Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

EMEK TARTIŞMASI
kolektif, Otonom Yayıncılık, iktisat,
343 sayfa

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Emek Tartışması’, kapitalist işin teorisini ve gerçekliğini çok yönlü bir bakışla analiz ediyor. Konunun, geleneksel Marksist perspektiften olduğu kadar, post-modern Marksizmin bakış açısıyla da yorumlandığı kitapta, “soyut-somut emek”, “işçi sınıfı”, “devrimci özne”, “devrimci bilinç”, “sömürü”, “işçi sınıfı örgütleri” gibi temel kavramlar enine boyuna tartışılıyor. Kitap bunun yanı sıra, kapitalist iş ile kapitalist işe dayalı toplumsallığın girift yapısını, bunun ortaya çıkardığı gerçek tahakkümü ve bu bağlam içerisinde kapitalizme karşı mücadelelerin nasıl örgütlenebileceğini de irdeliyor. Kitaba yazılarıyla katılan isimler de şöyle: Ana C. Dinerstein, Michael Neary, John Holloway, Simon Clarke, Werner Bonefeld, Graham Taylor, Massimo De Angelis, Harry Cleaver ve Glenn Rikowski.

KUZEYE GÖÇ MEVSİMİ
Tayeb Salih, çeviren: Adnan Cihangir, Ayrıntı Yayınları, roman, 136 sayfa

Sudanlı yazar Tayeb Salih, yetkin romanı ‘Kuzeye Göç Mevsimi’nde, Batı’da aldığı eğitimden sonra ülkesine dönen anlatıcısının yaşadıklarını hikâye ediyor. Nil kıyısındaki küçük bir köyde geçen roman, anlatıcı ile Mustafa Said ve Said’in karısı Hasna gibi güçlü karakterler ekseninde, köydeki basit yaşamı, köy halkı arasındaki ilişkileri, geleneklerin baskısını ve bireyin bunun karşısındaki özgürlük arayışını anlatıyor. Roman, Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında parçalanmış bu anlatıcının dünyasını ustaca yansıtmasıyla olduğu kadar, bir halkın, sömürge yaşamından sonra yeni bir kimlik arayışına koyuluşunu derinlemesine işlemesiyle de dikkat çekiyor. Salih’in, ilk olarak 1966 yılında yayımlanan romanının, 2001’de, Arap Edebiyat Akademisi tarafından 20. yüzyılın en önemli romanı olarak ilan edildiğini de belirtelim.

SINIF İLİŞKİLERİ
yayına hazırlayan: M. Nedim Süalp, Aslı Güneş ve Z. Tül Akbal Süalp, Bağlam Yayınları, inceleme, 436 sayfa

Alanında uzman isimlerin katkıda bulunduğu ‘Sınıf İlişkileri’, güncel ve tarihi perspektif içinde sınıf konusunu irdeliyor; ayrıca olguyu, toplumsal bilimler, eleştirel kuram, sosyoloji, iktisat, edebiyat ve sinema gibi disiplinlerin bakış açısından yorumluyor. Toplumsal sınıfların, sınıf mücadeleleri ve küresel kapitalizm ölçeğinde değerlendirildiği bu nitelikli kitapta ayrıca, sınıf ve şehir ilişkisinin irdelendiği, David Harvey’le yapılmış bir söyleşi de yer alıyor. Sinemada işçi ve işçi görünümleri, Yılmaz Güney sinemasında toplumsal sınıfların temsili, korku sinemasında sınıfsal metaforlar, müziğin ve kültürün sınıfsal güzergâhları, Türkiye edebiyatında nitelikli işçi romanlarının neden yazıl(a)madığı ve Türkiye çocuk edebiyatında sınıf olgusunun nasıl ele alındığı, kitapta yer alan diğer ilgi çekici konular.

EKOLOJİK ANAYASA
editör: Mahmut Boynudelik, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 120 sayfa

‘Ekolojik Anayasa’daki metinler, Yeşiller Partisi öncülüğünde, farklı siyasî görüşlere ve pozisyonlara sahip bir grup bilim insanı, hukukçu, aktivist ve siyasetçinin bir araya gelmesiyle ortaya çıktı. Bu amaçla gerçekleştirilen bir konferanstaki konuşmalara dayanan kitap, yeni Anayasa tartışmalarına ekolojik bir perspektiften katkı sunmayı amaçlıyor. Çalışmanın tüm konuşmacılarının hemfikir olduğu nokta da, doğanın vazgeçilmez, devredilemez haklara sahip olduğu ve bu hakların ivedilikle anayasal güvenceye alınması gerektiği. Burada, yeni Anayasa’nın insan merkezli değil, ekoloji merkezli olması; insanı bağımsız değil, içinde varolduğu tabiatın bir parçası olarak görmesi ve insan dahil, tabiatın parçası olan her varlığın haklarını, öteki varlıkların haklarıyla sınırlı olarak tanımlaması gibi öneriler sunuluyor.

EV KURALLARI
Jodi Picoult, çeviren: Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt, APRIL Yayıncılık, roman, 680 sayfa

Türkçede birçok kitabı yayımlanan Jodi Picoult, son romanı ‘Ev Kuralları’nda, Asperger sendromlu, dahi baş kahramanı Jacob Hunt’ın maceralarını anlatıyor. Asperger sendromunun Hunt’taki yansımaları, sözsüz iletişimi gerçekleştirememesi, yaşıtlarıyla empati kuramaması ve fiziksel olarak sakar olmasıdır. Fakat kahramanımızın bu dezavantajına rağmen, sıradan insanların göremediklerini görmek gibi doğaüstü güçleri de bulunmaktadır. Tam bu esnada, Hunt’ın yaşadığı civarda, kusursuz bir cinayet işlenir. Kahramanımız, tüm fiziksel ve psikolojik engellerine rağmen, bu esrarlı cinayetin kim tarafından işlendiğini aydınlatmaya soyunacaktır.

HRUŞÇOV’UN YALANLARI
Grover Furr, çeviren: Tansu Akgün, Yordam Kitap, tarih, 480 sayfa

Sovyet tarihi alanında tanınan isimlerden Grover Furr, ‘Hruşçov’un Yalanları’nda, SBKP(B) Genel Sekreteri N. S. Hruşçov’un (Kruşçev), partinin bir gizli oturumunda yaptığı konuşmayı analiz ediyor. Hatırlanacağı gibi bu konuşma, sosyalist çevrelerde şaşkınlıkla, Batılı çevrelerde de memnuniyetle karşılanmıştı. Zirâ Hruşçov bu konuşmasında, Josef Stalin’in hak etmediği şekilde yüceltildiğini ve çok sayıda sosyalisti ortadan kaldırdığını söylüyordu. İşte Furr bu kitapta, Hruşçov’un o konuşmasındaki “savları” tarihsel kanıtların süzgecinden geçiriyor ve buradan, konuşmanın gerçek dışı tezler barındırdığı ve yanlış yansıtıldığı fikrine ulaşıyor.

19 NUMARALI KOLTUK
Erol Çelik, Avrupa Yakası Yayınları, öykü, 400 sayfa

Erol Çelik’in ‘Heyula’ ile ‘Satranç ve Çelik’ten sonra yayımladığı ‘19 Numaralı Koltuk’, kendisinin gerilim türünde kaleme aldığı öykülerinden oluşuyor. Çelik’in öykülerini ilgi çekici kılan bir husus, hikâyeye daha çok heyecan katmak için sıklıkla başvurulan mucizevi olaylar ve büyük korkular yerine, insanların basit korkularından yola çıkması. Yani Çelik, insanın günlük hayatta karşılaşabileceği gerçekliği ve bu gerçekliğin içinde barındırdığı gizemli korkuları, öykülerinin merkezine yerleştiriyor. Bu yönüyle, öykülerinin sahicilik boyutunu güçlendiren Çelik, okurlarını, gündelik hayatın karanlık ve gerilimli dünyasına davet ediyor.

ARAP İSYANLARI
yayına hazırlayan: Mukaddes Erdoğdu Çelik, Akademi Yayınları, inceleme, 255 sayfa

‘Arap İsyanları’ adlı elimizdeki kitap, son dönemlerde Arap coğrafyasında ortaya çıkan başkaldırmaları, kasırga gibi bölgenin tümüne hızla yayılan büyük dönüşümü yazılar, röportajlar, çeviri yazılar ve teorik yazılar yoluyla anlamaya çalışıyor. Bölgede işsizlik ve yoksulluğa karşı isyanın başlama süreci; Arap isyanlarıyla Filistin sorunu arasındaki ilişki; emperyalist güçlerin bölgede gerçekleşen isyanları kendi lehlerine çevirme çabaları; isyanın doğurduğu yeni Arap solunun nitelikleri; devrim sürecinde politik İslam’ın çıkmazı ve Arap coğrafyasında bir “yeşil sosyalizm”in mümkün olup olmadığı, kitapta irdelenen konulardan birkaçı.

COCO CHANEL
Justine Picardie, çeviren: Seçil Ersek ve Zeynep Yeşiltuna, Artemis Yayınları, biyografi, 340 sayfa

Justine Picardie bu kitabında, moda dünyasının önemli isimlerinden, gazeteci Hal Vaughn’ın Nazi ajanı olduğunu iddia ettiği Coco Chanel’in hayatını ve çalışmalarını anlatıyor. Picardie kitap için, Chanel’in arkadaşları, çalışanları ve akrabalarıyla röportajlar yapmış. Kitap, bu ilginç desinatörün, hayata terk edilmiş bir çocuk olarak başlamasını, bir manastır yetimhanesinde büyümesini, gençlik dönemlerinde moda tasarımına ilgi duymasını, Chanel firmasının kurucusu ve baş desinatörü oluşunu, moda dünyasında bir ikon haline gelişini, stilindeki belli başlı tarzların kökenlerini ve yaşadığı tutkulu ve çalkantılı ilişkileri anlatıyor.

TÜRKİYE SEYAHATİ
Cristóbal de Villalón, çeviren: Yeliz Demirören, Erko Yayıncılık, seyahatname, 400 sayfa

Cristóbal de Villalón’un ‘Türkiye Seyahati’, 1557 yılında yazılan bir elyazması. Daha önce muhtelif yayınevleri tarafından orijinaline sadık kalınmadan kısaltılmış olarak Türkçeye kazandırılan eser, şimdi kaliteli baskısı ve eksiksiz haliyle raflardaki yerini alıyor. Devrin tanınmış yazarlarından olan Villalón bu elyazmasında, Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul ’daki yaşantıyı, bir esaret öyküsü üzerinden anlatıyor. Üç arkadaş arasındaki sorulu-cevaplı sohbet tarzında kaleme alınmış seyahatnameyi ilginç kılan bir husus da, dönem eserlerindeki fazlasıyla önyargılı, yer yer harakete varan üslup yerine, daha tarafsız bir gözle yazılması.

ABDÜLHAMİT VE AFRODİT
İskender Fatih Sertelli, Maya Kitap, roman, 309 sayfa

II. Abdülhamit, Osmanlı’nın en tartışılan isimlerinden. Kendisinin tahtta bulunduğu dönemde imparatorluk tarihinin ilk anayasası ve ilk meclisi ortaya çıktığı gibi, bununla neredeyse paralel şekilde baskı politikaları da en yoğun, en akıl almaz sınırlara vardırılmıştı. İşte İskender Fatih Sertelli elimizdeki romanında, bir aşk hikâyesi ekseninde Abdülhamit’in bu ilginç dünyasına iniyor. Roman, Osmanlı tarihinde önemli yeri olan ve kimilerinin “Kızıl Sultan” olarak tanımladığı padişahın, Afrodit adlı bir Rum kızı iken Melahat Hanım ismini alarak saraya gelen bir kadınla yaşadığı aşkı, dönemin kendine has atmofseri içinde hikâye ediyor.

Karanlık odadan hafıza kartlarına fotoğrafın yolculuğu

FOTOĞRAFTAN SONRA
Analog Fotoğraftan Dijital Evrime
Quentin Bajac
YKY Genel Kültür Dizisi
2011, 160 sayfa.

Yapı Kredi Yayınları’nın Genel Kültür Dizisi’nden yayımlanan Quentin Bajac imzalı ‘Fotoğraftan Sonra - Analog Fotoğraftan Dijital Devrime’, fotoğrafın 50 yıllık tarihini, başka bir deyişle analog fotoğraftan dijital devrime geçişte yaşanan evrimi konu alıyor.
1960’lı yıllarda Kodak ve Polaroid’in Instamatic’i sunuşuyla fotoğrafın amatörlerin eline geçer ve böylece sosyal tarih ve sanat tarihinde bambaşka bir süreç; amatör fotoğrafçılık başlar. Aynı yıllarda, basın fotoğrafçılığı, televizyonun yükselen hükümdarlığı ve fotoğraf hakları sıkıntılarının karşısında halka hitap etme ve çağdaş dünyanın kaydedilmesi konularında yeni yöntemler geliştirme amacıyla uygulamalarını ve yayın kuralarını yeniden belirler: Fotojurnalizmin coğrafyası değişir, yeni ajanslar kurulur ve yeni bir “auteur” röportaj tarzı ortaya çıkar. Sanatçılar ise daha önce görülmemiş ticari bir değerle karşılaşan “sanat karşıtı” bir uygulama yaratmak için fotoğrafı kendilerine mal eder. Daha önce sanat değeri sorgulanan fotoğraf, kendisine ayrılan müzeler ve büyük bienallerin oluşturulmasıyla, otonom bir özellik kazanır adını sanat tarihine kesin olarak yazdırır. Fotoğrafın estetik ve sosyal gelişimini inceleyen Bajac, fotoğrafın evrimini dijital devrime varana dek hevesle anlatırken görselliğin hüküm sürdüğü 21.yüzyılda aracın otoritesini sorgulmakta: Fotoğraf hâlâ gerçeği mi söylüyor?
Centre George-Pompidou’nun fotoğraf koleksiyonu başkanlığı görevini de üstlenen Quentin Bajac, ‘Fotoğraftan Sonra - Analog Fotoğraftan Dijital Devrime’de fotoğrafın karanlık odadan hafıza kartlarına geçiş sürecini kültür ve sosyal tarih içerisinde inceliyor. Kitap, aile albümlerinden sanatçıların büyük formatlı fotoğraflarına, onların dünyaya bakışlarından otobiyografik hikâyelerine, foto-röportajın can alıcı anlarından en ikircikli melezleşmelerine, analoğun yok olmasından internetin egemenliğine, vintage’dan dijitale, 180’den fazla belge içeriyor. Kitap, profesyonel veya amatör, fotoğrafla ilgilenen herkes için başucu kitap niteliğindeki bir eser.
Beril Akyürek