Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

MADDESİZ
André Gorz, çeviren: Işık Ergüden, Ayrıntı Yayınları, inceleme,
111 sayfa

Siyasi ekolojinin önemli düşünürlerinden André Gorz, kapitalizmin, kaynakları akıldışı kullanması yüzünden dünyanın yıkıma doğru gidişini eleştiren tavrıyla bilinir. Gorz’un elimizdeki çalışması da, yine benzer bir eleştiriden hareketle, gün geçtikçe maddilikten çıkan ve sanal alemin içinde dönüp dolaşan paranın aldığı yeni biçimleri irdeliyor. Düşünür, bu yeni yapıda sermayenin nasıl ele avuca sığmaz bir nitelik kazandığını ve böylece insanı nasıl kendine esir hale getirdiğini gözler önüne seriyor; ayrıca bu yeni yapıdan kurtulmak ve dolayısıyla insanı yeniden özneleştirmek için neler yapılabileceği konusunda önerilerde bulunuyor.

HAYALETGÖREN
Friedrich Schiller, çeviren: Bilge Uğurlar ve Türkis Noyan, Can Yayınları, roman, 142 sayfa

Ünlü Alman oyun yazarı ve şair Friedrich Schiller’in tek roman denemesi olan ‘Hayaletgören’, Venedik’te bir Alman prensinin yaşadığı sıradışı olaylara dayanır. İçine kapanık ve melankolik bir insan olan prens, ülkesinden ayrılarak, kimsenin kendisini tanımadığı Venedik’e gelir. Fakat bu şehir, kısa bir süre sonra prensi baştan çıkaracak; onu gizemli olayların içine çekecektir. Artık prensin sessiz sakin bir hayat yaşaması mümkün değildir. Schiller’in, okültizm, spiritizma, ruh çağırma motifleriyle zenginleştirdiği romanı, kendisinden sonraki yazarlar tarafından edebiyat sahnesine sıklıkla taşınmasıyla, öncü bir eser olarak kabul ediliyor.

ENFEKSİYON
Scott Sigler, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, E Yayınları, roman, 421 sayfa

Scoot Sigler’ın ‘Enfeksiyon’u, tehlikeli bir parazitin tüm insanları kontrolüne geçirdiği kıyametimsi bir Amerika’da geçer. Ülkenin farklı bölgelerinde insanlar, belirsiz bir nedenden dolayı çıldırarak birer katile dönüşmektedir. Bilim insanlarına göre bunun başlıca nedeni, insanların vücudunun daha önce hiç rastlanmamış türde bir parazitle enfekte olmasıdır. Bu arada, sevmediği bir işte ömür tüketen ve eski bir Amerikan futbolu yıldızı olan Perry Dawsey de, parazitlerin sıradaki hedefi olmuştur. Bedenindeki anormalliklerle baş etmeye çalışan Dawsey, kendisini, acımasız cinayetler işlemesi için zorlayan parazitlerle mücadele edecektir.

ELENİ’NİN KIZI HALİME
Ferda Bozoklar Ardalı, Şenocak Yayınları, roman, 250 sayfa

Ferda Bozoklar Ardalı ‘Eleni’nin Kızı Halime’yi, aile büyüklerinin yaşadıklarından yola çıkarak kaleme almış. Ardalı burada, 19. yüzyılın sonlarında Girit’ten Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmış Ahmet Celal ile onun çocukluk aşkı Eleni’nin başından geçenleri anlatıyor. Osmanlı’nın gün geçtikçe güç kaybettiği bu tarihte, Ahmet Celal ve ailesinin Girit’teki mutlu günleri sona ermektedir. Şimdi Ahmet Celal, ailesi ve sevdiği kadın Eleni ile birlikte, göçün hüzünlü yollarına koyulmak zorundadır. İki sevgili, Anadolu’daki acımasız savaşa, 1922 İzmir yangınında yaşananlara rağmen, mutlu bir geleceğe dair umutlarını kaybetmemeye çalışacaktır.

KESTANE KRAL
N. D. Wilson, çeviren: Ebru Sürmeli, Remzi Kitabevi, roman, 397 sayfa

N. D. Wilson’ın, ilkgençlik çağı çocukları için kaleme aldığı ‘100 Dolap’ üçlemesi, fantastik maceralardan oluşuyor. Wilson burada, bilinen bazı efsaneleri, bugünün Kansas’ında yeniden canlandırıyor. Üçlemenin başkahramanı ise, seyahat kitapları yazarı anne ve babası Güney Amerika’daki bir bisiklet gezisi esnasında kaçırılan ve bunun ertesinde teyzesi Dotty’nin yanında yaşamaya başlayan on iki yaşındaki Henry York’tur. Henry’nin maceralarının merkezi, her biri birer fantastik dünyaya açılan kapakların bulunduğu bu evdir. Üçlemenin son kitabı ‘Kestane Kral’ da, Henry ile inatçı kuzeni Henrietta’nın yeni fantastik maceralarından oluşuyor.

LİDER ÖYLE OLMAZ, BÖYLE OLUR
Sevinç Engin, Doğan Kitap, iş dünyası, 493 sayfa

Sevinç Engin ‘Lider Öyle Olmaz, Böyle Olur’ adlı elimizdeki kitabında, liderlik kuramını ve liderlik becerilerini ele alıyor. Türkiye ’den ve dünyadan birçok liderle yapılan söyleşiler ile farklı isimlerin kaleme aldığı, liderlik konusunun irdelendiği makalelerden oluşan kitap, liderlerin başarılı olmak konusunda ne yaptıklarını açıklıyor ve liderlik uygulamalarını destekleyen temel ilkeleri araştırıyor. Kitap bu yönüyle, bilhassa iş dünyasında varlık gösterenlere, liderlik mücadelesinin temel amacının ne olduğu, liderlik becerilerinin nasıl geliştirilebileceği ve değişen şartlara nasıl uyum gösterilebileceği konularında öneriler sunuyor.

ÖZGÜRLÜK YOLUNDA BİTMEYEN KOŞU
İhsan Tayhani, Kaynak Yayınları, biyografi, 320 sayfa

İhsan Tayhani ‘Özgürlük Yolunda Bitmeyen Koşu’da, Kıbrıs tarihinde önemli bir figür olan Rauf Denktaş’ın hayatını anlatıyor. Tayhani’nin, Denktaş’ın anılarından ve tanıklık ettiği tarihi süreçlere dair anlatımlarından hareketle yazdığı kitap, Denktaş’ın çocukluk ve ilkgençliğini, bir dönem üstlendiği başsavcılık görevini, Federasyon Başkanlığı dönemini, Londra toplantısındaki konumunu, Kıbrıs’ta yeni devletin kuruluş sürecindeki çalışmalarını, adadaki ilk seçimlere katılmasını ve Türkiye’nin gerçekleştirdiği 1974 Kıbrıs Harekatı’ndaki tavrını ele alıyor. Kitap, Denktaş’ın hayatı üzerinden, adanın yakın tarihinin panoramasını çiziyor.

MUTFAKTAN SOFRAYA
Serdar Şahinkaya, İmge Yayınları, yemek, 176 sayfa

Serdar Şahinkaya ‘Mutfaktan Sofraya’ adlı elimizdeki kitabında, klasik yemek tariflerini vermek yerine, hayattan zevk almanın özgün bir biçimi olarak yemek yapmayı anlatıyor. Şahinkaya’nın yemek üzerine yazıları, yemek yapmanın aslında eğlenceli, heyecanlı, huzurlu ve dinlendirici bir etkinlik olduğunu gösteriyor. Yazarın, çocukluğunun geçtiği İzmir’de şeker bayramlarındaki baklava imecesini anlatarak başladığı kitabı, Türkiye’nin bazı bölgelerindeki lezzetlerin de izini sürüyor. Şahinkaya bunun yanı sıra, çiftlik çipurası, İzmir usülü enginar dolması, kurutulmuş biber dolması, limon kabuğu rendeli dil tavası, bardak tatlısı ve asma yaprağında sardalye gibi bazı ilgi çekici yemek tarifleri de veriyor. Kitap, yemek yapma meraklıları için olduğu kadar, sofra muhabbetini sevenlerin de ilgisini çekebilecek nitelikte.

DEMİR KÖPRÜ
Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, roman, 106 sayfa

Hatırlanacağı gibi Kâmuran Şipal, ‘Sırrımsın Sırdaşımsın’ adlı romanıyla 2011 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanmıştı. Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Demir Köprü’ ise, Şipal’ın 1998’de yayımlanan ilk romanı. Roman, doğup büyüdüğü kente yıllar sonra dönen bir adamın, uçak yolculuğu esnasında çocukluğuna doğru yaptığı bir yolculuk üzerine kurulu. Kahramanımız, uzun yıllardır yüreğinin derinliklerine gömdüğü çocukluğuna, belleğini zorlayarak ulaşmaya çalışırken, bir anlamda geçmişi ve şimdisiyle de hesaplaşacaktır. Hikâyenin merkezinde de, dokunaklı bir anne-oğul ilişkisi vardır. Bu ilişki, aradan geçen uzun zamana rağmen, eksikliğini her daim hissettirmektedir. Şipal’in, karakterinin bu trajik yolculuğunu, kendine has yoğun ve etkileyici üslubuyla kaleme getirmesi, kitabı ayrıca ilgi çekici kılıyor.

EN KARANLIK KUŞ
Joel Rose, çeviren: Sevinç Kayır, İthaki Yayınları, roman, 488 sayfa

Joel Rose imzalı ‘En Karanlık Kuş’, ünlü şair ve yazar Edgar Allan Poe’yu hikâyenin en kritik karakteri olarak kurgulayan bir tarihi polisiye. Roman, New York’ta, Marry isminde bir kadına ai t cesedin bulunmasıyla açılır. 1841’de işlenen bu cinayeti çözmesi için görevlendirilen kişi de, başarılı çalışmaları neticesinde emniyet müdürlüğüyle taltif edilen Jacob Hays’tir. Hays, katilin izini sürerken, beklenmedik duraklara uğrar. Onun önemli uğraklarından biri, şehrin en karanlık, suça batmış bölgesidir. Hays’in yolu burada, ünlü ozan Edgar Allan Poe’yla kesişir. Emniyet Müdürü, Mary’nin azılı katilinin izine ulaşmak amacıyla, Poe’nun şiirlerindeki ipuçlarını yakalamaya çalışır. Fakat çok geçmeden Hays, şairin kendisinden şüphelenmeye başlar. Umutsuz romantik şair, bu acımasız cinayetin en öne çıkan şüphelisidir.

ÇAĞIMIZIN TELLÂLI
Adalet Ağaoğlu, İş Kültür Yayınları, oyun, 301 sayfa

Adalet Ağaoğlu, Cumhuriyet dönemi edebiyatının en önemli modern klasiklerinden biri. Yazarın radyo ve sahne oyunlarını romanları, öykü, deneme kitapları ve günlükleri izledi. Elimizdeki kitapta da, Ağaoğlu’nun 1952-1971 yılları arasında yazdığı ‘İki Kişi Arasında’, ‘Vakitsiz Misafir’, ‘Yaşamak’, ‘Evimizin Saatleri’, ‘Karabataklar’ ve ‘Köpeğin Ölümü’ adlı radyo oyunları ile ‘Gitme Kal’ isimli bir radyo skeci yer alıyor. Bilindiği gibi, bir dönemin en önemli yayım aracı olan radyoda, arka plandaki ses efektlerinden yararlanılarak bazı tiyatro oyunları sunuluyordu. Zamanında oldukça ilgi çeken bu oyunlar, dinleyicilerin tiyatro beğenisinin gelişmesine önemli katkıda bulunmuştu. Kitapta, Ağaoğlu’nun ilk kez bir araya getirilen bu oyunlarının yanı sıra, yazarın “Radyo Günleri”ni anlattığı bir yazısı da yer alıyor.


Çöken Bir Düzen Üzerine

CUMHURİYET’İN İLK/SON YÜZYILI
Enver Aysever-Orhan Gökdemir
Destek Yayınevi
2011, 232 sayfa.

Destek Yayınları tarafından yayınlanan “Cumhuriyet’in İlk/Son Yüzyılı”, Orhan Gökdemir ile Enver Aysever’in, Türkiye’nin bir tür yirminci yüzyıl serüvenini değerlendirdikleri ve “çöken bir düzeni” tartıştıkları kitabın adı. İki yazar Kemalist (Modern) Cumhuriyet’in çözülmesi ve yeni bir düzene dönüştürülmesi sürecini farklı bakış açılarıyla irdeliyor.
Orhan Gökdemir, Cumhuriyet’in eskisiyle ilgili eleştirilerin sığ ve yetersiz olduğunu, yüzyıllık tarihin neredeyse bir tek kavrama “askeri vesayet”e sıkıştırıldığını söylüyor. Bu dönüşümü sadece AKP ’ye bağlamanın doğru olmadığını AKP’nin Cumhuriyet’in tasfiye sürecinde sadece final vuruşu yapan gerici bir örgütlenme olduğunu belirtiyor.
Yazarlar, “Çöken Bir Düzen Üzerine Tartışmalar” alt başlığındaki kitabı üç bölümde tartışıyorlar;
1-Cumhuriyetin Eskisi, Yenisi
2-Bağımsız Bir Cumhuriyetin İmkânları,
3- Nereye gidiyoruz?
Gökdemir’in sözleriyle bu kitapta, yeni cumhuriyetimizin, bir başka deyişiyle ılımlı İslam cumhuriyetinin kısa hikâyesini okuyacağız.
Kitapta, Kemalist Devrim’in Osmanlı’dan aldığı miras göz önünde bulundurularak, devrimin eleştirisi yapılmaya çalışılıyor. Gökdemir, “Devrimler doğası gereği sancılı süreçler doğurur ve mağdurlar yaratır. Ve hiçbir devrim yarattığı mağduriyetler üzerinden tartışılamaz, eğer tartışılırsa karşı devrim ataktadır.” diyerek Kemalist Devrim’in hakkını teslim ediyor.
Enver Aysever ise, “Osmanlı’nın Aydınlanmaya ihtiyacı var mıydı?” diyerek, ilginç sorular ortaya atıyor.
Yaşadığımız dönemden dolayı, belki de her zaman olduğundan daha fazla kavram karmaşası yaşıyoruz. Bu kavramlara nesnel yaklaşımın, toplumsal iletişim açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bu kitap, bu kavramları yeniden gözden geçirmemize olanak sağlıyor.
Gökdemir, “Nereye Gidiyoruz?” başlığında yaşadığımız süreci Kemalizm’e karşı Atatürkçülük diye tanımlayıp, yakın siyasi tarihten örnekler vererek tartışıyor. Yine aynı başlık altında, Aysever, Türk solunun Kemalizm’le olan ilişkisini Kürt hareketi üzerinden inceliyor.
Sonuç olarak; yazarlar Kemalist Cumhuriyet’in ılımlı bir İslam cumhuriyet’ine dönüştürüldüğü kavşakta, kimi önemli saptamalar yaparak kimi sorun ve tartışma alanlarına eğiliyorlar. Bu önemli tarihsel dönemeç hakkında yapılan yeni bir çalışma olarak dikkate alınmaya değer bir kitap.
Sevim Kahraman