"Kaynak artarsa kansere karşı zafer kazanılabilir"

"Kaynak artarsa kansere karşı zafer kazanılabilir"
"Kaynak artarsa kansere karşı zafer kazanılabilir"
- Dünya Kanser Kontrol Örgütü Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kutluk: - "Dünya genelinde kanser harcamalarının büyük bölümü tedaviye gidiyor. Kimse 'tedaviye harcama yapılmasın' demiyor ancak korunmaya harcanan paranın biraz daha arttırılması gerekiyor. Kanser tedavisine harcanan paranın yüzde birini korunmaya harcayabilirseniz kansere karşı zafer kazanabilir" - "Gerek BM gerek Dünya Sağlık Örgütü aldığı kararlarla temel ilaçlara ve teknolojilere erişimi 2025 yılına kadar yüzde 80'e çıkarmak gibi bir hedefi var. Bu gerçekçi bir hedef. Eğer 2025 yılında bu hedefe ulaşılırsa dünyada birçok insanın hayatı kurtulacak"

KOCAELİ (AA) - ŞAHİN OKTAY - Dünya Kanser Kontrol Örgütü (UICC) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, dünya genelinde kanser harcamalarının büyük bölümünün tedaviye gittiğini belirterek, "Kanser tedavisine harcanan paranın yüzde birini korunmaya harcayabilirseniz, kansere karşı zafer kazanabilir" dedi.

Kutluk, AA muhabirine, dünyada her yıl 14 milyon insanın kansere yakalandığını ve bunlardan 8 milyonunun hayatını kaybettiğini, Türkiye'de ise yılda 175 bin civarında insanın kanser olduğunu söyledi.

Dünyada da her yıl 200, Türkiye'de de 3 bin çocuğun kansere yakalandığını vurgulayan Kutluk, "Ancak tedavideki gelişmelerle 1960'lı yıllarda yüzde 20-30'larda olan kanserden iyileşme oranlarının erişkinler için yüzde 70'lere çocuklar için yüzde 85'lere geldiğini görüyoruz. Bu, 50 yıllık zaman diliminde çok önemli bir gelişme ancak daha gidilecek çok yol var. Günümüzde yeni geliştirilen tedavi yöntemleriyle baş döndürücü gelişmeler gözlemlenmekte" ifadesini kullandı.

- "Tüm kanserlerde üçte bir oranında korunma mümkün"

Kanser kontrolünün, hastalığın önlenmesi, erken tanısı, doğru ve etkin tedavisi ile kanserli hastaların yaşama kazandırılmasına kadar giden geniş bir yelpaze olduğunu belirten Kutluk, şunları söyledi:

"Tütün, beslenme ve fiziksel aktiviteye dikkat ederek tüm kanser türlerinden üçte bir oranda korunma mümkün. Yine meme, kalın bağırsak ve rahim kanserlerinde tarama yöntemleriyle erken tanı mümkün. Bir de bunlara tedaviyi eklediğiniz zaman bugün dünyada her yıl kanserden ölen 8 milyon kişinin alınabilecek tedbirlerle çok kısa bir dönemde yüzde 50 oranında indirilebileceğini, yani 4 milyon ölümün önlenebileceğini biliyoruz. Ancak dünya genelinde baktığımız zaman ülkelerin bu önlemleri uygulama potansiyelleri kimi zaman öncelikler kimi zaman politik nedenler kimi zaman da ekonomik nedenlerle aynı durumda değil. Dünya genelinde kanser harcamalarının büyük bölümü tedaviye gidiyor. Kimse 'tedaviye harcama yapılmasın' demiyor ancak dünyada korunmaya harcanan paranın biraz daha arttırılması gerekiyor. Kanser tedavisine harcanan paranın yüzde birini korunmaya harcayabilirseniz kansere karşı zafer kazanabilir."

Prof. Dr. Kutluk, Türkiye'nin kanser kontrol planını 2008 yılında hazırladığını anımsatarak, tütün kullanımına yönelik tedbirler alındığını, kilo fazlalığı, tuz kullanımının kontrolü gibi olumlu adımlar atıldığını bildirdi.

Türkiye'de kanser tarama oranlarının arttığını anlatan Kutluk, Türkiye'nin kanser kontrol planın daha etkin kullanılması için devlet, sivil toplum kuruluşları, aileler ve bireylerin kendilerine düşeni yapması gerektiğinin altını çizdi.

- "Türkiye'deki tütün kontrol tedbirleri dünyanın dikkatini çekti"

Türkiye'nin, tütün kontrolüne yönelik aldığı tedbirlerin, dünyanın dikkatini çektiğine işaret eden Kutluk, şöyle konuştu:

"Gerek vergilerin arttırılması gerek belli alanlarda içimin kontrol edilmesi gibi birçok tedbir alındı ve 4 yıl içinde tütün kullanımında yüzde 13'lük bir azalma oldu. Tabii ki yüzde 32-33'lerden yüzde 20'ye düşmesi çok sevinilecek bir gelişme ama öte yandan baktığınız zaman Türkiye'de hala ciddi sayıda tütün kullanan insan olduğu anlamına geliyor bu. Bu da insanların doğrudan doğruya kanser olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla bu azalmayı teşvik etmek ve başta akciğer kanseri olmak üzere, tütünle ilişkili idrar torbası kanseri, böbrek kanseri, yemek borusu kanseri, bu kanserlerin doğrudan azalması anlamına gelir. Tartışmasız dünyanın bütün medeni ülkeleri bunu yapmak zorunda. Bu bir insanlık borcu zaten. Türkiye'de tütün tüketiminden dolayı akciğer kanseri yüksek görünür. Onun dışında beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan yüksek tuz tüketiminden dolayı mide kanseri biraz sık görülür. Diğer kanser türlerindeki dağılım aşağı yukarı diğer ülkelere benziyor. Tütünü kontrol ederek akciğer kanserini önlersek, beslenmede tuzu regüle ederek mide kanserini önlersek Türkiye'de kanser kontrolünde önemli adımlar atmış oluruz."

- "İlaç ve tedaviye erişimde ülkeler arasında farklılıklar var"

Kutluk, yaşam süresi ve nüfusa bağlı kanserli hasta sayısının artmasını beklediklerini belirterek, "Bu sayı nüfus arttığı ve yaşam süresi uzadığı için artarken öte yandan tütünün kontrolünde daha ileri adımlar atarsak kanseri marjinal bir hastalık haline getirmek içten bile değil" dedi.

İlaca ve doğru tedaviye erişime bakıldığında ülkeler arasında ciddi farklılıklar görüldüğünü ifade eden Kutluk, şunları kaydetti:

"Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'ya gittiğiniz zaman yüzde 80-85'ler arasında olan çocuk kanserlerinden iyileşme oranları, orta gelir düzeyindeki ülkelere gittiğiniz zaman hemen yüzde 65-70'lere, düşük gelirli ülkelere gittiğiniz zaman ise yüzde 10-20'lere düşüyor. Örneğin, Sahraaltı Afrika ülkelerin ile Asya'nın daha düşük gelirli ülkelerinde durum böyle. O nedenle bu noktada ilaca erişim, cerrahiye erişim, doğru teşhise erişim gibi birçok faktörler var. Aslında bu da sağlık altyapısının doğru kurgulanmasıyla oluyor. Gerek BM gerek Dünya Sağlık Örgütü aldığı kararlarla temel ilaçlara ve teknolojilere erişimi 2025 yılına kadar yüzde 80'e çıkarmak gibi bir hedefi var. Bu gerçekçi bir hedef. Eğer 2025 yılında bu hedefe ulaşılırsa dünyada birçok insanın hayatı kurtulacak."