Zamana yön veren roman

Zamana yön veren roman
Zamana yön veren roman

Liz Behmoaras

Liz Behmoaras'un 'Sevmenin Zamanı', 1940'lı yıllarda hakim olan nefret, hoşgörüsüzlük ve ırkçılığa karşı sert olduğu kadar duygusal bir başkaldırı
Haber: BERİL AKYÜREK / Arşivi

Liz Behmoaras, daha önceki eserlerine de konu olmuş olan bir dönemi aktarıyor bize yeni kitabı ‘Sevmenin Zamanı’nda. Fakat adından da anlaşıldığı gibi bu sefer başka bir türle, bir romanla karşımıza çıkıyor ve bir dönemi, o dönemin insanlarını ve onların yaşantılarını gerçekliğinden şüphe etmeyeceğimiz bir ustalıkla kurgulayarak sunuyor romanını... Hikâye, 1940’lı yılların Türkiye ’sinde geçiyor; kısa bir süre önce çıktığı savaştan aldığı yaraları henüz saramamış olduğu halde yeni bir savaşın eşiğinde olan Türkiye’de... Ülke savaşa katılmama kararı almış olsa da, savaşın yıkıcı etkisi romanın her bir sayfasında hissediliyor. Her zaman olduğu gibi, devletlerin çıkarları için güttükleri politikaların, ‘sıradan’ vatandaşların hayatlarında ne denli müdahalelerde bulunabildiğini gözler önüne seriyor roman.
Tanıklık ettiğimiz ise yalnızca İkinci Dünya Savaşı ve bu savaşın neden olduğu sefalet ile korku değil romanda. Yüzyıllardır bitmek bilmeyen din -ve dolayısıyla kültür- savaşı eşlik ediyor dönemin buhranına ve kahramanlarımızın yüzleştiği zorluklara. ‘Gerçek Türk’ olmayanların hayatlarına göz dikildiği ve Yahudiliğin sert bir imtihandan geçtiği git gide faşizme sürüklenen bu yıllarda Frida ve İsmail adlarında biri Yahudi, diğeri Müslüman iki tıp fakültesi öğrencisinin yaşadığı herkese inat aşkı konu alıyor kitap . Toplumdan ve hatta kahramanların en yakınlarından aldığı tüm yaralara ve ödediği bedellere rağmen ayakta durmayı başaran ve giderek güçlenen bu aşk, her türlü nefrete, hoşgörüsüzlüğe ve ırkçılığa karşı bir söylemin simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla kitap bu noktada ‘sıradan’ bir aşk romanından ayrılıyor. 

40’lı yılların siyasi ve sosyal tarihi
Romantik ve oldukça dramatik olan bu aşk hikayesinin yanı sıra, 40’lı yılların siyasi ve sosyal tarihine de ışık tutuyor roman. İster öğrenci, ister sevgili, ister aile arasında olsun, savaş ve siyaset konuları her sohbette yerini buluyor. Sadece döneme damgasını vuran ideolojiler, devletlerin politikaları, savaşın gidişatı gibi konular değil, bunların insanların hayatlarına yansıyan yüzlerini de bulmak mümkün satırlarda: yeraltı örgütler, propagandalar, örfi idare, karartma uygulaması, karneye bağlanan gıda maddeleri, Varlık Vergisi, sürgün... Liz Behmoaras, Frida ve İsmail’in aile yaşantılarından yola çıkarak dönemin bir Yahudi ve bir Müslüman ailesinin kültürel, dini ve ideolojik zıtlıklarını ortaya koyarken, bu iki aileyi tek bir paydada birleştiriyor: Kendi dininden olmayan bir gelin ya da damat adayına karşı alınan tavizsiz tutum, başka bir deyişle önyargı ve bağnazlık.
Liz Behmoaras, mekan konusunda da oldukça titiz davranmış. Roman okuru Moda’dan Beyoğlu’na, Beyazıt’tan Tünel’e, Cerrahpaşa’dan Ankara ’ya birçok yerde yolculuğa çıkarıyor. Dönemin kültürel hayatı, eğlence ve buluşma mekanları gibi sosyal hayata dair tüm ayrıntıları gözümüzde canlandırıyor. Döneme dair bilgilerin dışında, romanda kahramanların öğrencilik hayatları ve mesleki tecrübeleri dolayısıyla önemli bir yer tutan anatomi dersleri, hastalıklar ve ameliyatların detaylı betimlemelerle aydınlatılması da kitaba ayrıca bilimsel bir pencereden bakmamızı sağlıyor. 

‘Zaman bize hediye edilmiştir...’
Esere özgün kimliğini kazandıran en önemli unsur ise şüphesiz zaman kavramı. Liz Behmoaras zamanı, önüne geçemediğimiz kronolojik ilerlemesine ek olarak kahramanların hayatlarında dönüm noktaları olan ‘zaman’lara bölerek anlatıyor hikayeyi: Yas tutmanın zamanı, savaşın zamanı, ölmenin zamanı, susmanın zamanı, konuşmanın zamanı, nefret etmenin zamanı, kucaklamanın zamanı, ağlamanın zamanı, barış zamanı, öldürmenin zamanı, yıkmanın zamanı, inşa etmenin zamanı ve romana her daim hakim olan sevmenin zamanı... Bu sınıflandırmayı yaparak insan hayatında bu evrelerin her birinin zamanı olduğunu ve bir insanın yaşantısını bunlara verdiği tepkilere göre şekillendirdiğini anlatıyor yazar, bir nevi, sürprizlerle dolu olan insan hayatında kaderciliğe ve keyfiyete yer ayırmıyor: ‘‘Sevinç içinde olduğumuzda gözyaşlarını aklımıza getirmemiz zordur, keza dans ederken matemi göze almak ya da etrafımızda her şey yıkılırken her şeyin yeniden inşa edilebileceğini hayal etmek... Zaman insanoğluna armağanlar sunan bir hazine değildir. Hiçbir dakikasının içinde bir şey yoktur. Her dakikası, insanoğlu onu ne yapacaksa sadece odur. Ve böylece içkindir zaman, her var olanın zerresinde. Zaman bize hediye edilmiş boş bir defter gibidir, ne yazılırsa o okunur.’’
‘Sevmenin Zamanı’, herkesin kendine göre haklı bir davasının olduğu fakat hiçbirinin tam olarak hak ettiği gibi yaşayamadığı bir dünyanın romanı ve kastedilen ‘zaman’ ise yalnızca iki gencin değil, insanlığın birbirini sevmesinin zamanı...

Mazhar Osman’ı da yazdı Suat Derviş’i de
1950, İstanbul doğumlu ve Notre Dame de Sion Fransız Lisesi mezunu olan Liz Behmoras, çok yönlü bir yazar: Yazarlığının yanı sıra 1975’ten bu yana çeşitli yayınevlerinde edebi eser çevirmenliği, yerli ve yabancı yayın kuruluşlarında serbest gazetecilik, editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Şalom gazetesinin kültür servisindeki editörlüğüyle ek olarak Nokta dergisi, Yeni Yüzyıl ve Cumhuriyet gazetesi, Liberation, L’Arche ve Tribune Juive adlı Fransız gazetelerinde yazılar yazdı. Fransızca’dan Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında Simone de Beauvoir, Ivan Illich, Marie Cardinal ve Paul Valéry bulunmakta.
Yazarın bugüne kadar yayımlanmış altı kitabı var: ‘Türkiye’de Aydınların Gözünden Yahudiler’, ‘Kimsin Jak Samanon?’, ‘Yüzyıl Sonu Tanıkları’, ‘Mazhar Osman: Kapalı Kutudaki Fırtına’, ‘Bir Kimlik Arayışı Hikâyesi’, ‘Suat Derviş: Efsane Bir Kadın ve Dönemi’. Ayrıca Alev Alatlı, Ayşe Kulin, Nurşen Mazıcı ve kendisinin bir araya gelerek Türkiye ve Türkiye’nin gerçeklerinden bahsettikleri ‘Yalnız Değilsin’ isimli söyleşi kitabını da unutmamak gerek. Behmoaras, ‘Kimsin Jak Samanon’da bir yandan büyükannesinin anılarından bahsederken öteki taraftan da yüzyılın başında Türkiye Yahudi cemaatinin yaşam biçimini, sorunlarını, içinde bulunduğu ortamın bireyleriyle ilişkilerini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında meydana gelen politik olaylara bakışını kendi
penceresinden aktarıyor. 

SEVMENİN ZAMANI
Liz Behmoaras
Doğan Kitap
2011, 400 sayfa, 23 TL.