Yeraltının trajikomedisi

Yeraltının trajikomedisi
Yeraltının trajikomedisi
Bir sahne metni Yunus Öztürk'ün 'Fanzindan'ı. Dramatiğin poetikle atıştığı bir sahnenin sözü. Kesinlikle hiçbir şey olmaya çabalayan bir yazınsal kaos denemesi
Haber: AYBERK ERKAY / Arşivi

Kalabalığın haddini aştığı bir an gelir; “aralarında” olmak, anlamı terk edilmiş bir sözcüğe dönüşür; bedenin, ezelden beridir her şeyle bir alıp vereceği olan şu bedenin dışında kalmış, içeri girmeye çabalayan her şey, daha demin “çok” iken, bu tehditkâr her şey, bu sokak, bu oda, bu zindan –neye bürünmüşse artık– yavaş yavaş “az”a, oradan “bir”e, nihayetinde “tek”e dönüşür. Haddini aşarak, kabından taşarak, kendi eliyle yokoluşunu hazırlar kalabalık. Çoğul olan, tekilde mahsur kalır. Bir yanda, bunun peşinden gitmek…
Akla gelen soru: ‘Fanzindan’da kimler konuşuyor? Bunca söz, seçilmiş, kesilmiş, yapıştırılmış, birbirine eklenen, birbirini iten, tahrik eden, reddeden, muammayı yaratan, kum kitabını besleyen bunca söz kimlerin ağzından çıkıyor? Önemli midir bunun cevabı? Değildir elbette bu modern zamanlarda, fakat bulunmalıdır; herkes bir şeyler söylerken, söz ederken, söz ile üzerine yürürken, kaçacak delik bırakmamışken, bunun cevabını bulmalıdır “okuyan”, aramalıdır; cevabı değil, arayışı şart koşan metinler yazılmıştır nitekim edebiyatın dününde, yazılır ara sıra. Öte yanda, bunun peşine düşmek… 

Kaosun varlığı
‘Fanzindan’da kulağıma bir ses geliyor. Çoğulun, tekile düşmüş sesi. Yüzyılların şiiriyle beslenmiş, şairlerin sözlerinin kaynaşması, düşüncelerin çalkantısı, anlamların kaypaklığı, saçmalıkların kesinliği, verilmeyecek cevaplara sorular, başka sorulara cevaplar, ötekilerle monologlar, kendi kendine diyaloglar, hepsi bir yumak olmuş, bir kaosun varlığı apaçık, onun sesi, seçilmiş bir kaosun sözü ‘Fanzindan’ın dışarı tükürdüğü. Her sözün bir sahibinin olduğuysa muhakkaktır, söz çalınamaz; ‘Fanzindan’ın sözlerinin sahiplerinin isimleri kendi içinde, sayfalarında kayıtlı. İsimleri kadar oradalar. Davet edildikleri için oradalar. Kendi başlarına sessizler ya da muhakkak sessiz kalırlardı. Ama çoğulluklarını kaybettikleri anda duyulmaya başlanıyor sesleri, tekile düştüklerinde, yazarın sesi olduklarında ‘Fanzindan’ın sözü işitilir oluyor. O nihayetinde işitilen söz, yazara ait ve bir tek ona ait olduğu içindir ki duyuluyor. 

Karar anı
Yunus Öztürk, ‘Fanzindan’da, masasına davet ediyor sesleri ve sözleri. Bu onun zindanı, onun yeraltısı, onun masası. Baştan sona, apaçık, kesintisiz bir ayrımcılık çabası; sesleri ayırmanın, sözleri ayırmanın, kendi masasına buyur edeceği, konuşacağı ve dinleyeceği, sohbetinden keyif alacağı söz sahiplerini seçme, ötekilerden, öteki seslerden ayırma, onurlandırma gayreti. Uzun uzadıya düşünülmüş, dert edilmiş, çabalanmış bir tasarı, zamana yayılmış bir karar anı. Olaylar, hikâye, diyaloglar, giriş, gelişme, sonuç vs. hepsi teferruatıdır bu kes yapıştır işin; bir araya gelmeye başladıkları ilk andır asıl mesele, birisinin seçimidir ve seçimi yazar yapar, keser, biçer, yapıştırır sözleri; gerisi kendiliğinden gelir. Daveti kabul edip gelenler, zamana ve mekâna aldırmadan oturuyorlar yazarın masasına, doğum ile ölüm arasındaki boşluğu laflayarak doldurmaya hevesli dünün ve bugünün insanları bunlar. Arkadaysa bir müzik çalıyor durmadan; söz ile aynı kefede bir müzik, kuşkusuz yeraltının müziği. Ve bilinmesi gereken bir şey daha, bu zindan, bir sahne.
Bir sahne metni Yunus Öztürk’ün ‘Fanzindan’ı; tek perdelik cut-up/kolaj, yeraltı trajikomedisi. Dramatiğin poetikle atıştığı bir sahnenin sözü. Kesinlikle hiçbir şey olmaya çabalayan bir yazınsal kaos denemesi. Yeraltının sahnelerinin ışıklarıyla aydınlanacak bir buluşma ve merhum davetliler adına bir ömürlük “kaygı duruşu”. Derdinden anlayacak bir tiyatro sahnesini asla bulamayacak ama bir yerleri, bu yeryüzünün bir parçasını sahneye dönüştürmeye mecbur bırakacak bir metin.
Neyi çekip çıkarıp, “alıntılamalı” ‘Fanzindan’dan? Hangi sözü, ötekine ağır gelir? Şöyle söylüyor ses: Değiştim, aynıyım… Çıkış.

FANZİNDAN
Tek Perdelik Cut-Up Kolaj / Yeraltı
Trajikomedisi
Yunus Öztürk
De Ki Yayınları
2011, 120 sayfa, 12 TL.


    ETİKETLER:

    Müzik

    ,

    Modern

    ,

    yazar