scorecardresearch.com

Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

TÜKETİM TOPLUMU, NEVROTİK KÜLTÜR VE DÖVÜŞ KULÜBÜ,
Hakan Övünç Onur, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 327 sayfa

Hakan Övünç Onur, ilgi çekici ilk kitabı ‘Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulubü’nde, Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un dünya çapında ün kazanmış romanını çok yönlü bir bakışla irdeliyor. Övünç burada, romanda tasvir edilen dünya ile belli başlı karakterlerini merkeze alarak, tüketim toplumunu, nevrotik kültürü, zihinsel terörizmi ve bilinçdışı arketipleri irdeliyor. Bunu yaparken, günümüz dünyasını, yani uygarlığın gelip dayandığı kaotik aşamayı da eleştirel bir gözle değerlendiren yazar, aynı zamanda kitabını Baudrillard, Gramsci, Marcuse, Horkheimer, Adorno ve Zizek gibi önemli düşünürlerden alıntılarla da zenginleştiriyor.

KRALLARIN ÇARPIŞMASI
George R. R. Martin, çeviren: Sibel Alaş, Epsilon Yayınları, roman, 487 sayfa

George R. R. Martin, daha önce yayımlanan ‘Kralların Çarpışması’ adlı romanının ilk kısmında, Demir Taht’ı ve Parçalanmış Krallık’ı ele geçirmeye çalışan güçlerin giriştiği mücadeleyi anlatmıştı. Fantastik bir dünyada geçen ve kardeş katli temâsıyla yol alan roman, yürüyen ölüler ve büyücü kadınlar gibi gerçeküstü karakterler de barındırıyordu. İşte Martin, romanın elimizdeki ikinci kısmında da, hikâyeye kaldığı yerden devam ediyor. Bu dünyada, tüm düzen alt üst olmuş, taraflar iktidar için kendi aralarında sonu gelmez bir savaşa tutuşmuştur. Fakat yine de güçlü ve soğukkanlı olanlar, bu kaotik dünyaya rağmen, başarılı olmak zorundadır.

TRAKYA GÜNEŞİ
Murat Tuncel, Alfa Yayınları,
roman, 533 sayfa

‘Trakya Güneşi’, altı kitaptan oluşacak ‘Osmanlılar’ adlı serinin ilk kitabı. Murat Tuncel burada, Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’dan Trakya ve Balkanlar’a geçişini anlatıyor. Romanın merkezinde, Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa yer alıyor. Genç yaşında yaptığı fetihlerle, Balkanlar’ın yolunu açan Şehzade Süleyman, bu başarıları nedeniyle “Trakya Güneşi” olarak adlandırılmaya başlanır. Bu esnada, Bizans imparatorluğunda büyük bir taht kavgası yaşanmaktadır. Süleyman Paşa, bu karışıklıktan yararlanarak Rumeli’yi fethetmeye çalışacaktır. Roman, fetih düşkünü bir Şehzade ile Bizans imparatorluğu arasındaki amansız savaşı hikâye ediyor.

EKONOMİ -POLİTİK PENCEREDEN ABD-ÇİN İLİŞKİLERİ
A. Ersin Dedekoca, Barış Kitap, inceleme, 216 sayfa

A. Ersin Dedekoca elimizdeki çalışmasında, global güç ABD ile bölgesel güç Çin ilişkileri üzerinden, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başlayan; 11 Eylül saldırısı ve 2008 küresel krizinde dönüşümler yaşayan “yeni dünya düzenini” anlatıyor. Yeni dünya düzeninin, 1980’ler sonrası neo-liberal küreselleşmeden farklı olarak, devletin daha aktif rol alacağı çok kutuplu bir yapıya bürünmekte olduğu argümanını, çalışmasının başlangıç noktası olarak belirleyen Dedekoca, bu yapının küresel bağlamda nasıl bir şekil alacağını da, sistemin iki belirleyici gücü olan ABD-Çin arasındaki ekonomi-politik temelli ilişkileri inceleyerek araştırıyor.

ZEVAL
Nihan Taştekin, Ayrıntı Yayınları, roman, 176 sayfa

Nihan Taştekin ‘Zeval’de, bir cinayeti aydınlatmaya çalışan Cem ve Gencer adlı karakterlerinin maceralarını anlatıyor. Geçmişi sislerle örülü beyaz elbiseli bir adam, İstanbul’un mutena bir semtindeki parka, her gün aynı saatte gelip aynı ağacın altında durur. Adam, oturduğu yerden hep aynı yöne bakmakta, sigara üstüne sigara içmektedir. Günün birinde, yine aynı yerde, silahlı bir saldırı sonucu öldürülür. Olayın birçok görgü tanığı olmasına rağmen, Cem Beyoğlu ve Gıcık Gencer dışındakiler, bu adamın niye öldürüldüğünü merak etmemektedir. Beyaz elbiseli adamın geçmişini aydınlığa kavuşturmaya koyulan ikili, ilginç detaylara ulaşacaktır.

ÖLÜLERİN FISILTISI
Simon Beckett, çeviren: Nur Küçük, İthaki Yayınları, roman, 343 sayfa

Simon Beckett, çok satan romanı ‘Ölülerin Fısıltısı’nda, insan bedeninin anatomisine dair merakını gemleyemeyen bir seri katil ile antropolog Dr. David Hunter arasındaki kovalamacayı anlatıyor. Hunter, “ceset çiftliği” olarak anılan bir araştırma merkezinde çalışmak üzere ABD’ye gelmiştir. Doktor buradaki cesetler üzerinde incelemelerde bulunurken, polisler, şehrin farklı yerlerinde ve hepsi de çürümüş cesetlere ulaşır. Deliller ise, merkezdeki uzmanlarla aynı “meraklara” sahip bir seri katili işaret etmektedir. Hunter, kendisine teklif edilen görevi kabul eder ve takıntılı olduğu kadar zeki planları da olan bu katilin peşine düşer.

ÇOCUKLAR OKULU
NEDEN SEVMEZ
Daniel T. Willingham, çeviren: İnci Katırcı, İthaki Yayınları, psikoloji, 190 sayfa

Psikoloji alanında uzman isimlerden olan Daniel T. Willingham, ‘Çocuklar Okulu Neden Sevmez?’de, çocukların okulla ilgili yaşadığı sorunlar konusunda, özellikle öğretmenleri hedeflediği dokuz prensiplik bir çözüm planı sunuyor. İnsanların doğuştan meraklı olduğunu, fakat bu merakın kırılgan olduğunu söyleyen Willingham, öğretmenlerin zihinlerini daha organize hale getirecek önerilerde bulunuyor. Öğrencilerin soyut fikirleri anlamalarını sağlamak; öğretim yöntemini, farklı öğrenme tarzlarına sahip öğrencilere göre ayarlamak ve yavaş öğrenen öğrencilere nasıl yardımcı olunabileceği, Willingham’ın burada işlediği konulardan birkaçı.

Oku bakayım!

AYILAR
Kısa Bir Tarih
Bernd Brunner
Çeviren: Servet Yeşilyurt
e Yayınları
2011, 216 sayfa.

Son zamanlarda gazete sayfalarında, kimi haber bültenlerinde yurdum insanının ayılarla olan imtihanına şahitlik ediyoruz.Ayılar tarafından bağ bahçelerinin her ağacı yağmalanmış, bütün meyveleri yenilmiş, bilfiil işgal edilmiş olmamasına rağmen ellerinde silahlarla gaflet ve dalalet hatta hiyanet içinde olan insanları izliyoruz.
Bern Brunner’in ‘Ayılar Kısa Bir Tarih’ kitabıyla karşılaşıyoruz. Milyonlarca yıldır doğal hayatın gediklisi sayılan, avcılık meziyetlerinin saymakla bitirilemediği, koku alma duyusunun insan evladından 100 kat daha fazla olan, çok korkulan ve aynı zamanda çok da saygı duyulan bir hayvana adanmış bir kitap.T ürlerin kökeninden dini inanışlara, edebiyattan mitolojiye, yaşam şekillerinden hayata tutunma çabalarını gözler önüne seren son derece ilginç bir çalışma. İçlerine kapanık, yalnız yaşamayı tercih eden ayıgiller, insanoğlunun tarih boyunca her canlıya göstermiş olduğu şiddetten nasibini de almışlardır. Oysa ayılar insanlık için hiç bir zaman bir tehlike olmamışlardır. İnsanlarla ayılar arasındaki boğuşmalara dair birçok hikâye anlatılırsa da, eldeki deliller, bir ayının insana saldırmasının tesadüf sonucu olduğunu veya ayının insan tarafından kızdırılmasından ileri geldiğini göstermektedir. ‘Ayılar Kısa Bir Tarih’ sadece ayıgillerin değil aynı zamanda insanlarla ayıların ortak tarihini de inceliyor.
Eski kültürlerde yerli kabilelerin kutsal saydığı uğruna bayramlar tertip edildiği bu hayvanlar günümüzde neden kovalanan, acı çektirilen, öldürülen hayvanlar listesinin baş sıralarına çıktığının cevabını veremeye de çalışıyor aynı zamanda. Bilimsel verilerle birlikte ayılarla ilgili az bilinen gerçekleri, hikâyeleri, efsaneleri okumak da kitabı daha bir keyifli kılıyor. Misal, Büyük Ayı’nın Yeşilçam’a taş çıkaracak hikâyesi. Antik Yunan’da anneliğin simgesi olan dişi ayıların öyküsü. Bekaret yemini bozan güzel Kallisto, Zeus’un birçok sevgilisinden biri olur ve hamile kalır. Durumdan haberdar olan av tanrıçası Artemis, Kallisto’yu ayıya dönüştürür. Kallisto bir erkek çocuk dünyaya getirir. Yıllar yıllar sonra anasından bihaber olan Arkas, ava çıktığında ayıya dönüşen anasını görür, nişan alır.Tam vuracakken Zeus çıkagelip Kallistoyu kurtarır ve sonsuza kadar gökyüzünde kalmalarına karar verir. Kallisto, Büyük Ayı olarak bilinen yıldız olarak yerini alır.
‘Ayılar Kısa Bir Tarih’, ayıgillerle keyifli bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.
Sinan Kandemir

MARKSİZM VE EKOLOJİK SİYASET
Paul Burkett, çeviren: Ertan Günçiner, Yordam Kitap, ekoloji, 384 sayfa

Sol siyasî hareket ve Marksizm üzerine yaptığı pek çok çalışması bulunan Paul Burkett, günümüzde daha kaygı verici bir boyuta gelmiş olan ekolojik sorunlara, Marksizm çerçevesinden çözümler sunuyor. Burkett, Türkçede daha önce yayımlanmış ‘Marx ve Doğa’da, Marx’ın politik eleştirisinde ekolojinin izini sürmüş; bunu da, düşünürün eserlerini adım adım izleyerek yapmıştı. Burkett, yeni yayımlanan elimizdeki kitabında da, Marksizm ve ekoloji arasında ilişkiyi, yeni tartışmalar bağlamında ayrıntılandırmaya devam ediyor. Ekolojik iktisat anlayışına, Marksist sınıf perspektifinin nasıl yanıt verebileceği, yazarın burada merkeze aldığı asıl konu. İlk olarak ekolojik iktisatın barındırdığı çelişkileri ve boşlukları saptayan Burkett, ardından Marksizmin bu sorunların çözümüne nasıl bir katkı sunabileceğini araştırıyor.

PİYASANIN İDARESİ
Ümit Sönmez, İletişim Yayınları, inceleme, 247 sayfa

Kamu yönetimi ve siyasal iktisat alanlarında çalışmalar yapmış Ümit Sönmez, ‘Piyasanın İdaresi’nde, eleştirel bir neoliberalizm okuması üzerinden, kimilerinin “devlet içinde devlet” diyerek eleştirdiği, kimilerinin de tüm toplumsal ve yönetimsel sorunların çözümü olarak alkış tuttuğu bağımsız düzenleyici kurumları (BDK) ayrıntılı şekilde masaya yatırıyor. Bu kurumların nasıl kurulduklarını sorgulayan ve onların mevcut örgüt yapılarını, işlevlerini ve güçlerini nereden aldıklarını araştıran çalışma, konuyla ilgilenenler için kılavuz niteliğinde bir eser. Sönmez, tarihsel süreçleri ve kuramsal gelişmeleri de içine alan bir perspektifle, bu kurumların nasıl ve neden kurulduklarını analiz ediyor; bununla paralel şekilde, neoliberalizmin devlet-piyasa ilişkisine dair tasarımını da bütünlüklü bir bakışla ortaya koyuyor.

KARANLIĞIN KÜLTÜRLERİ
Bryan D. Palmer, çeviren: Şebnem Kaptan, Ayrıntı Yayınları, inceleme,
608 sayfa

Kitaplarında sol ve devrimci hareket üzerine yoğunlaşan Bryan D. Palmer, ilgi çekici kitabı ‘Karanlığın Kültürleri’nde, gecenin tarihsel, siyasî ve kültürel yönlerini araştırıyor. Gece ve karanlığın, iktidarın kısıtlamalarından uzak ve güçsüzlüğün arzularını dile getirmeye uygun bir zaman yarattığı kadar, gündüzün umumi şeffaflığından uzakta yaşanan hakimiyet ve tabiyet ilişkilerini de yeniden ürettiğini belirten Palmer, buradan yola çıkarak karanlığın içinden doğan farklı kültürlerin izini sürmeye koyuluyor. Kitapta, eski zamanların köylü gecelerinden blues ve cazın doğduğu, neşeli ve hüzünlü “soul geceleri”ne; pornografinin yeraltı dünyasındaki varlığından dünyanın gidişatını tümden değiştiren devrim gecelerine ve meyhane kültürünün beraberinde getirdiği gece sosyalleşmelerine kadar birçok konu ele alınıyor.

ETHICA
Spinoza, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınları, felsefe, 860 sayfa

‘Ethica’, tanımları, açıklamaları, önermeleri, kanıtlamaları, notları ve yoğun mantık örgüsüyle, felsefenin en sıkı ve doğal olarak en zor anlaşılan kitaplarından biri. Spinoza burada, geometrik yöntem ile mantık kurallarını kullanarak “Tanrı”, “İnsan”, Beden”, “Zihin”, “Akıl”, “Duygular” ve “Özgürlük” gibi, felsefenin konusu olagelmiş önemli kavramları tartışmaya açıyor. Spinoza’ya göre, varlıkları ilk nedenlerini göz önüne almadan bilmeye çalışmak, önyargıların oluşumuna zemin hazırlar ve önyargıların artış göstermesi sonucunda toplum, aklı bir kenara koyup batıl inançlara yönelir. Buradan yola çıkarak varlıkların ilk nedenlerini araştırmaya koyulan düşünür, söz konusu ilk neden olarak batıl inançlar yerine doğru bilgileri koyan sevgiyi, özellikle en mükemmel sevgi olduğunu düşündüğü Tanrı sevgisini görüyor.

FELSEFEYİ YAŞAMAK
Ray Billington, çeviren: Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 468 sayfa

Ray Billington, uygulamalı felsefeye bir giriş olarak değerlendirilebilecek ‘Felsefeyi Yaşamak’ta, etiğe yaptığı özel vurguyla yere gayet sağlam basan bir esere imza atmış. Billington kitabında ilk olarak, etiğin genel felsefeyi ilgilendiren meselelerinde bir gezintiye çıkıyor. Yazar devamında, Spinoza ve Aristo ile Marx ve Freud gibi birçok ismin düşüncelerine eğilerek, ahlak felsefesi ve pratiğinin önemli rol üstlendiği belirli felsefe okullarına eğiliyor. Billington’ın çalışmasını dikkat çekici kılan başlıca husus ise, gündelik hayatta karşılaşılan bazı konuları felsefi bir yorumla irdelerken, bunu, her okurun rahatça anlayabileceği bir üslupla yapması. Çalışma bunun yanı sıra, felsefenin ele aldığı birçok konuyu kapsamasıyla, felsefeye ilgi duyanlar kadar bu alanda çalışan uzmanlara da hitap edecek nitelikte.

FEMİNİZM KENDİ ARASINDA
Aksu Bora, feminizm, Ayizi Kitap, 207 sayfa

‘Feminizm Kendi Arasında’, Aksu Bora’nın feminizm ve feminist harekete ilişkin süregelen tartışmalara dair yazılarını bir araya getiriyor. Gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılar, feminizmin güncel sorunlarını masaya yatırdığı gibi, kadın hareketinin önündeki engellerin nasıl aşılabileceği konusunda önerilerde de bulunuyor. Yazılar feminizm, kadın temsili, kadınlık ve tarih şeklinde bölümlendirilmiş. Kitapta, feminizm ve kimlik siyaseti; feminist harekette farklı yollar ve farklı stratejiler; çirkin bir nefret ideolojisi olarak feminizm; feminizmle sosyalizmin evliliği; Ortadoğu’daki kadın hareketi ve yerel politikada kadınlar konuları ele alınıyor. Feminist çalışmalar alanında bilinen isimlerden olan Bora’nın kitabı, Türkiye’deki kadın hareketini hem tarihsel hem de güncel bir perspektifle analiz ediyor.

MÜLKTEN ÜLKEYE
Cenk Reyhan ve Nizam Önen, İletişim Yayınları, inceleme, 664 sayfa

Merkezi devlet yapısının sorunlara çözüm bulmakta zorlandığı; bu nedenle yerel yönetimlere daha fazla görev, sorumluluk ve yetki verilmesinin sorunların aşılmasında önemli bir unsur olduğu, Türkiye’de uzun zamandır tartışılagelen konulardan. Bu tartışmaların 19. yüzyıldan itibaren başladığını belirten Cenk Reyhan ve Nizam Önen, ‘Mülkten Ülkeye’ isimli elimizdeki kapsamlı çalışmalarında, Türkiye’de taşra idaresinin 1839-1929 döneminde geçirdiği dönüşümleri araştırıyor. Osmanlı’nın eyaletler sisteminde meclisler; eyaletten vilayete geçişte taşra idaresindeki değişim; İkinci Meşrutiyet, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemlerinde mülki idarenin durumu, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Kitabın, özellikle Türkiye’de ülke yönetimi üzerine çalışacak olanlar için nitelikli bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

ERKEN DÖNEM AVRUPA’DA ŞİDDET
Julius R. Ruff, çeviren: Didem Türkoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 298 sayfa

Julius R. Ruff ‘Erken Dönem Avrupa’da Şiddet’te, Batı Avrupa’nın üç yüz yıllık bir döneminde yaşanmış şiddeti inceliyor. 1500-1800 zaman aralığına odaklanan Ruff, erken modern zamanda şiddetin doğasını ve kapsamını değerlendirip nedenlerini inceliyor, bu şiddetin 20. yüzyıldaki suç dalgasına varana kadar düşme eğiliminin başlıca sebeplerini tartışıyor. Avrupalıların saldırı, cinayet, aile içi şiddet, tecavüz ve bebek katli arasında gidip gelen şiddetini hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ele alarak ilerleyen Ruff, dönemin kadınları ve erkekleri açısından şiddetin, çözülmesi gereken bir sorundan çok neredeyse insanlar arasındaki ilişkilerin kabul edilmiş bir veçhesi olduğunu belirtiyor. Yazar, erken modern dönemde şiddetin biçimlerini tasvir ettiği kadar, bu şiddet biçimlerinin evriminin tablosunu da çıkartıyor.

CANIM ERDALIM, SEVGİLİ BABACIĞIM
yayına hazırlayan: Can Dündar, Can Yayınları, mektup, 294 sayfa

Can Dündar’ın hazırladığı ‘Canım Erdalım, Sevgili Babacığım’, Türkiye siyasetinde önemli roller üstlenmiş bir baba ve oğulun; İsmet İnönü ile Erdal İnönü’nün mektuplaşmalarından oluşuyor. Altmış yıl öncesine dayanan ve şimdi önemli bir dönemin metinlerine dönüşen bu mektuplar, Erdal İnönü’nün fizik okumak üzere ABD’ye gitmesiyle, 1 Eylül 1947’de başlıyor; 1952 Nisanı’ında New York’tan yazdığı son mektubuyla bitiyor. Oğlunu yurt dışına yollamış, parasının hesabını sıkı sıkıya yapma disiplininde olan orta halli bir Cumhurbaşkanı ile onun sorumluluk bilincine sahip erken olgunlaşmış oğlu arasındaki yazışmalar, mektuplarda en öne çıkan yön.

RAHİP CİNAYETLERİ
Ali Dağlar, Destek Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Ali Dağlar ‘Rahip Cinayetleri’nde, Malatya’da Zirve Yayınevi Katliamı’nı odağa alıp, Türkiye’de azınlıklara yönelik saldırıların 200 yıllık arka planını araştırıyor. Kitapta, misyonerlerin Osmanlı’ya ilk gelişlerinden İmparatorluğun “Millet-i Sadıka” Ermenilere dönük protestanlaştırma çabalarına; Ermenilere yönelik pogromlardan Cumhuriyet döneminde tüm hızıyla devam eden gayrimüslim azınlıklara ve Alevilere yönelik pogrom ve kırımlara uzanıyor. Dağlar tarihsel arka planı ortaya koyduktan sonra, yakın tarihin en önemli olayları olan Malatya, İskenderun ve Trabzon’da yaşanan rahip cinayetlerini politik-toplumsal bir çerçeveyle irdeliyor.

ALDANMAYANLAR BOŞ GEZER
Deniz Tural, Kora Yayın,
öykü, 107 sayfa

‘Aldanmayanlar Boş Gezer’, Deniz Tural’ın üçüncü öykü çalışması. Tural’ın varoluşsal bir sorgulama yürüten ve politik bir bakışla çerçevelenmiş öyküleri, insana özgü çelişkileri kurgunun merkezine yerleştiriyor. Tural, kitaba adını veren öyküsünde de, sorgulardan ve işkencelerden geçen bir tetikçi ile celladı arasındaki hesaplaşmayı anlatıyor. Sorgulanmak amacıyla büyük işkencelerden geçen tetikçi, tüm baskılara rağmen konuşmamasıyla, ekibin başındaki Paslı Ses’in dikkatini çeker. Tural, kısa bir süre sonra yakınlaşan cellat ve kurbanın hikâyesinden hareketle, geçmişlerindeki karanlıklarla hesaplaşan karakterlerinin dünyasını gözlüyor.

ÇOCUĞUNUZU İNTERNET’TEN KORUMA REHBERİ
Cem Şancı, Destek Yayınları, eğitim, 79 sayfa

İnternet, birçok faydasının yanı sıra, zararlı birçok içeriğiyle de, özellikle çocuklar için büyük tehditler barındıran bir mecra. Cem Şancı, ebeveynlere hitap ettiği elimizdeki kitabında, internetin tehlikeleri hakkında okurlarını uyarıyor ve bunların nasıl üstesinden gelinebileceği konusunda önerilerde bulunuyor. Yazar, internette çocukları bekleyen tehditleri madde madde inceleyip yaşanmış örnekleri anlatırken, hem anne babaları tehlikelere karşı bilinçlendiriyor hem de hangi tehdide karşı ne önlem alınabileceğini inceliyor. Verilen bu önlemlerin basit olduğunu ve okurun, bilgisayar uzmanı olmasını gerektirmediğini de belirtelim.

TEPEDEKİ KADIN
Berna Durmaz, Can Yayınları, öykü, 84 sayfa
‘Tepedeki Kadın’, Berna Durmaz’ın ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Taşrada geçen bu öykülerinde Durmaz, burada yaşayan insanların çepeçevre sarılmış, kuşatılmış hayatlarını anlatıyor. Yazarın, Türkiye edebiyatında sıkça işlenmiş bu taşra atmosferini, öykü kişilerinin hayaller, söylenceler ve boş inançlarla iç içe geçmiş dünyalarıyla zenginleştirerek verdiğini söyleyebiliriz. Bu durum, ele alınan atmosferi ve kişileri daha gerçekçi kılıyor. Kimi karakterlerini akrabalık ilişkileriyle birbirine bağlayan ve kimi karakterlerini diğer öykülerinde de yeniden karşımıza çıkaran Durmaz, böylece okurun ilgiyle okuyacağı bağlantılar kuruyor.

AÇIKLAMALI İNGİLİZCE-TÜRKÇE İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ SÖZLÜĞÜ
Güner Ünal, YEM Yayın, sözlük, 472 sayfa

Bilindiği gibi, son yıllarda Türk mühendislik ve müteahhitlik çalışmalarının yurtdışında da yaygınlaşması, tüm mühendislik dallarında çalışanların yabancı dil gereksinimlerini önemli ölçüde artırdı. İşte Güner Ünal’ın hazırladığı elimizdeki sözlüğün ilk hedefi, inşaat mühendisliği konusunda İngilizce metinler üzerinde çalışan mühendisler. Sözlüğün, terim ve kavramların tek sözcükle karşılıklarını vermekle yetinmeyerek, bunları açıklamalarla vermesiyle, alana dair nitelikli bir olduğunu vurgulayalım. Sözlük, mühendis ve yöneticilerin uygulamada karşılaşacakları İngilizce sorunlarının önemli bir bölümü için kapsamlı yanıtlar içeriyor.

SEVMENİN ZAMANI
Liz Behmoaras, Doğan Kitap, roman, 400 sayfa

Liz Behmoaras, 1940’lı yıllarda geçen romanı ‘Sevmenin Zamanı’nda, aşkları bağnazlık ve ırkçılıkla sınavdan geçirilen iki sevgilinin yaşadıklarını hikâye ediyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü bir dönemde, İstanbul Tıp Fakültesi’nde eğitim gören, biri Müslüman diğeri Yahudi iki genç, birbirine aşıktır. Dünya büyük bir karmaşa içinde yönünü bulmaya çalışırken, gençlerin içinde bulundukları ülke de bu yok oluştan nasibini alır. Türkiye’de yükselişe geçen ırkçı ve bağnaz düşünceler, halkları nefretin sınırlarına savururken, birbirini seven iki gencin de karşısına çıkacaktır. Gençlerin sınavı, bu nefret karşısında durup duramayacaklarıdır.

‘Sır’rı öğrenmiştik, sıra ‘güç’te...

THE POWER
Rhonda Byrne
Çeviren: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Artemis Yayınları
2011, 250 sayfa.

Time dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre dünyanın en etkili yüz insanından biri seçilen Rhonda Byrne, ‘The Secret’ filminin ve kitabının yakaladığı dünya çapındaki başarının ardından şimdi de ‘The Power’la yeniden gündeme damgasını vurdu. Örneğine pek nadir rastlanılacak bir başarının mimarı olan Rhonda Byrne hâlâ hem görsel hem de yazılı medyanın kuşatması altında. Avustralya doğumlu senaryo yazarı ve televizyon yapımcısı yazar, en bilinen çalışması ‘The Secret’ın filminin ardından kendi adıyla vakıf kurmuş, ardından tecrübesini kitaplaştırmış, bu kitapla da tüm evrenin mutluluğunu içinde barındıran büyük ‘sır’ı bütün dünyayla paylaşmaya karar vermişti...
Byrne, verdiği tüm röportajlarda bu büyük ve muhteşem sırrın ileride başına dert açacağını ve ‘sır’ın herkeçe bilinmesinin istenmediğini de belirtmişti. Nitekim öyle de oldu!
Her iki kitap, ‘The Secret’ ve ’The Power’, günlük yaşamda kullanılacak salt bir doğru yaşama rehberi değil. Böyle kullanılamaz. Kullanılmamalı! Kitabı dünya üzerinde okuyup başlı başına kitaptan mucize bekleyenlerin sayısı hiç de az değil. Türkiye’de de... Ne var ki bu sonuç, kitabın inandırıcılığı, insanın içindeki gücü uyandırması ve insana bir milat oluşturması açısından oldukça ürkütücü. Ancak her iki kitabın başında da bu kitabın içerdiği bilgi eğitim amaçlıdır ve herhangi bir sağlık problemine yönelik tanı, reçete veya tedavi amaçlı değildir ibaresi yer alıyor. Günlük yaşamda iş stresinden kurtulmak, karmaşanın hâkimiyetinden sıyrılıp kendine zaman ayırmak, şehrin kaosuna katlanmak için yalnızca bir rehber kitap olarak kullanılabileceğini düşünüyorum. Bu amaçlar doğrultusunda kullanıldığında kişinin daha pozitif, daha realist ve daha özgüven dolu yaşamasını sağlayabilir. Bu faydalarıyla diğer kişisel gelişim kitaplarından çok da farklı sınıflandırılması mümkün değil.
’The Power’, Rhonda Byrne tarafından kaleme alınmış, onun kendi doğrularından yola çıkarak evrensel çıkarımlar yaptığı bir kitap. Bütün kutsal kitaplardan alıntılarla, peygamberlerin sözleriyle, bilimadamları ve felsefecilerin yazdıklarıyla desteklenmiş bir yaşam iyileştirme rehberi sayılabilecek bir kitap.
Işık Dalgalıdere

YAZININ SARKACI ROMAN
Semih Gümüş, Can Yayınları, eleştiri, 289 sayfa

‘Yazının Sarkacı Roman’, eleştirmen Semih Gümüş’ün edebiyatın en vazgeçilmez türü olan romanı irdelediği yazılarından bir derleme. Gümüş burada, Kemal Tahir, Selim İleri, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Latife Tekin, Hasan Ali Toptaş gibi pekçok önemli ismin eserleri aracılığıyla yazarı, onun kurduğu dünyayı ve bu dünyanın barındırdığı gizli ve açık anlamları incelemeye koyuluyor. Ayrıca, romancıların Türkiye’deki sosyal hayata bakışı, roman karakterlerinin temsil ettiği sınıfların yazar tarafından aktarılış biçimi ve bir tür olarak romanın başlangıçtan bugüne Türkiye edebiyatında geçtiği yol, Gümüş’ün ele aldığı ilginç konulardan birkaçı.

CHARLES DARWIN
Adrian Desmond ve James Moore, çeviren: Ebru Kılıç, İş Kültür Yayınları, biyografi, 946 sayfa

İki yazarlı elimizdeki kitap, bilim tarihine evrim kuramıyla büyük katkıda bulunmuş Charles Darwin’in hayatını, önemli detaylarla harmanlayarak veriyor. Yazarlar, Darwin’in genç bir doğabilimci ve bilim teorisyeni olarak hayatını anlatırken, bunu geniş bir sosyo-kültürel çerçeve gözeterek yapıyor; ayrıca Darwin’in çalışmaları ile teorilerine getirilen birçok eleştiriyi de masaya yatırıyor. Kitapta bunun yanı sıra, Darwin’in pek bilinmeyen ilginç bir yönü; onun hastalıklar, hayalkırıklıkları ve trajedilerle dolu hayatı da ele alınıyor. Kitap, oylumlu oluşu ve çok sayıda fotoğrafla zenginleştirilmesiyle, tam teşekküllü bir Darwin belgeseli.

İSTANBUL’UN 100 MÜCEVHERİ VE SANATÇISI
Aylin Gözen, Kültür A. Ş. Yayınları, şehir, 156 sayfa

Aylin Gözen’in hem takı meraklılarına hem de takı imalatçılarına hitap eden çalışması ‘İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı’, uzun süreden beri İstanbul’da sergilenen, şehirle özdeşleşmiş mücevherlere; bunları yapan firma, usta veya tasarımcılara ve İstanbul’un mücevher sanatçılarına yer veriyor. Kitapta, Kaşıkçı Elması’ndan Murassa Miğferi’ne; Şah İsmail’in maşrapasından Sultan I. Ahmed’in taht askısına; Kevkeb-i Dürri elmasından Kanuni Sultan Süleyman’ın kılıcına ve Hürrem’in Gözyaşları gerdanlığına kadar birçok önemli mücevher tanıtılıyor. Kitap, İstanbul’un ilham verdiği takı ve mücevherleri görmek isteyenler için biçilmiş kaftan.

YENİLGİDEN DÖNERKEN
Ali Ayçıl, Timaş Yayınları, deneme, 149 sayfa

Daha önce ‘Sur Kenti Hikâyeleri’ ve ‘Kovulmuşların Evi’ isimli kitapları yayımlanmış şair ve öykücü Ali Ayçıl, şimdi de bir deneme kitabıyla okurların karşısına çıkıyor. Buradaki metinler, genel olarak deneme türüne ait olmakla birlikte, kimi zaman öyküyle denemenin sınırlarının belirsizleştiği veya kesiştiği yere de işaret ediyor. Ayçıl’ın denemeleri, hayatın sıradan görünen konularını ele alırken, bu sıradanlığın ardındaki ayrıntıları adım adım yüzeye çıkarmayı amaçlıyor. Denemelerini, kitapların ve yazarların dünyasında yaptığı uzun soluklu yolculuklarla harmanlayan Ayçıl, ağırlıklı olarak çağın ve bireyin değerlerini sorguluyor.

YAZMA BÜYÜSÜ
İnci Aral, Kırmızı Kedi Yayınları, deneme, 167 sayfa

Roman ve öykü kitapları yayımlanmış İnci Aral, ‘Anlar, İzler, Tutkular’ başlıklı bir deneme kitabına da imza atmıştı. Aral, elimizdeki deneme kitabında da, hayatı ve insanı anlamlandırma yolu olarak yazmak konusunu, kendi yazma sürecinden yola çıkarak ele alıyor. Kitapta yazma endişesi, sözcüklerin büyüsü, yazarın yalnızlığı, yanılsama ve fantazya arasındaki ince çizgi, yazar olabilmenin kıstasları ve yazmak ile zaman arasındaki ilişki gibi keyifli konular yer alıyor. Aral ayrıca, yazarlığın öğrenilip öğrenilmeyeceği, roman sanatı, okumak ve yazmak arasındaki ilişki ve bir roman karakterinin yaratılması gibi konuları da tartışıyor.

SİNAN’IN MİHRİMAH’I
Gaye Yavuzcan Enveri ve Metin Arıkan, İlgi Kültür Sanat Yayınları, roman, 208 sayfa

İki yazarlı ‘Sinan’ın Mihrimah’ı, Kanuni Sultan Süleyman’ı merkeze alarak Osmanlı’nın en güçlü dönemini hikâye ediyor. Gerçek olaylar üzerinden ilerleyen kurguda, Yavuz Sultan Selim, Hürrem Sultan, Pargalı İbrahim Paşa, Barbaros Hayreddin Paşa, Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid gibi tarihi şahsiyetler karşımıza çıkıyor. Romanda, Kanuni’nin güçlü bir imparatorluğun başına gelene kadar giriştiği iktidar mücadelesi, lider kişiliği, fetihleri, girdiği savaşlar ve Zigetvar’daki ölümü gibi konular yer alıyor. Romanda, Kanuni’nin duygu dünyasını ihmal etmemek babında, onun Hürrem Sultan ile kızı Mihrimah Sultan’la ilişkisi de araştırılıyor.

STEVE JOBS
Walter Isaacson, çeviren: Dost Körpe, Domingo Yayınları, biyografi, 550 sayfa

Einstein, Benjamin Franklin ve Henry Kissinger gibi önemli isimlere dair yazdığı biyografilerle bilinen Walter Isaacson, bu halkaya son olarak, 7 Ekim’de ölen Apple’ın başkanı ve en büyük ortağı Steve Jobs’ı ekliyor. Kimileri Jobs’ı günümüzün azizi ilan etmiş; kimileri de onu, Apple’ın Çin’de bulunan fabrikalarındaki insanlık dışı çalışma şartlarıyla hatırlamıştı. Isaacson kitabı için Jobs’la üç yıl zaman geçirmiş ve neredeyse Jobs’ı tanıyan herkesle görüşmüş. Kitap, Jobs’un iş yaşamının inişli çıkışlı duraklarını verirken; hayatının bilinmeyen yönleri ile Apple logosu başta olmak üzere firmaya dair bazı efsaneleri açıklığa kavuşturuyor.

Yazarlar da yaşar…

KELİMELER VE KADER
Esra Yalazan,
Timaş Yayınları,
2011, 170 sayfa

Okurun kadim sorunu yazarla anlaşmak. Yazarın kelimeler, satırlar, cümleler ardından kendisine ne söylediğini duymaya çalıştığı, zaman zaman yeni anlamlarla yarattığı bu ilişkide bir üçüncü kişinin işi güç haliyle… Esra Yalazan, bu güç işi sakinlikle giyinip, bu gerilimde bir trafo olma görevini üstleniyor. ‘Kelimeler ve Kader’ edebiyatla hayat arasında mekik dokuyan yazıları bir araya getirdi.
Çok zaman içinde kaybolup gittiğimiz kitaplara, “eleştiri” adıyla yaklaşan türe yabancıyız. Hal böyleyken metni bir de yaratıcısıyla birleştirmek, onun hayatına mercek tutup nihayetinde bir edebiyat kahramanı haline getirmek cesur bir tavır. Yalazan’ın yazıları tam da böyle bir bakışa açılmış bir pencere. Her bir hikâye, önce Yalazan’la başlayıp, sonra bizi bazen Fransa’nın, bazen İngiltere’nin, bazen Amerika’nın bir yerindeki bir yalnız yazarın yanına bırakıyor. Bu pencerenin önünden kimler geçmiyor ki? İstanbul ve edebiyat denilince ilk akla gelenlerden Abdülhak Şinasi Hisar, vatanına bağlılığını reddettiği Nobel Edebiyat Ödülü’yle ispatlayan Pasternak, “içe kapanmaya niyetim yok” dedikten 20 gün sonra intihar eden Virginia Woolf, edebiyat kaleminden Türkiye’nin faili meçhul tarihine bir çentik atan Sabahattin Ali, yalnızlığını dünyanın diğer yalnızlarıyla birleştiren Pavese…
Bütün bu isimleri yalnızca eserleriyle değil, hayatlarıyla da işliyor Yalazan. Belki bu yüzden kitabı okurken, kimiyle yakınlaşıp, en az hikâyeleri kadar derinleşen hayatlarıyla bağ kurmaya başlıyorsunuz. Mesela Kurt Vonnegut… On iki yaşından itibaren ömrü boyunca ölmek için sigara içip seksen iki yaşına geldiğinde hâlâ sağlıklı olan yazarın “eksik olmayın sizi pislikler” serzenişi, ironinin hayattaki karşılığı değil de ne?
Üstelik bu incelikli dokumada, kendine ait renkleri ihmal etmeden… Abidin Dino, Fikret Mualla ve Dostluk yazısının başına denk gelen kişisel dokunuş hepimize bu yüzden daha yakın elbette: “Arada başımı bozulan dolabın buzluğuna sokup düşünüyorum. Hayır, daha o kadar delirmedim, sadece aldatıcı bir ‘sonsuzluk’ tasavvuruyla avunurken aslında ‘sonlu’ bir varlık olduğumuzu küçük bir buzdağının içinde hatırlamak fikrini sevdim.”
Edebiyatın insanın içine işleyen, bir yerden sonra herkesi bu deliliğe ortak eden bir uğraş olduğunu, ‘Kelimeler ve Kader’ yeniden hatırlatıyor insana. Yalazan bu uğraşın kenarından bakmayıp, tam içine girerek, tüm katmanları anlama çabasıyla hemhal oluyor.
Ayça Örer

ORTADOĞU SİNEMASI
Rıza Oylum ve Kemal Sivaslıoğlu, Başka Yerler Yayınları, sinema, 185 sayfa

Başka Yerler Yayınları, yayımladıkları Uzakdoğu, Rus, Latin Amerika ve Alman sinemasına dair kitaplarıyla hatırlanacaktır. Bu seri, söz konusu ülke sinemaları konusunda birer rehber vazifesi görüyor. Serinin devam çalışmalarından olan ve Rıza Oylum ile Kemal Sivaslıoğlu’nun kaleme aldığı ‘Ortadoğu Sineması’ da, tarihi açıdan sürekli sıkıntılı dönemler yaşamış bir bölgeyi, sinemanın perspektifinden inceliyor. Kitabın kapsamında İran, Mısır, Irak, Lübnan, Filistin, İsrail ve Suriye sinemaları yer alıyor. Çalışmada bunun yanı sıra, Ortadoğu ülkelerindeki film festivalleri ile bölgenin öne çıkan yönetmenleri ve filmleri de ayrı başlıklar halinde değerlendiriliyor. Bu yönüyle çalışma, sinemaseverlere olduğu kadar, sinema eğitimi alanlara, sinema yazarlarına ve konu üzerinde çalışan akademisyenlere de hitap ediyor.

YANILGILAR VE DÜŞLER ÜZERİNE
Sigmund Freud, çeviren: Kâmuran Şipal, Say Yayınları, psikanaliz, 327 sayfa

Sigmund Freud, çağdaş Batı dünyasının toplumsal yaşamında köklü dönüşümler yaratan, insana ve topluma bakış açılarını kökünden sarsan isimlerden biri. ‘Yanılgılar ve Düşler Üzerine’ başlıklı elimizdeki kitap da, Freud’un önemli eserlerinden olan ‘Psikanalize Giriş Dersleri’nden seçilmiş derslere yer veriyor. Kitabın ilk bölümünde yanılgıları ele alan Freud, burada, konuşma ve yazıdaki dil sürçmeleri ve yanlış anlama gibi, sağlıklı kişilerin hepsinde gözlemlenebilen, bu nedenle hastalıklar arasında sayılmayan bazı olayları konu ediniyor ve bunların daha ciddi ruhsal bozukluklara dair ne gibi ipuçları verdiğini irdeliyor. Freud, düşleri değerlendirdiği kitabının ikinci bölümünde de, çocuk ve yetişkin düşlerini, düş sansürünü, düşte simgeselliği ve düşteki arkaik özellikleri, düş örnekleri aracılığıyla inceliyor.

FOTOĞRAFÇININ GÖZÜ
Michael Freeman, çeviren: Deniz Güzelgülgen, Remzi Kitabevi, fotoğraf, 191 sayfa

Michael Freeman, kaliteli baskısıyla dikkat çeken ‘Fotoğrafçının Gözü’nde, başarılı dijital fotoğraflar için kompozisyon ve tasarım yöntemlerini anlatıyor. Freeman, en iyi fotoğrafı elde etmenin, her zaman en iyi ekipmana sahip olmakla ilişkili olmadığı gerçeğinden hareketle, teknik ve kompozisyon anlatımları arasında iyi bir denge kuruyor. Freeman’a göre, fotoğrafçılıktaki en önemli kararlar, görüntünün kendisiyle ilgili olanlardır. Yani, fotoğrafın çekilme sebebi ve onun nasıl görüneceğine dair kaygılar, bu eylemin iyi veya kötü sonuçlanmasını birebir etkiler. Yazar bu nedenle ilk olarak, bazı kompozisyonların veya belli renk birleşimlerinin neden diğerlerinden daha etkili olduğuna odaklanıyor. Kitabın devamında da, görüntünün çerçevesinden ışık ve renk kompozisyonlarına uzanan pek çok konu masaya yatırılıyor.

STİLİSTLİK
Naciye Baş, Say Yayınları, resim, 240 sayfa

Naciye Baş, moda tasarımı alanında eğitim alan öğrenciler için hazırladığı kitabı ‘Stilistlik’te, silüet üzerinde çizimler aracılığıyla model oluşturma ve geliştirme sürecini, baştan sona anlatıyor. Kitapta, giysi tasarımlarındaki temel giysi modelleri; model oluşturma, model geliştirme ve kadın-erkek-çocuk silüetleri üzerine giydirme teknikleri ve bu tekniklere uygun kumaş, aksesuar, yaratıcı çizgiler ve renklerle ifade yolları gibi konular ele alınıyor. Kitapta bunun yanı sıra, moda sektöründe 1900’lerden bugüne yaşanan dönüşümlerin kronolojik bir şekilde ele alındığı bir bölüm de yer alıyor. Baş’ın, uzun yıllardır sürdürdüğü moda tasarımı öğretmenliğinin verdiği deneyimlerle hazırladığı kitabı, dizayn öğrencilerinin ve stilistliğe ilgi duyanların, moda ve taslak tekniklerini öğrenmeleri için yetkin bir kaynak.

GÜZDEYİŞ
Emel Nişlioğlu, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 56 sayfa

‘Güzdeyiş’, Emel Nişlioğlu’nun ilk şiir kitabı. Aynı zamanda, şiir çevirileri de yapan bir hukukçu olan Nişlioğlu elimizdeki şiirlerinde, hayatın kendisinde bıraktığı izlerin imgesini kuruyor. Nişlioğlu, kitaba adını veren şiirinde şöyle diyor: “arka bahçede o gece yarısı / rüzgârın ince nemli şarkısı / yüreğe yerleşirken kırık eğri / düşen yaprakta gizliydi çehremiz / aşkın kırkyamasıyız biz // mahcup bir eylül duruyor karşıda / mahcup bir eylül öylece orada / güneşi biriktiren çiçeğin su bilgisi / yazdan kalma anılar sarısında kimsesiz / aşkın kör kamasıyız biz // tam da bu zamanlarda bu zamanlarda işte / sınandı ipek çelik’ten bir eşikte / izmir’in ayrı duran iki yakası gibi / birleşemeyeceğini bildiğimiz ellerimiz // küskün son yaz sonrası gölgeli ve dilsiz / aşkın yüzkarasıyız biz // aşkın güz yarası...”

ARINDIRMA VE YOK ETME
Jacques Sémelin, çeviren: Melike Işık Durmaz, İletişim Yayınları, siyaset, 503 sayfa

Fransız tarihçi ve siyaset bilimci Jacques Sémelin, ‘Arındırma ve Yok Etme’de, katliam ve soykırımın siyasî kullanımlarına odaklanıyor. Katliam ve soykırımların, 20. yüzyılda kitlesel bir olgu halini aldığını ve başlarında bulunduğumuz 21. yüzyılın da ona benzeyecek gibi göründüğünü belirten Sémelin, Yahudi soykırımından 1990’lı yılların başında Shoah vakasına; Ruanda’da yaşanan katliamdan Bosna soykırımına; Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerin yaşadıklarından Pol Pot Kamboçya’sına dek uzanıyor. İnsanları barıştan barbarlığa sürükleyen bu kıyıcı süreçleri analiz eden yazar, çağdaş tarih, iletişim sosyolojisi, psikoloji ve siyaset bilimi gibi çok farklı disiplinlerden de yararlanarak, kurban edici şiddeti; cezasız kalan suçları, savaş ve medya ilişkisini ve katliam ile soykırımların siyasî kullanımlarını irdeliyor.

AFRİKALI ÇOCUK
Camara Laye, çeviren: Burak Yenidoğan, Özgür Yayınları, roman, 192 sayfa

1930’lu yıllarda geçen ‘Afrikalı Çocuk’, bir otobiyografik roman. Camara Laye burada, çocukluğunun geçtiği Gine’ye doğru edebi ve tarihsel bir yolculuğa çıkıyor. Laye’in ailesi, bölgede önemli bir güç oluşturan ve 19. yüzyılın sonlarında İslamiyet’i kabul etmiş Malinke kabilesindendi. Laye’in, demirci olan babası, toplumda ermiş olarak kabul edilen bir kişiydi. Yazar romanında, içinde yaşadığı toplumun kendine has yönlerini, burada geçen çocukluk ve gençlik dönemlerini ve makine mühendisliği eğitimi almak için Fransa’ya gidişini anlatıyor. Romanı nitelikli kılan hususların başında, Laye’in yaşadığı toplumu ince ayrıntılar eşliğinde aktarması kadar, bir çocuğun ilginç büyüme serüvenini de sunması. Kurguda karşımıza çıkan anne-çocuk ilişkisinin, Afrika tinselliğine dair önemli ipuçları sunduğunu da belirtelim.

KAOS
Leonard Rosen, çeviren: Anıl Ceren Altunkanat, Epsilon Yayınları, roman, 368 sayfa

Leonard Rosen ‘Kaos’ta, eski İnterpol ajanı Henri Poincaré’nin, dünyaca ünlü bir matematikçinin ölümünü aydınlatma macerasını anlatıyor. Poincaré, bir süre önce başarılı bir işe imza atarak, Sırp katliamcı Banovich’i adalete teslim etmiştir. Bu sırada, ünlü matematikçi James Fenster, konuşmacı olarak katılacağı Dünya Ticaret Örgütü toplantısının hemen öncesinde suikaste kurban gitmiştir. Fenster’in Amsterdam’daki otel odası yıkılmış, otelin geri kalanı da, tuhaf bir şekilde hiç zarar görmemiştir. Poincaré’nin elinde uzun bir şüpheliler listesi vardır ve dünyanın dört bir yanında yürüttüğü araştırmalarının Amerika durağında önemli ipuçlarına ulaşır. Poincaré, Fenster suikastiyle Sırp katliamcı Banovich arasında ilişkiyi aydınlatmak için, büyük büyükdedesinden kendisine miras kalan matematik dehasına başvuracaktır.

ETİKETLER:

ABD

,

Cinayet

,

İstanbul Tıp Fakültesi

,

ekonomi

,

Sinema

,

Dünya

,

İnternet

,

New York

,

İsmet İnönü

,

Orhan Pamuk

,

İsrail

,

Nobel

,

Amerika Birleşik Devletleri

,

Avustralya

,

Filistin

,

Fransa

,

Irak

,

İngiltere

,

İran

,

Lübnan

,

Mısır

,

Suriye

,

Türkiye

,

İstanbul

,

İzmir

,

Malatya

,

TRABZON

,

DOĞAN KİTAP

,

Mihrimah Sultan

,

11 Eylül

,

Kanuni Sultan Süleyman

,

Hürrem Sultan

,

Anadolu

,

SELİM İLERİ

,

SEMİH GÜMÜŞ

,

Ortadoğu

,

Feminizm

,

Trakya

,

Marksizm

,

Afrika

,

Beyoğlu

,

Steve Jobs

,

Apple

,

tecavüz

,

sanat

,

tasarım

,

şiddet

,

Çin

,

Yaşar Kemal

,

haber

,

Beyaz

,

Hürrem

,

Sabahattin Ali

,

hayat

,

kitap

,

Can Dündar

,

hamile

,

yavuz sultan selim

,

Otel

,

Doktor

,

Kamu

,

Yeşilçam

,

İngilizce

,

Medya

,

Dijital

,

Nefret

,

Piyasa

,

Kitabevi

,

Edebiyat

,

Fotoğraf

,

Resim

,

Yayın

,

Çocuk

,

Aile

,

Erkek

,

Kadın

,

Avrupa

,

Yaşam

,

Moda

,

Ahlak

,

Barbaros

,

Ünlü

,

İnşaat

,

Tarih

,

Modern

,

Gece

,

Kırmızı

,

Sözlük

,

Bilgisayar

,

Matematik

,

Bilim

,

Hayvanlar

,

Kurban

,

Şiir

,

Şair

,

İlan

,

Bekaret

,

Sigara

,

toplum

,

iletişim

,

politik

,

örgüt

,

suç

,

doğa

,

Amsterdam

,

yazar

,

saldırı

,

rahip

,

eylül

,

ülke

,

katil

,

Boğaziçi

,

siyaset

,

dizayn

,

film

,

kedi

,

eğitim

,

,

senaryo

,

zaman

,

kültür

,

batı

,

sosyal

,

kaynak

,

dolu

,

genç

,

Devrim

,

derece

,

Boğaziçi Üniversitesi

,

gümüş

,

koruma

,

paralel

,

firma

,

iktidar

,

koku

,

Uzak

,

Karşı

,

İlişki

,

Güncel

,

İnceleme

,

Evrensel

,

Yahudi

,

şehzade mustafa

,

yaşar

,

kemal tahir

http://www.radikal.com.tr/106902310690230

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.