Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

MARKSİST KRİZ TEORİSİ
VE KREDİ KRİZİ
Richard Brenner ve Michael Pröbsting, çeviren: Senem Çakmak Şahin ve Aslı Şen Taşbaşı, Yordam Kitap , iktisat, 219 sayfa

Kapitalizmin sürekli krizlerle boğuşması, Marksizme duyulan ilgiyi artırdı. Elimizdeki derleme de, son dönemlerde ayrıca ilgiye mazhar olmuş Marksist kriz teorisini kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Kitapta, Marksist kriz teorisinde karşılaşılan “aşırı birikim ve kriz”, “Marx’ın kâr oranlarının düşme eğilimi yasası” ve “değişmez sermayenin değersizleşmesi” gibi kavramlar anlatılıyor, ardından 2008 kredi krizinin Marksist bir çözümlemesi yapılıyor. Yazarlar ayrıca, tarihsel bir çerçeve gözeterek kapitalist sistemdeki temel çelişkileri ortaya koyuyor ve Marksist anlayışın bu sorunlara ne gibi çözümler getirdiğini de gözler önüne seriyor.

PARGALI VE HATİCE
Demet Altınyeleklioğlu, Artemis Yayınları, roman, 840 sayfa

Daha önce kaleme aldığı muhtelif tarihi romanlarıyla hatırlanacak Demet Altınyeleklioğlu, şimdi de, Pargalı İbrahim Paşa ile Yavuz Sultan Selim’in kızı Hatice Sultan arasındaki aşkı hikâye ediyor. Ailenin gözde kız çocuğu olan Hatice Sultan’ın aksine Pargalı İbrahim, yalnızca bir köledir. Fakat bu durum, ikisi arasında zamanla güçlü bir aşkın doğmasına engel değildir. Hayallerinin peşine düşen Pargalı İbrahim, Osmanlı’da Sadrazamlığa yükselecek ve çok önemli siyasal ve askeri olaylarda rol oynayacaktır. Sevgililerin yolu, uzun bir aradan sonra yeniden kesişir. Fakat aşkları, aralarına giren karanlık bir gölgeyle mücadele etmek zorundadır.

MESTANE
Alper Gencer, Ülke Yayınları, şiir, 112 sayfa

Alper Gencer, 2005 yılında Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü kazanmıştı. Gencer şimdi de, yeni şiirlerinden oluşan elimizdeki kitabıyla okurun karşısına çıkıyor. Kitapta yer alan ‘Samsunlu Sefa’ isimli şiirden bir alıntı: “bilmem nasıl sona erer yolculuklar nerde biter / hangi saçlar arasından gezer benim kısa parmaklarım / uzun yataklar bilirim uzun kış geceleri uzak odalarda / bana sorarsanız uzun ve uzaktır her şey -uzun ve uzaktır her şey!- / ışıl ışıl parlayan gözler her biri başka güneşten ödünç / gün ortası hafifleten merhabalar çok şükürler / sözcükler sıcaktır bazen şaşarım / ne vakit bir insanı ötekiyle ısınıyor görsem (...)”

PROTESTAN AHLAKI VE KAPİTALİZMİN RUHU
Max Weber, BilgeSu Yayınları, sosyoloji, 357 sayfa

Max Weber’in uzun zamandır baskısı tükenen meşhur kitabı ‘Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’, tam metin olarak yayımlanıp yeniden raflardaki yerini aldı. Kapitalizmin, neden dünyanın başka bir coğrafyasında değil de Batı’da ortaya çıktığını araştıran Weber, bunun nedenlerini anlamak için, öncelikle kapitalizmin dinamiklerini analiz etmeye koyuluyor. Kapitalizmin gelişimini, Protestan ahlakının yaygınlaşmasında gören düşünür, geleneksel toplumdan modern topluma geçme sürecinin ve Batı’ya özgü servet edinme tutumunun, genel olarak Hıristiyanlık, özel olarak da Protestanlığın kendine has öğretisiyle doğrudan ilişkili olduğunu savunuyor.

YAPMANIZ GEREKEN 501 YOLCULUK
kolektif, çeviren: Fügen Yavuz, İş Kültür Yayınları, gezi, 544 sayfa

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Yapmanız Gereken 501 Yolculuk’, okuruna, dünyanın dört bir tarafında rotalar sunuyor. Kitapta, Amerika ve Karayipler, Afrika, Avrupa, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu, Asya, Avusturalya, Pasifik ve Antarktika gibi, dünyanın birçok bölgesinden gezi önerileri yer alıyor. Türkiye ’den ise, mavi yolculuk, Likya Yolu, Erzurum-Artvin arasında bulunan doğal ve tarihi güzellikler, Kaçkar dağları, Boğaziçi’nde vapur yolculuğu, Toros Ekspresi’yle yolculuk ve Kapadokya gezisi gibi yerler bulunuyor. Kitapta çok sayıda rota yer alırken, bunlardan bazıları sadece iki saat sürüyor, bazıları da ancak altı ayda tamamlanabiliyor.

AİLE GÜNLÜĞÜ
Memduh Ezine, hazırlayan: Ziver Öktem, Yapı Kredi Yayınları, günlük, 239 sayfa

‘Aile Günlüğü’, bir Osmanlı aydını olan Memduh Ezine’nin 1899’dan başlayıp 1937’de sona eren günlüğü. Günlüğüne önemli gördüğü olayları kaydeden Ezine, ailesiyle ilgili bazı notlardan öte, dönemindeki bir Osmanlı memur ailesinin yaşantısını, dönemin sosyal ve siyasal olaylarını birinci elden anlatan önemli bir belgeye imza atmış. Fakat bu günlüğü asıl dikkat çekici kılan husus, çeşitli kaynaklarda farklı ifade edilen Nâzım Hikmet’in doğum gününü kesin olarak belirtmesi. Nâzım Hikmet’in babası Hikmet Bey ile eşi Celile Hanım’ın bir çocuk sahibi olduğunu günlüğüne yazan Memduh Ezine’nin anlatımına göre, Nâzım’ın doğum tarihi 17 Ocak 1902.

KAÇIRILAN KIZ
John Grisham, çeviren: Şefika Kamcez, Remzi Kitabevi, roman, 173 sayfa

John Grisham, genç okurlar için kaleme aldığı ikinci romanı ‘Kaçırılan Kız’da, Theodore Boone isimli karakterinin yeni bir macerasıyla karşımıza çıkıyor. Daha önceki romanda, gelecekte avukat olmayı isteyen Boone, kendini aniden büyük bir cinayetin ortasında buluyordu. Şimdi sorun daha vahim: çünkü Boone’un yakın bir kız arkadaşı olan April, beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Boone, April’in izine ulaşmaya çalışırken, çocuk kaçırmaktan hüküm giymiş bir suçlu da hapishaneden firar etmiştir. Ayrıca yakın bir zaman önce, nehirde bir ceset de bulunmuştur. Boone, April’in izini sürerken, kendini tehlikeli olayların içinde bulur.

Daha mutlu olabilir misin?

MUTLULUK PROJESİ
Gretchen Rubin
Çeviri: Murat Kayı
April Yayıncılık
2010, 376 sayfa.

İşinde daha iyi bir konuma gelmek, daha lüks bir arabaya sahip olmak, daha büyük bir evde oturmak... Hep daha fazlasını istiyoruz ama çoğu zaman, bu daha fazlalara ulaşmak için çabalarken ne kadar mutlu olduğumuzu unutuyoruz. Daha mutlu olacağımızı umut ederken daha az mutlu oluyoruz.
Herkesin hayatında dönüm noktaları var. İsteyen herkes hiç ummadığı bir anda, yeni bir sahnede, farklı bir senaryoya geçebilir. Tıpkı Gretchen Rubin gibi. Eskiden hukuk alanında parlak bir kariyere sahip olan Rubin bir gün arkadaşının evine gidiyor ve masasındaki kitaptan dağlara bakıp, arkadaşının bu kitapları iş için mi okuyacağını soruyor. Arkadaşından gelen yanıtsa Rubin’in hayatını değiştiriyor: “Evet iş için okuyacağım ama hobi olarak da aynı kitapları okuyorum.” Rubin bir anda kendi hobilerini ve boş vakitlerinde ne yaptığını düşünüyor, işine tutkuyla bağlı iş arkadaşlarının öğle aralarında bile hukuktan söz ettiğini kendisinin ise böyle bir eğilimi olmadığını görüyor. Sonra aklına çekmecesinde sakladığı kitap taslakları, yazdığı yazılar geliyor ve yazar olmaya karar veriyor.
Gretchen Rubin, yaşam amacı dediği bir işi, harika bir eşi ve iki mutlu çocuğu ile mükemmel yaşam tablosunda yer almasına rağmen hiç ummadığı bir anda ve yerde bundan daha da mutlu olabileceğinin farkına varıyor. 

Adım adım mutluluk
Şehir içinde yapmış olduğu bir otobüs yolculuğu sırasında hayattan tam olarak ne istediğini sorgulamaya başlıyor. Rubin o an aklından geçenleri şu şekilde anlatıyor: “Olabileceğim kadar mutlu değilim ve yaşamım ben değiştirmedikçe aynı kalacak. İşte o an önümdeki yılı daha mutlu olmak için çalışmaya adamaya karar verdim.” Böylelikle ‘Mutluluk Projesi’nin tohumları atılıyor. Ertesi sabah kalktığında kütüphaneye gidip Aristotales’ten Robert Louis Stevenson’a, Benjamin Franklin’den Dalai Lama’ya mutluluk üzerine yazılmış kitapların arasında kayboluyor. Yaptığı araştırmalardan sonra ise ‘Mutluluk Projesi’nin adımlarını belirliyor. Önce hayatını değiştirirken yola çıkacağı kuralları belirliyor. Rubin’in on iki emiri ise şu maddelerden oluşuyor: ‘Gretchen ol’, ‘Kafaya takma’, ‘Hissetmek istediğin şekilde davran’, ‘Bugünün işini yarına bırakma’, ‘Kibar ve adil ol’, ‘Sürecin keyfini çıkart’, ‘İstiflemekten vazgeç’, ‘Sorunu belirle’, ‘Rahatla’, ‘Yapılması gerekeni yap’, ‘İnce hesaba girme’, ‘Sadece sevgi dolu olduğunu unutma’...

YÜREK TUTSAĞI
Serhan Ergin, Everest Yayınları, roman, 249 sayfa

Serhan Engin ilk romanı ‘Yürek Tutsağı’nda, Mahmut isimli kahramanının aşk arayışını ve hayatla giriştiği muhasebeyi anlatıyor. Sovyetler Birliği’nde beş yıl kaçak yaşayan Mahmut, günün birinde ülkesine dönmeye karar verir. Yalnız bu ani dönüş, onu tam bir hayal kırıklığına uğratır. Zira, Türkiye’ye döndüğü gibi yakalanmış ve on yıl boyunca cezaevinde kalmıştır. Cezaevinden çıkan Mahmut’u hayata bağlayan tek şey, yıllar önceki aşkı Bergüzar’dır. Onu bulmak için yola koyulan Mahmut’un karşısına, Ukraynalı fahişe Lilia çıkacaktır. Fakat bu buluşma, onun hayatını alt üst edecek ve Mahmut, değer yargılarıyla bir hesaplaşmaya girişecektir.

TAŞLARIN ÇIĞLIĞI
Gilbert Sinoué, çeviren: F. Gönül Akgerman, Can Yayınları, roman, 370 sayfa

‘Taşların Çığlığı’, Gilbert Sinoué’nin, Ortadoğunun yakın tarihini fon olarak kullandığı iki ciltlik destansı dizisinin ikinci kitabı. Yazar ilk kitapta, Ortadoğu’da halklar arasında yaşanan büyük çatışmaları, Birinci Dünya Savaşı’ndan başlayarak hikâye etmişti. İkinci roman da, Nasır’ın Mısır’da yönetime el koyduğu 1956 ile barış yanlısı Yitsak Rabin’in bir fanatik tarafından öldürüldüğü 1995 yılları arasını kapsıyor. İlk romanındaki karakterlerini burada yeniden karşımıza çıkaran yazar, kırk yıllık savaş ve çekişme dönemi içinde, bir yandan yok olan, öte yandan yeni kuşaklarla hayata tutunmaya çalışan ailelerin trajedisini anlatıyor.

ANAHTAR
Cuniçiro Tanizaki, çeviren: H. Can Erkin, Can Yayınları, roman, 138 sayfa

Japon yazar Cuniçiro Tanizaki’nin ‘Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi’ ile aynı dönemde yazdığı ‘Anahtar’, gün geçtikçe birbirinden daha çok uzaklaşan ve birbirlerine söyleyemedikleri şeyleri günlüklerine yazan bir çiftin dokunaklı hikâyesini anlatıyor. Tanizaki’nin savaş sonrasında kaleme aldığı romanı, orta yaşlarını sürmekte olan bir karı-kocanın etrafında döner. Çift, ilişkilerinde kriz yaşamalarına rağmen, bununla yüzleşme cesaretinden uzaktır. Şimdi ellerindeki tek fırsat, söyleyemediklerini günlüklerine yazmaktır. Zira birbirinin günlüklerini okuyan çift için bu metinler, ikisi arasında bir köprü, bir anahtar vazifesi görecektir.

MONTAIGNE’İN KEDİSİ
Saul Frampton, çeviren: Solina Silahlı, Say Yayınları, biyografi, 296 sayfa

Rönesans edebiyatı alanında uzman isimlerden olan Saul Frampton, elimizdeki kitabı ‘Montaigne’in Kedisi’nde, denemenin babası olarak kabul edilen Michel de Montaigne’ın ilgiyle okunacak bir portresini kaleme almış. Frampton, Montaigne’in 28 Şubat 1533’de Bordeaux’deki doğumundan başlayarak, ailesini, çocukluk yıllarını, eğitim sürecini, Yunan ve Latin edebiyatına duyduğu ilgiyi, Belediye Başkanlığı dönemini ve hayatındaki dönüm noktalarını anlatıyor. Kitap, ailesinden kalan geniş malikanede, zamanını kitap okuyup yazı yazarak geçiren Montaigne’in meşhur denemelerini yazma sürecini ayrıntılı bir şekilde ele almasıyla dikkat çekiyor.

ANADOLU YEMEKLERİ VE TÜRK MUTFAĞI
Hamit Zübeyir Koşay ve Akile Ülkücan, Çiya Yayınları, 323 sayfa

Musa Dağdeviren, Türkiye’nin en iyi yöresel yemeklerini yapan Çiya lokantasının kurucusu olmasının yanı sıra, yemek konusuna akademik çerçeveden önemli katkılar sunan ‘Yemek ve Kültür’ dergisini de yayımlıyor. Dağdeviren şimdi de, iki yazarlı elimizdeki kitapla, yemek konusunu irdeleyen kitapların yayımcılığına da soyunuyor. İlk olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanmış bu etnografik çalışma, uzun yıllar müzayedelerin de gözde kitabı olmuş. Kitapta, mutfak düzeninden mutfak araçlarına, ekmeklerden çorbalara, et yemeklerinden sebze yemeklerine kadar, Anadolu mutfak kültüründen birçok detay bilimsel bir bakışla ele alınıyor.

LEVINAS OKUMALARI
Robert Bernasconi, editör: Zeynep Direk, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 277 sayfa

Robert Bernasconi, Levinas, Heidegger, Sartre ve Derrida gibi filozoflarla ilgili yaptığı çalışmalarla bilinen bir isim. Prof. Dr. Zeynep Direk’in yetkin çevirisiyle Türkçeye kazandırılan elimizdeki kitap da, Bernasconi’nin etik düşünürü Levinas’a odaklanan on iki makalesinden oluşuyor. Yazar burada, şüphe etiği, etik ve politik olanın kesişimi, Levinas ve ötekilik politikası, Levinas ve varoluş mücadelesi ve Levinas’ın aşkınlık anlayışı gibi konuları yorumluyor. Yeni bir kimlik politikası bağlamında Sartre ve Levinas’ı da karşılaştıran Bernasconi, Levinasçı etiğe yöneltilen belli başlı eleştirilere de kendi cephesinden katkı sunuyor.

HİLELER KİTABI
Rene R. Khawam, Çeviren: Menekşe Tokyay, Kırmızı Kedi, strateji, 407 sayfa

Arap stratejik düşüncesinin en önemli eserlerinden ‘Hileler Kitabı’, Machiavelli’nin zamanından yüz yıl önce yazıldı. Fransa’nın önde gelen Arapça çevirmenlerinden René Khawam tarafından Paris Ulusal Kütüphanesi’nde bulunan özgün Arapça elyazmalarından derlenen eserin gerçek yazarı bilinmiyor. Bu isimsiz yazar ‘Hileler Kitabı’nı bir kısmı günümüzde bilinmeyen, bir kısmıysa bilinen ama bulunamayan birçok eserden alıntılarla süslemiş. Kitap, İslam kültürünün en canlı
ve parlak dönemlerinde elde edilmiş muazzam bir birikimi yansıtıyor. ‘Hileler Kitabı’nın bir başka özelliği, Arap stratejik düşüncesinin Uzakdoğu’daki benzerlerinden hiç de farklı olmadığını göstermesi.

Sanatta mitoloji ve Bulfinch

BULFINCH MİTOLOJİLERİ
Thomas Bulfinch
Çeviri: Aysun Babacan, Berk Özcangiller, Bora Kamcez
Pinhan Yayıncılık
2011, 984 sayfa.

Thomas Bulfinch’in günümüz klasikleri arasında kabul edilen kitabı ‘Bulfinch Mitolojileri’, 150 yıllık bir eser ve hâlâ mitolojiyle ilgilenen okuyucular için eşsiz bir kaynak olma niteliğini koruyor. Bulfinch, 1855 yılında kaleme aldığı Eski Yunan ve Roma mitlerini anlatan eserinin büyük başarı yakalamasından sonra yazar Kral Arthur ve Şövalyeleri, İskandinav ve Doğu mitleriyle Charlemagne Efsanelerini içeren iki kitap daha kaleme aldı. Bu eserler daha sonra Bulfinch Mitolojileri olarak ünlenecekti. Yazarın büyük ilgi gören bu üç kitabı 1900’lerin başından itibaren bir arada yayımlanmaya başladı ve ‘Bulfinch Mitolojileri’ bir klasik olarak edebiyatın tozlu raflarında yerini gün geçtikçe daha çok sağlamlaştırdı.
Bulfinch eserlerindeki mitolojik olguları eğlenceli bir üslupla anlatıyor ve böylece çeşitli sanat dallarında yer alan bazı mitleri, mitoloji konusunda tam anlamıyla yetkin olmayan okuyucuya da aşina kılıyor. Klasik şair ve yazarlar eserlerinde mitolojiyi yadsınamayacak şekilde etkin kullanmışlardır ve mitoloji konusunda az da olsa bilgi sahibi olamamak bu eserlerin anlaşılmasını güç kılar ve okuyucu açısından anlamda ciddi yanılgılara yol açabilir. Schiller, Whitman, Lord Byron, Goethe ve Milton gibi şair ve yazarların eserlerinde mitolojik öğelere sıkça rastlayabiliriz. Yalnız edebiyat alanında değil, diğer sanat dallarında da aynı durum geçerli olabilir. Örnek vermek gerekirse, Vivaldi gibi müzisyenlerin bestelerinde de mitolojik arka plana rastlayabiliriz. Bulfinch’in bu eserleri kaleme alırkenki amacı da okuyucuya mitolojiyle bağlantılı bu arka planları anlayabilmesi için gerekli olan altyapıyı edinmesine yardımcı olmaktır. 

Popüler kültürde Bulfinch etkisi
‘Bulfinch Mitolojileri’, zamanının yazarlarına ilham kaynağı olmakla kalmayıp günümüz yazarlarının eserlerinde de etkilerini gösteriyor. Bulfinch’in eserlerinde yer verdiği mitolojik hikâyeler günümüz yazarlarının eserlerinde sıkça kullanılıyor. Bu konuda en çarpıcı örneklerden biri J. R. R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi serisidir. Kelt ve Germen mitolojileri, Tolkien’in ilgiyle araştırdığı konulardır ve eserlerinde bu hikâyelerin etkisi net bir şekilde görülebilir. ‘Bulfinch Mitolojileri’ni, ister sanat eserlerini daha iyi anlayabilmek için, ister mitolojiyle daha yakın bir ilişki kurmaya başlamak için okuyabilirsiniz. Beklentilerinizi boşa çıkarmayacak bir kitap. Emre Türün