40 yıllık nasihat: Şarkı söylemek lazım

40 yıllık nasihat: Şarkı söylemek lazım
40 yıllık nasihat: Şarkı söylemek lazım
Bu yaz müzikteki 40'ncı yılını kutluyor. Sırada Bodrum konseri ve ardından İstanbul'da üç 'Sezen'li Yıllar' daha var. Türkiye'nin yıpratıcı politik zemininde kendisine yöneltilen eleştirilere rağmen Sezen Aksu için 'siyaset-üstü' bir konumdan bahsedilebilir. Heybesinde Cumartesi Anneleri'nden Sulukulelileri, eşcinsellerden çocukları, Erdal Eren'den Hrant Dink'i bir dolu 'ağırlığımızı' taşıyan bir isim o. Ya da bırakın ona sadece 'müzisyen' diyelim...
Haber: ÇAĞLAR ÖZBEK - caglarozbek@ymail.com / Arşivi

Büyük şarkıcı, sessizliğimizin şarkılarını okuyandır.
Halil Cibran

RADİKAL - Tarih, 24 Aralık 2011. Yer, Ankara Congresium. Dışarıda kar yağıyor. Konser bitmiş. Gece 12’yi çoktan geçmiş. Alkışlar sahnedeki kadını geri çağırıyor. Kırmıyor. Geliyor sahneye. 'Kavaklar’ı okuyor: “Beni hoyrat bir makasla, eski bir fotoğraftan oydular.” Salondaki derin sessizlik yorgunluğumuzdan değil. O karakteristik, 'kusurlu' sesiyle öyle incelikli ve öyle hissederek söylüyor ki, “hepimizin yanağı orda kalıyor." Salondan yükselen ıslıklar, Sezen Aksu’ya eşlik ediyor.  
Sahne üzerindeki 40 yılında, hakkında defalarca kez yazılar yazılmış, müziği ve albümleri, aşk hayatı ve ailesi, anıları, bir efsane haline dönüşmüş dost meclisleri, konserleri ve politik ilişkilenmeleri konu edinilmiş bir figür hakkında, Sezen Aksu hakkında yazmak, sanıldığı kadar kolay değil. Hiç kuşkusuz, arınmaya ve nötralize olmaya zorlamadan yazmak da imkânsız. Yazdıklarıyla sizin de yazdıklarınızı/hislerinizi etkileyen biri var karşınızda. Bu yüzdendir ki, hakkında yazılanların büyük bir kısmı kendi şarkı sözlerine/eksik şiirlerine atıfta bulunurlar. Çoğu zaman farkında bile olmadan.

ORTAK KAMU VİCDANI
Sezen Aksu yıllardır bu coğrafyanın ortak kamu vicdanını temsil eden bir müzisyen. Bazıları için fazlaca iddialı kaçacak bu tanımlamadan her şeyi çıkarın. Sadece 'müzisyen' kalsın. O da kabul. Başladığı noktadan çok daha farklı bir mecrada devam eden, müzik dışında başka şeyler deneyen bir yaratıcı. Ancak tek bir şey hâlâ aynı: Sezen Aksu bugün de yıllardır olduğu gibi en iyi bildiği işi, müziğini yapıyor. Müziğe başladığı yıllardan tek farkı müziği artık, sadece kitleleri eğlendirmek/hoş tutmak için değil, aynı zamanda derdini anlatmanın, toplumsala olan duyarlılığının dışavurumunun bir yolu olarak da kullanıyor. Daha doğrusu bunu öncesine nazaran 40 yıllık birikimle 'daha çok ve daha anlamlı' kılıyor.
Son yıllarda kendisini müzikal ve vicdani kurumsallaşmasından koparıp salt bir politik özne olarak yansıtma/vurma/yok etme çabalarına hepimiz tanığız. O buna da en bildiği yerden cevap veriyor (bkz. 'Öptüm' albümündeki 'Ayar' şarkısı). Ancak Türkiye’nin malum politik zemini 'anlamaya' değil 'yok saymaya/yok etmeye' programlandığından, Sezen Aksu’nun 40 yıldır biriktirdiği taşlarını görmezden gelmeyi tercih edenler yüksek sesle konuşuyorlar. Elbette bu yazı kapsamında Sezen Aksu’nun malum geçmişini özetlemek oldukça güç. Yine de birkaç önemli örnek üzerinden Aksu’nun bu siyaset-üstü konumuna bakmayı deneyebiliriz.  
ÇOCUKLAR, EŞCİNSELLER, SULUKULELİLER...
Sezen Aksu müziğin birleştirici gücüne inanarak, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Kardelenler projesine destek vermiş, bu proje için konserler düzenlemiş; Anadolu, Trakya ve Mezopotamya halk şarkılarını, kendi kültürel bağlamlarını dikkate alarak, orijinal dilleriyle yorumlayan Kardeş Türküler’le ortak konserler düzenlemiş; bu konserlerden çok önce 2002 yılında Türkiye Şarkıları isimli konserler dizisinde İstanbul, Efes, Aspendos ve Brüksel’de Ermenice, Kürtçe, Rumca şarkılar söylemiş; 'Yürüyorum Düş Bahçelerinde' albümünü iki CD olarak çıkarmakla yetinmeyip, bir de ilaveten sanatçı Cevdet Erek’in 'Katkısız' isimli çalışmasına DVD olarak yer vermiş; çocuk oyunu yazarak tiyatro sahnelerinde çocuklara seslenmiş; 2013 yılındaki konserlerinde sahnede LGBT hareketi simgeleyen dev bir gökkuşağı bayrağını dalgalandırmış ve SPoD’un (Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) birinci kuruluş yılı için yayınladığı mesajla, LGBT toplumuna ve hareketine açık destek vermiş; Hrant Dink’i Güvercin’le uğurlamış; Erdal Eren (Son Bakış), Adnan Menderes (Dargın Değilim) ve Deniz Gezmiş’in (La’l) hatıralarına şarkılarıyla sahip çıkmış; kentsel dönüşüm yeni peydah olmuşken Sulukule’ye gidip mahallelilerle göbek atmış; 28 binlik nüfusunu ikiye katlayıp 50 bin kişiye Tunceli’de, 2002 nevrozunda Diyarbakır’da onbinlere konser vermiş; Cumartesi Anneleri’ni türküsüyle destekleyip acılarını paylaşmış; sokak hayvanları için Barınak Gönüllüleri Derneği yararına konser vermiş; müziğinin her aşamasında şairlerle ilişkilenmiş, Metin Altıok’tan Kemal Burkay’a, Mevlana’dan Gülten Akın’a, Yıldırım Türker’den  Nazım Hikmet’e kadar birçok şairin şiirlerini bestelemiş, şarkılarında kullanmış politik ve fakat aynı zamanda siyaset üstü bir öznedir.
Kenan Doğulu’nun deyimiyle 'koca bir milletin dert ortağıdır', herkes gibi, herkes kadar acı çekerken, herkes gibi olmamayı başarabilmiştir. "Gülümse ve Işık Doğudan Yükselir’in üstüne albüm yapamadım" diyecek kadar doymuş, müziği sanıldığının aksine, salt aşk üzerinden değil, toplumsal meseleler ve farkındalıkları üzerinden de şekillenmiştir. Tam da bu yüzden siyasetin üstündedir, tam da bu yüzden bu toprakların kamu vicdanıdır. 40 yılını bu toprakların sorunlarına dert edinmiş bir 'sivil' aktivisttir.

BİR OZAN, BİR SEYYAH
Müziğine hiçbir zaman mülkiyet duygusuyla yaklaşmamış, saklamamış, böylelikle şarkıları farklı türlerden yüzlerce şarkıcı tarafından seslendirilmiştir.  
Dertlenmiş yazmış, sevinmiş yazmış, acı çekerken yazmış, kendiyle olan hesaplaşmasını, insan olurken ki dönüşümünü sorgularken yazmış, yaşadıklarını/yaşadıklarımızı söze dökmüş bir ozandır.
Sezen Aksu sessizliğimizin şarkılarını söylemek üzere yola çıkmış bir seyyahtır.

Sezen Aksu, temmuz ayında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda, 'Sezen’li Yıllar' adı altında düzenlenen iki gecelik konserler dizisiyle, sahnedeki 40 yılını özetledi. Cüneyt Özdemir, Murat Meriç, Zeynep Tanbay gibi farklı alanlardan önemli isimlerin de destek verdiği bu prodüksiyon, ekim ayında yine İstanbul’da Wolksvagen Arena’da gerçekleşecek. Öncesinde ise 29 Ağustos gecesi Bodrum Antik Tiyatro'da olacak...