63 yaşındaki genç festival Locarno

63 yaşındaki genç festival Locarno
63 yaşındaki genç festival Locarno

Tayfun Pirselimoğlu nun yönettiği Saç ta başrolleri Nazan Kesal ve Ayberk Pekcan paylaşıyor.

Bugün başlayan 63. Locarno Film Festivali'nin on sekiz Altın Leopar adayı arasında 'Saç' ile Tayfun Pirselimoğlu da var. Festivalin belgesel bölümünde de Özlem Sulak'ın 1980 darbesini konu alan '12 Eylül' filmi yarışıyor
Haber: MEHMET BASUTÇU / Arşivi

LOCARNO - Bu gece, Fransız yönetmen Benoit Jacquot’nun son filmi ‘Korulukların Dibinde’ (Au fond des bois) ile açılışı yapılacak 63. Locarno Film Festivali, uzun geçmişine karşın, özgün kimliğini yitirmeden genç kalmayı başaran bir etkinlik. Hızlı değişim süreçleriyle uyum içinde kendini yenileme yetisinin bir nedeni, ortalama beş yılda bir sanat yönetmeni değiştirerek taze kan alması, ikinci nedense zamanlaması Cannes ile Venedik gibi iki büyük festival arasına sıkıştığı için, farklı, has bir sanat çizgisi oluşturmak zorunda kalmış olması. Bu farklı çizgi Locarno’nun genç yönetmenlere, az tanınan ülke sinemalarına, video çalışmalara, plastik sanatlarla sinemanın kesişen yollarında filizlenen deneysel çalışmalara açık programında somutlaşıyor. Başarının üçüncü, belki de en önemli nedeni, meraklı sinemasever ya da popüler film izleyicilerinden oluşan ve kuşaktan kuşağa yenilenen kalabalıkların süregelen ilgisi...
Bu yıl sanat yönetmenliği görevini, Lausanne sinemateğine atanan Frederic Maire’den devralan Olivier Pere’in geçmişinde de Paris sinemateği ve Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin On Beş Günü yan bölümünün yöneticiliği bulunuyor. Bu durumda, bir yaz sinemateği işlevini yıllardır sürdüren etkinliğin programında Alman asıllı Amerikalı yönetmen Ernst Lubitsch’in (1892-1947) 52 filmini bulmak şaşırtıcı değil.
İtalyan sinemasının ustalarından Francesco Rosi’ye Onur Leoparı’nın verileceği festivalin yarışmalı bölümündeki 18 yönetmen arasında Fransız sanat sinemasının yenilikçi adı Christophe Honore yanında, Benoit Jacquot’nun açılış filminde oyuncu olarak izleyeceğimiz genç yönetmen İsild le Besco’nun da bulunması, yeni yöneticinin adres defterinin getirdiği artılar.
Nicelikten çok sinemasal niteliklerin önemini vurgulayan Olivier Pere, bu yaz Tayfun Pirselimoğlu’nun da ‘Saç’la aday olduğu Altın Leopar’ın 16 ülkeden gelen ve hepsinin ilk dünya gösterimi Locarno’da yapılacak 18 adayı arasında dört ilk filme yer vermekten de ayrıca mutlu olduğunu vurguluyor.
Bu yıl Özlem Sulak’ın 1980 darbesini konu alan Türkiye-Almanya ortak yapımı ‘ 12 Eylül ’ belgeseliyle Günümüzün Yönetmenleri yan bölümünde yarışacağı Locarno’da Türkiye sanat sinemasına verilen önemin sürekliliğini anımsamakta da yarar var: 1960’ta Atilla Tokatlı’nın ‘Denize İnen Sokak’ından sonra, 1979’da Zeki Ökten/ Yılmaz Güney imzalı ‘Sürü’nün Altın Leopar almasıyla doruğa çıkan bu ilgi, yirmi yıl boyunca gelişerek, birçok genç yönetmenin seslerini dünyaya ilk kez buradan duyurmalarını sağladı. Erden Kıral, Ali Özgentürk, Canan Gerede ve Zeki Demirkubuz ana bölüme seçilmişler, Fatih Akın da ilk filmi ‘Kısa ve Acısız’la Locarno’da yarışmış ve ilk ödülünü oradan almıştı. Ayşe Polat, Yılmaz Arslan gibi yönetmenler de burada yarıştılar. Son yılların konukları arasında Özcan Alper ile Aslı Özge de vardı. Ben Hopkins’in ‘Pazar: Bir Ticaret Masalı’ da, iki yıl önce Tayanç Ayaydın’a Piazza Grande’de oyuncu ödülü kazandırmıştı.
Singapurlu yönetmen Eric Khoo’nun başkanlığındaki jüri, 90 bin İsviçre frangını da beraberinde getiren Altın Leopar’ın sahibini 14 Ağustos gecesi açıklarken, 10 günlük eklektik sinema şölenine son vermiş olacak.


    ETİKETLER:

    12 Eylül

    ,

    Yılmaz Güney