100'lük liste düşünceleri

Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir kurula hazırlattığı 100 temel eser konusunda birçok değerli yazar görüşlerini belirtti. Bunların içinde en çarpıcı olanı Metin Celal'in, Radikal'de yazdıklarıydı.
Haber: HASAN BÜLENT KAHRAMAN / Arşivi

Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir kurula hazırlattığı 100 temel eser konusunda birçok değerli yazar görüşlerini belirtti. Bunların içinde en çarpıcı olanı Metin Celal'in, Radikal'de yazdıklarıydı. Celal, asıl sorusunu sordu: "Bu kitapları acaba öğretmenler okumuş mudur?" Yakınlarda yayımlanan 'Kültür Tarihi Affetmez' kitabımın eğitimle ilgili bölümünde Türkiye'de, eğitim veren öğretmen kitlesinin 'perişan' halini istatistikler ve araştırmalar bağlamında değerlendirdiğimden bu sorunun hayati olduğu kanısındayım.
Çünkü öğretmenlik mesleğinin yaşadığı erozyon, hayatımızın her noktasını belirleyen asıl 'meçhul asker'ler olan bu insanların sahip olduğu ciddi kültür, yetişme ve birikim sorunları bu soruyu sormayı gerektiriyor. Nitekim Doğan Hızlan üstadımız da bir yazıda, öğretmenlerin geleceğin şair ve edebiyatçılarını yetiştirdiğinden bu işin ayrı bir ihtimam gerektirdiğini belirtiyordu.
Buna rağmen, ben bu yazıda, doğrudan doğruya 'liste' konusunu ele almak istiyorum. Ben de çeşitli zamanlarda çeşitli listeler yapanlardanım. Hem severim bu işi, hem de yararına inanırım. Öğrencilerime o listeleri dağıtırım. Sanırım şu sıralar birkaç farklı listem de internet sitelerinde dolaşıyormuş. Ayrıca, bu tür 'muhtasar' çalışmalara, nerede olsa ilgi gösteririm. Eskiden bunlar daha bir matah şeylerdi. Şimdi, bir hayli çoğaldı listeler. İnternet kitap satış sitesi olan Amazon'a girildiğinde hangi kitabı isterseniz, onun ait olduğu kategoriyle ilgili çeşitli kişiler tarafından yapılmış çeşitli listelerle karşılaşılıyor. Zaman içinde birçok önemli yazarın yapıp yayımladığı listeler mevcut. Andre Gide 10 Fransız romanını seçmişti. Harold Bloom çeşitli dönemlere ayırdığı Batı kültür tarihinin her birisini birçok 'kanonik' yapıtla doldurmuştur. Nihayet ben de daha önce Radikal Kitap'ta büyük tartışma yaratan 'Türk Edebiyatının Kanonları' diye bir yazı yazdım, bir de liste yaptım.
Güncel yanı eksik
Her listenin bir yararı var. Çünkü her birisi ayrı işlev içeriyor. Bir ülkenin eğitim sistemi elbette yetiştirmek, 'biçimlendirmek' istediği kuşakların okuması gereken yapıtları sıralayacak ve öğrencilerden onları okumasını isteyecek. Bu nedenle, her listenin farklı işlevi var. Soruna bu açıdan bakmak gerek ama tam da onu yapınca MEB listesinin mantığını sorgulamak zorunlu oluyor.
Listenin bazı önemli noktaları bugüne kadar tartışıldı ve onların arasında en çok öne çıkanı yaşayan yazarların eksikliği. Öne sürülen kaygılara katılmam olanaksız. Spekülasyon olacağı endişesini de yerinde bulmuyorum. Böyle bir tedirginlik bu diziyi okuyacak olan öğrencilerin 'güncel veya modern klasik' denebilecek birçok yazardan mahrum kalmasına yol açıyor. Bu kabul edilmemesi gereken bir şey.
Bu liste, Türk edebiyatının klasiklerini ortaya çıkarabilmek için, öncelikle bu amaca dönük olarak hazırlanmış. Bu yargının itiraz edilebilecek bir yanı yok. Çünkü, bu türden listelerin doğası bunu gerektiriyor. O zaman bu listenin bir 'kurul' tarafından Türk edebiyatı klasikleri olarak tescil edildiğini belirtelim. Fakat, işin bamteli de orası.
Bir toplumun klasiklerini okumak kolay değildir. Çünkü, o klasiklerin bugüne yaklaşan bölümü daha kolay okunur. Fakat zaman içinde geriye gidildikçe okuma güçleşir. Hem estetik zevk ve bağlam açısından hem dil, anlatım açısından bu böyledir. Hele Türkçe gibi zaman içinde büyük değişimler göstermiş bir dilde bu haydi haydi böyledir. O vakit, ortaya bambaşka bir sorun çıkar; bu yapıtların okutulması.
Bu böyle olduğu içindir ki, bu listenin öğrenciye, okura tavsiye edilmesi yetmez. Baştan beri, çok farklı vesilelerle ifade ettiğim ve önerdiğim üzere, ortaokul ve liselere bir 'Kültür Tarihi' dersi koymamız şarttır. Orta ve lise eğitimi budur. Matematik, fizik, kimya değildir. O derste Batı ve Türk klasiklerini okutmamız gerekir. En azından bir 'Ana Yapıtlar' dersi hazırlamamız ve sadece Türk klasiklerine ayırarak bu kitapları ele almalıyız. Nedeni şu: Bir klasiğin okunması yetmez. Klasik, bir kültürün, toplumun bilinci ve bilinçaltıdır. Onun kendisini yaratan koşullarla birlikte irdelenmesi, çözümlenmesi, tanımlanması gerekir. Bunu öğrenci kendi başına yapamaz.
İki ayrı liste olmalı
Bu, listenin önayak olduğu başlangıcın ve içerdiği iyi niyetin gerçek ve somut adımı olmalıdır. İkincisi, bu eklektik bir liste. 75 Türk, 25 Batı yapıtına gerek yok. İki kültürü de tanıtmaksa maksat, iki adet 100' lük liste hazırlanır. İkincisi de, kurmaca/edebiyat yapıtlarıyla kurmaca dışı/düşünsel yapıtların aynı listede olması gerekmez. Bunlar da ayrı listelerde toplanır. Yoksa bir liste Platon'un Devlet'iyle Kutadgu Bilig'i bir arada kapsamak zorunda kalmamalıdır. Bir liste ayrıca, Cemil Meriç'in Bu Ülke'siyle A.F. Başgil'i, A.Ş.Hisar'ı buluşturmamalı. Gerçekten de, ister bir kurulun uzlaşması gösterilsin gerekçe olarak, isterse başka bir şey, kimse 100'lük bir listenin Bahattin Özkişi'yi, Samiha Ayverdi'yi, Kemal Bilbaşar'ı, Kerem ile Aslı'yı vb. barındırmasını açıklayamaz. Batı klasiklerini Hamsun'la, Panait Istriati'yle, Ivo Andriç'le belirlemek de kabul edilemez.
MEB bir adım attı. Bunun yasak savmak olmadığı belli. O zaman bu kurum belirttiğim bu noktalar üstünde çalışmaya başlamalı. Bu bir sorumluluk ve zorunluluk.