Anadolu'da "çocuk askerlerin" milli destanı

Anadolu'da "çocuk askerlerin" milli destanı
Anadolu'da "çocuk askerlerin" milli destanı
- Türk milletinin var olma veya yok olma sınırına geldiği milli mücadelede çocuk yaştaki askerler, bizzat silah kullanıp çarpışmalara girdiği gibi, istihbarat ve lojistik alanda faaliyet göstererek Türk İstiklal Harbi'nde milli bir mesuliyet duygusuyla hizmet etti - 11 yaşındaki Gazi Mehmet'in tek ayağıyla cepheye koşması, 14 yaşındaki Bozan adındaki çocuğun kahramanlığını gören halkın türkü yakması, 10-11 yaşlarındaki Niyazi Aykan'ın Ermeni gibi davranıp Fransız cephaneliklerini öğrenmesi, askere kılavuzluk yapan 14 yaşındaki Ali'nin düşmanın yolunu kesen köprüyü uçurması gibi örnekler, çocukların da milli mücadeleye katkısını gösteriyor - Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köstüklü: - "O dönemin kaynaklarını taradığımızda Anadolu'nun hemen her köşesinde, özellikle işgal gören yörelerinde, çocukların bir destan misali kahramanlık örnekleri sergilediğini görüyoruz"

KONYA (AA) - METİN BOLAT - Türk milletinin var olma veya yok olma sınırına geldiği milli mücadelede, 11 yaşındaki Gazi Mehmet'in tek ayağıyla cepheye koşması, kahramanlığı ve fedakarlığı TBMM'nin oturumlarına dahi konu olan 12 yaşındaki Nezahat Onbaşı, 14 yaşındaki çocuğun kahramanlıklarını gören halkın türkü yakması, çocukların, milli bir mesuliyet duygusuyla hizmet ettiğini gösteriyor.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Köstüklü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli mücadelenin Türk milletinin var olma veya yok olma sınırına geldiği fevkalade bir dönemi ihtiva ettiğini söyledi.

Viyana Konferansı sırasında 1815'te Batılıların "hasta adam" teşhisi koyup paylaşmak istedikleri Osmanlı Devleti'nin, 1918'de Mondros Mütarekesi şartlarına zorlandığını, Anadolu'da Türk varlığına son vermenin eşiğine gelindiğini vurgulayan Köstüklü, böyle bir ortamda yedisinden yetmişine genç -ihtiyar, kadın -erkek, çoluk-çocuk bütün Türk milletinin Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde bir ölüm-kalım mücadelesine giriştiğini bildirdi.

Türk İstiklal Harbi veya daha geniş anlamıyla milli mücadele olarak bilinen dönemde,  çocukların milli sorumluluk şuuru içerisinde gösterdikleri fedakarlık, çektiği çileler ve eziyetlerin tam olarak bilinmediğine değinen Köstüklü, "Halbuki, o dönemin kaynaklarını taradığımızda Anadolu'nun hemen her köşesinde, özellikle işgal gören yörelerinde, çocukların bir destan misali kahramanlık örnekleri sergilediğini görüyoruz" diye konuştu.

- 11 yaşındaki Gazi Mehmet, tek ayağıyla cepheye koştu 

Köstüklü, Antep mıntıkasındaki 11-12 yaşlarındaki Mehmet, Hayri, Mehmet Ali,  İsmail adındaki çocukların yeri geldiğinde çatışmalara katıldığını, çoğu zaman  da istihbarat hizmetinde bulunduğunu dile getirdi.

Maraş'a yakın Sam köyünde bulunan Kolordu Komutanı Miralay Selahaddin Adil Bey'e bir rapor halinde yazılan mektubu Fransız kuşatmasını yarıp götürebilecek kişi aranırken, çocuklardan İsmail ve Mehmet'in göreve talip olduğunu anlatan Köstüklü, şöyle devam etti:

"Başlarına keçe külah giyerek bir dilenci kılığına giren çocuklar kuşatma altında olan bölgede ilerlerken düşman askerlerine yakalandı. Mehmet, mektubu bir bağ kütüğü altına saklayarak düşmanın eline geçmesini önledi. Çocukları konuşturmak istediler. Ancak bu çocuklardan, 'Bizim babamız, anamız şehit oldu. Dilenmek için çıktık. Şehirde yiyeceğimiz yoktu' cevabından başka bir şey işitemeyince, Mehmet ve İsmail'i şehre geri dönmek şartıyla serbest bıraktılar. Akşam vakti yola çıkan bu çocuklara, siperlerdeki düşman askerleri kasten ateş açtılar. İsmail dokuz, Mehmet dört yerinden yaralandı. Düşman mıntıkasında sabaha kadar kan kaybeden çocuklar, sabahleyin Fransızlar'ın cephedeki kendi yaralılarıyla birlikte hastaneye kaldırıldılar. Mehmet'in hastanede ayağı kesilerek hayatı kurtarıldı. Ancak İsmail şehit oldu. Bir ayağı kesilen Gazi Mehmet hastanede iyileştikten sonra Türkler'de esir bulunan Fransız kuvvetlerindeki iki Senegalli asker ile değiştirilerek Fransızlar'ın elinden kurtarıldı. Gazi Mehmet dönüşünde yine Arslan Bey'in müfrezesine katıldı. Sonuna kadar elinde silahı tek ayağıyla milli mücadelede yer aldı."

- Çocuğun kahramanlığını gören halk türkü yaktı

Araştırmalarında, çocukların milli mücadelede milli bir heyecan ve sorumluluk içinde hareket ettiklerini gördüğünü aktaran Köstüklü, Tarsus köylerinden küçük Mehmet'in, Adana cephesinde düşmanla çarpışıldığı zaman Kuva-yı Milliye efradına yemek taşıdığını, postacılık vazifesini yürüttüğünü söyledi.

Köstüklü, görevini yaparken kurşun yağmuruna tutulan çocuğun yaralandığını ve Konya'da tedavi altına alındığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

" O dönemde verdiği röportajda, konuşurken gülünecek şeylere bile sırıtkanlık etmemiş. Olayı, her gün olabilir işlerdenmiş gibi anlatmış. Ameliyat masasında defalarca neşter vurulduğu halde en küçük sabırsızlık, hırçınlık, bağırma, çağırma, ürperti ve ızdırap göstermemiş. Fransızlar Urfa'dan kaçarlarken 14 yaşında Bozan adındaki bir Türk çocuğu, Kuva-yı Milliye önünde harbe iştirak etmiştir. Bu yavrunun kahramanlığını gören halk, Bozan için türkü bile yakmıştı. Maraş savunmasında cephane taşıyan ve posta vazifesi gören çocuklar, aynı zamanda askerin moralinin düzelmesine de yardım ediyorlardı. Sarıca köyünden 14 yaşındaki Ali, bu bölgedeki askere kılavuzluk görevi yapıyordu. Bir seferinde de düşmanın yolunu kesmek için köprüyü uçurma vazifesini aldı. Bu vazifeyi yerine getirerek bir kahramanlık örneği sergiledi. Daha sonra Yüzbaşı Sıtkı Bey bu çocuğu evlatlık almış ve Kuleli Askeri Lisesi'ne kaydettirerek okumasını sağlamıştı."

Pek çok çocuğun dağdaki askere yemek taşırken verilen talimat üzerine o küçük yaşlarında tren raylarını sökerek düşmanın hareket kabiliyetine zarar vermeye çalıştıklarına dikkati çeken Köstüklü, milli mücadele yıllarında 10-11 yaşlarında bir çocuk olan Osmaniyeli Pulcu Mehmet oğlu Niyazi Aykan'ın 1991'de, kendisiyle yapılan röportajda, "Milis kuvvetler arasında mektup taşıyordum. Osmaniye'ye geldiğimde bugünkü Zafer Camisi'nin olduğu yer kiliseydi. Ben Ermeni gibi görünerek kiliseye girdim. Ayağımda ham gönden bir çarık, sırtımda yamalıktan oluşan bir kaput vardı. Kilisede bulunan tel örgüleri, Fransız cephanelerini öğrendim. Onları babama anlattım. Babam da bunları yazarak Küllü'ye Hasan Paşa'nın yanına gönderdi. Böylece istihbarat sağlıyorduk" dediğini hatırlattı. 

- Kahraman çocukların simgesi olan "Nezahat Onbaşı"

 Tabur Komutanı Binbaşı Halit Bey'in kızı olan 12 yaşındaki Nezahat Onbaşı'nın, elinde silahı, asker kıyafetli olarak Türk ordusuyla birlikte çeşitli muharebelere katıldığını ifade eden Köstüklü, çocuğun milli mücadele boyunca 70. Piyade Alayı'nın bir mensubu olarak alayla birlikte tam bir asker gibi, cepheden cepheye koştuğunu vurguladı.

 Hatta söz konusu alaya, o bölgede 'Kızlı Alay' dendiğini dile getiren Köstüklü, ata binmesini ve silah kullanmasını çok iyi bilen, kendisine Tümen Komutanı Ahmet Derviş Paşa tarafından 'onbaşı' rütbesi verilen kız çocuğunun kahramanlığı ve fedakarlıkları nedeniyle TBMM'nin oturumlarına dahi konu olduğunu söyledi.

Köstekli, çocukların içinde bulunduğu manzaranın destanlara dahi konu olduğunu sözlerine ekledi.