Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

BÜYÜK DEDEM
KARL MARX
Robert-Jean Longuet, çeviren: Renan Akman, Yordam Kitap , siyaset, 224 sayfa

Robert-Jean Longuet, Karl Marx’ın torununun oğlu. Longuet elimizdeki dikkat çeken kitabında, büyük dedesi Marx’ın bir portresini çiziyor. Kitabı özgün kılan hususlardan biri, Marx’ı, doğduğu, büyüdüğü ve tam bir dönüşüm geçirmekte olan o dünyanın gerçekliğiyle yüz yüze geldiği çevrenin ve çağın içine yerleştirerek resmetmesi. Kitabı için Marx’ın toplu yapıtlarının yanı sıra, yüz cildi aşan yazışmalarından da yararlanan Longuet, incelemesine eksen olarak kuramcı Marx’ı değil de insan Marx’ı alıyor ve onun kişiliğinin oluşumuna, içinde büyüdüğü ortamın etkisiyle belirlenen siyasî ve toplumsal yönelimlerine uzanıyor.

SEVGİLİ CHARLIE
Earle P. Martin, Jr., çeviren: Işıl Aydın, Özgür Yayınları, eğitim, 135 sayfa

‘Sevgili Charlie’, Earle P. Martin, Jr.’ın torunu Charlie için kaleme aldığı mektuplardan oluşuyor. Bir otizmle yaşam kılavuzu olarak değerlendirilebilecek bu özel kitap, bir büyükbabanın, otizmin mağduru olan torununa karşı ne denli duyarlı, sevecen ve saygılı olduğunu göstermesiyle oldukça özel. Martin, Charlie’ye yazdığı mektuplarında otizmin ne olduğundan ve otistik olmanın ne anlama geldiği gibi bilimsel konular kadar, torununun arkadaş edinmesi, otizmini kabullenmesi, otizmle mücadele etmesi, kendine yetebilmesi ve bu durumda kendisi için doğru bir gelecek tasarlaması konularında da önerilerde bulunuyor.

MAVİ UMUTLAR
Nicole Byrd, çeviren: Zeynep Okan, Epsilon Yayınları, roman, 358 sayfa

Romantik tarzda yazdığı hikâyelerle bilinen Nicole Byrd ‘Mavi Umutlar’da, Gemma Smith isimli bir genç kızın, var olduğunu henüz öğrendiği ağabeyini bulmaya çalışırken başından geçenleri anlatıyor. Uzun zamandır görmediği ailesini ziyaret etmek için Londra’ya giden Smith, hiç görmediği bir ağabeyinin olduğunu öğrenir. Smith kardeşini ararken, sosyal mevkisi yüksek bir kadının desteğini alarak, kendini çok farklı bir dünyanın içinde bulur. Genç kız burada, kendisi gibi, kaybettiği kardeşini arayan Matthew Fallon ile tanışacaktır. Sevdiklerini birlikte aramaya koyulacak ikili arasında, beklenen aşk gerçekleşecektir.

SAAT KİTABI
Şule Gürbüz, TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları, kültür, 127 sayfa

Şair, yazar ve saat tamircisi Şule Gürbüz, elimizdeki çalışması ‘Saat Kitabı’nda, geçmişten günümüze saat olgusunun geçirdiği serüveni anlatıyor. Kitapta eski saatlerin özellikleri, mekanik saat tamirciliği, Osmanlı’da saatçilik, Osmanlı’nın meşhur saat ustası Ahmed Eflâkî Dede, 20. yüzyılda sokak saatlerinin ortaya çıkışı, ev saatleri ve saat kuleleri gibi, konuya dair birçok ayrıntı yer alıyor. Milli Saraylar’ın, başta Dolmabahçe Sarayı olmak üzere, zengin bir saat koleksiyonuna sahip olduğu biliniyor. Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitap, bu koleksiyondan önemli parçalara yer vermesiyle de dikkat çekiyor.

GELENEK VE İKİNCİ YENİ ŞİİRİ
Cevat Akkanat, Okur Kitaplığı, 472 sayfa

Cevat Akkanat ‘Gelenek ve İkinci Yeni Şiiri’nde, geleneğin Türkiye şiirindeki karşılığını ve görünümlerini tespit etmeye çalışıyor. 1950 sonrasında gelişen ve üzerinde yoğun tartışmalar yapılan İkinci Yeni şiir hareketini oluşturan şairlerin gelenekle uyumlu oldukları veya gelenekten uzak düştükleri yönler, çalışmanın omurgasını oluşturuyor. Akkanat ilkin, İkinci Yeni hareketini, çağının sosyal ve edebi manzarası içinde, Batı şiiriyle kurduğu ilişkiler bağlamında değerlendiriyor. Yazar devamında da, hareketi temsil eden şairlerin gelenek hakkındaki görüşlerini, hem şiirleri hem de fikirleri bağlamında irdeliyor.

ÇIKMAZDA
Necati Tosuner, İş Kültür Yayınları, öykü, 115 sayfa

Necati Tosuner’in ‘Çıkmazda’sı, ilk olarak 1969’da yayımlanmıştı. Tosuner burada bir araya gelen öykülerinde, öfkeleri artmış, çaresiz bir şekilde kendi köşelerine çekilmiş, buna rağmen umutlarını diri tutmaya çalışan insanların hikâyesini anlatıyor. Buradaki karakterler, genel olarak, toplum tarafından dışlanmış olsalar da, inatla umutlarını yitirmemeye, yaşamak için gerekçeler üretmeye çaba gösterir. Tosuner’in kitaba adını veren öyküsü de, benzer bir çıkmazda olan ben-anlatıcının yaşadıklarına dayanıyor. “Ve yaşıyorum diye, kendimi bir güzel aldatıyorum.” diyen anlatıcının hayatı, büyük bir boşluktan ibarettir.

SARI DUVAR KAĞIDI
Charlotte Perkins Gilman, çeviren: Aksu Bora ve Aysun Altunışık, Otonom Yayıncılık, öykü, 115 sayfa

Birinci dalga feminist hareketin önde gelen isimlerinden Charlotte Perkins Gilman, bizde daha önce yayımlanan ‘Kadınlar Ülkesi’yle hatırlanacaktır. Bu kitap, kadınları ele alan edebi denemeler içerisinde, ilk defa feminist öğeleri ütopya tarzıyla açık ve bilinçli bir şekilde işlemesiyle önemliydi. Gilman’ın ‘Sarı Duvar Kağıdı’ ise, kendisinin 1890 ile 1914 arasında kaleme aldığı yedi öyküsünü bir araya getiriyor. Yazar kitaba adını veren öyküsünde, toplumun kadına biçtiği rolleri ve kadının bu sınırlar karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Sarı duvar kağıdı düzeni, yırtılması ise kadının özgürlüğünü temsil eder.

BALKANLARDA OSMANLI MİRASI VE MİLLİYETÇİLİK
Kemal H. Karpat, çeviren: Recep Boztemur, Timaş Yayınları, tarih, 365 sayfa

2012 yılı, Balkan Savaşı’nın yüzüncü yıldönümü. Bu tarih, Osmanlı’nın uğradığı en büyük yenilgilerden biri olduğu kadar, Balkanlardan çekilişinin ve dağılmasının da sonunu temsil ediyordu. İşte Kemal H. Karpat elimizdeki çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki hakimiyeti ile bu hükümranlığın ardından Romenler, Yunanlılar, Sırplar ve Bulgarlar arasında milliyet düşüncesinin ortaya çıkışını anlatıyor. Osmanlı yönetimi altındaki Balkanlardaki toplumsal ve siyasal dönüşüm ile milliyetçiliğe odaklanan kitap, Osmanlı’nın bu coğrafyadaki etkilerini tarihten günümüze uzanarak analiz etmesiyle dikkat çekiyor.

BİR ERMENİYİ ÖLDÜRMEK
Arif Nihat Dursun, And Yayıncılık, roman, 326 sayfa

Arif Murat Dursun ‘Bir Ermeniyi Öldürmek’te, Türkiye’deki kimlik ve milliyet konusundaki gerilim ve karmaşayı, başkahramanının geçmişiyle giriştiği bir muhasebe üzerinden izliyor. Romanın merkezinde, babasının ölümüyle dünyası alt üst olan diplomat Murat yer alıyor. Murat için bu ölüm, sırlarla dolu geçmişine doğru yapacağı zorlu bir yolculuğun başlangıcı olacaktır. Bu geçmişte, onun kendisi hakkında bildiği tüm tanımları yok edecek bir sır gizlidir. Buenos Aires’ten İstanbul’a uzanan bu macera, geçmişi nedeniyle tüm hayatı sakatlanan Murat’ın sorularının yanıtlarını arayışını ve geçmişiyle hesaplaşmasını anlatıyor.

NAZIM HİKMET DESTANI
Alper Özbek, Ozan Yayıncılık, şiir, 400 sayfa

Alper Özbek, Nazım Hikmet’in başlıbaşına bir destan olduğunu söylüyor. Özbek ‘Nazım Hikmet Destanı’nda, bu tanımdan hareketle, Nazım Hikmet’in hayat mücadelesini, insan sevgisini ve dünyaya bakışını, destan türü aracılığıyla anlatmaya koyuluyor. Kitaptan bir alıntı: “Komünist şair doğruldu ağır ağır / Ahşaptan ranzasının kırık güvertesinde // Karadeniz aygır aygır köpük köpük / Soluyordu toprağı // Pera’nın mermerden musaları kan içiyorlardı / Gizemli bir tefekkür içindeydiler // Parçalanmış mitoloji devleri yavaş yavaş / İsrafil’i uyandırdılar feci bir derin uykudan // Arka sokaklar sabun ve kil kokuyordu. (...)”

HAYAT BİLGİSİ
Alper Görmüş, Etkileşim Yayınları, portre, 260 sayfa

Alper Görmüş’ün Yeni Aktüel dergisinde 2007 yılında yazmaya başladığı portreler, kimi okurlarca beğeniyle takip edilmişti. Bu portrelerin bir kısmı daha önce kitaplaştırılmıştı. Elimizdeki derleme de, Görmüş’ün spor , akademi, edebiyat, medya ve siyaset dünyasından kimi isimlere dair çizdiği portrelerden oluşuyor. Aykut Kocaman, Fatih Terim, Özhan Canaydın, Mim Kemal Öke, Nilüfer Göle, Orhan Pamuk, İsmet Özel, Hrant Dink, Zülfü Livaneli, Süheyl Batum, Fatih Altaylı, Yalçın Küçük, Yılmaz Özdil, Hüseyin Çelik, Osman Baydemir, Numan Kurtulmuş, Kenan Evren ve Tarhan Erdem, burada portresi çizilen isimlerden birkaçı.

İNSAN VE UYGARLIK
Cafer Tiryaki, Berfin Yayınları, inceleme, 510 sayfa

Cafer Tiryaki ‘İnsan ve Uygarlık’ta, insanın uzun yıllar süren biyolojik evriminden günümüze kadar geçen dönemde yaşanan doğal ve toplumsal değişimleri, ayrıntılı bir bakışla izliyor. Yazar, uygarlık aşamalarındaki siyasal, kültürel, psikolojik dönüşümleri; genetik, kozmoloji, fizik, psikoloji gibi farklı disiplinlerin verileri ışığında değerlendirirken, aynı zamanda Charles Darwin, Karl Marks, Friedrich Engels, Gregor Mendel, Sigmund Freud ve Jean-Baptiste Lamarck gibi düşünürlere sık sık göndermelerde bulunuyor. Tiryaki’nin nitelikli çalışması, insanlığın trajik ve görkemli hayatının dönüm noktalarını saptıyor.

ŞAİRİN SABRI
Ali Galip Yener, Mühür Kitaplığı, eleştiri, 142 sayfa

‘Şairin Sabrı’, Ali Galip Yener’in muhtelif dergilerde yayımlanmış şiir incelemelerini barındırıyor. Burada, Mehmet Akif Ersoy’dan Süreyya Berfe’ye, her biri tanınmış on altı şairin Türkiye şiirindeki yerleri saptanıyor. Nazım Hikmet şiirinin algılanış sorunu; muhafazakârlık ve şiirde yerlilik; millilik bağlamında Yahya Kemal şiiri; Anday şiirinde mitolojik detaylar; şiirde narsizm ve Necatigil şiirinde “insan”; sol melankoli bağlamında Turgut Uyar şiiri; şiirde kır-kent ikilemi; Ahmet Oktay şiirinde intihar olgusu ve 1980 sonrası Türkiye şiirinde mistik, metafizik eğilimler, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

SÜRGÜN SULTAN
Zekeriya Yıldız, Nesil Yayınları, roman, 192 sayfa

Zekeriya Yıldız ‘Sürgün Sultan’da, resmi söylemin “hain” olarak tanımladığı, son Osmanlı padişahı sultan Vahdettin’in inişli çıkışlı hayatını anlatıyor. Bilindiği gibi Sultan Vahdettin, saltanatın kaldırılmasını takip eden günlerden 17 Kasım’da, ailesiyle birlikte Türkiye’den ayrılmıştı. Bir süre Malta’da kalan Sultan, ardından Hicaz, Cenova ve San Remo gibi yerlerde sürgün hayatı yaşamıştı. İşte Yıldız’ın romanı, Sultan’ın İstanbul’daki son günleri ile Avrupa’ya gidişinden 1926 yılındaki ölümüne ve Şam’da, Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan caminin bahçesine defnedilmesine uzanan hayatını hikâye ediyor.

MONTAIGNE
Stefan Zweig, çeviren: Ahmet Cemal, Can Yayınları, deneme, 122 sayfa

Yetkin biyografi kitaplarıyla da bildiğimiz Stefan Zweig, elimizdeki tamamlanmamış kitabında, dünya edebiyatında denemenin babası olarak bilinen, büyük hümanist Montaigne’e ve onun çağına odaklanıyor. Zweig, yaşamının son yılında, 1942’de kaleme aldığı kitabında, kendisinden yüzlerce yıl önce yaşamış, Rönesans ve hümanizmin mirasçısı olarak insana yaklaşan ve onu sorgulayan Montaigne’in dünyasına iniyor. Zweig, kendi deyimiyle, kitle çılgınlığının doruğa vardığı bir zamanda, insanlığını korumaya çalışanların ne yapmaları gerektiğini, nereden yardım alabileceklerini sorgularken, Montaigne’in düşüncelerine uzanıyor.

ONLAR
Adam Blake, çeviren: Samim Şakacı, Can Yayınları, roman, 506 sayfa

‘X-men’ ve ‘Fantastic Four’ gibi çizgi romanların yazarı olarak bilinen Adam Blake, ‘Onlar’ başlıklı elimizdeki romanında, fantastik güçlere sahip bazı varlıkların başrolünde olduğu gizemli olayları anlatıyor. Arizona’da nedeni bilinmeyen bir uçak kazası yaşanmış, Londra’da bir grup tarihçi sırayla kazaya kurban gitmiş ve bir kadın, üç çocuğuyla birlikte gözden kaybolmuştur. Başta birbiriyle ilgisiz görünen bu üç olay, insanoğlunun asla bilmemesi gereken bir sırrı koruyan güçler tarafından gerçekleştirilmiştir. Sadece gerektiği zaman gizlendikleri yerlerden çıkan bu varlıklar, sırrı öğrenenleri öldürmektedir.

TEKERLEKSİZ BİSİKLETLER
Cem Akaş, Doğan Kitap, öykü, 119 sayfa

Cem Akaş’ın ‘Tekerleksiz Bisikletler’inde yer alan öyküler, işledikleri konulardan ziyade üsluplarıyla öne çıkıyor. Kitabın alt başlığı olarak seçilen ‘Eksiltmeli Öyküler’den de anlaşılacağı gibi Akaş, öykünün söylediklerinden çok eksik bıraktıklarıyla ilgileniyor. Yazar, bunu sağlamak amacıyla, öykünün dili, olay örgüsü, karakterleri, betimlemeleri ve anlamıyla oynuyor. Örneğin bir öykü neredeyse hiç sıfat ve zarf barındırmadan kısa eylem cümleleriyle yazılmış, bir diğeri “okurun gözünden” anlatmayı deniyor. Akaş öykülerinde ayrıca, fotoğraf okumaları, bir romanın serbest yeniden yazımı gibi yöntemlere de başvurmuş.

TEORİSYENİNİZ DEVRİMCİYDİ
Erkin Özalp, Yordam Kitap, siyaset, 192 sayfa

Erkin Özalp ‘Teorisyeniniz Devrimciydi’de, kapitalizme karşı gelişmekte olan hareketlerin Marksizme nasıl bir ilişki kuracaklarını ve Marksizmin bu hareketlerden neler öğrenebileceğini araştırıyor. Marx için devrimci olabilmenin koşulları arasında teorisyen ve filozof olmaktan vazgeçmenin de bulunduğunu söyleyen Özalp, kitabında ilkin, Marx’ın devrimcileşmesinin tarihini ele alıyor. Yazar ardından, Marx’ın devrim mücadelesinin, 21. yüzyılda devrim mücadelesi yürütenler açısından önem taşıyan noktalarını öne çıkarıyor. Özalp bu bağlamda, Marx’ın ‘Kapital’inin, güncel gelişmelerle bağlantılı bir özetini de veriyor.

SOLAR
Ian McEwan, çeviren: Kıvanç Güney, Turkuvaz Kitap, roman, 319 sayfa

Ian McEwan ‘Solar’da, küresel ısınma gibi karamsar bir konuya, karakterinin başından geçen gülünç olaylarla bakıyor. Romanın başkahramanı, Nobel ödülü sahibi fizikçi Michael Beard’dır. Ödülün getirdiği ünle küresel ısınma, çevre felaketleri konularında konferanslar veren Beard, aynı zamanda iflah olmaz bir çapkındır. Fakat şimdi, durum biraz kritiktir. Zira beşinci evliliğini yaşadığı şu anda Beard ilk kez aldatılan olmuştur. İşin ilginci, karısına da hâlâ aşıktır. Bu esnada yaşanan bir olay, Beard’in kariyerini de tehlikeye atar. Kahramanımızın tüm geleceği, bu sınavdan başarılı çıkıp çıkmayacağına bağlıdır.

HARPUT’TAKİ HAYALET
Metin Aktaş, İletişim Yayınları, roman, 431 sayfa

Metin Aktaş ‘Harput’taki Hayalet’te, bir tehcir hikâyesi anlatıyor. Romanın başkahramanı Roc, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’ya asker olmamak için Harput’ta medrese öğrencisi olur. Roc, bu küçük şehirde gayrimüslimler ve Ermenilerin katledilişine tanık olur. Âşık olduğu Ermeni kızı Sato için Hamidiye milislerinin komutanını öldüren Roc, Dersim’e kaçıp başka bir isimle yaşamına devam eder. Fakat bir türlü ulaşamadığı Sato’yu aramaktan da asla vazgeçmez. Romanda, Roc ve Sato’ya eşlik eden Rojda Ana, Kirkor, Papaz Bedros, Aram, Roc’un Dersimli karısı Helin, Musa ve Müderris Deli Hacı gibi karakterler de yer alıyor.