Zaytung'a inanma, Zaytungsuz kalma

Zaytung'a inanma, Zaytungsuz kalma
Zaytung'a inanma, Zaytungsuz kalma
Misal; gün gelir de "Dizilerdeki 'akıl hocası balıkçı' karakterini gerçek sanan gence balıkçılardan meydan dayağı" haberini ana akım gazetelerde okursak şaşırır mıyız?
Haber: ELİF KEY / Arşivi

Gerçek olaydır. Olay, bu satırların yazarı ve Türkiye ’nin ana akım gazetelerinden birinde köşe yazıları yazan yazar arasında geçer.
KY (Köşe yazarı): Başbakan ayşe kadın fasulyenin nasıl soyulacağını söylemiş, inanamıyorum.
EK (ben): İnanma zaten, o Zaytung haberi.
KY: Zaytung?
Hikâye bu kadar. İş bu yukardaki hikâye kimseyi aşağılamak için aktarılmamıştır. Bu hikâyeden alınacak ders şudur: Ülke gündemi Zaytungculara kalemi kâğıdı bıraktırır. Gün gelir Başbakan “Artık örülen kazaklarda Türkan Şoray kirpiği görmek istemiyorum” diyebilir, başka gün gelir bir bakanımız “Kara mizah bizim işimiz, Cem Yılmaz da bıraksın bu işleri” diyebilir. Önce Zaytung sanarız, sonra geçer, alışırız. 

Ücret iade edilmeyecek
Zaytung ekibi gündemden çok fazla etkilenenlere, bir nevi kronik gündem bağımlısı olan ve hâlâ şaşırma becerisini gösterenlere 2009-2011 yılları arasında yayımlanan tüm gündem haberlerini bir almanakta toplamış. Maksat kışa hazırlık, maksat yaz tatili boş geçmesin!
Almanakta, kuruluş tarihi 2009 yılının Eylül ayından 2011 yılı sonuna kadar yer alan haber ve makaleler kronolojik sırayla derlenmiş. Kitabın ilk sayfasında Zaytung Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, bundan 20-30 sene sonra büyük ihtimalle zaytung.com’un varolmayacağını hesaplamışlar. Açıklamada başka ihtimalleri de gözönüne almışlar: “Site çökebilir, serverları tüm yedekleriyle birlikte komple yanabilir ve bütün içerikleri kaybolabilir.” Eğer bir gün bu karanlık senaryo gerçekleşirse diye hem bir miktar teselli olsun hem de bir miktar da para kazansınlar diye bu almanak vücuda gelmiş. Zaytungçular, almanağın okunacağı yerler konusunda da yardımcı olmuşlar: “Yakın geçmişin siyasi ve toplumsal gündemine ışık tutmak gibi iddialı hedeflerle yola çıkan bu eser, o olmazsa, yani en kötü ihtimalle tuvalette, otobüste falan vakit geçirmenize yardımcı olabilse dahi yine de misyonunu başarılı tamamlamış sayılacak.” Lakin uyarı da geliyor: “Ödemiş olduğunuz ücret kesinlikle iade edilmeyecektir”. Bir de temennileri var: “Her zaman olduğu gibi okuduklarınızın etkisiyle bir anlık öfkenize yenik düşüp bizleri mahkemeye vermeyeceğinizi umuyor, lakin bu kez mahkemenin muhatabı öncelikle yayınevi olacağı için bu durumu o kadar da kafamıza takmadığımızı belirtmek istiyoruz.” Kendilerini ve yaptıklarını “Dürüst, tarafsız, ahlaksız haber” olarak nitelendiren Zaytungcular bildiğiniz bir banka emeklisi gibi her türlü anormalliği düşünmüş ve önceden önlemini almış. Zaytung Pazarlama ekibi de “Yakın geçmiş dediğin 2009-2011 yılları, ben zaten hatırlıyorum onu, napıcam ışık tutan eseri?” diyenleri haklı bulmuş. Lakin kitabın arka kapağına, Emrah Serbes, Ahmet Hakan, Kanat Atkaya, Ece Temelkuran gibi isimler de görüş vermiş. 

136 sayfalık dev eser
Bu 136 sayfalık dev eserle memlekette yaşanan delilik boyutunu (hâlâ daha ölçemeyenler için) ölçeceksiniz. Kitapta, ailesinin ‘Okumayacaksan verelim bir ustanın yanına’ teklifini kabul eden çocuğun sanayideki birinci yılını doldurma hikâyesi de var, Emre Aydın’ın eski sevgilisini unutmak üzere olması ve müzik şirketinin yaşadığı panik de... Yaşlıları ve çocukları çok seven biri iseniz, almanağın bazı bölümlerinde gülmekten utanacağınızı da söyleyebilirim. Bu ekibin lugatında ikiyüzlülük, sırf herkese sevimli görünmek için gösterilen bir çaba yok... 65+ dergisinin kapağındaki “Alzheimer hastaları dikkat! Ya da neyse boşverin” esprisi acımasız olsa da gizli gizli güleceğinizi hepimiz biliyoruz, üzgünüm. Kitabın başrol kahramanı Ersin Özbükey’i çok seveceksiniz. Ersinciğimiz matruşka bebekler gibi, bazen Türkiye A Milli Badminton Takımı Teknik Direktörü olarak, bazen de Casablanca’yı ailesiyle birlikte izleyen ve sansürlenmemiş sigara sahnesi yüzünden sigaraya başlayan ilkokul 3. sınıf öğrencisi olarak karşınıza çıkacak. 

Bu kitabı neden okumalısınız?
Bu almanak yakın tarihte ülkece (70 milyon bizi izliyor) yaşanan deliliğin kâğıda basılmış halidir. ‘Zaytung’ almanağı iki buçuk sene içerisinde yayımlanan tüm içerikleri bir araya getirmesi ve o deliliklerin yaşandığı günleri hatırlatması açısından önemli. Misal; gün gelir de “Dizilerdeki ‘akıl hocası balıkçı’ karakterini gerçek sanan gence balıkçılardan meydan dayağı” haberini ana akım gazetelerde okursak şaşırır mıyız? Ya da sakat ve defolu hayvanların satışa sunulduğu Türkiye’nin ilk Pet Shop Outlet’i hizmete girse? Şaşırmayalım diye Zaytung var. Almanağı okurken, güleceğiniz (Güleriz ağlanacak halimize repliği eşliğinde), gülerken düşüneceğiniz, güldüğünüz şeyin bir anda ağır geldiğini fark edip içinizden fenalıklar geçirip, “Dur ben bir suya gireyim” diyeceğiniz, sudan çıktıktan sonra kurulanıp tekrar almanağı elinize alacağınız, arada sırada yanınızdaki şezlongta yatan arkadaşınızı dürtüp dürtüp, “Bak bak allahaşkına ne yazmışlar, çok komik bunlar, ama ben okudum şimdi komik olmadı, al sen kendin oku!” diyeceğiniz garanti! Zaten almanağın parasını da iade etmeyecekler, en iyisi son sayfaya kadar okuyun da gülün, hiç olmazsa paranızla rezil olmayın. Son olarak: Matbaayı bulan Johannes Gutenberg’e ve internet sitelerinde yayınladıkları tüm haberleri bir almanak haline getirmeyi akıl eden Zaytungculara teşekkürü bir borç bilirim.

2010 İlkbahar/Yaz Almancı Koleksiyonu Görücüye Çıktı
Gurbetçi vatandaşlarımız tarafından haftalardır merakla beklenen bu yılın ilkbahar/yaz Almancı koleksiyonu Kreuzberg’de düzenlenen görkemli bir defileyle tanıtıldı. Geçmiş yıllara göre nispeten daha az kitch çizgiler ve biraz da olsa renk uyumu içeren yenilikçi tasarımların yanında; bileklik, beyaz altın zincir ve gümüş yüzük gibi geleneksel aksesuarlara da yer veren koleksiyon, gurbetçilerimizden tam not aldı.
“Beyaz Body’den Vazgeçmek Çok Zor Bir Karar Oldu”
Koleksiyonun arkasındaki deha, tasarımcı Ersin Özbükey, defile sonrası düzenlediği basın toplantısında özellikle dar siyah ya da beyaz body ve kenarından zincir sarkan açık renk kot pantolon gibi gurbetçilerimizle özdeşleşmiş tasarımlardan vazgeçmenin oldukça zor ve riskli bir karar olduğunu belirtirken, bu seneki defilenin kendi kariyeri açısından da bir kilometre taşı olduğunu söyledi. 

Saçlarda da Yenilikler Var
Koleksiyonun dikkat çeken bir diğer özelliği ise geçmiş yıllara adeta meydan okuyan inovatif saç tasarımları oldu. Erkek modellerdeki geleneksel uzun ense – kısa yanlar – kabarık üst tarzı kesim, Almancılar arasında hızla popülerleşen Nihat Doğan’ın da etkisiyle, yerini emo tarzı, saçların alına yapıştırıldığı yeni modellere bırakırken, erkek saçlarındaki bu yenilikçi çizgiye karşın bayanların eski modellere sadık kaldıkları gözlerden kaçmadı. Ersin Özbükey’in sözlüsü ve aynı zamanda amcasının kızı olan Dilşad Özbükey, bayan saçlarındaki gelenekçi yaklaşımı şu sözlerle açıkladı: “Ahhh zoo, benim lehre yaptığım kuaförde kimse başka saç istemiyo, yazın düğünlerde ne yaptıysak o” 

Ayakkabılar Hâlâ Nike
Defileyi izleyen pek çok gurbetçinin derin bir nefes almasına sebep olan gelişme ise, Almancı kültürünün bel kemiği olan Air Nike ayakkabıların bu sene de yerini koruması oldu. Konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada kendisinin de yıllardır aynı Nike’ı giydiğini gözleri dolarak anlatan Özbükey, “Bu akkabıyı ben Gezamtşuleyi bitirince babam bana geşenk aldı, tam 250 oyro biliyor musun?” diyerek bazı değerlerin modasının hiç bir zaman geçmeyeceğini bizlere bir kez daha hatırlattı.
- woulq Brüksel’den bildirdi -
Kitaptan


ZAYTUNG
2009-2011
Dürüst, Tarafsız, Ahlaksız Haber
April Yayıncılık, 2012, 136 sayfa, 20 TL.