Milletvekili genel seçiminin ardından

Milletvekili genel seçiminin ardından
Milletvekili genel seçiminin ardından
- Uluslararası Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Bayraktutan: - "Seçimler tek başına güçlü bir siyasi iktidar üretmemiş olsa da ekonomiyi krize sürükleyecek haklı sebepler yok. Yeter ki bu süreç uzamasın, belirsizlikler daha uzun zamana yayılmasın ve oluşabilecek koalisyonlar temel hatalar yapmasın" - "Belki de bu durum en büyük tahribatı Türkiye'nin 2015 büyüme verilerine yapacak. Bütün tahminlerimiz ve OECD, Dünya Bankası gibi uluslararası çevrelerin tahminleri de Türkiye için yüzde 3'ün üstünü öngörüyordu ancak bu koşullar yüzde 3'ü eğer erişilirse başarı haline getirecek"

KOCAELİ (AA) - Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) İktisat Bölüm Başkanı ve Uluslararası Ekonomi Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Bayraktutan, "Seçimler tek başına güçlü bir siyasi iktidar üretmemiş olsa da ekonomiyi krize sürükleyecek haklı sebepler yok. Yeter ki bu süreç uzamasın, belirsizlikler daha uzun zamana yayılmasın ve oluşabilecek koalisyonlar temel hatalar yapmasın" dedi.

Prof. Dr. Bayraktutan, genel seçimlerin ekonomiye etkisini AA muhabirine değerlendirdi. Piyasaların seçim süreci başladığı andan itibaren sonuca dair birtakım senaryolar üzerinden önünü görme arayışında olduğunu belirten Bayraktutan, seçim geride kalmasına rağmen belirsizliğin ortadan kalkmadığı bir tablonun oluştuğunu söyledi. 

Piyasaların, belirsizlikten hoşlanmadığını vurgulayan Bayraktutan, bu tabloya göre  AK Parti 'nin bir koalisyon hükümeti türetme imkanı olduğunu ama siyasetçilerin ilk açıklamalarından uyumlu çalışacak bir koalisyon seçeneğinin pek görülmediğini kaydetti. 

Bayraktutan, piyasa aktörlerinin bu belirsizlik ortamında tedirginliğini davranışlarına yansıtabileceğine dikkati çekerek, "İlk etapta dövizde yüksek oynaklık normaldir. Gerek döviz piyasalarında gerek borsada zaten ilk saatlerin görünümü de bunu yansıtıyor. Ya bir şekilde kurulacak bir hükümetle ya da seçimlerin yenilenmesi suretiyle - ki her ikisi de Türkiye 'ye zaman kaybettirecek durumlardır - ne yazık ki Türkiye uzun süren istikrardan sonra siyasi istikrarın olmadığı koşullara doğru sürüklenmiş durumdadır" diye konuştu.

Halkın kararına saygı duymak gerektiğini ama ekonomik karar birimleri için işin hiç kolay olmadığı zaman diliminin ortaya çıktığını anlatan Bayraktutan, "Merkez Bankası dolara müdahale ederek gidişatı kontrol etmeye yöneliyor. Tabii Türkiye'nin siyasi tablosu tablosu her ne kadar iktisadi açıdan belirsizlik üretmiş olsa da iktisadi dinamikleri bir kırılmaya uygun unsurlar içermiyor. En azından açıklanan bütçe verileri, Merkez Bankası'nın para politikası duruşu, cari açıkta gözlenen gelişmeler gibi unsurlar Türkiye'nin geçmişte yaşadığı tarzda bir finansal krize sırf bu seçim sonuçları yüzünden sürüklenmesi için çok da uygun unsurlar içermiyor. Seçimler tek başına güçlü bir siyasi iktidar üretmemiş olsa da ekonomiyi krize sürükleyecek haklı sebepler yok. Yeter ki bu süreç uzamasın, belirsizlikler daha uzun zamana yayılmasın ve oluşabilecek koalisyonlar temel hatalar yapmasın" ifadelerini kullandı. 

- "Döviz kurları bugünkü seyri test etmeye devam edecek"

Prof. Dr. Bayraktutan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim için kritik olan şey 90 günlük süre içinde ve daha kısa süre zaman içinde Cumhurbaşkanının görevlendirmesini takiben bir şekilde hükümetin şekillenmesi, meclisten güvenoyu alması ve açıklayacağı programla belki birtakım yasal-anayasal değişikliklerle ülkeyi yeniden seçime taşıması. Her iki durumda da belirsizlik tamamen ortadan kalkmıyor ama hiç hükümetin oluşamaması durumuna göre nispeten ülkeyi rahatlatacak bir çözüm olabilir bu. Bir de FED'in Allah'tan yıl sonuna doğru sarkmış görünen faiz oranını arttırma ilintili senaryolarını da izlememiz lazım. Sadece Türkiye'nin iç koşulları değil, FED'in alacağı kararlar, AB ülkelerinde ekonomik gelişmeler de bizi bu anlamda ilgilendiriyor. Bütün şartlar Türkiye için daha elverişsiz olmadığı koşullarda bile belirsizlik bizim için kırılganlık anlamına geliyor ve döviz kurlarında çok aşırı düzeyde oynaklığa Merkez Bankası'nın müdahale edeceği anlaşılıyor. Yine de yüksek düzeyde bir döviz kurunu görmeye devam edeceğiz. Eğer meclis çoğunluğunu sağlamış bir parti iktidar olsaydı ülkeye yabancı sermaye girişleri de artabilecekti. Döviz kuru da muhtemelen seçim öncesi düzeylerin altını görecekti. Mesela 2,50'ye doğru çekilebilecekti ama şuanki çerçevede bakıldığında buna uygun koşullar yok. Döviz kurları bugünkü seyri test etmeye devam edecek. Yani dolar kuru için 2,70'ler sağlanabilirse aslında olumlu veriler olmaya devam edecek." 

Dolardaki yükselişe bağlı olarak enflasyon hedefinin de zorlanacağına işaret eden Bayraktutan, "Türkiye'nin 2015 enflasyon hedefi için seçim sonrası sağlanabilecek olumlu gelişmeler ve özellikle döviz kuru baskısının hafiflemesiyle koşullar toparlanabilirdi. Seçim sonrası döviz kurunun olası toparlanmasının enflasyon hedeflemesine destek sağlaması beklenebilirdi ama şimdilik umut sadece gıda fiyatlarından gelecek desteğe bağlanmak durumunda. Dolayısıyla hem döviz hem de enflasyon cephesi birtakım belirsizlikler ve zorluklarla karşı karşıya olunca faizlerde de bunlara bağlı olarak yüksek oranlı seyir devam edecek. Yüzde 10'lar bandında bir hazine borçlanma faizi ve gösterge tahvil faizi sürpriz olmayacak. Mevcut durumunu koruması bile aslında bir başarı olarak yorumlanabilecek" değerlendirmesinde bulundu.

- "Belki de bu durum en büyük tahribatı Türkiye'nin 2015 büyüme verilerine yapacak"

Bayraktutan, ekonominin kendi dinamikleri ve unsurları açısından bakıldığında bir kaos veya krize yol açacak sebeplerin olmadığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Belki büyük ölçüde sade vatandaş ve küçük tasarruf sahiplerinin bugünlerde sakin kalmaya çalışmasında yarar var. Hükümetin kurulmasıyla ilgili 90 günlük süre izlenmek durumundadır. Büyüme rakamlarında artık yüzde 3'ün bile zorlanabileceğini görüyorum. Yatırımlar bu koşullar altında devam etmez, belirsizlikler yatırımların ötelenmesine yol açar, dış kaynak girişlerini olumsuz etkiler. Belki de bu durum en büyük tahribatı Türkiye'nin 2015 büyüme verilerine yapacak. Bütün tahminlerimiz ve OECD, Dünya  Bankası gibi uluslararası çevrelerin tahminleri de Türkiye için yüzde 3'ün üstünü öngörüyordu ancak bu koşullar yüzde 3'ü eğer erişilirse başarı haline getirecek."