Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar

Aydan Üstkanat

Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

Mutlu olmak için bu yemekleri yemeli

YAP + YE =
MUTLU OL!
Aydan Üstkanat
Okuyan Us Yayınları
2011, 305 sayfa.

“Fransız mutfağının üç sırrı vardır” diyor Yemek Stilisti ve Yemek Yazarı Aydan Üstkanat, “Tereyağı, tereyağı ve tereyağı!” Herhalde aynı soruyu kendisine sorsak bize vereceği cevap şu olurdu: “Zeytinyağı, zeytinyağı, zeytinyağı!”
Doğma büyüme Egeli olan Aydan Üstkanat’ın bu tercihine şaşmamak gerekir. Bununla birlikte Aydan Üstkanat’ın lezzet serüveni sadece Ege ve zeytinyağı ile bitmiyor. Dünyanın farklı yerlerinde deneyimlediği damak tatlarını birikimi ile birleştirerek yepyeni reçeteler ortaya çıkaran yazar, bu reçetelerini ‘Yap + Ye = Mutlu Ol!’da birleştirerek okuyucuya sunuyor.
Aydan Üstkanat yeni kitabında en sevdiği temel tariflere ve tamamen kendisine ait olan yeni reçetelere yer vermiş. Kitaptaki reçetelerin ortak özellikleri “yapınca kolay, yiyince çok lezzetli” olmaları. Her reçete Aydan Üstkanat’ın objektifinden fotoğraflarla daha bir albeni kazanmış. Ayrıca kitabın grafik tasarımı ve uygulaması da aslında bir art direktör olan Aydan Hanım’a ait. 

Sadece bir yemek kitabı değil!
Kitapta kahvaltılıklardan başlangıçlara, mezelerden çorbalara, ana yemeklere, hamur işlerine, tatlı-tuzlu kurabiyelere, tatlılara ve içeceklere kadar uzanan geniş bir yelpazede onlarca reçete bulunuyor. ‘Yap + Ye = Mutlu Ol!’da sadece reçetelerin yer aldığı bir yemek kitabı değil. Kitap , her yemek türü için pratik fikirler, mutfak aletlerinin kısaca tanıtımı, zeytinyağ, tuz ve baharat seçiminde yardımcı olacak bilgilerden de yoksun bırakılmamış. Kitaptaki konsept ve menü belirleme ipuçları ile sofra düzeni bilgileri, reçeteleri denedikten sonra arkadaşlarınızla paylaşmak isterseniz elinizden tutacak bölümler.
Siz de yemek yapmaktan ve daha da ötesi bu yemekleri sevdiklerinizle yemekten mutlu oluyorsanız ‘Yap + Ye = Mutlu Ol!’ mutfağınızda bulundukça sizi mutlu edecek bir kitap.


ÖLÜM KORİDORU
Hamit Kankılıç, söyleşi: Fırat Aydınkaya, Avesta Yayınları, söyleşi, 207 sayfa

İnsana uygulanan şiddetin nasıl acımasız ve pervasız noktalara varabileceğinin en iyi örneği, kuşkusuz Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlardır. Elimizdeki kitap, Hamit Kankılıç’ın bir dönem bulunduğu bu vahşet üssünde tanık olduğu çıldırma anlarını okurlara sunuyor. Kankılıç’la yapılan söyleşi, zamanla önemsizleştirilen bu cezaevinde yaşananları, yani bir anlamda unutulmaya terk edilen hakikati yeniden günyüzüne çıkarıyor. 1980 Haziranında siyasî düşüncelerinden dolayı tutuklanıp cezaevine konan Kankılıç, Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırıldı. Kankılıç, tam yirmi yıl boyunca çeşitli cezaevlerinde yattı.

TÜRK
Margaret Meserve, çeviren: Asiye Koray Bendon, APRIL Yayıncılık, inceleme, 552 sayfa

Margaret Meserve nitelikli çalışması ‘Türk’te, Batı Türkleri, Hazarlar, Oğuzlar ve Selçuklular gibi, Osmanlı öncesi Türki halkları tanımlayarak, Rönesans tarihçilerinin kullandığı Geç Antik dönem ve Ortaçağ kaynaklarını inceliyor. Bunu yaparken, “Osmanlı” ve “Türk” kelimelerini birbirlerinin yerine geçebilecek şekilde kullanan yazar, Rönesans, Ortaçağ, Osmanlı, Türk ve İslam konularını araştırmasının merkezi olarak tasarlıyor. Türklerin kökenlerinin nereye uzandığını ve onların uzak tarihlerini irdeleyen kitabın, aynı zamanda Batı ve Doğu, Hıristiyanlık ve İslam konusundaki tartışmalara yeni katkılarda bulunduğunu da söyleyebiliriz.

KÜLTÜR VE İKTİDAR
David Swartz, çeviren: Elçin Gen, İletişim Yayınları, sosyoloji, 424 sayfa

Sosyoloji profesörü David Swart, ‘Kültür ve İktidar’ başlıklı elimizdeki kitabında, Pierre Bourdieu’nün sosyolojik araştırmalarını çok yönlü bir okumaya tabi tutuyor. Swartz, sosyolojik bilgiye dair üst-kuram, kültürel eylem kuramı (Habitus), iktidar mücadelesi alanları, toplumsal sınıflar ve iktidar mücadelesi, toplumsal eşitsizlik ve entelektüel alanlar gibi, Bourdieu’nün katkıda bulunduğu belli başlı konuları ve tartışmaları ele alıyor. Çalışma, 20. yüzyılın en önemli sosyologlarından olan Bourdieu’nün dünyasını, kavramlarını ve kuramsal itirazlarını yetkin bir şekilde ortaya koyduğu gibi düşünürün bazı çelişkilerine de işaret ediyor.

FİLMLER VE RÜYALAR
Thorsten Botz-Bornstein, çeviren: Cem Soydemir, Metis Yayınları, sinema , 207 sayfa

Thorsten Botz-Bornstein, ilginç çalışması ‘Filmler ve Rüyalar’da, Freud’un rüya kuramını film çalışmalarına uyguluyor. Yazar incelemesini, Andrey Tarkovski, Ingmar Bergman, Aleksandr Sokurov, Stanley Kubrick ve Wong Kar-Wai gibi sinema tarihinin önemli yönetmenleri üzerinden yapıyor. Film çalışmalarında rüya kuramına başvururken, rüyaları estetik ifadeler olarak ele alan Botz-Bornstein, adı geçen yönetmenlerin, bu ifadeleri nasıl geliştirdiklerini irdeliyor. Rüyaların, farklı şekillerde kullanabildikleri bir “rüya zamanı”na sahip oldukları ve böylece rüyaların filmlerle bünyevi benzerlikler taşıdığı, yazarın dikkat çeken tezlerinden.

SAKIN KIMILDAMA
Margaret Mazzantini, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Doğan Kitap, roman, 291 sayfa

Margaret Mazzantini’nin ‘Sakın Kımıldama’ adlı bu romanı, geçmişle girişilen trajik bir yüzleşmeyi hikâye ediyor. Roman, başarılı cerrah Timoteo’nun yaşadıkları üzerine kurulmuş. Günün birinde Timoteo’nun çalıştığı hastaneye, motosiklet kazasında ağır yaralanmış bir kız getirilir. Fakat on beş yaşındaki bu hasta, Timoteo’nun kızı Angela’dan başkası değildir. Hayatındaki en önemli varlığı kaybetme korkusuyla yüz yüze gelen doktor, kızına günah çıkarır gibi, geçmişinde yaşadığı ve sonu trajediyle biten bir aşkı anlatmaya koyulur. Doktorun monologu, onun hayatı başka bir gözle görmesini ve acılarının az da olsa azalmasını sağlayacaktır.

TEN VE İZ
David Le Breton, çeviren: İsmail Yerguz, Sel Yayınları, psikoloji, 143 sayfa

Fransız antropolog ve sosyolog David Le Breton, araştırmalarını beden ve riskli tavırlar antropolojisi üstüne yoğunlaştırmış, ayrıca sessizlik ve yürüyüş gibi daha kişisel temalarla da ilgilenmiş. Biz kendisini, Türkçe’ye daha önce kazandırılan ‘Yürümeye Övgü’ ve ‘Acının Antropolojisi’ adlı kitaplarıyla biliyoruz. Le Breton, elimizdeki kitabı ‘Ten ve İz’de de, herhangi bir ruhsal rahatsızlık yaşamayan insanların kendilerine neden zarar verdiklerini araştırıyor. İnsanın mantıklı ve rasyonel bir varlık olmayabileceğini söyleyen Le Breton, bedene bilinçli zarar vermenin, eski kabilelerden çağdaş toplumlara değin izlediği seyri anlatıyor.

DEĞİŞEN KAFALAR
Thomas Mann, çeviren: Kasım Eğit ve Yadigar Eğit, Can Yayınları, roman, 124 sayfa

Thomas Mann ‘Değişen Kafalar’da, güçlü bir dostluğun, aşkın acımasız sınavından geçişini hikâye ediyor. 12. yüzyıldan kalma bir Hint efsanesinden esinlenen Mann’in romanı, farklı kastlardan gelen çelimsiz Şridaman ile yakışıklı Nanda arasındaki sarsılmaz dostlukla açılıyor. Birbirlerini düşkünlük derecesinde seven ikili, günün birinde güzeller güzeli Sita’yla karşılaşacak; gençlerden Şridaman da, bu genç kadınla evlenecektir. Kısa bir süre sonra üç kişi, beraber bir yolculuğa çıkar. Fakat bu yolculuk, üç kişilik bir aşka doğru yol almaya başlayacaktır. Bu tehlikeli ilişki, karakterlerin dostluğunu ve aşklarını sınavdan geçirecektir.