2016 Oscar adayları bize ne söylüyor?

2016 Oscar adayları bize ne söylüyor?
2016 Oscar adayları bize ne söylüyor?
28 Şubat'ta dağıtılacak Oscar Ödülleri'ne aday olan dün isimler açıklandı. Tamamı beyaz oyuncu adayları, kadın sevmeyen Akademi, beklenen ve şaşırtan tercihler... Aday listesinin analizini Ekranella'dan Aras Bayram yaptı...

Ödül sezonunu bir film alegorisi olarak okursak bütün o SGA’ler DGA’ler, Altın Küre, BAFTA falan karakterleri tanıdığımız, altını doldurduğumuz, konuyu anladığımız, iyi ve kötüleri kafamızda ayırt ettiğimiz kısım. Oscar’lar ise filmin climax’i, zirve noktası, aralıksız gittiğimiz, tüm yolların çıktığı yer. Filmin sonunun mutlulukla ilişkisi olup olmadığı ise tamamen kendi kafamızda olan biten bir şey, her filmde olması gerektiği gibi.
Bu işin senaristi, yapımcısı ve yönetmeni benim kafamda hep oldukça yaşlı, huysuz, beyaz adamların uzunca masif ahşap bir masanın etrafında oturup punch içtikleri bir ortamda hayal ettiğim Film Sanatları ve Bilimleri Akademisi. Bizim gibi bu işle kafayı fazladan bozmuş olanlar için de kısaca 'Akademi'. Bu insanların filminde boş sahne olmayacağı ön kabulüyle bu adaylıkların da bize bir şeyler anlattığını söyleyebiliriz. Çözmeye çalışalım bakalım neymiş onlar.

TRENDLER
Ödül sezonu başlarken 'The Revenant' Oscar yarışında orta sıralarda görünüyordu ancak arkasına inanılmaz bir rüzgâr almış durumda. Çeşitli törenler boyunca esamisi bile okunmayan Tom Hardy’nin En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu adaylığıyla birlikte toplamda 12 adaylıkla başı çekiyor. Yönetmenlik, iki oyunculuk ve film hariç teknik dallarda da adaylıkları bulunması filmin En İyi Film Oscar’ı şansını da oldukça arttırıyor.

Teknik kategoriler demişken, George Miller’ın grotesk-feminist-post modern-anında klasik eseri 'Mad Max: Fury Road', 10 adaylıkla The Revenant’ı takip ediyor. Hollywood’un distopik aksiyon filmlerindeki artık ezberlediğimiz öğretilerine yepyeni bir soluk getiren, canlı ve cansız renkleri, insanın nefesini kesen kurgusu ve tüketim toplumunu yerin dibine sokup; klasik eve dönüş metaforlarının yersizliğini gömmesiyle diğerlerinden farklı bir yerde 'Mad Max: Fury Road'. Ancak bunun klasik bir Akademi oyunu olduğunu unutmamak gerek. George Miller’ın ufacık En İyi Yönetmen şansı hariç, teknik adaylıklar dışında çok da adı anılmayacak filmin. Bağımsız filmleri umutlandırıp utandırma işini Akademi’den iyi kimse beceremez.

Dolayısıyla 'The Revenant’ın tek rakibi olarak 'Spotlight' ön plana çıkıyor. 2015 Eylül’ünden neredeyse yıl sonuna kadar Oscar favorisi olan film, ödül sezonu boyunca yavaş yavaş güç kaybetse de altı kritik dalda (Kurgu, Senaryo, Yönetmen, Yardımcı Erkek, yardımcı Kadın, Film) adaylığıyla 'The Revenant’ı zorlayacak. 'The Martian' yedi dalda aday ama Ridley Scott’ın adaylık alamaması kulenin çökeceğine işaret.

Oscar adayları açıklandı: 'Mustang' yabancı film dalında aday

ADAYLAR YİNE BEYAZ! 
Geçtiğimiz yıl Twitter’ı çökerten #OscarsSoWhite’ı hatırlıyor musunuz? İkinci yıl üst üste dört oyunculuk kategorisinde toplam 20 adayın tamamı beyaz. Bu sezonun kurbanları: Idris Elba (Beasts of No Nation), Will Smith (Concussion) ve Michael B. Jordan (Creed). Akademi yine bir sürü eleştiriyle karşılaşacak ama şunu unutmamak gerekiyor; geçtim ABD’yi dünyanın en büyük soft power’larından biri bu adamlar. Hatta bu sene sırf gıcıklık olsun diye bile tekrar etmiş olabilirler paterni. Kendilerini fazla seven bu ihtiyar heyeti kafasının dikine gitmeye devam edecek.

Kitap adaptasyonları Hollywood’u domine etmeye devam ediyor. Akademi bey, bu sene En İyi Film kategorisinde sekiz tane aday sundu bizlere, beş tanesi kitap adaptasyonu: 'The Revenant', 'The Martian', 'Brookyln', 'Room' ve 'The Big Short'. 'Carol' da beklendiği gibi aday olsa sayı altıya çıkacaktı.
ŞOK ŞOK ŞOK. Siyonizm çöküyor mu? 'Carol’ın En İyi Film adaylığını ıskalamasıyla, meşhur film yapımcısı Weinstein Company’nin 2008’den bu yana ilk kez En İyi Film Oscar’ında adaylığı yok. 'The Imitation Game' (2015), 'Philomena' (2014), 'The Silver Linings Playbook' (2013), 'The Artist' (2012), 'The King’s Speech' (2011), 'Inglorious Basterds' (2010), 'The Reader' (2009).
Disney’in yeni oyuncağı, gişe canavarı, bir Amerikan jenerasyonunun hayatındaki en önemli şey olan 'Star Wars: The Force Awakens’ın ticari başarısına Akademi de uzaktan göz kırpmış. Filmin beş teknik dalda adaylığı var: Müzik, Kurgu, Görsel Efekt, Ses Kurgusu, Ses Miksajı.


Hepimizin kraliçesi Cate Blanchett, 'Carol’la altıncı kez aday olurken (İki Oscar: The Aviator, Blue Jasmine) 25 yaşındaki, Amerikalıların tatlışı Jennifer Lawrence 'Joy’daki performansıyla son altı yılda dördüncü kez adaylığı kaptı. (25 yaşındaki oyuncular arasında rekor, karşılaştırmak gerekirse Meryl Streep 1983’te dördüncü adaylığını aldığında 33 yaşındaydı.) Sıkça adından söz edeceğimiz Leonardo DiCaprio’nun da altıncı adaylığı.
Öte yandan bildiğimiz tüm filmlerin müziklerinin bestecisi John Williams ELLİNCİ evet ELLİNCİ kez Oscar’a aday. (Kazandığı Oscar sayısı 5 bu arada. Bu ne loser’lık be kardeşim.)

SÜRPRİZLER
SAG’de ve Altın Küre’de görmezden gelinmesiyle Oscar’da da hiç şans verilmeyen Tom Hardy, 'The Revenant’la Yardımcı Erkek Oyuncu dalında – fazlasıyla hak ettiği- adaylığı kaptı. Kalabalık kategoride sıyrılması pek beklenmiyordu, buradan çıkarım yapmamız gerekirse: Akademi 'The Revenant’a bayılmış. İngiliz aktörün ilk adaylığı.
Coen kardeşlerin sıklıkla çalıştığı başarılı müzisyen Carter Burwell ('True Grit', 'Burn After Reading', 'A Serious Man', 'True Grit'…) şahane işinin karşılığını sonunda 'Carol’la aldı. İlk Oscar adaylığı olması başlı başına bir sürpriz ama müzik/orijinal şarkı dalları hep sürprize daha açık olmuştur.
'Room', Akademi’nin minik küçük sürprizlerinden. Bunun taçlandığı anda filmin yönetmeni Lenny Abrahamson’un, The Martian’ın yönetmeni 79 yaşındaki Hollywood efsanesi  Ridley Scott’ın önünde adaylığı kapması.
Pixar’ın geri dönüşüne tek başına imza atan 'Inside Out’la ilgili kafalar karışık. Bence sezonun en iyi iki, üç filminden biri; En İyi Film adayı olmasını bekleyenler de vardı benim gibi ancak Akademi’nin tutuculuğu o onurun önüne geçmiş. Yine de senaryo dalındaki adaylık Akademi’nin bile bu şahesere kayıtsız kalamadığını gösteriyor.
Charlotte Rampling

Bu senenin yaşlı insanların oynadığı film adaylığı '45 Years’daki rolüyle Charlotte Rampling’e geldi. Kategorinin zayıflığı da etken tabii ki ama kadın hakikaten büyük oyuncu.
Michael Keaton ve Mark Ruffalo 'Spotlight’ın beyniyse, Rachel McAdams kesinlikle kalbi. Adaylığı günün en önemli sürprizlerinden biri. Ki kariyeri boyunca ne önemli bir rolü, ne A-list süperstar gücü, ne de herhangi önemli bir rolü olan oyuncu için, kariyerinin ilk görkemli performansında onurlandırılması çok iyi olmuş.

GÖZ ARDI EDİLENLER
Hollywood'un özgün senaryo yazarları arasında en tepeye yazılabilecekler arasında Quentin Tarantino, film her ne kadar beklentileri karşılamamış olsa da senaryonun başarısı her zaman olduğu gibi su götürmez bir gerçek. Bu sezon koca ağzını biraz fazla açan ve çok fazla Özgün Senaryo Oscar’ı kazanıp ödülün kendi ismiyle anılmasını istediğini söyleyen Tarantino’ya, Akademi “Kes sesini,” demiş.
Aaron Sorkin’in yazdıkları herkese göre değil; hızlı, olağan, bizim gibi ve zaman zaman fazla görkemli. Altın Küre’deki galibiyetinden sonra senaristin adaylığına kesin gözüyle bakılıyordu ancak Akademi’nin sürprizlerini sakladığı kategoriler de özgün-uyarlama senaryo olmuş.

AKADEMİ KADIN SEVMEZ
İki şeye çok üzüldüm:
 'See You Again’in Oscar adayı olamamasına ve Oscar Ödüllü Wiz Khalifa muhabbeti yapamayacak olmamıza.
Aslında çok göz ardı edilmiş sayılmaz, sonuç olarak Akademi komediden, hele hele komik kadınlardan hiç hoşlanmaz, huysuz ihtiyarların anlamadığı bir türdür çünkü onlar, komedi dediğin erkeklerin tekelinde bir şey olmalıdır vs... Ama Amy Schumer’ın (yine zayıf yazacağım ama) zayıf kategoride En İyi Kadın Oyuncu dalında aday olamaması saçmalık.
Günün en önemli sürprizi 'Carol’ın En İyi Film dalında aday olamaması, hem de adaylığına kesin gözüyle bakılmayan Rooney Mara adaylığı kapmışken, Senaryo ve Sinematografide de adaylık gelmişken filmin sekiz aday olan listeye girememesi çok şaşırtıcı. Hatırlatalım, 'Carol', ödül sezonunun başında, 'Spotlight’la birlikte en önemli favori olarak görülüyordu.
Netflix’in nasıl bir devrim yarattığının kanıtlarından 'Beasts of No Nation’ın kusursuz yıldızı Idris Elba; SAG, Altın Küre ve BAFTA’da adaylık aldıktan sonra Oscar’ı ıskaladı. Bu adamın sevilmesi için daha ne kadar iyi oynaması gerekiyor ben hakikaten bilmiyorum. Darısı James Bond rolünün başına.
Diğer göz ardı edilenler: Will Smith, Kristen Stewart, Straight Outta Compton, Lava, Jacob Tremblay, Steve Carrell, Jane Fonda.
Genel kanı olarak göz ardı edildiği düşünülenler ama benim oh olsun dediklerim: Ridley Scott, Helen Mirren, Steven Spielberg, Robert De Niro, 'Star Wars: The Force Awakens'. Sonuncusu ne alaka bilmiyorum ama yazanı gördüm.

KAYNAK: EKRANELLA



    http://www.radikal.com.tr/149855814985580

    YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yazılmamış.