Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

ÇUVALDIZ
Ersan Karaoğlu, Acta Medya Yayınları, siyaset, 133 sayfa

2010’daki Mısır seyahati esnasında hayatını kaybeden Ersan Karaoğlu, Süleymaniye’de ABD askerlerinin Türk askerlerini gözaltına alması ve ardından yaşanan “çuval” olayını kamuoyuna duyuran gazeteciydi. Gazetecinin bu olayda yaşananlara dair günlük şeklinde aldığı notlar, bu kitapta bir araya getirilmiş. Karaoğlu, Irak’ta savaş sonrası durumu, askerlere yönelik operasyonun nasıl yapıldığını, gözaltı sırasında yaşananları, Ankara-Washington-Bağdat üçgeninde gelişen diplomasi trafiğini anlatıyor. Kitapta, Karaoğlu’nun Türk askerlerinden binbaşı Aydın ile serbest bırakılmasının ardından yaptığı röportaj da yer alıyor.

ORTAÇAĞ’DA YÜKSEK ÖĞRETİM
George Makdisi, çeviren: Ali HAkan Çavuşoğlu ve Tuncay Başoğlu, Klasik Yayınları, tarih, 493 sayfa

George Makdisi’nin ‘Ortaçağ’da Yüksek Öğretim’i, hem İslam dünyasındaki eğitim kurumlarının geçmişten bugüne evrimi, hem de Müslümanların eğitim anlayışları konularında nitelikli bir kaynak. Makdisi çalışmasında, ağırlıklı olarak İslam medeniyetinin başlıca eğitim kurumu olan medrese üzerine odaklanıyor; bu kurumun kendisinden önce ve kendisi dışında gelişen diğer eğitim kurumları arasındaki farklılık ve ilişkileri irdeliyor. Medreseyi, kurumun tarihiyle vazgeçilmez bağları olan fıkıh ve kelam mezhepleri tarihiyle birlikte ele almasıyla da dikkat çeken kitapta bunun yanı sıra, medrese-vakıf ilişkisi de analiz ediliyor.

SELÇUKLU’DAN OSMANLI’YA 1000 YIL
Tuğrul Kihtir, T Yayın, tarih, 453 sayfa

Tuğrul Kihtir ‘Selçuklu’dan Osmanlı’ya 1000 Yıl’da, Anadolu’nun 11. yüzyıldan bugüne uzanan bin yıllık öyküsünü kaleme almış. Türklerin Anadolu’ya gelmeden önce geçtikleri safhaları anlatmakla başlayan kitap , Anadolu’da Selçuklulardan sonra uzun yıllar varlık süren Osmanlı’nın tarihi ile neticeleniyor. Kitapta, Türklerin kökeninden başlayarak Hun, Göktürk, Uygur, Karahanlılar gibi kurdukları devletler; Büyük Selçuklu Devleti’nin tarihteki yeri; Osmanlı’nın ortaya çıkışı ve tarih sahnesinden silinişine uzanan süreç inceleniyor. Kaliteli bir baskıyla yayımlanan kitapta, çok sayıda görsel malzemeden de yararlanılmış.

RUHU OLAN ÖYKÜLER
yazan ve derleyen: Rosario Gomez A., çeviren: Sırma Yalçındağ, Ganj Yayınları, kişisel gelişim, 160 sayfa

Kişisel gelişim türüne dahil edilebilecek metinlerin yer aldığı ‘Ruhu Olan Öyküler’de, bir kısmını Rosario Gomez A.’nın yazdığı ve kalanlarının da “bilinmeyen yazarlar”a ait olduğu öyküler bulunuyor. Kitabın ilk öyküsü, buradaki metinler hakkında okuyucuya fikir verebilir. Öykü, bir hastanede yatan iki hastayı anlatır. Hastalardan biri cam kenarında, diğeri duvar kenarındadır ve cam kenarında olanı her gün diğerine, dışarıda gördüklerini hem de güzelleştirmeye çalışarak anlatır. İşin aslı, anlatıcı kördür; fakat yüreğindeki iyilik ve sevgiyle ve biraz da arkadaşını mutlu etmek için olmayanı var gibi göstermektedir.

CUMHURİYET’İN GÖZÜ YAŞLI ÇOCUKLARI
Sadık Yalsızuçanlar, Anatolia Kitap, siyaset, 197 sayfa

Sadık Yalsızuçanlar ‘Cumhuriyet’in Gözü Yaşlı Çocukları’nda, devletin muhaliflere karşı sergileyegeldiği acımasız tutumu irdeliyor. Yalsızuçanlar bu tavrı anlamaya, Dersim’de yaşanan katliamı ele alarak başlıyor. Yazar devamında, Kürt sorunu, sol ve Ergenekon ilişkisi ve “demokratik açılım” gibi güncel konulara odaklanıyor. Yazar, devletin aydınlar üzerinde baskı kurmasına en güncel örneklerden biri olarak da, Hrant Dink’in katlini gösteriyor. Kitap ayrıca, oruç tutmak, aile kurumu, geleneksel İslam ve “Anadolu mayası” gibi, toplumunun geleneksel yapısına dair bazı detaylar ile kimi dini konulara da yoğunlaşıyor.

KAİDEYİ BOZAN İSTİSNALAR
Ömer Aksay, Hayy Kitap, inceleme, 183 sayfa

Ömer Aksay ‘Kaideyi Bozan İstisnalar’da, Türkiye ’de İslami duyarlılığa sahip çıktıklarını, İslami bilincin gelişimine yön verdiklerini düşündüğü on şairi anlatıyor; ayrı bölümler halinde bu isimlerin şiirlerine ve siyasi tavırlarına odaklanıyor. Bunlar, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Cemil Meriç, Mehmet Akif Ersoy ve Yahya Kemal Beyatlı. Bu isimlerden Pakdil, Meriç ve Özdenören şair olarak kabul edilmeseler de, Aksay, ilk iki ismin bir dönem şiire yöneldiklerini ve şiirlerini yayımladıklarını, Özdenören’in de “gizli şair” olduğunu söylüyor.

AY UĞURU
İzzet Harun Akçay, Berfin Yayınları, roman, 187 sayfa

İzzet Harun Akçay, insan-doğa bütünlüğünü gözeterek kaleme aldığı ‘Ay Uğuru’nda, bir avuç insanın, su kaynaklarını ele geçirmeye çalışan şirketlerle giriştiği mücadeleyi anlatıyor. Romanın merkezinde yer alan Oğuz ve ailesi, Sapanca Ayanköy’de, göl kenarında sessiz sakin bir hayat yaşamaktadır. Fakat günün birinde, su şirketlerinin buradaki su kaynaklarına göz koyması, bu huzura gölge düşürür. Siyasî rantçılar ile mafyanın desteğini de alan şirketler, bölge için büyük bir tehdit haline gelmeye başlamıştır. Oğuz, kardeşi Canan ve arkadaşlarının da desteğiyle, yaşam alanlarının talan edilmesine karşı savaşacaktır.

DOĞMAMIŞ AŞK
Fırat H. Bozkurt, Sokak Kitapları Yayınları, şiir, 99 sayfa

‘Doğmamış Aşk’, Fırat H. Bozkurt’un ilk kitabı. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, Bozkurt şiirlerinde ağırlıklı olarak aşkın kendisinde bıraktığı yaraların, izlerin peşine düşüyor. Kitaptan bir alıntı: “Aşk cesaret ister, dayanıklılık ister... / İlk sarsıntıda yıkılacaksan ve ben / Enkazının altında kalacaksam, hiç sevme beni... / Sağlam, dimdik duracaksan / Buyur gir içeri... // Onu bunu bahane edip kavga edeceksek ve her kavga / İkimizde yara açacaksa / Hiç sevme beni... / Her sorunda suçu beraber üstleneceksek buyur gir / içeri... // Adam gibi seveceksen sev beni... / Yoksa hiç kırma şu kalbimi... (...)”

YALNIZLIĞIN MUHALLEBİ KIVAMI
İklim Dora, Dijital Sanat Yayınları, deneme, 274 sayfa

İklim Dora, ilk kitabı ‘Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı’nda, hayata dair düşüncelerini okurlarıyla paylaşıyor. Cinsellik, kadın-erkek ilişkileri, kadınları hedef alan cinsel sömürü, yalnızlık, aşk ve benzeri konular, bu denemelerin ana konularını oluşturuyor. Kadına özgü duyguların bilinen ve pek bilinmeyen ayrıntılarına inmeye çalışması, Dora’nın kitabındaki asıl amaç olarak görünüyor. Burada yazarın bilhassa ilgilendiği konulardan biri de, kadına yönelik cinsel istismar. Dora, böylesi bir istismarın yarattığı travmaları irdelediği kadar, kadınların bu sıkıntılı süreci aşabilmeleri için manevi destek de sunuyor.

KÜRESELLEŞME VE ULUSAL DEVLETLER
Orhan Özkaya, Asya Şafak Yayınları, siyaset, 239 sayfa

Aydınlık gazetesi yazarı Orhan Özkaya ‘Küreselleşme ve Ulusal Devletler’de, dünyanın büyük güçlerince küresel çapta yürütülen politikalara odaklanıyor. Irak’ın işgal edilmesi, Mısır, Lübnan, Suriye ve Sudan gibi ülkelerde yaşanan karışıklıklarda ABD başta olmak üzere büyük güçlerin ne gibi roller oynadığı ve Filistin-İsrail sorununun kangrenleşmesinin başlıca nedenleri, Özkaya’nın ele aldığı konulardan birkaçı. Küresel politikaların Türkiye’deki izdüşümlerini, yabancı tekeller ve yeniden düzenlenen vakıflar yasası ekseninde anlamaya çalışan Özkaya, Türkiye’nin bağımsızlığı için toprak reformunun acil olduğunu savunuyor.

MARX’IN KAPİTAL’İ İÇİN KILAVUZ,
David Harvey, çeviren: Bülent O. Doğan, Metis Yayınları, siyaset, 371 sayfa

David Harvey kırk yıldır, Marx’ın ‘Kapital’ine dair dersler vermekte. Harvey, derslerin verdiği deneyim ve öğrencilerin kendisine yönelttiği sorulardan hareketle ‘Kapital’ için bu kılavuzu hazırlamış. Kitabı nitelikli kılan hususların başında, Harvey’in ‘Kapital’i, Marx’ın çizdiği çerçeve içinde, onun şartlarıyla okutması ve böylece okuru, kitapla kişisel düzeyde ilişki kurmaya teşvik etmesi. Harvey bu okumalarında ayrıca, sayfalarında sayısız siyasal iktisatçının, filozofun, antropoloğun, gazetecinin ve siyaset teorisyeninin düşüncelerini barındıran ‘Kapital’in, barındırdığı muazzam kaynak çeşitliliğini ortaya koyuyor.

EVLERİN YÜREĞİ
Şenay Eroğlu, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 82 sayfa

‘Evlerin Yüreği’, Şenay Eroğlu’nun ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Eroğlu, daha önce farklı dergilerde yayımlanan bu öykülerinde yalnızlığı, sevgi arayışını ve toplum yaşamındaki çelişkileri anlatıyor. Yazar, kitaba adını veren öyküsünde de, yalnız başına yaşayan anlatıcısının güven arayışını sembolik bir üslupla hikâye ediyor. Öykü, anlatıcısının, oturduğu parktan mumla aydınlatılan bir evin içini görmesiyle açılır. Kısa bir süre sonra kahramanımız, garip bir şekilde bu eve doğru çekilmeye başlar. Aslında bu sıra dışı ev, anlatıcının yalnızlığını, tekinsiz hayatını, sonu gelmez arayış ve kaçışlarının yuvasıdır.

NEVZAD ATLIĞ’IN TANIKLIĞINDA
Mehmet Güntekin, 21. Asır Yayınevi, müzik, 174 sayfa

Mehmet Güntekin elimizdeki kitabında, hocası Nevzad Atlığ’ın uzun soluklu ve nitelikli müzik serüvenini, sözlü tarih yöntemiyle anlatıyor. Devlet Korusu’nda uzun yıllar görev yapmış Atlığ, İstanbul Radyosu Türk musikisi şefliği, İstanbul Konservatuarı icra heyeti şefliği ve İstanbul Radyosu müdürlüğü gibi görevlerde de bulunmuş Türkiye musiki tarihinin önemli isimlerinden. 1940’lardan günümüze kadar, Atlığ’ın içinde yer almadığı neredeyse tek bir musiki olayı yok. Güntekin’in kitabı, Atlığ’ın çalışmaları üzerinden Türkiye’de musikinin yakın tarihine ışık tutmasıyla, konuyla ilgilenenler için önemli bir kaynak.

KAPLAN ANNE’NİN ZAFER MARŞI
Amy Chua, çeviren: Yeşim Dervişoğlu, Sistem Yayıncılık, çocuk eğitimi, 254 sayfa

Hukuk profesörü Amy Chua’nın anılarından oluşan ‘Kaplan Anne’nin Zafer Marşı’, çocukları yetiştirmede başvurulan geleneksel eğitim anlayışına methiye niteliğinde. Çocukların büyütülmesinde katı ve tavizsiz değerlerin savunulmasından yana olan Chua, kocasıyla beraber yetiştirdikleri iki kız çocuğunun hem okulda hem de müzikal kariyerlerlerinde inanılmaz derecede başarılı olduklarını savunuyor. Kitabı boyunca Batılı ve Çinli ebeveynlik modelleri arasındaki farkları da tartışmaya açan Chua, oldukça iddialı bir üslupla, kendi geleneksel ve zorlu yöntemini, modern ebeveynlerin aşırı titizliğine alternatif olarak sunuyor.

BEYAZ ÖNLÜK, SİYAH ŞAPKA
Carl Elliott, çeviren: Şiirsel Taş, Hayy Kitap, sağlık, 285 sayfa

Carl Elliott ‘Beyaz Önlük, Siyah Şapka’da, hayat kurtarması, hastaları iyileştirmesi beklenen “beyaz önlüklü” tıbbın, ne pahasına olursa olsun daha çok satmak isteyen “siyah şapkalı” agresif bir endüstriye dönüşme sürecini anlatıyor. Tıp doktoru ve biyoetik uzmanı Elliott, ilaç firmaları için “bilimsel” makaleler kaleme alan yazarları, satış kotasını tutturmak için elinden geleni ardına koymayan ve bunun için doktorları hediyelere boğan tıbbi satış mümessillerini, profesyonel kobaylık müessesesini ve buna benzer çok sayıda yozlaşmayı anlatarak tıp dünyasındaki çürümeye neden olan aldatma kültürünü deşifre ediyor.

KOD ADI: ATİLLA
Nedim Şener, Destek Yayınevi, siyaset, 525 sayfa

Nedim Şener ‘Kod Adı: Atilla’da, kimilerince “ekonomide Susurluk” olarak tanımlanan Türkbank yolsuzluğuyla ortaya dökülen siyasetçi-mafya-işadamı ilişkilerini irdeliyor. Türkbank olayının en önemli isimlerinden biri, Alaattin Çakıcı’ydı. Çakıcı, 1980 öncesinden başlayarak MİT için çalışmış ve bu ilişkisi boyunca Atilla Çelik ismini kullanmıştı. Çakıcı’nın Korkmaz Yiğit’le olan telefon görüşmesi, Türkbank’taki 953 milyon dolarlık devasa yolsuzluk ortalığa dökmüştü. İşte Şener kitabında, “Yetenekli Bay Çakıcı”nın yanı sıra, adı yolsuzluğa karışmış siyasetçiler, işadamları, mafya üyeleri ve bürokratların peşine düşüyor.

AŞKLA KEDİ ARASINDAKİ YEDİ BENZERLİK
Barış Pirhasan, Sözcükler Yayınları, şiir, 102 sayfa

Senaryo yazarlığı ve yönetmenlik alanındaki çalışmalarıyla bilinen Barış Pirhasan, aynı zamanda şiirle de ilgilenmiş isimlerden. Elimizdeki çalışma da, Pirhasan’ın dördüncü şiir kitabı. Pirhasan’ın buradaki ‘İlksöz’ isimli şiirinden bir alıntı: “Söktüm kulaklarımın balmumunu / Söktüm beni sintineye tıkmış kilidi / Sirenleri dinledim uzun uzun / Kestim bir bir usturmaçaların ipini // Güverte kaygandı insanözünden / Pazar kurulmuş def çalıyorlardı / Suda su kabakları Mısır yolunda / Oğlan çocuklarını suya veriyorlardı // Elimde asa dövdüm denizi / Yazık ben de kanattım denizi / Topladım cümleyi işte sonunda (...)”

BALTHUS’ÜN ANILARI
hazırlayan: Alain Vircondelet, çeviren: Orhan Suda, Yapı Kredi Yayınları, anı, 182 sayfa

‘Balthus’ün Anıları’, 20. yüzyılın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen ve asıl adı Balthazar Klossowski de Rola olan Balthus’ün kendi ağzından derlenmiş anılarına yer veriyor. Genelde suskun biri olan Balthus, içini, bu kitabı hazırlayan Alain Vircondelet’ye dökmüş. Bu anılar, Balthus’ün sanat, resim, yaşam ve ölüm üzerine düşüncelerini, gözlemlerini, aykırı ve öfkeli yargılarını okurlara sunmasıyla dikkat çekiyor. Kitapta, Balthus’ün Paris, Roma ve İsviçre’de sürüp giden heyecanlı yaşamı; Artraud’yla, Giacometti’yle ve Picasso’yla dostlukları; resimleri, aşkları ve kızgınlıklarına dair anıları bulunuyor.

FOTOĞRAFÇININ EĞİTİMİ
editör: Charles H. Traub, Steven Heller ve Adam Beller, Espas Yayınları, fotoğraf, 279 sayfa

Birçok ismin yazılarıyla katkıda bulunduğu ‘Fotoğraf Eğitimi’, pratik fotoğrafçılığın gölgesinde kalmış, sıklıkla ihmal edilen fotoğrafın teorisine zengin bir katkı sunuyor. Kitapta, fotoğraf çekmenin anlamı, görsel okuryazarlık, fotoğraf ve felsefe ilişkisi, günümüz fotoğrafında tanık olunan dönüşümler ve yüksek öğrenimde fotoğraf eğitimi gibi birçok ilgi çekici konu yer alıyor. Her ne kadar günümüzde fotoğrafçılık büyük teknolojik dönüşümler yaşasa da, zeki uygulamaların detaycılığı ve iç görüsü genelde ortalarda yok. Çalışma, fotoğrafçılığın değişen doğasına meydan okuyarak yaratıcılığı doruğa çıkarmayı amaçlıyor.

ORTAÇAĞDA İSTANBUL
Paul Magdalino, çeviren: Barış Cezar, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 216 sayfa

Bizans tarihçisi Paul Magdalino, elimizdeki çalışması ‘Ortaçağda İstanbul’da, 6. ve 10. yüzyıllar arasında İstanbul’un kentsel dönüşümüne odaklanıyor. Yazılı kaynaklar, arkeoloji ve mimari gibi alanlardan yararlanan Magdalino, yalnızca tarihle ilgilenenlere değil, yaşadıkları şehrin geçmiş görünümlerini merak eden okurlara da hitap edecek bir kitaba imza atmış. Kitapta, dönemin Bizans’ındaki İuliauns veya Sophia Limanı, fırınlar, canlı hayvan ve et pazarları, Hıristiyan binaları, hayır kurumları, dini kurumlar, halk hamamları ve noterlik binaları gibi yapılar anlatılıyor; şehrin Ortaçağdaki genişlemesi inceleniyor.

LÜTFEN SESSİZ OLUR MUSUN, LÜTFEN?
Raymond Carver, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, öykü, 253 sayfa

20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden olan Raymond Carver, özellikle kısa öykü türüne getirdiği büyük katkıyla dikkat çekmiş bir yazar. İşte ‘Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen?’, yitik kuşağın bu meşhur ismine ait yirmi iki öyküyü bir araya getiriyor. Carver buradaki öykülerinde sinmiş, acı çeken ve geleceğini kurtaramayacak denli yılmış bireylerin hikâyesini anlatıyor. Amerikan taşrasındaki sıradan insanın yaşamına inen ve bu yaşamda tanık olunan trajedilere soğukkanlı bir şekilde yaklaşan Carver, ardından kendine has maharetiyle, bu olayların okurun dünyasında silinmez izler bırakmasını sağlıyor.

TARİHTE ANLAM
Karl Löwith, çeviren: Caner Turan, Say Yayıncılık, tarih, 344 sayfa

Filozof Martin Heidegger’in öğrenciliğini de yapmış Karl Löwith ‘Tarihte Anlam’da, 18. ve 19. yüzyılın tarih felsefelerini Hegel, Marx, Vico, Burckhardt, Augustine ve Nietzsche gibi düşünürler üzerinden izleyerek İncil’e yaptığı geri dönüşlerle modern tarih felsefeleri ile onların teolojik öncelleri arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Felsefe, din, tarih ve teoloji arasındaki ilişkiye dair iyi bir çalışma olan kitap, Batı dünyasına egemen olan modern düşünce ile Hıristiyanlık inancı arasındaki ilişkinin tarih düşüncesini ve genel anlamda düşünce dünyasını ne şekilde etkilediğini ortaya koymasıyla ilgi çekiyor diyebiliriz.

TÜRKLERİN YAZILI KÜLTÜRÜ
Giambattista Toderini, çeviren: Ali Berktay, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 347 sayfa

1799’da hayata veda eden Giambattista Toderini, bir zamanlar Venedik elçisinin maiyetinde yer alarak İstanbul’a da gelmiş. Toderini bu dönemde, Osmanlı kültürü üstüne kapsamlı araştırmalar yapmış, yazma kitaplarla birlikte denizcilik, astronomi ve coğrafya ile ilgili aletler, eski paralar toplamış. Toderini’nin yine bu dönemdeki gözlemlerinin bir ürünü olan ve ilk kez 1787’de yayımlanan elimizdeki kitap da, Türklerin yazılı kültürleri, edebiyatlarıyla ilgileniyor. Yazar, Türklerin eğitimini ve dini eğitimini, medrese ve kütüphanelerde yürüttükleri eğitim faaliyetlerini ve Türklerde matbaacılık gibi konuları araştırıyor.

HORTLAYAN CELLAT
Sâmi Aziz, hazırlayan: Emel Koşar, E Yayınları, roman, 143 sayfa

Sâmi Aziz’in ilk olarak 1928’de yayımladığı polisiyesi ‘Hortlayan Cellat’, bir gazetecinin art arda işlenen cinayetleri aydınlatma çabasını hikâye ediyor. Romanın baş kahramanı olan gazeteci İzzet Bülent, Dârülfünûn’da bir toplantıya katılır ve burada, üyelerden birinin hezeyan dolu konuşmasına tanık olur. Yine burada, Cavidan Şeyda isimli gizemli bir kadınla tanışan Bülent, vahşice işlenmiş bir dizi cinayeti aydınlatmaya koyulur. Gazetecinin bu araştırmalarında, Kuyucu Murat Paşa’nın celladı ile hipnotizma yapan kadın gibi karakterlere ulaşacak, Sultanahmet Meydanı’nda yaşanan sıra dışı olaylara tanık olacaktır.

SONRADAN GÖRME
Haydar Ergülen, Ferfir Yayınları, sinema , 159 sayfa

‘Sonradan Görme’, Türkiye şiirinin önemli isimlerinden Haydar Ergülen’in sinema yazılarından oluşuyor. Ergülen burada, sinemayı bir şairin gözlerinden bakarak yorumlamaya koyuluyor. Theo Angelopoulos sinemasındaki sessizlik, Türkan Şoray’ın bakışlarındaki tedirginlik, Sami Hazinses’in “garip star”lığı, Nuri Bilge Ceylan’ın kasvetli kasabası, Zeki Demirkubuz’un ‘Bekleme Odası’ filmindeki karanlık öyküler ve Yılmaz Güney sinemasından yansıyan şiir, Ergülen’in yazılarında karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Kitapta, Ergülen’in eski sinemalara ve İstanbul’da düzenlenen sinema festivallerine dair düşünceleri de yer alıyor.

HİKÂYE
Halid Ziya Uşaklıgil, Özgür Yayınları, inceleme, 128 sayfa

‘Hikâye’, Halid Ziya Uşaklıgil’in 1887-88 yıllarında İzmir’de çıkardığı Hizmet isimli gazetede yayımladığı edebiyat konulu yazılarından oluşuyor. Belirtmekte fayda var: Uşaklıgil “hikâye” kavramını, “öykü” anlamında değil, Batı edebiyatındaki “roman”ın yerine kullanıyor. Kitaptaki yazılar, daha sonra önemli romanlar yazacak olan Uşaklıgil’in edebiyat teorisinin yetkinliğini ortaya koyması, roman türünün Batı’da, özellikle de Fransız edebiyatında geçirdiği evreler hakkında okurları aydınlatması ve Türk romancılığının başlangıcından onun dönemine kadar geldiği noktayı tartışmaya açmasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

BİR EV... BİR SOKAK... BİR ŞEHİR...
Halil Değertekin, Kanguru Yayınları, anı, 222 sayfa

Bu kitapta yer alan anıların çerçevesini, Halil Değertekin’in hayatının büyük bölümünü geçirdiği Diyarbakır’daki çocukluk ve gençlik anıları oluşturuyor. Kitapta, Değertekin’in 1950’li yılların başından 1960’lı yılların ortalarına kadar Ulu Cami Mahallesi’ndeki çocukluğundan farklı okullarda sürdürdüğü öğrencilik dönemlerine uzanan anıları yer alıyor. Yazar, şehrin kendine has mimarisini, gündelik hayattan detayları, şehrin sinemalarını, kaplıcalarını ve Pazar yerlerini anlatıyor. Diyarbakır’da tanık olunan toplumsal ve kültürel değişimlerin de kayda geçirildiği kitap, bu yönüyle bir “yerel tarih” çalışması niteliğinde.

SÜRGÜN KÜÇÜK BULUTLAR
Demir Özlü, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 754 sayfa

‘Sürgün Küçük Bulutlar’, 1950 Kuşağı yazarlarından Demir Özlü’nün toplu öykülerinden oluşuyor. Bu toplu basım, Özlü’nün 1958’de yayımladığı ilk kitabı ‘Bunaltı’ ile 2001’de yayımladığı ‘Geçen Yaz Kentte Kızlar’ da içinde olmak üzere, yedi öykü kitabını bir araya getiriyor. Özlü, öykülerinde bireyin yalnızlığını, yabancılaşma duygusunu ve tedirginliklerini simgesel bir dille işliyor. Roman, eleştiri ve deneme türlerinde de eserler vermiş Özlü’nün öyküleri, Fransız varoluşçu ve gerçeküstücü yazarlar ile Amerika’daki Beat Kuşağı şairlerinden beslenmiş ve anlamsızlığın, kuşkunun, hiçliğin ortasına yuvarlanmış bireyi anlatır.

TEMBEL HANIMLAR ÇARŞISI
Kemal Gündüzalp, Şiirden Yayınları, şiir, 80 sayfa

Kemal Gündüzalp, ‘Tembel Hanımlar Çarşısı’nı, Suriye’de gördüğü, her şeyin pişmeye hazır satıldığı aynı isimli pazar yerinden hareketle yazmış. Uzun yıllardır şiir yazan Gündüzalp’in buradaki şiirlerinde bir yalınlaşma, billurlaşma görülüyor. Kitaptaki ‘Gecenin Renginde’ isimli şiir şöyle: “Ölümü denedim diyor dirildiğinde ozan / Denenmemiş olanı! Gittim ve döndüm / Dağları sökemiyorsa yerinden bir ozan / Neye benzer şiirler boş laflardan başka? // Ah, yağmur yağdırıyor dizeler yürekten / Gecenin renginde soluk soluğa bir mavilik / Kimsecikler yok, boş sokaklar ve yürek / Kasaba uykusunda, yalnızca ozan uyanık!”

HANGİ ORTADOĞU?
Zachary Lockman, çeviren: Burcu Birinci, Küre Yayınları, siyaset, 440 sayfa

New York Üniversitesi’nde modern Ortadoğu tarihi dersleri veren Zachary Lockman ‘Hangi Ortadoğu?’ adlı elimizdeki kitabında, Oryantalizm’in, özellikle de 20. yüzyılın ortalarından bu yana ABD’de ilgi gösterilen İslam ve Ortadoğu çalışmalarının eleştirel bir tarihini, bilgi siyasetine yoğunlaşarak sunuyor. Birleşik Devletler’de, halihazırda Ortadoğu’nun ve İslam’ın nasıl algılandığına ve tanımlandığına, 11 Eylül saldırısının bu algıda ne gibi kırılma ve yarılmalar yarattığına odaklanan Lockman, Ortadoğu konusunda akademisyenler, gazeteciler, yorumcular ve devlet görevlilerince üretilen bilgileri tartışmaya açıyor.