67 yıldır camın sınırlarını zorluyor

67 yıldır camın sınırlarını zorluyor
67 yıldır camın sınırlarını zorluyor
Camın büyük ustası, 78 yaşındaki Lino Tagliapietra, 11 yaşından beri cam üflüyor. Söz, Cam Ocağı Vakfı'nın 10'uncu yılı için İstanbul'da gösteri yapan üstatta...
Haber: ASLI BARIŞ - asli.baris@radikal.com.tr / Arşivi

Kariyerinize 11 yaşında başlamışsınız. Çocuk yaşta bu sanatla uğraşmaya nasıl karar verdiniz?
Biraz ilgi, biraz mecburiyet...İtalya’nın Murano kentinde doğdum. İkinci Dünya Savaşı sırasında başladım, erkek kardeşlerim okuyordu ve babam paramız olmadığı için şikayet ediyordu. Sanırım çalışmaya mecbur hissettim. Okulu bırakıp ustamın yanında öğrencilik yapmaya başladım. Ama ana neden cam üflemeyi çok sevmem. Fabrikada saatlerce diğer ustaların nasıl cam üflediğini seyrediyordum. En alt tabakadan başladım; çıraklık kelimesi bile az. Yerleri süpürüyor, boruları temizliyordum. Sonra yavaş yavaş cam üflemeye başladım. Çok ünlü bir cam ustası olan, Venedikli hocam Archimede Seguso’yu buldum. 21 yaşında üstat oldum. 

Tasarımlarınız son derece modern. Dinozorlarınız ikon haline geldi, eserleriniz arasında ‘Batman’ bile var. Modern çalışmalarınız yüzünden eleştiri aldınız mı?
Başta klasik şeyler yapıyordum. 1962’de üstat olunca stilimi geliştirdim. Bir cam fabrikasının tasarım şefi oldum, özgürlüğüm arttı. Modern parçalara başladım. Venini&C., La Murrina, Effetre International, EOS Design nel Vetro gibi fabrikalarda görev yaptıktan sonra, 90’larda bağımsız çalışmaya başladım. 

Bir Valentino elbiseden esinlendiğiniz tasarımınızın öyküsü ne?
Parma’da eşimle geziyorduk, harika bir Valentino elbise gördü. Tabii o dönemde alacak param yoktu. “Sana daha güzelini yapacağım” dedim. Atölyeye girip elbisenin camdan benzerini yaptım. Çok popüler oldu, onun için benzerlerini de yapmak zorunda kaldık, uzun bir süre. Ama orijinal parçayı hâlâ saklıyoruz, bizim için özel anlamı var. 

İstanbul ’daki bu projeye neden katılmayı seçtiniz?
Türk ve İslam kültürünü çok seviyorum. İznik çinilerini ve bazı modern cam işlerini de... Venedik’le İstanbul arasında tarihi bir bağ var, kendimi evimde hissediyorum. Ayrıca teklif mükemmel bir cam üstadı olan, Cam Ocağı Vakfı’nın yöneticisi Yılmaz’dan (Yalçınkaya) geldi, kabul etmemem söz konusu olamazdı. 

‘Üstatların üstadı’ olarak anılmak sizi nasıl etkiliyor?
Kendimi zirvede hissetmiyorum ki. Onlar hakkımda söylenenler. Beni fazla bağlamıyor. Kendimi üstatların üstadı gibi hissetmiyorum, sadece yaşca daha büyüğüm. 67 yıldır heyecanımı kaybetmedim. Hep sonraki parçayı hayal ediyorum. Belki de sır bu; bir tarafım hep çocuk kaldı.