Yola 'ittihatçı' olarak çıkmışlardı...

Yola 'ittihatçı' olarak çıkmışlardı...
Yola 'ittihatçı' olarak çıkmışlardı...
Orhan Koloğlu 'Üç İttihatçı'da, Arap Aziz Ali Mısri, Kürt Şerif Paşa ve Arnavut Dukagjinzade Basri Bey'in yaşamöykülerini, siyasal mücadelelerini, İttihat ve Terakki'yle ilişkilerini dönemin siyasal gelişmeleriyle birlikte anlatıyor
Haber: BARIŞ DOSTER / Arşivi

Orhan Koloğlu, ülkemizin en üretken tarihçilerinden. Çalışkan ve yetkin olduğu kadar da alçakgönüllü bir uzman, araştırmacı, gazeteci ve bürokrat. Sultan Abdülhamit’ten basın tarihine, İttihat Terakki’den Atatürk ’e, Avrupa ve Arap dünyasındaki Türk algısından Osmanlı-Libya ilişkilerine dek çok geniş bir yelpazede eserler vermeyi sürdürüyor. Avrupa ve İslam dünyasındaki arşivlerin tamamına yakınını taramış olmasının verdiği avantajla tarihe mukayeseli olarak, tarihsel bütünlük içinde ve çok yönlü bakıyor. Zengin arşivi de dâhil olmak üzere edindiği, biriktirdiği ne varsa, üniversitelerle, araştırma merkezleriyle, müzelerle ve gençlerle cömertçe paylaşıyor.
‘Üç İttihatçı’, Orhan Koloğlu’nun yeni kitabının adı. İttihat ve Terakki içindeki Arap, Kürt ve Arnavut ileri gelenlerini, onların milliyetçiliklerini inceliyor. İttihatçı Arap Aziz Ali Mısri, İttihatçı Kürt Şerif Paşa ve İttihatçı Arnavut Dukagjinzade Basri Bey’in yaşam öykülerini, siyasal mücadelelerini, İttihat ve Terakki’yle ilişkilerini dönemin siyasal gelişmeleriyle birlikte, bir bütünlük içinde anlatıyor. Jön Türklerin içindeki ayrılıkçı Rum ve Ermeni gayrimüslimlerin, Arap ve Arnavut Müslümanların çalışmalarını, niyetlerini sıralarken Hıristiyan İttihatçıların hemen, bir an önce, Arap ve Arnavut İttihatçıların ise ‘ademi merkeziyetçi’ uygulamalardan da yararlanarak daha uzun vadede Osmanlı’dan kopup bağımsızlık istediklerine dikkat çekiyor. 

Cezası sonradan affedildi
1908 İnkılâbı sonrasındaki Jön Türk-İttihatçı çatışmasına değinen Koloğlu, dönemin nesnel koşulları, imparatorluğun dağılma sürecinde olması, milliyetçilik akımının etkileri gibi başat unsurların da katkısıyla İttihat Terakki’nin milliyetçiliğe yönelmek zorunda kaldığını belirtiyor. İttihatçılardan önce azınlıkların milliyetçiliğe yöneldiklerini vurgularken de, her iki tarafın da Jön Türklerin ‘ittihadı anasır’ fikrini dışlayarak, kendi milliyetçi liderlerine sarıldıklarını ifade ediyor.
Kitaptaki üç İttihatçı’dan biri olan, İttihatçılıktan Jön Türklüğe, oradan da Arap milliyetçiliğine yönelen Osmanlı subayı Aziz Ali Mısri’nin yaşam öyküsü oldukça ilginç. Film yapımcılarına, senaryo yazarlarına ilham verecek kadar dolu bir yaşam sürmüş Mısri. Liseyi Galatasaray Sultanisi’nde okumuş. Sonradan sınavla girdiği Mekteb-i Harbiye’deki sınıf arkadaşları arasında Enver Paşa ve Fethi Okyar da var. Balkanlarda diğer İttihatçı subaylarla birlikte komitacı avcılığı yapmış. 1909’da 31 Mart İsyanı’nı bastırmak için İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’nda Tophane’yi ve köprüyü işgal etmekle görevlendirilmiş. İttihat Terakki’ye Avrupa’da yardım etmiş, 1908’de Pangaltı şubesinde çalışmakla övünmüş. Yemen’de İmam Yahya ile yapılan barış görüşmelerine katılmış, Libya’da İtalyanlara karşı savaşmış. Arap milliyetçiliği yaptığı ve Osmanlı ordusunda Arap subaylarla ihtilalci bir örgüt kurmak istediği için tutuklanmış. Cezası sonradan affedilmiş.
Yıllar sonra Mısır ordusunda başmüfettişlik, Moskova büyükelçiliği gibi görevler üstlenen ve Mısır kraliçesinin de amcası olan Aziz Ali Mısri, Manastır bölgesinde görev yaptığı sırada unutulmaz bir aşk acısını da tatmış. Bir takip sırasında eniştesini öldürdüğü Bulgar çetecinin baldızı olan Mitro adlı köylü kızına aşık olmuş. Mitro, Aziz Ali Bey’i bir kez ölümden kurtarmış. Ama bu ilişki onun başka bir bölgeye tayini çıkınca bitmiş. Mitro’yu unutamayan Aziz Ali Mısri izin alarak Manastır’a dönmüş. Bulgar çetecilerin, Aziz Ali Bey’in hayatını kurtardığı için Mitro’ya tecavüz ettiklerini öğrenmiş. Mitro’yla görüşüp, evlenmek istediğini söylemiş. Birliğine dönüp durumu komutanlara açıp Mitro’yu almak için döndüğünde, Bulgar komitacıların Mitro’yu öldürdüğünü öğrenmiş. Ve sevdiği kadının mezar taşına şöyle yazdırmış: “Mitro-Aziz”.
Osmanlı Devleti’nin Stockholm elçisi Kürt Şerif Paşa ise bir diğer ilginç karakter. Hem Abdülhamit yanlısı hem de Jön Türk. Babası, Abdülhamit’in çok güvendiği devlet adamlarından olduğu için, kısa sürede yükselmiş. Mekteb-i Sultani’nin ardından Paris’te askeri akademide eğitim görmüş. Genç yaşta Büyük Kulüp üyesi olmuş. 1911 yılında yayınladığı anılarında Stockholm’de orta elçiyken Abdülhamit muhalifleriyle (hem Prens Sabahattin’le hem de İttihatçılarla) ilişkiye geçtiğini, onlara yardım ettiğini yazmış. ‘Meşrutiyet’ adlı Fransızca ve Türkçe aylık bir dergi çıkarmış. Bunu yaparken de ‘Serbesti’ çevresiyle işbirliği yapmış. Ters düştüğü İttihatçılarla sert polemiklere girmiş. İttihatçıların milliyetçiliğini eleştirmiş, buna karşılık kendisi sınırlı da olsa Kürtçülük yapmış. İttihatçılar ise Servet-i Fünun’da Kürt Şerif Paşa’nın jurnalciliğini belgeleyen yayınlar yapmışlar.
Şerif Paşa, Osmanlı Islahatı Esasiye Fırkası adında bir de parti kurmuş. Eşi Emine Hanım da Kürt Kadınları Teali Cemiyeti’nin başkanlığını üstlenmiş. ‘Kürdistan’ terimini milliyetçi düşüncelerden ziyade bir coğrafya adı olarak kullandığı görülen Kürt Şerif Paşa, iki kez idama mahkûm edilmiş. İttihatçılar tarafından düzenlenen bir suikast girişiminden yara almadan kurtulan Şerif Paşa, partisini kapatarak Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katılmış. Koloğlu, 1951’de ölen Şerif Paşa’nın, eylemcilikten uzak, kafası karışık bir salon entelektüeli olduğunu söylüyor. 

Tarihte iz bırakmamış bir isim
Jön Türk, İttihatçı, Arnavut milliyetçisi, mebus, Osmanlı Meclisi’nde dışişleri komisyonu başkanı, prens Dukagjinzade Basri Bey ise İttihatçı bir Arnavut. İleri gelen bir ailenin mensubu olan Basri Bey iyi bir eğitim almış. Debre milletvekili seçilmiş. Çelişkiler, tutarsızlıklar içinde bir adam olduğundan Arnavutluk bağımsızlık hareketinden dışlanmış. Kendisini ‘prens/ olarak nitelediği halde, Arnavutlar başta olmak üzere kimse tarafından ciddiye alınmamış. Hatta Arnavutlar onu ‘Bulgar’ diyerek dışlamışlar. Hem İttihatçıların Alman desteğiyle Turancılık yapmasına karşı çıkmış hem de “Türk- Türkiye Doğu Birleşik Devletleri” adıyla Trakya’dan Kırım’a uzanan, Çeçenistan, Dağıstan, Azerbaycan, Kırgızistan, Türkistan, Moğolistan’ı içeren bir devlet tahayyül etmiş. Kendisine büyük önem vermesine karşın, tarihte fazla iz bırakmamış bir isim diyor Koloğlu onun için.
‘Üç İttihatçı’, İttihat Terakki’yi anlamak, dönemi kavramak ve örgüt içindeki farklı arayışları öğrenmek için okunması gereken bir kitap. 

ÜÇ İTTİHATÇI
Orhan Koloğlu
Kırmızı Kedi Yayınevi
2011, 287 sayfa, 23 TL.