@ErkanAktug

2012: Bir 'kırmızı halı' macerası

2012: Bir 'kırmızı halı' macerası
2012: Bir 'kırmızı halı' macerası
Fransız 'Yeni Dalga'sının yaşayan efsanesi Alain Resnais'nin Cannes'da Altın Palmiye için yarışan son filmi 'Daha Hiçbir Şey Görmedin'in galasında Radikal de kırmızı halıdaydı
Haber: ERKAN AKTUĞ - erkan.aktug@radikal.com.tr / Arşivi

Telefonda Cannes macerasından bahsettiğim SİYAD Başkanı Tunca Arslan da sinema yazarı belgeselci Necati Sönmez de aynı cümleyi kurdu: “Sonunda sen de hacı olmuşsun!” Çiçeği burnunda bir Cannes hacısı olarak Amerika’yı yeni keşfediyormuşçasına size o meşhur ‘kırmızı halı’ deneyiminden bahsedeceğim izninizle...
Festivalin 30 yıldır aralıksız destekçisi Renault’nun davetlisi olarak Cannes’dayız... Renault, bu sene festivalin dört büyük ana sponsorundan biri ve Cannes’ın bu seneki resmi otomobilleri de Renault’nun yüzde 100 elektrikli Fluence ve Twizy modelleri... Fransız ‘Yeni Dalga’sının yaşayan efsanesi 89 yaşındaki Alain Resnais’nin Altın Palmiye için yarışan son filmi ‘Vous n’Avez Encore Rien Vu’nun (Daha Hiçbir Şey Görmedin) galasına davetliyiz... Eğer yarışmada filminiz yoksa festivale gazeteci olarak akredite olsanız bile o galalara davetiye bulmak hiç kolay şey değil. Şanslıyız anlayacağınız!
Yolculuk öncesi Cannes’da fırtına koptuğuna dair haberler alıyoruz ama ne yalan söyleyelim “Fırtınadır, geçer biz gidene kadar” deyip fazla üstünde durmuyoruz. Cannes’a ayak bastığımızda evet, fırtına yoktu ama sisli, yağmurlu ve soğuk bir hava karşılıyor bizi. Muhtemelen Cannes tarihinin en soğuk havasına denk gelmişiz!
Neredeyse hiç motor sesi olmayan yüzde 100 elektrikli otomobillere atlayıp otelin yolunu tutuyoruz. Otelimizin bulunduğu yeşillikler içindeki köyde ise hava daha da serin, 11 derece filan. Kısa dinlenme faslından sonra gala kıyafetlerimizi (smokin şart değil, papyon takmak şartıyla siyah takım elbise de oluyor) giyip otelin restoranında toplanıyoruz. Fransız mihmandarımız, ayrıntılı bir şekilde ‘kırmızı halı’da nasıl davranacağımızı anlatıyor: “Her otomobile iki kişi binecek. Otomobil sizi kırmızı halının ucuna kadar getirecek ama inerken hızlı davranın. Kırmızı halıya giriş yaptığınızda fotoğrafçımız ikişerli gruplar halinde fotoğrafınızı çekecek, merak etmeyin. Sonra hızla yürüyün. Hızlı davranmak kaydıyla fotoğraf da çekebilirsiniz ama fazla bekleme yaparsanız görevliler sizi uyaracaktır, onlara direnmeyin. Maalesef kırmızı halıda grubun toplu fotoğrafını çekmek mümkün değil, çünkü bekleme yapmaya izin vermiyorlar. Merdivenleri çıktığınızda görevliler size biletlerinizi soracak. Sonra yerinize oturana kadar görevliler sizi yönlendirecek.” 

Alkışlar dinmiyor
Anlaşılmıştır, artık gidebiliriz... Mihmandarımızın dediklerini harfiyen uyguluyoruz. Girişte fotoğraf çektirdikten sonra kırmızı halının etrafına sağlı sollu dizilmiş yüzlerce fotoğrafçının arasından geçip hızla merdivenleri tırmanıyoruz. Merdivenleri yarıladığımızda durup fotoğraf çekmeye çalışıyoruz... Bir iki kareden sonra söylendiği gibi görevliler tarafından uyarılıyoruz.
Artık salondayız... Ben diyeyim dört siz anlayın beş Emek Sineması büyüklüğünde bir salon burası. 3 bin 500 kişilikmiş. Bundan sonraki kırmızı halı seremonisini salondaki dev perdeden izliyoruz. ‘Game of Thrones’in cücesi Peter Dinklage ile arkadaşlarının kırmızı halıdaki komik dansı güldürüyor salondakileri. Sonra Roman Polanski beliriyor. Yanındaki kim, Nastassja Kinski değil mi o? Evet, Polanski ve Kinski, 1979’dan sonra ilk kez kırmızı halıda birlikte... Bu sene Altın Palmiye jürisinde yer alan ‘Gilles’in Karısı’ filminin yıldızı Emmanuelle Devos ise tüm zarafetiyle tek başına yürüyor kırmızı halıda.
Sonra ‘Daha Hiçbir Şey Görmedin’in oyuncuları toplanıyor kırmızı halının ucunda: Resnais’nin ‘Smoking/No Smoking’ gibi birçok filminde yer verdiği Fransız yıldız Sabine Azema, ‘Kelebek ve Dalgıç’ filminden tanıdık Anne Consigny, onun ‘Daha Hiçbir Şey Görmedin’deki rol arkadaşı Lambert Wilson, Legion d’honneur nişanı sahibi Fransız yıldız Pierre Arditi, Hippolyte Grardot, Anny Duperey... Kol kola girip yürüyüşe geçiyorlar. Yürümekte zorluk çeken 90 yaşındaki efsane Resnais ise merdivenin ucunda kollarını açarak karşılıyor oyuncularını. Salona girişte Alain Resnais’nin adı anons ediliyor. Birden herkes ayağa kalkıyor ve alkış başlıyor. Resnais ağır adımlarla alkışlar eşliğinde yerine ilerliyor. 7-8 dakika boyunca alkış dinmiyor. Seyircinin Resnais’ye gösterdiği saygı, insanı duygulandırıyor. Aynı saygı film bittiğinde de devam ediyor. Son jenerik bitip ışıklar yandığında alkış tufanı yeniden başlıyor ve yine 7-8 dakika sürüyor. Salondan önce film ekibi, ardından diğer davetliler ayrılıyor.
‘Daha Hiçbir Şey Görmedin’, ölen bir oyun yazarının vasiyeti üzerine onun evinde toplanan oyuncular etrafında gelişiyor. Yazarın aynı oyununda farklı dönemlerde oynamış üç kuşaktan aktörler bunlar. Bir süre sonra yazarın evi sahneye dönüşüyor ve her kuşak kendi yorumunu sahneye taşıyor. Eksik İngilizcem nedeniyle diyalogların bir kısmını kaçırıyorum ama film iyi bir his bırakıyor bende. Kendimce dört üzerinden üç yıldız veriyorum filme! Ertesi gün Screen ve Gala dergisinde filme verilen yıldızları görünce ferahlıyorum: Dört veren de var ama genelde üç yıldız alıyor eleştirmenlerden. Haneke’nin ‘Amour’u ve Cristian Mungiu’nun ‘Beyond The Hills’inden sonra en çok puan toplayan film olmuştu. Resnais’ye gösterilen saygıya da tanık olduktan sonra, filmin Cannes’da ödül kazanması muhtemelen de jüri özel ödülü alması sürpriz olmaz.
Ertesi gün kısa bir süreliğine Cannes’daki Türkiye standına uğruyoruz. Girişte Ahmet Boyacıoğlu ve ekibi karşılıyor bizi. En hareketli ülke standlarından birisi Türkiye standı. Ayrıca hem metrekare olarak büyük hem de Almanya, İspanya, İngiltere, Fransa, ABD gibi önemli ülkelerin olduğu bölgede yer alıyor. Yapımcı Zeynep Özbatur’u yeni filmi için görüşmeler yaparken gördüğümüzü de belirtmeden geçmeyelim.
Dönüş vakti geldiğinde Cannes’da güneş kendini göstermiş ve Cannes sahilleri ve sokaklar bildik festival manzaralarına bürünmeye başlamıştı. Şans işte...