Yeraltından yeni notlar

Yeraltından yeni notlar
Yeraltından yeni notlar
Kafka'nın böceğinin kabuğunun parlaklığı, Dostoyevski'nin yeraltı yaratıkları hâlâ zihnimizdeyken, Hage, 'hamamböceği' ve 'yeraltı' imgelerine bambaşka bir boyut kazandırıyor
Haber: Yusuf Çopur / Arşivi

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Lübnan, Suriye ve Mısır gibi pek çok Arap ülkesinden siyasi , sosyal , ekonomik ve dini sebeplerle Batıya özellikle de Amerika kıtasına göç eden Araplar kültürel alanda yeni arayışlara yönelirler. Bu arayışlar da yeni açılımları beraberinde getirir. Zamanla sosyal kurumlar kurmak suretiyle organize aktiviteler içine girerler. Sonunda keskin zihinler üretmiş, işlek dile sahip olanlar söylemiş, sivri zekâlar yol açmıştır. Böylece sosyal ve kültürel alanda yeni oluşumlar kendiliğinden varlığını hissettirmeye başlamıştır. Bu varlığın edebiyat alanındaki etkinliği hiç şüphesiz en başta yerini almıştır. Lübnan asıllı Rawi Hage, içsavaş zamanında Kanada’ya göç etmek zorunda kalmış ve yazdıklarıyla göçmen edebiyatına büyük katkılar sağlamıştır. Yazar 2008’de ‘De Niro’nun Oyunu’yla Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülünü aldı. Hage şimdi de Ortadoğu ’dan Kanada’ya Montreal’in arka mahallelerine göçen isimsiz kahramanların öyküleriyle karşımızda: ‘Hamam Böceği’.
Yazar, bir kaçış şehri olarak Montreal’i Paris’in yerine koyuyor. Ancak isimsiz kahramanımız aslında aynı karakter; önemsiz bir batakçı. Parasız, pulsuz, sevgisiz ve aç. Benzer hatıralarla korku dolu, göçmen, kalpazan ve haydutların oluşturduğu benzer dünya içinde kaybolmuş biri. Hayatla mücadele eden bir underground. Bu kahramanla, Montreal’in arka mahallelerinde başarısız bir intihar girişiminin ardından tanışıyoruz. Kitapta kendisini yarı insan yarı hamamböceği olarak gören bu kahramanı intihara sürükleyen nedenlere şahitlik ederken diğer yandan da göçmenlerden oluşan yakın çevresinin geçmişi yavaş yavaş gözler önüne seriliyor. Ve tutunma çabası; Kanada’nın “soğukluğunda”. Romanın ilk kısmı bu “çulsuz”un duygusal parçalanmışlığına iyi gelir düşüncesiyle “buzlu şehre” yaptığı yolculuğu içeriyor. Daha sonraki bölümlerde ise kız kardeşinin ölümü üzerindeki rolünden kaynaklanan travmalar kendini gösteriyor
‘Hamam Böceği’, kurgusal olarak ‘De Niro’nun Oyunu’na bir ayna niteliği taşımakla birlikte Hage’nin her iki kitabında da tarz olarak dikkati çeken ilk şey; yazarın kurguladığı her şeyde hayal gücünün eserlerin her sayfasına aynı başarıyla serpilmesidir. Hage, eserlerinde yapısal olarak derinleştirilmiş ve genişletilmiş bir rezonans (yankılaşım) olasılığından uzak durarak her türlü iyi ve kötü alternatifin içine girmek istiyor. Rawi Hage’nin kahramanları, insanlıklarını göstermek için yanıp tutuşmuyorlar. Onların tek derdi, koşullarını aşacak bir çıkış bulabilmek. Bunun için uzaklara giden bir gemide kaçak yolcu olmaya da, falanjist olup insan avına çıkmaya da hazırlar. 

Kafka’da acı, Hage’de isyankâr
Kafka’nın böceği Gregor Samsa’nın kabuğunun parlaklığı hâlâ gözlerimizi kamaştırıyor ve Dostoyevski’nin yeraltı yaratıkları hâlâ zihinlerimizde kıpırdanıp duruyorken, Hage, ‘hamamböceği’ ve ‘yeraltı’ imgelerine bambaşka bir boyut kazandırıyor. Ancak Hage’de bu fikrin (hamam böceğine dönüşme) ele alınışı Kafka zıttı bir durum ifade ediyor. Kafka’nın Gregor Samsa dönüşümünde acı çeken bir figür dikkati çekerken Hage, daha çok isyankâr bir karakter üzerinde yoğunlaşıyor...
Yeraltı edebiyatı, ahlakî dengesizliğin ve psikolojik sarsıntıların yaşandığı ülkelerde geniş yankılar uyandırdı. Görünmeyeni (ya da görülmek istenmeyeni), hariç olanı (ya da hariç tutulanı), gizliyi (ya da gizli tutulanı), unutulanı (ya da unutturulanı) gün yüzüne çıkaran bu edebiyat kısa zamanda azımsanmayacak bir okur kitlesine kavuştu. Ancak her şeye rağmen yeraltı edebiyatı yazarlarının temel bir sorunu hiç eksilmedi: ayrıntıda aşırılık. Elbette hayatın her anı edebiyatın içindedir ancak bu ayrıntılar belli bir edebî tarzda verilmediğinde ortaya biçimsiz, tatsız, zevksiz metinler çıkabilmektedir. ‘Hamam Böceği’nde Hage’nin ayrıntılarda aşırıdan kaçan tarzıyla karşı karşıyayız.


HAMAM BÖCEĞİ
Rawi Hage
Çeviren: Püren Özgören
Everest Yayınları
2011, 270 sayfa, 14 TL.