20 yıl sonra da 'Acil Demokrasi'

Merhum Fikret Kızılok bir zamanlar "Nejat çok bağırıyor, ama güzel bağırıyor" demişti. Önceki gece Bulutsuzluk Özlemi, 20. yılını kutladı gösterişli bir konserle. 20 yıldır 'bağırıyor' Nejat Yavaşoğulları. Üstelik Türkçe...
Haber: SERKAN SEYMEN / Arşivi

İSTANBUL - Merhum Fikret Kızılok bir zamanlar "Nejat çok bağırıyor, ama güzel bağırıyor" demişti. Önceki gece Bulutsuzluk Özlemi, 20. yılını kutladı gösterişli bir konserle. 20 yıldır 'bağırıyor' Nejat Yavaşoğulları. Üstelik Türkçe... Bugün manasız gelebilir ama çok değil 15 sene önce sadece sahnede değil panellerde de açıklamak zorundaydı kendisini. Panellerin konusu mu neydi? 'Türkçe sözlerle rock olur mu?' Konserden önce konuştuğumuzda "Tuhaf tartışmalardı" diye hatırladı o günleri: "Erkin Koray ne yapmıştı onca sene? Ama adamlar Türkçe rock olmaz diyorlardı. Çünkü 80 darbesinden sonra bir kopukluk olmuştu, unutulmuştu her şey."
Müziğe katkıları unutulmaz Piccatura şirketinin etiketiyle yayımlanmış o ilk albümün üzerinden 20 yıl geçtikten sonra, aşağı yukarı o albümle aynı yaşta yeni kadroyla çıktı grup sahneye. Art arda üç şarkı çaldılar, sonbaharda çıkacak yeni albümden. Sonra 'Uçtu Uçtu' zamanlarının kadrosu Filip Sümbülkaya, Akın Eldes, Richard Hammer ve Demirhan Baylan geldiler sahneye. 90'lar da geri gelmiş oldu böylece. 'Hiroşima', 'Evet Evet', 'Evinde Gitarın Var mı?' derken patlayıverdi 'Acil Demokrasi'. Şarkıda zikredilenlerin çoğu; mesela 141-142 ya da idam cezası, olağanüstü haller çoktan geride kaldı, ama 'şimdi sırası değiller' her daim baki, 'hava hâlâ bedava' ve 'su hâlâ pet şişelerde, hür demokratik parlamenter sistemde'...
Konuşurken "Aslında yazarken tereddüt ettiğim bir şarkıydı" dedi Nejat Yavaşoğulları. "Sonuçta biz sosyalist bir devrim istiyorduk, ama orada bir püf noktası vardı tabii. Çelişkiler keskinleşsin diye böyle mi geçsin ömrüm lafı... Nefes almaya ihtiyacım var. Ömrümüz böyle gidiyor çünkü." Peki şarkı bugün yazılsaydı neler girerdi içine, acil demokrasi ihtiyacı hâlâ bitmediğine göre? "Bence en çok çatmamız gereken büyük sermayenin iletişim araçlarına sahip olması ve gerçek bir haber akışının olmayışı. Bütün kitlenin tüketime kurban edilmek üzere organize edilmesi. Herkesin borcu var şu anda. Kapitalizm gerçek manada şimdi geldi artık Türkiye'ye. Sosyal devlet öldü! Kim diyor bunu? Bunu para ve medya gücünü elinde bulunduranlar söylüyor sadece. Kimsenin sağlık sigortası yok. Eğitim kişi başına dört yıl. Türkiye tuhaf bir yer. Çok üst noktalarda insanlar var. Ama bir de çok alt noktalardaki insanlar var."
Keşke bir arada kalsalarmış
Herhalde herkes aynı şeyi düşündü. Özellikle de Demirhan Baylan ve Richard Hammer'ı o kadar eğlenirken görünce: Keşke hep bir arada kalsalarmış! Şu an tam bir olgunluk dönemi yaşayacakları kesinmiş zira.
Yeni genç kadroyu gücendirmeyelim ama gecenin en acayip durumu da yaşı gruptan küçük olması muhtemel yeni gitarist kardeşin, 10 saniyelik gitar sololarında bile öne çıkıp kendinden geçme numaraları yapmasıydı ki, akla 80'lerde çekilmiş 'Crossroads' filminin büyük gitarist olmak için kendinden büyüklerle takılan kahramanını hatırlattı. Aynı zamanda tip olarak da. Hani şu 'Karate Kid' filmiyle meşhur olan genç oyuncu!
Konserin tek sürprizi onca yıl gruba girmiş çalmış insanların sahneye gelmeleri değildi elbette. Bir de misafirler vardı. (Diğerleri her halükârda ev halkından sayılır ne de olsa.) Aylin Aslım 'Felluce'ye eşlik etti, 'Mor ve Ötesi' Güneye Giderken' ve 'Şili'ye Özgürlük'e. Gecenin sahnede en büyük elektriğin hasıl olmasına sebebiyet veren grubu 'Duman' ise 'Uçtu Uçtu'ya. (Şarkının 'cep delik cepken delik/cebimde yok bir metelik' kısmında en önde oturan, aynı zamanda 'Uçtu Uçtu' albümünün kapağını da çizmiş olan ünlü bir ressamımızın sahneye bir avuç bozuk para atması da, 'yüksek sanata' bizden daha aşina olan arkadaşlarca bir nevi 'performans' olarak kayda geçirildi.) Bu arada yıllar önce, bir başka ressam kişi Kenan Evren'in demokrasisi yüzünden 'Güneye Giderken' güneş yolda yükselmek zorundaydı, 'Uçtu Uçtu'nun 'Kalktım bi de ben cırtlattım' dizesinin 'cırtlattım'ı 'mastürbasyonu çağrıştırdığı' gerekçesiyle kaset kaydından silinmişti. Bu defa güneş soldan da yükseldi, Nejat da mikrofon ayağını kullanarak bir güzel de 'cırtlattı'. (Evet, kaset kaydı. O zamanlar bu albümlerin CD'lerinin çıkması hayaldi. O günleri şöyle anlattı Yavaşoğulları: "Stüdyo sahiplerine 'Tamam arkadaşlar buldu bir yerlerden borç' diyerek kaydettik onları o zaman.")
Gecenin en enterasan grubu 'Otomatik Portakal' filminin kostümlerini giymiş Redd'di, 'Mekanik Fanatik'te şaşırtıcı bir performans sundular. 'Tepedeki Çimenlik'te Zuhal Olcay sahneye gelirken, son şarkı elbette 'Sözlerimi Geri Alamam'... Eşlikteki isimse Şebnem Ferah... Sonrası? Birkaç eksikle tüm konser kadrosu 'Kütürdet Beni Rutubet'i seslendirdi. Konser için söylenebilecek en kısa tanım şarkının sözlerindeydi herhalde: 'Nefaset, nefaset...'