90'lardan kim kaldı geride

90'lardan kim kaldı geride
90'lardan kim kaldı geride

Grizu, ünlü ?Bira ve Kahve? için ?Artık bizden çıktı o şarkı? diyor.

90'larda müzikseverlerin gönlünü fetheden rock grubu Grizu, yıllar sonra ikinci albümleri 'Gri'yi yayımladı. Grup, iki yeni elemanı ve yükselen yaş ortalamasıyla daha sakin ve yere sağlam basıyor
Haber: ÖMÜR ŞAHİN / Arşivi

İSTANBUL - İstanbul için ‘90’larda genç olmak’ başlıklı bir liste yapsak, Grizu’yu dinlemeye gittiğimiz Taksim geceleri bir numaraya otururdu herhalde...
1993’de Emre Akdeniz ve Selçuk Mısırlıoğlu’nun birlikteliğine basçı Kutay Yurdaer’in eklenmesiyle kuruldu Grizu. Altuğ Yıldız ve Veysel Ahmet davul, Sabri Kalaycıoğlu gitar çaldı. Yaklaşık 14 yıl önce çıkardıkları ‘Tuzlabuz’ ismindeki albüm sadece ‘sokak’larda yankılanmakla kalmadı, müzik kanallarında haftalarca liste başı oldu. Bu albümdeki ‘Bütün Bunlar Düş’ ve ‘Bira ve Kahve’ parçaları resmen efsaneleşti.
2000’li yıllara gelindiğinde ise Emre Akdeniz ve Kutay Yurdaer tekrar yan yana geldi. Bu iki müzisyene davulda Meriç Memikoğlu, elektrik gitarda Emre Şen eklendi ve hasretle beklenen ikinci albüm ‘Gri’, 2009’un sonlarında On Air etiketiyle geldi.
Teybi açtık. ‘90’lardan kim kaldı’ tadında sohbet ettik. Teybi kapattık. Muhabbet sürüyordu. Röportaj girişi hoşluğu olsun diye uydurmuyorum, ‘bira ve kahve’ içtik...

Ne ayırdı sizi bizden?
Emre Akdeniz: Bu kadar beklemeyi biz asla istememiştik aslında. İlk albümden hemen sonra bir albüm çıkarmayı umut ediyorduk. Elimizde olmayan nedenlerden dolayı bu kadar bekledik. İlk plak şirketimiz 2’nci albümü yapmak istemeyince başka bir şirket bulmak zorunda kaldık.  O arada da üniversite bitmişti diğer elemanlar yavaş yavaş kendi iş hayatlarına atıldıkları için müzikle ilgilenemeyecek konuma geldiler.  Bütün grupların başına gelen bir şeydir bu. Böylece yeni elemanlar bulmak süre aldı, sonra birkaç albüm denemesi oldu bunlar  yayımlanamadı bazı nedenlerden dolayı...
Nedir bu bazı nedenler?
EA: Bir şirketle anlaşmıştık 2000 gibi. Krizden dolayı vazgeçtiler,  sonra tekrar bir kayıt yapıldı, onu beğenmedi kimse. Sonra üç sene kadar önce bu kadroyla bu albüm üzerine çalışmaya başladık ama ekonomik problemler oldu...
Neden böyle şeyler yaşadınız sizce?
EA: Kesinlikle daha alternatif bir yerde durduğumuz için. İçimizden geleni hiçbir kaygı duymadan yapıyoruz. Basit, kalıplara sıkışmış, cahil müzik piyasası içinde bizi konumlandıramadıkları için böyle bir zorluk yaşandı.
Dinleyicilerinizle sıcak bir ilişkiniz vardı. Üzdü mü sizi ayrı kalmak?
Kutay Yurdaer: Tabii çok üzüldük. Yazmaya devam ettik internetten. Bizi takip edenlerle irtibatı koparmadık. 
EA: Bir çıkmaz sokağa girmek gibiydi. İnternetten ulaşamadığımız insanlar da vardı. Bizim hiçbir şey yapmadığımıza dair bir kanı oluşuyordu. Bu da bunalımın derecesini artırıyordu. Biz ürettiğimiz şeyi paylaşmak için deli gibi çırpınırken, insanlar bizim hiçbir şey üretmediğimizi düşünüyordu.
Müzik nasıl değişti 90’lardan bu yana?
EA: Tarzlar çok değişti tabii. 90’larda 80’lerin uzantısı hard rock tınıları sürüyordu. Hatta biz o yüzden biraz grift bir görüntü verdik. O yüzden göze batmıştık, halbuki çok alternatif acayip bir müzik de yapmıyorduk.
İstanbul’da müziğin değeri azaldı gibi geliyor bana. Diğer şehirlerde daha kıymetli sanki. Ne dersiniz?
Emre Şen: Oralarda konser vermek de zevkli. İstanbul her şeyi çok çabuk tüketiyor. Dışarı çıktığınız zaman 80 tane bar var. İstediğiniz kişiyi izleyebiliyorsunuz. Daha değişik yerlerde insanların yüzünden okuyabiliyorsunuz mutluluğu. O zaman çalmak daha keyifli oluyor...
Geçen günlerde yaşanan patlamadan alıyorsunuz isminizi. Tuhaf oldu biraz sanki?
EA: İçimizdeki enerjinin patlaması, üzerimize gelen şeylere tepki olarak o isim çıkmıştı. Geçen günlerde yaşadığımız olay çok üzücü. Geri kalmış ülkelerde oluyor artık sadece. Keşke olmasa. Keşke sadece bizim grubumuzla özdeşleşmiş bir şey olsa grizu. İnsanların çoğu bu patlamayı değil, bizi biliyordu. O şekilde kalmasını tercih ederdik.
Ve efsaneleşen ‘Bira ve Kahve’ şarkınız... Size ne hissettiriyor?
EA: Artık o parça bizim yazdığımız formdan çıkıp insanlar için başka bir şey ifade ediyor. Gece arkadaşıyla içip sohbet ederken özel bir ortamda dinlenecek bir şarkı olarak algılanıyor. O açıdan bizden çıktı o şarkı artık. Bizim yazarken ne hissettiğimizin bir önemi yok.
Yeni kadroyla iyi anlaşıyor musunuz?
KY: Birimizin sevdiği şarkıyı diğerimiz sevmiyoruz. Klip şarkısı seçerken bile birbirimize girdik. Grupta her kafadan bir ses çıkıyor; ama güzel olan da o, grubun mayası o...