Abdülmecid kendi evinde

Osmanlı hanedanının son veliahtı ve halifesi Abdülmecid Efendi'nin Bağlarbaşı'ndaki köşkünün önünden her gün geçiyorduk ancak içine girme fırsatını kısa bir süre öncesine kadar bulamamıştık.
Haber: ZEYNEP ŞANLIER / Arşivi

İSTANBUL - Osmanlı hanedanının son veliahtı ve halifesi Abdülmecid Efendi'nin Bağlarbaşı'ndaki köşkünün önünden her gün geçiyorduk ancak içine girme fırsatını kısa bir süre öncesine kadar bulamamıştık. Köşk, Yapı Kredi Bankası'nın 60. yıl kutlamaları nedeniyle ziyarete açıldı. Üstelik bu vesileyle köşk, ressamlığıyla ünlü sahibinin yağlıboya tabloları ve desenlerinden oluşan bir sergiye de ev sahipliği yapıyor.
Abdülmecid Efendi Köşkü'nün yapım tarihi 130 yıl öncesine dayanıyor. Mısır Hıdivi İsmail Paşa için yapılan köşk, dönemin padişahı II. Abdülhamit tarafından yeğeni Abdülmecid'e hediye edilmiş. Başlangıçta av köşkü olarak yaptırılan yapı daha sonraları eklenen harem ve müştemilat binalarıyla geniş bir yapılar topluluğuna dönüşmüş. Köşk, orta sofaya açılan odalarıyla, klasik Türk evlerini anımsatıyor. Abdülmecid'in taşınır taşınmaz köşkün dekorasyonunu değiştirdiği düşünülüyor.
Dönemin sanat anlayışını, mimari üslubunu ve son modaları bu köşk sayesinde gözümüzde canlandırabiliyoruz. Nitekim 1942'de Yapı Kredi Bankası'nın kurucusu Kazım Taşkent tarafından satın alınan ahşap köşk, Sinan Genim'in 1987-95 yılları arasında aslına uygun biçimde gerçekleştirdiği restorasyon sayesinde hâlâ ayakta; benzerleri gibi bir yangına kurban gitmemiş. Abdülmecid Efendi Köşkü, günümüze bu şekilde 'dimdik ayakta' gelebilmiş tek örnek. Onu ziyaret edebilmek için ise yalnızca ay sonuna kadar zaman var. Çünkü köşkün kapıları 1 Ekim itibarıyla yeniden kapanacak.
Şehzade, veliaht ve halife kimliği üzerine bir de 'sanatçı' kimliği inşa eden Abdülmecid Efendi, hat, edebiyat, müzik ve resimle doldurduğu ömrü boyunca daima sanatın koruyucusu olmuş. 'Batılılaşan ve modernleşen Osmanlı'nın' kültür ve sanat ortamında önemli rol oynadığı bilinen sanat etkinliklerinin arkasında yer almış, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin fahri başkanlığını üstlenmiş. Abdülmecid Efendi'nin resimlerini görmek için belki de en 'büyüleyici' mekân kendi köşkü ve biz köşkle birlikte açılan sergi aracılığıyla ressam Abdülmecid'le buluşma olanağı buluyoruz. Bir dönemin tanıklığını yapmamıza olanak sağlayan 'Sultan Abdülhamit'in Tahttan İndirilişi', 'Sarayda Beethoven', 'Abdülhak Hamit', 'Sis' gibi tabloları bu sergi aracılığıyla bir kez daha yakından görme olanağı buluyoruz. Tabloları 'yerinde' görmek isteyenlerin mutlaka önceden randevu almaları gerekiyor.
Ay sonunda kapıları yeniden kapatılacak olan köşk hafızalardan silinmeyecek gibi. Sinan Genim'in ifade ettiği gibi 'klasik bir dekorasyon ile özgün üslubu mu yakalanır, yoksa modern resimlere ve sanat yapıtlarına ev sahipliği mi yapar' bilinmez ama herkesin ortak dileği de mekânın işlevsel hale getirilerek en azından haftada birkaç gün ziyarete açılması.
Abdülmecid Efendi sergisi 1 Ekim'e kadar Abdülmecid Efendi Köşkü'nde. Tel: 0212 212 34 60
Eksik bir sergi
Bu sergide iki önemli nokta var bizi hayal kırıklığına uğratan. Birincisi 'kitap gibi ince ince işlenmiş duvar süslemeleri' ile bibloyu andıran bu köşkün içine yerleştirilen, devasa standlar ve tabloların yerleştirilme düzeni. Türk resim tarihinin temel taşlarından olan yapıtların yanından geçip onları fark etmemeniz mümkün. Tabii bu arada standlar nedeniyle köşkün bazı odaları da 'kapalı'.
İkincisi ise bu serginin daha önce açılan Abdülmecid Efendi sergilerinden farksız oluşu. Toplam 35 yağlıboya tablo ve 18 desenden oluşan sergide yer alan yapıtların çoğu Milli Saraylar Koleksiyonu'ndan. Oysa Abdülmecid Efendi'nin Paris'te yaşadığı dönemde yaptığı tablolar ya da sanatında önemli yeri olan otoportreleri bu sergide mutlaka yer almalıydı. Sabancı Koleksiyonu'nda ya da Ankara Resim Heykel Müzesi'nde bulunan Abdülmecid tablolarını gözlerimiz arıyor. 'Haremde Goethe', 'Sarayda Kahveci Güzeli', 'Avluda Kadınlar', 'At ve Seyis', 'Ofelya Kalfa', 'At Üzerinde Sultan Abdülaziz', 'Sarayburnu', 'Boğaziçi'gibi başyapıtlar böyle bir serginin 'olmazsa olmazları'. Ne diyelim, bir başka sergiye!