Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

ANLAM PAZARI
Ahmet Bilge, Aram Yayınları, öykü, 84 sayfa

‘Anlam Pazarı’, siyasî bir davadan müebbet cezaya mahkum olup hâlen Elbistan Kapalı Cezaevi’nde bulunan Ahmet Bilge’nin ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Bilge buradaki öykülerinde, iktidarları, zihniyetleri, sistemleri ve inançları, tarihi bir kurguyu da gözeterek anlatıyor. Fantastik bir dünyada geçen kitaba adını veren öykü de, gizemli güçlere sahip Kâhin Muşhutu ile yaşamaya değer hiçbir gerekçesi kalmamış Udirris isimli karakterler üzerine inşa edilmiş. Kâhin’in telkinleriyle Udirris, “inanç iksirini” içer ve hayata bağlılığını yeniden kazanır. Fakat güçlü bağlılığı onu, tahmin edemeyeceği tehlikeli ve aşırı duraklara da savuracaktır.

OSMANLI’DA SOSYALİZM, TÜRKÇÜLÜK VE İTTİHATÇILIK
İ. Arda Odabaşı, Kaynak Yayınları, inceleme, 359 sayfa

İ. Arda Odabaşı ‘Osmanlı’da Sosyalizm, Türkçülük ve İttihatçılık’ta, Osmanlı’da 1908-1918 arasında yaşanmış Meşrutiyet döneminde ortaya çıkmış Türkçülük-Milliyetçilik ve Sosyalizm gibi başlıca akımları ele alıyor. Yazar söz konusu akımları da, bunların ilk temsilcilerinden biri olduğunu söylediği Rasim Haşmet Bey’in hayatı ve eserleri üzerinden ele alıyor. Rasim Haşmet Bey’in ilk Türk sosyalistlerinden biri olmasına karşın yeterince tanınmadığını savunan Odabaşı, Meşrutiyet Selanik’indeki Sosyalizm, Türkçülük ve İttihatçılık akımlarını; Selanik Sosyalist İşçi Federasyonu’nu ve Rasim Haşmet Bey’in hayatını ve çalışmalarını anlatıyor.

HEY GİDİ DÜNYA HEY
Ali Kocatepe, Doğan Kitap , anı, 569 sayfa

Söz yazarı, besteci, yorumcu ve müzik yapımcısı Ali Kocatepe, Türkiye pop müzik tarihinde önemli bir yere sahip. Hatırlanacağı gibi kendisinin, bu kitaba adını veren bestesinin yanı sıra, “Dönme Dolap”, “Meskenim Dağlar”, “Ben Sana Vurgunum”, “Melankoli” ve “Heyamola” gibi beğeniyle dinlenmiş besteleri bulunuyor. İşte Ali Kocatepe elimizdeki kitabında, 48 yıllık müzik yolculuğunda başından geçenleri anlatıyor. Kocatepe burada, ailesini, çocukluk ve ilkgençlik dönemini ve müzik dünyasında tanıştığı Fecri Ebcioğlu, Sezen Aksu, Nükhet Duru, Bülent Ortaçgil, Cenk Koray, Ajda Pekkan ve Tanju Okan gibi isimlere dair anılarını paylaşıyor.

LA PAIX
Metin Cengiz, Şiirden Yayınları, deneme, 132 sayfa

Metin Cengiz, şiirlerinin yanı sıra, şiir üzerine kaleme aldığı çok sayıda inceleme yazısıyla da bilinen bir isim. ‘La Paix’ başlıklı elimizdeki çalışma da, Cengiz’in şiire ve hayata odaklanan denemelerinden oluşuyor. Yazar burada, şiirle dil, sanat, futbol, tanrıtanımazlık, şehir, savaş, alkol ve varoluş arasındaki ilişkiyi sorgularken, tarih, öteki sorunsalı, toplumsal önderlik, yalan ve hakikat ilişkisi, şehir hayatı ve sanatın sorunları gibi hayatta önemli yer tutan konuları irdeliyor. Okurlarıyla, alkol üstüne aforizmalarını da paylaşan Cengiz’in kitabı, şiirin ve hayatın temel sorunları üzerine düşünmek isteyenlere hitap ediyor.

TÜRKİYE’DE TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİ
Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel, Destek Yayınları, sosyoloji, 240 sayfa

İki yazarlı elimizdeki kitap, Türkiye’nin en temel toplumsal sorunu olan töre ve namus cinayetlerini sosyolojik bir bakışla inceliyor. İki yıllık süre içinde, kırk iki ceza tevkif evinde doğrudan bu tür suçları işleyen 224 kişi ile görüşülerek hazırlanan kitap, bu sorunu anlamak ve çözmek için çare arayanlara önemli bir katkı sunuyor. Kitap, töre ve namus cinayetlerinin hukukla olan ilişkisini; toplumsal değerlerin ve normların bu konudaki rolünün ne olduğunu; bu cinayetlere neden olan düşüncede kadına karşı nasıl bir ayrımcılık olduğunu ve bu cinayetlerde kadına karşı şiddeti meşrulaştıran temel parametrelerin ne olduğunu ortaya koyuyor.

GÖZLERİ ALAN YAMAÇTAKİ KAR IŞILTILARINDA
Davut D. Fen, E Yayınları, roman, 558 sayfa

‘Köpük ve Kıvılcım’ ile ‘Kıyıya Vurmak’ adlı romanları bulunan Davut D. Fen, elimizdeki son romanında, doğayla iç içe geçmiş, Anadolu’nun uzak bir coğrafyasında yaşayan insanların hayatını hikâye ediyor. Kitabın yazarı, Orman İşletmesi’nde uzun yıllar memurluk, daha sonra şeflik görevlerinde bulunmuş; ayrıca sendika yöneticiliği de yapmış bir isim. Yazarın, bir anlamda mesleğinde yaşadığı deneyimler ile buradaki inişili çıkışlı günlerinden hareketle kaleme aldığı elimizdeki roman, uzak bir coğrafyayı, bu coğrafyada yaşayan insanların günlük ilişkilerini ve orman işletmelerindeki bürokrasi çıkmazını, yalın bir dille kaleme getiriyor.

OLUMSUZLA OYALANMA
Slavoj Zizek, çeviren: Hakan Gür, İmge Yayınları, felsefe, 437 sayfa

Radikal solun ünlü düşünürlerinden Slavoj Zizek, ‘Olumsuz Oyalanma’ isimli bu kitabında, günümüzdeki milliyetçilik ve etnik çatışmaların yarattığı sorunları felsefeye, özellikle de Alman idealizmine geri dönerek çözmeye koyuluyor. Bunun için, ilk başta Kant ve Hegel üzerinden bir ideoloji kritiğini ortaya koyan Zizek, söz konusu ideoloji kritiğini, bugünün toplumunun dinamiğini ortaya dökecek bir yöntem olarak tasarlıyor. Postmodern düşünürlerin aksine, Kant ve Hegel’i sahiplenerek onların görüşleri ekseninde günümüz felsefe ve siyasetini yorumlamaya koyulan Zizek, görüşlerini opera ve kara film de dahil, pekçok ilginç örnekle besliyor.

Gezgin profesörden bir tutam dünya

BİR TUTAM DÜNYA
Orhan Kural
Han Yayıncılık
2011, 132 sayfa.

Türkiye’de gezi yazarlığının en önemli temsilcilerinden olan Prof. Dr. Orhan Kural yine yerkürenin farklı coğrafyalarını anlattığı bir kitap çıkardı. ‘Bir Tutam Dünya’ adlı kitapta, Kural’ın son bir yıl içinde gerçekleştirdiği geziler anlatılıyor. Kural, şimdiye kadar ismini hiç duymadığımız ülkeleri ‘Bir Tutam Dünya’da anlatıyor. Afrika’da acımasız Hutu kabilesinin yıllarca yönettiği Burundi, Orta Asya’da adı hiç duyulmayan Buryat Cumhuriyeti, Sibirya’nın doğa harikası cennet bahçesi Baykal Gölü, İngiltere’nin güneyindeki Viking adası Jersey, Himalayalar’daki Sıkkım, futbol takımıyla bilinen Trinidad Tobago, otuz bin bakireye sahip kralın ülkesi Swaziland, Papua Yeni Gine gibi ülkeler Kural’ın gözünden Türk okuyucusuyla buluşuyor. Türkiye’nin modern Evliya Çelebi’si olarak adlandırılan Kural’ın Han Yayınları’ndan çıkan kitabı iki yüz otuz iki sayfa. On altı ilginç fotoğrafın bulunduğu kitap, bir tutam dünyayı okuyucularla buluşturuyor. Kural, şimdiye kadar iki yüz on altı ülke gezerek bir rekora imza atarken, halen Türkiye Gezginler Kulübü’nün kurucu başkanlığını sürdürüyor.

KANSERE ÇÖZÜM VAR!
kolektif, Hayy Kitap, sağlık, 364 sayfa

Onkoloji uzmanından beslenme uzmanına, biyofizikçisinden nükleer tıpçısına, iç hastalıkları uzmanından din psikoloğuna ve kimya mühendisine kadar birçok bilim insanının katkıda bulunduğu ‘Kansere Çözüm Var!’, güncel bilimsel veriler ve son tedavi teknolojileri ışığında, kansere çözüm bulmaya odaklanıyor. Kitapta, Türkiye’deki kanserle savaş çalışmaları; kanser çeşitlerine göre tedavi yöntemleri, çocuklarda kanserin nasıl önlenebileceği; hangi kanserde hangi bitkinin kullanılacağı; elektromanyetik alanlar ve kanser; GDO gıdaların kansere etkisi ve kanser tedavisinde psikolojik yaklaşımın nasıl olması gerektiği gibi konular ele alınıyor.

CAN ÇEKİŞEN BİR MESLEK ÜZERİNE SON NOTLAR
Haluk Şahin, Say Yayınları, medya, 175 sayfa

Gazeteciliğiyle olduğu kadar, medya incelemeleriyle de bilinen Haluk Şahin, ‘Can Çekişen Bir Meslek Üzerine Notlar’da, gazeteciliğin içine düştüğü krizi değerlendiriyor. Gazeteciliğin sonunun gelip gelmediği, yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde yanıtı aranan sorulardan biri. Teknolojik gelişmelerin yanı sıra, Türkiye’de gazeteciliği krize sokan diğer bir etken de, iktidarların basın camiası üzerinde kurdukları muhtelif baskılar. Şahin burada, krizin çetelesini tutuyor, kimi zaman sert eleştirilerde bulunuyor ve bu olumsuz durumun, bir gazeteci, bir akademisyen ve bir birey olarak kendisini ne şekilde etkilediğini dile getiriyor.

ZİHİNSEL KURTULUŞ
Jiddu Krishnamurti, çeviren: Pınar Atik, Omega Yayınları, deneme, 143 sayfa

Jiddu Krishnamurti’nin, ‘Zihinsel Kurtuluş’ta yer alan ve bireysel bağımsızlığı ele aldığı sekiz konuşmasını, 1955 yazında, California’nın Ojai vadisinde halka açık bir mekânda yapmış. Bir konuşmasında, “Bağımsız olmak, yozlaşmamış, masum, tüm geleneklerden, dogmalardan, fikirlerden, başkalarının ne dediğinden kopmuş olmak demektir.” diyen Krishnamurti, önemli olanın, insanın koşullandırılmış olan; toplumun, dinin, çeşitli etkilerin, izlenimlerin, anıların ürünü olan bilincin tüm içeriğini kendisi için anlaması olduğunu belirtiyor. Düşünür, okurlarını, hayatını kuşatan tüm koşullandırmaları anlamaya ve onlardan kurtulmaya davet ediyor.

KAYIP SABAH
Gabriela Adameşteanu, çeviren: Leila Ünal, Yapı Kredi Yayınları, roman, 437 sayfa

Gabriela Adameşteanu’nun, Romanya edebiyatının önde gelen eserlerinden biri olarak kabul edilen ‘Kayıp Sabah’ı, ülkesinin 1. Dünya Savaşı’ndan Çavuşesku diktatörlüğünün son yıllarına uzanan dönemini anlatıyor. Bu süreci, üç kuşağın yaşadıkları ekseninde hikâye eden Adameşteanu, karakterlerinin kişisel serüveni ekseninde Romanya yakın tarihinin dönüm noktalarını kaleme getiriyor. 20. yüzyıl Romanya’sının çalkantılı tarihinin bir panoraması olarak okunabilecek roman, renkli kişiliğiyle merkezi bir rol üstlenen Vica Delca adlı karakteriyle olduğu kadar, toplumun farklı kesimlerini temsil eden tiplerin gerçekçiliğiyle de dikkat çekiyor.

TOPLUMSAL BELGECİ FOTOĞRAF VE FİKRET OTYAM ÖRNEĞİ
Merter Oral, Espas Yayınları, inceleme, 200 sayfa

Fikret Otyam’ın, 1953 yılında Anadolu’ya yaptığı bir kamyon yolculuğu, onun, daha sonra kendisiyle özdeşleşecek gezi röportajcılığını başlatan süreç olacaktı. Otyam, gezi röportajlarının yanı sıra, toplumsal belgeci fotoğraflarıyla da, Anadolu’nun sorunlarını aktarmış ve bu konuda toplumsal duyarlılık yaratmıştı. İşte Merter Oral’ın elimizdeki nitelikli çalışması, Otyam’ın fotoğraf çalışmalarını, toplumsal bilinç yaratma yönleriyle inceliyor. Toplumsal belgeci fotoğraf kavramını tanımlayarak kitabına başlayan Oral, ardından, bir toplumsal belgeci fotoğraf ustası olarak Otyam’ın çalışmalarını, detaylı bir bakışla analiz etmeye koyuluyor.

ANADOLU’DA GALATLAR VE GALATYA TARİHİ
Mehmet Ali Kaya, Çizgi Kitabevi, tarih, 396 sayfa

Mehmet Ali Kaya elimizdeki kitabında, şu ana kadar hak ettiği ilgiyi görememiş bir medeniyeti, İ. Ö. 278/7 yılında Anadolu’yu istila eden Galatları ve onların adıyla anılan ülkeleri Galatya Eyaleti’ni konu ediniyor. Kitabına, Galatların kökenini araştırarak başlayan Kaya, ilk üç bölümde Galatların Anadolu’yu istila edişini ve kendi adlarıyla anılan ülkelerinin, bir Roma valisinin yönetimine bağlı kılındığı İ. Ö. 25 yılına kadar olan dönemini ele alıyor. Galatya Eyaleti’nin tarihi; eyaletin idari, ekonomik, etnik yapısı ve Galatların inançları, gelenekleri ve sosyo-politik durumları, kitapta karşımıza çıkan ilginç konulardan birkaçı.

ÖLMEDEN ÖNCE GÖRMENİZ GEREKEN 1001 RESİM
editör: Stephen Farthing ve Erkan Doğanay, Caretta Yayınları, resim, 960 sayfa

‘Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim’, okurlarını sanat tarihinde keyifli ve bilgilendirici bir yolculuğa çıkarıyor. M. Ö. 1420-1375 yıllarında yapılmış “Havuzlu Bahçe” isimli duvar resmiyle başlayan kitap, sanat tarihinde ortaya konmuş en iyi resimlerin izini sürdükten sonra, 2010 yılında Mary Heilmann tarafından yapılan “Günbatımı Rüyası” isimli eserle son buluyor. Kitabın sayfalarında Leonardo da Vinci’den Michelangelo’ya, Caravaggio’dan Goya’ya, Picasso’dan Van Gogh’a pek çok sanatçının en önemli eserlerine yer verilmiş. Dünyanın farklı ülkelerinden 83 sanat eleştirmeninin, yazılarıyla kitaba katkıda bulunduğunu da belirtelim.

Pontus macerasının dünü ve bugünü

PONTUS MACERASI
Hadiye Yılmaz
Tarihçi Kitabevi
2011, 244 sayfa.

Milli Mücadele döneminde yaşanmış iç isyanların en uzunu olan Pontus İsyanı TBMM Hükümeti’nin en çetin sınavlarından biri olmuştu. İsyanın Batılı devletlerden gördüğü destek, teşkilatlanmanın boyutu, kapsadığı coğrafyanın genişliği ve son olarak Pontusçuluğun bugün de canlı tutulmaya çalışılması gibi özellikler bu isyanı nitelik olarak diğer isyan hareketlerinden ayırmış ve bir “mesele” haline getirmiştir. Hadiye Yılmaz’ın ‘Pontus Macerası’ adlı eseri, bu büyük isyanın başlangıcı ve Pontusçu çetecilerin faaliyetlerinin yanı sıra günümüzdeki Pontusçuluk faaliyetlerini de içeren kapsamlı bir çalışma olarak raflarda yerini aldı. ‘Pontus Macerası’, ülkemizin belli başlı arşivlerinde bulunan belgelere ve aynı zamanda ilk kez yayımlanan iki de rapora yer veriyor.
Pontus Meselesi Türkler ile Pontusçular’dan çok İtilaf Devletleri’yle Türklerin arasında cereyan eden bir mesele olarak kendini göstermiş ve Lozan Antlaşması’yla çözüme kavuşturulmuştu. Ne var ki, 1940’larda Yunan basınında çıkan yazılar, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra Türkiye aleyhine gerçekleştiren faaliyetler, özellikle 1990’lardan itibaren “soykırım hâlâ devam ediyor” sloganlarıyla düzenlenen yürüyüşler ve en önemlisi de Yunanistan’ın 19 Mayıs’ı Pontus Soykırımını Anma Günü ilan etmesi ne yazık ki, Pontusçuluk fikrinin günümüzde yaşatılıyor olduğunu defalarca gözler önüne serdi. 

Pontus macerası ya da gerçekler
2011’de resmi bir ziyaret için Atina’ya gelen Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan için verilen yemekte Yunanistan Cumhurbaşkanı Papulyas “Ermenistan ve Yunanistan’ın büyük acılar çektiğini ve Türklerin bu iki millete katliam yaptığını tüm dünyaya ilan etmesi” Yılmaz’a göre 1920-1923 yılları arasında yaşanan olayların uzantısından başka bir şey değil. Hadiye Yılmaz, kitabında Pontus macerasının hangi düşünceyle ortaya çıkarıldığını, Pontusçu çetelerin nasıl kurulduğunu ve faaliyetlerini izliyor. Kitapta da üç başlık altında açıklanan iddialarla yola çıkan Pontusçular, Doğu Karadeniz’de bir Pontus-Rum Devleti kurmak için faaliyetlere başlamış, Doğu Karadeniz’de çeteler kurarak Ankara Hükümeti’yle üç yıl boyunca silahlı çatışmaya girmişti. Rumlar da Ermeniler gibi 1921’de tehcir edildi. Rumlar neden tehcir edilmişti? Tehcirde ve tehcirden sonra bu Rum vatandaşlara ne olmuştu? İşte tüm bu soruların cevapları da ‘Pontus Macerası’nda…
Emre Tomruk