaşmayı; bireylerin ve toplulukların pratik ve imgelerini; doğrudan toplumsal ilişkileri ve sergilenen iktidar ilişkilerini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Rocca bu incelemeyi yaparken, “Çin’in demokrasi açığı nasıl anlaşılabilir” ve “Siyasal iktidarla toplum arasındaki bu ikircikli ilişkilerin içeriği ne?” gibi hayati soruların da yanıtını arıyor.

KIRILGAN SONSUZLUK
Melissa Marr, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Artemis Yayınları, roman, 370 sayfa

Daha önce yayımlanan ‘Lanetli Sevgili’ adlı kitabıyla hatırlanacak Melissa Marr, elimizdeki romanı ‘Kırılgan Sonsuzluk’la, başkahramanı Aislinn’in yeni bir aşk macerasıyla okurun karşısına çıkıyor. Ölümlü bir insan olan Seth’in yolu, günün birinde peri Aislinn’le kesişir. Genç adam, bu ölümsüz periyi gördüğü ilk anda âşık olmuştur. Öte yandan Aislinn, artık perileri yöneten bir Kraliçe’dir ve bu yüzden de, onu hedefleyen entrikaların da sonu yoktur. Şimdi iki âşık, etraflarını tümüyle sarmış acımasız kanunların ve kötücül perilerin üstesinden gelmeye çalışmaktadır. İki gencin başarısı, aynı zamanda dünyanın kaderini de belirleyecektir.

HAKİKATİ ARAYAN KADIN
Fatima Martin, çeviren: Neşe Urumdaş, Kaknüs Yayınları, roman, 464 sayfa

Viyanalı Fatima Martin, eğitim yaşamı ve akademik kariyerinde Doğu ve İslam’la ilgilenirken Müslümanlığı seçti. Martin’in kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak yazdığı elimizdeki romanı, Avrupa’nın göbeğinde doğup büyümüş Lena adlı bir genç kızın Müslüman olma sürecini hikâye ediyor. Viyana’da yaşayan, orta sınıfa mensup doktora öğrencisi olan Lena, hayatında büyük bir boşluk yaşamaktadır. Genç kadının bu dönemde, tez çalışması için İstanbul’a yaptığı yolculuk, onun hayatını tümüyle değiştirecektir. Burada tasavvufla tanışan Lena, Mevlânâ’nın öğretilerine hayran kalacak, İslamiyet’i keşfedecek ve hayatını yeni baştan düzenleyecektir.

HAYATIMIZDAKİ EKONOMİ
Julie A. Nelson, çeviren: Didem Kizen, Yapı Kredi Yayınları, iktisat, 123 sayfa

Julie A. Nelson ‘Hayatımızdaki Ekonomi’de, genelde insanın kontrolü dışında işlediği söylenen ekonomik hayatı, ahlaki değerler ve insan ilişkileri ekseninde tartışmaya açıyor. Ekonomi ve etik ilişkisini irdeleyen Nelson, ekonominin bedensel tedarikle ilgisine kadar gidip Adam Smith’in öne sürdüğü mekanik imgeyi ele alıyor ve çağdaş popüler ve akademik tartışmalara dek ekonomi tarihinin izini sürüyor. Nelson buradan, sosyal bilimlerin, ekonomi ve etiği entegre etme çabalarına, kendi cephesinden katkıda bulunuyor. Yazar bunu yaparken de, ekonomiyi bir makine olarak tanımlayıp, etik alanın dışına itmeye çalışan anlayışlarla hesaplaşıyor.

Bir aşk ve imparatorluk destanı

SARİ İLDİZ
Ahmet Özgüneş
İnkaş Yayınları
257 sayfa.

Bugünümüzü anlamanın yolu geçmişimizi tanımaktan geçer”, sözünün karşılığı gibi ‘Sari İldiz’ romanı… Ahmet Özgüneş, dünya güzeli bir Çerkez kızının, Kafkaslar’dan Osmanlı Sultanı’nın İstanbul’daki sarayına oradan da Selanik’e dek uzanan yaşamöyküsü ile Selanik’in önde gelen bir ailesinin hikâyesini anlatıyor. Yazar, 19. yüzyılın son çeyreğinden başlayarak Osmanlı İmparatorluğu’nun çevresinde dönen iç ve dış kaynaklı dolapları, politik oyunları ve bu arada yükselen milliyetçilik akımlarını da sürükleyici bir kurguyla aktarıyor.
‘Sari İldiz’, farklı okumalara açık bir roman… Bir yandan çok güzel bir kadının baş rolde olduğu bir aşk ve güçlü bir kadının gelişiminin hikâyesini anlatırken öte yandan devrin politik oyunlarından ve tarihi kişiliklerinden ilginç detaylar eşliğinde bahsediyor. İngilizlerin ve Rusların Osmanlı topraklarının peşinde giriştikleri kıyasıya savaşın ardında petrol kaynaklarına erişmek olduğunu, oysa devrin aydın Osmanlı ileri gelenlerinin dahi petrolün öneminden bi- haber olduğunu görüyoruz örneğin. Saray çevresinde yaşanan debdebeli yaşamın aksine Anadolu ve Balkan halkının çektiği sıkıntılar ve bu arada örneğin Doğu illerinde azınlıkların yaşamaya başladığı sıkıntılar da ucu günümüze dek uzanan büyük sorunların nasıl doğduğunu gözümüzün önüne seriyor. 

Tarafsız bir anlatım
Ancak bu romanın asıl olarak merkezinde yatan mesele ise Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa medeniyetlerinin yükselmesine zıt bir şekilde gerilemesine ve yıkılmasına neden olan etmenleri anlatmasında yatıyor. Pozitif bilimlerde, sanatta ve hukukta giderek gelişen Batı’nın aksine dinin katı kurallarından kopamayıp, laik bir sisteme geçemediği için bilim, sanat ve hukukta bir gelişmenin aksine giderek gerileyen Osmanlı, merkezi Padişah yönetiminin bireysel özgürlükleri ortadan kaldıran yapısının da etkisiyle sonunda çöküyor. Yalnızca cahil halkın değil, padişahın bile dini liderlerin elinde nasıl oyuncak olduğunu ve şeriatı kendilerine siper etmiş çıkar grupları nedeniyle, devlet tarafından nasıl sürekli yanlış kararlar alındığını çarpıcı bir biçimde aktaran roman, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde yaşanan politik gerilimleri tarafsız ve hoş görülü bir gözle anlatıyor.