Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

ARAP ÜLKELERİNİN
YAKIN TARİHİ
Borisoviç Lutskiy, çeviren: Turan Keskin, Yordam Kitap , tarih,
367 sayfa

Sovyetler Birliği’nin, Modern Arap tarihinde önde gelen uzmanlarından olan Borisoviç Lutskiy’in, Arap ülkelerinin 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan tarihine odaklanan bu kitabı, Rus ya da Sovyet literatüründe modern dönemde, Arapların sistematik tarihinin yazılmasına yönelik ilk girişim. Marksist-Leninist bakış açısıyla kitabını yazan Lutskiy, Avrupalı güçlerin kolonyal politikalarını şiddetle eleştiriyor ve onların Doğu’daki varlıklarını bir şer olarak tanımlıyor. Yazarın, Arap halklarının kendilerini Türk paşalardan ve Avrupalı sömürgecilerden kurtarmak için verdikleri mücadeleyi coşkulu bir üslupla anlatmasının en önemli nedeni de bu.

MUTLULUK HAYALLERİ: SOSYAL SANAT VE FRANSIZ SOLU
Neil McWilliam, çeviren: Esin Soğancılar, İletişim Yayınları, sanat, 571 sayfa

Sanat ve sanat tarihi profesörü Neil McWilliam ‘Mutluluk Hayelleri’nde, radikal çevrelerde ön plana çıkışı 1830’lara denk gelen sosyal sanat kavramını, Fransız sol hareketinin belli başlı akımları üzerinden inceliyor. McWilliam, sosyal sanatın 19. yüzyılda, edebiyat ve görsel sanatlardaki radikal girişimleri kışkırtan hayati bir unsur haline geldiğini belirterek, bu dönemde ortaya çıkan görsel sanatların eleştirel analizini siyaset kuramı ve sanat eleştirisine başvurarak yapıyor. Yazar böylece sosyal sanatı, Saint-Simon ile izleyicileri, Fourieristler ve cumhuriyetçiler gibi çeşitli politik grupların stratejileri bağlamında inceliyor.

ODESA ÖYKÜLERİ
İzak Babel, çeviren: Ergin Altay, Can Yayınları, öykü, 374 sayfa

‘Odesa Öyküleri’, Rus Yahudisi yazar İzak Babel’in toplu öykülerinin ilk cildi. Burada, Babel’in erken dönem öyküleri, doğduğu Odesa’ya dönüşünde kaleme aldığı öyküleri ve 1925-1938 arasında kaleme aldığı ve çocukluğu ile gençliğinden izler taşıyan otobiyografik öyküleri yer alıyor. Kitap bu yönüyle, Babel’in kısa öykü alanındaki yetkinliğini gözler önüne seriyor. Babel, hem ilk dönem öykülerindeki naif hem de olgunluk dönemindeki daha karmaşık ve parlak öykülerinde, Rus sosyal yaşamının kendine has yönlerini, ustaca gözlemlerle anlatıyor ve fahişelik, ergen hamileliği ve kürtaj gibi yaşadığı toplumda tabu kabul edilen konuları işliyor.

KÜLLER
Ilsa J. Bick, çeviren: Barış Emre Alkım, DEX Kitap, roman, 361 sayfa

Ilsa J. Bick, cehennemi bir dünyada geçen ‘Küller’de, bir felaketin ardından hayatta kalmaya çalışan bir avuç insanın yaşadıklarını anlatıyor. Dünya çapında yaşanan bu afetin ardından, bilgisayarla çalışan tüm cihazlar yok olur, milyarlarca insan hayatını kaybeder. Geriye kalanlarsa ya zombilere dönüşür ya da büyük bir değişim geçirerek insani vasıflarını kaybeder. Hayatta kalan nadir insanlardan olan Alex’in yolu, Afganistan’daki askerlik görevinden yeni dönmüş Tom ve ailesini kaybetmiş sekiz yaşındaki Elli’yle kesişir. Yaşamak için gıda ve barınak aramaya koyulan üçlü, zombiler ve değişim geçirmiş insanlarla da mücadele edecektir.

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER TARİHİ
Orhan Gökdemir, Destek Yayınları, siyaset, 384 sayfa

Bilindiği gibi Türkiye , “faili meçhul” cinayetler ülkesi. Orhan Gökdemir bu kitabında, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze, bir “tarz-ı siyaset” olarak cinayetleri araştırıyor. Çalışma en çok, eski deyişle katl, yenisi ile cinayetin, mutlaka bir “siyaset” yapış tarzına tekabül ettiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz. Kitap, Osmanlı’da işlenen cinayetlerle açılıyor ve bu dönemin öne çıkan infaz tarzlarını ele alıyor. Yazar, Cumhuriyet dönemindeki cinayetleri de, 33 Kurşun olayı ile Sabahattin Ali’nin katli üzerinden anlatıyor. Gökdemir ardından 27 Mayıs sonrası, 1980 sonrası ve 1990 sonrası faili meçhul cinayetlere uzanıyor.

EKOLOJİK YAŞAM REHBERİ
Selen Özarslan Aktar, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 138 sayfa

Selen Özarslan Aktar, nitelikli çalışması ‘Ekolojik Yaşam Rehberi’nde, ev temizliği, bebek-çocuk bakımı, alternatif enerji kaynaklarının kullanımı ve ev hayvanlarının bakımı gibi birçok detay üzerinden ekolojik bir hayatın nasıl yaşanabileceğini araştırıyor. Kitap, küresel ısınmadan çocuk hastalıklarındaki artışa kadar geniş bir yelpaze içerisinde, bir tek ailenin bile yapacağı değişikliğin, insanın, dünyanın ve diğer canlıların hayat kalitesinde nasıl büyük gelişmelere vesile olabileceğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Bu bilgilendirici ve zevkli çalışma, kendini sınırlamadan, keyifli bir çevreciliğin olabileceğini gösteriyor.

SANAT VE FOLKLOR
Malik Aksel, Kapı Yayınları, folklor, 366 sayfa

Malik Aksel’in bütün eserlerinin beşinci cildi olan elimizdeki kitap, kendisinin sanat ve yazı hayatının bir özeti olarak düşünülebilir. Zira çalışma, Aksel’in 1933-1976 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarından oluşuyor. Aksel yazılarında, resim sanatını ve bu sanatın Türkiye’de Tanzimat’tan sonraki gelişme safhalarını; Cumhuriyet’in ilk yirmi yılında Ankara’daki sanat hayatını; eski sanatların estetiği ve hayatımızdaki yerini; folkloru, halk hikâyelerini ve halk resmini anlatıyor. Kitapta bunun yanı sıra, dergi sayfalarında unutulmaya terk edilmiş, Malik Aksel’le yapılmış röportajlar da yer alıyor.

Brecht, Me-Ti ve felsefe…

ME-Tİ ÖZDEYİŞLER KİTABI
Bertolt Brecht
Çeviri: Ahmet Cemal
Kaldıraç Yayınevi
2011, 216 sayfa.

Bertolt Brecht’in ‘Me-ti’, benim yapmış olduğum bir çeviri, ve bir çevirmenin kendi çevirisi üzerine birkaç satır yazmasını tuhaf karşılayanlar olabilir. O yüzden bir noktayı hemen başta belirtmek istiyorum: Ben, bu satırları söz konusu kitabın çevirmeni olarak değil, fakat bir okuru kimliğiyle kaleme alıyorum. Sonuçta bir kitabın çevirmeninin aynı zamanda onun en titiz okuyucularından biri olması gereği, çevirinin başarısı açısından bir koşul sayılmak gerekirse-ki, ben bunun böyle olması gerektiğine hep inandım! -, o zaman benim burada kendime biçtiğim kimliğin de yadırganacak bir yanının bulunmaması gerekir.
Kaldı ki, ben burada, ‘Me-ti’nin bir okuru olarak, farklı bir yakınmayı dile getirmek niyetindeyim. ‘Me-ti’nin Kaldıraç Yayınları tarafından yapılan bu son baskısı, hafızam beni yanıltmıyorsa eğer, benim çevirim ile çıkan eserin dördüncü basımı oluyor. Önceki bütün basımların önsözlerinde bu eserin, Brecht’in çok önemli bir yanını yansıttığını ve gerek sanatsal gerekse politik görüşlerini sürekli felsefe ile temellendirmeyi ne kadar önemsediğini gösterdiğini olabildiğince açık ve ayrıntılı bir ifadeyle dile getirmeye çalışmıştım. 

Brecht’in klişeleşme tehlikesi
Brecht’in Türkiye’de özellikle altmışlı yılların sonundan başlayarak yaygınlaşması sırasında, sürekli olarak ‘devrimci bir sanatçı’ olmasının öne çıkarılmış, buna karşılık bu kimliğe felsefe ile ne kadar sağlam yoğrulmuş bir düşünce dünyasının temel alındığının yeterince vurgulanmamış oluşu göz önünde tutulduğunda, belki de bu ilgisizliğin normal karşılanması gerekir. Ancak, Marksist estetiğin ve felsefenin güçlü bir temsilcisi olan Brecht’in bu niteliklerinin yeterince önemsenmemesi, ülkemizde Brecht estetiğinin diyalektik temellerinden yoksun kılınarak donmuş klişelere dönüşmesi tehlikesini beraberinde getirmiştir.
‘Me-ti’, Brecht’in, Rusya’daki büyük devrimin gerçekleşme aşamalarını İsa’nın doğumundan çok öncelere uzanan bir süreç içersinde Çin felsefesini temel alarak tarihteki yerine oturtma girişimidir. Kitabın bir özdeyişler mozayiği halinde düzenlenmiş oluşu, okura söz konusu devrimin aşamalarına yönelik eleştirel bir yaklaşımın yollarını açması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yöntem sayesinde okur, karşısında etkin ve temelini yalnızca düşünce üretmekte bulabilecek bir okuma eylemini bulmaktadır. Ahmet Cemal

HERKES İÇİN MATEMATİK
ÇOK KOLAY!
Kjartan Poskitt, çeviren: Esma Fethiye Güçlü, Timaş Yayınları, hobi, 160 sayfa

Kjartan Poskitt’in ‘Herkes İçin Matematik Çok Kolay!’ı ile asıl hedeflediği okurlar, içinde sayıların olduğu sınavlarda başarısız olanlar. Poskitt, işlemlerle arası iyi olmayanların çoğunlukla, başlangıçta çok önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırdıklarını ve böylece işlemin devamında bocaladıklarını belirtiyor. Yazar bunun önüne geçmek için öncelikle, toplama işleminden başlayarak her işlemin aslında birbiriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kitabı zevkli kılan bir husus da, bir odayı boyamak için ne kadar boyaya ihtiyaç duyacağımız ya da bir seyahatin ne kadar süreceğini planlamak gibi günlük işlemler konusunda pratik bilgiler vermesi.

SEÇME ŞİİRLER
Gerard Augustin, çeviren: Eray Canberk, Metin Cengiz, Başak Aydınalp ve Müesser Yeniay, Şiirden Yayınları, şiir, 78 sayfa

Elimizdeki kitap, Fransa’nın yaşayan en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilen Gerard Augustin’in seçme şiirlerinden oluşuyor. Augustin şiirlerinde, imgenin olanaklarını zorlayarak bireyin varoluşsal sorunlarını merkeze alıyor. Augustin’in ‘Uykusuz Özgürlük’ isimli şiirinden bir alıntı: “Uykusuz özgürlük / bengi yağmuru koklayan ve / okulun kapısına yaslanmış bu adam gibi / az konuşan ve dahi az susan o / siyahi bluz’ların arasında / ve kırmızı düğme belki bir kenar şeridi / biricik devadır çağa karşı / özgürlük / çekip giden gemilerin bir felsefesi vardır / bir yerlerde Akdeniz yükseliyor / ve yeri düşçülere teslim ediyor (...)”

WEIMAR CUMHURİYETİ’NDEN GÜNÜMÜZE FOTOĞRAF AJANSLARININ FOTOJURNALIZME KATKILARI
Merter Oral, Espas Yayınları, fotoğraf, 136

Kimilerinin, gerçek anlamda ilk modern kültür olarak tanımladığı Weimar Cumhuriyeti, birçok soruna kaynaklık etmesine rağmen, aynı zamanda avangard sanat akımlarının epeyi canlı olduğu bir dönemdi. Merter Oral elimizdeki kapsamlı çalışmasında, avangard sanat akımlarının geliştiği bu dönemin, dolaylı olarak fotojurnalizmin doğduğu ortama da katkıda bulunduğunu söylüyor. Oral burada, savaşın yarattığı demografik hareketlilik ertesinde ortaya çıkan yeni bir tür fotoğrafçı kadrosunu, bu kadronun katılımıyla meydana gelen fotoğraf ajanslarını ve söz konusu ajansların modern fotojurnalizmin doğuşuna ne gibi katkılar sunduğunu irdeliyor.

RUSYA VE RUSLAR
Geoffrey Hosking, çeviren: Kezban Acar, İletişim Yayınları, tarih,
901 sayfa

Rusya tarihi profesörü Geoffrey Hosking, elimizdeki oylumlu kitabında, Rus ve Rusya tarihini, erken dönemden 2001’e uzanan geniş bir zaman aralığında araştırıyor. Hosking çalışmasında, imparatorluk öncesi Rusya ve Rus İmparatorluğu’nun başlangıcı; çalkantılı 17. yüzyılda imparatorluğun sıkıntılı inşası; Büyük Petro ile Rusya’da başlayan Avrupalılaşma süreci; emperyal kriz dönemi; Ekim devrimi; Sovyet toplumunun bilinçlenmesi; devrim ütopyasının çöküşü ve düşüşü gibi konuları anlatıyor. Rusya’nın siyasî, tarihi ve iktisadi değişimlerini çok yönlü bir şekilde ele alan kitap, bu özgün ülkeyi yakından tanımak isteyenler için iyi bir kaynak.

YEMEK SAVAŞLARI
Laura A. Jana ve Jennifer Shu, çeviren: Cengizhan Elmas, İmge Yayınları, yemek, 335 sayfa

İki yazarlı ‘Yemek Savaşları’, çocukların hayat boyu sürdürebilecekleri sağlıklı beslenme alışkanlıklarını geliştirmelerine yardımcı olmasıyla, bilhassa çocuk beslenmesiyle ilgili sorunlar yaşayan ebeveynlere hitap ediyor. Bilen bilir, çocuk beslenmesi, ebeveynler için sürekli bir sıkıntı haline işaret eder. Kitabı bu yönüyle özgün kılan husus, çocukların yemek zorunda oldukları ve tüketmek istedikleri gıdalar arasında gerçekçi bir orta yol bulmaya yardımcı olması. Kitap, çocukların beslenmeyle ilgili özel ve inatçı durumları için, çocuğun iştahını artırmaktan sofrayı hazırlamaya kadar birçok pratik ve bilgilendirici öneri barındırıyor.

MİLLİ TARİHİN İNŞASI
hazırlayan: Ahmet Şimşek ve Ali Satan, Tarihçi Kitabevi, tarih, 325 sayfa

‘Milli Tarihin İnşası’, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte, tarih-ulus ekseninde ortaya çıkan “milli tezli” makalelerin bir derlemesinden oluşuyor. Kitapta, Fuat Köprülü’den Osman Turan’a dokuz akademisyen, düşünce adamı ve tarihçinin, zamanında yazmış oldukları makaleler bir araya getirilmiş. Yukarıdaki iki ismin yanı sıra, Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mükrimin Halil Yinanç, İbrahim Kafesoğlu, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Hüseyin Nihal Atsız ve Hilmi Ziya Ülken gibi, Türkiye’de özellikle II. Meşrutiyet ile birlikte kendini hissettiren romantik-milli tarih anlayışın Türkiye’de yerleşmesine katkıda bulunan isimlerin metinleri yer alıyor.

KAZANMAK İÇİN DOĞANLAR
Kevin Leman, çeviren: Filiz Şar, Final Yayınları, kişisel gelişim,
279 sayfa

Psikolog Kevin Leman ‘Kazanmak İçin Doğanlar’da, başkalarının hayatı ve hayalleriyle ilgilenmek yerine, kendi hayallerine ve ne yapmak istediklerine odaklanan bireyleri anlatıyor. Yazar, kendi isteklerinin peşinden koşmayı öncelik haline getiren bireylerin çoğunlukla ilk çocuklar olduğunu savunuyor. Leman’a göre ilk çocuklar daha dikkatli, daha ölçülü, daha fazla sorumluluk sahibi, daha başarı odaklı ve daha düzenlidir. Dolayısıyla bu çocuklar, doğuştan etkili oldukları için liderdir ve neredeyse her şeyin üstesinden gelebilir. Yazar çalışmasında, doğuştan ilk çocuk olanlar ile kendilerini böyle “hissedenlerin” psikolojisine odaklanıyor.

Adorno’yu çaprazdan okumak

ADORNO SÖZLÜĞÜ
Roger Behrens
Çeviri: Mustafa Tüzel
Versus Kitap Yayınları
2011, 272 sayfa.

Gilles Deleuze, felsefe tarihinin filozofların yarattığı yeni kavramların tanımları ve listeleriyle yazılabileceğini söylemişti. Felsefe yeni kavramların yaratılması, filozof da kavram yaratan kişiydi, belki de Deleuze’un “kavramsal kişilik” kavramına denk düşen biri. Filozof, kendi çağıyla yüzleşirken, felsefe tarihinin ve tarihin yankısıyla baş başa yeni kavramlarını yaratacak, etrafındaki gerçekliği kalbinden yakalayarak sorunsallaştıracak. Filozofun sorunsalı, mevcut gerçekliği değiştirme potansiyellerini de ortaya çıkaracak. Adorno’nun açık uçlu negatif diyalektiği, ancak ve ancak sonuna kadar negatifliğin yeni bir dünya anlayışı yaratabileceğini; yaratılan ideal modellerin “uygulanması” şeklinde özgür bir gerçekliğin ve toplumun kurulamayacağını söylüyordu.
Roger Behrens’in hazırladığı ‘Adorno Sözlüğü’, bu eleştirel düşüncenin anlaşılabilmesi için önemli bir katkı sunuluyor. Deleuze’un filozof ve felsefe tanımlarını anlatırcasına, Adorno’nun felsefe tarihine hediye ettiği yeni kavramları, sorunsalları ama en önemlisi “düşünüm”ün- düşüncenin kendi üzerine düşünmesi -reflexion- hem Adorno düşüncesindeki merkezi önemini hem de düşünce için önemini gözler önüne seriyor.
Yoğunlaşarak okumak
‘Adorno Sözlüğü’, Adorno düşüncesinin basitçe ele alınabilecek ve birkaç temel kavramını bildikten sonra gerisiyle ilgilenilmeyecek bir düşünce olmadığını ortaya koyarken, bizzat yargıda bulunmak için gösterilmesi gereken düşünce çabasını kışkırtıyor. Tanımı yapılan temel Adorno kavramlarının birbirleri arasındaki sıkı ilişkiyi, çapraz göndermeleri açığa çıkaran sözlük, bu düşüncenin nasıl bir iç tutarlılıkla kurulduğunu ve diğer kavramlarla birlikte nasıl bir eleştirel silah oluşturduğunu gösteriyor. Kavramlardan kavramlara hareket ederken bu çapraz ilişkileri gören okur için Adorno’yu bir de çaprazdan okuma şansı doğuyor.
Dünyanın Adorno’ya nasıl göründüğünü, onun çizdiği resmi görmek isteyenler temel renkleri bu sözlükte bulabilirler ancak resmin nasıl çizileceğini hangi rengin nerede kullanılacağını anlamak için, Adorno’nun şimdiki gerçeklik hakkında dile getirebileceği eleştiriyi yapabilmek için Adorno düşüncesini oluşturan diğer eserleri okumak zorundalar. Adorno’nun külliyatının içinde düşünümle ilerlerken, Adorno’yu çapraz okumak bütünleyici momentlerin yoğunluğunu arttıracak.
Meral Taşdemir