Adaletin bu mu Dredd?

Adaletin bu mu Dredd?
Adaletin bu mu Dredd?
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Mart 1977’de ortaya çıkışından bu yana çizgi roman dünyasının en cevval karakterlerinden biri olarak kabul gören ‘Yargıç Joseph Dredd’ (Judge Dredd), geleceğin kargaşaya teslim olmuş dünyasında her türlü yetkiyle donatılmış kanun adamlarından biri. Adı ‘yargıç’ ama polisin görevini de üstlenmiş, jürininkini de. Üstüne üstlük verdiği karardan sonra infazı da o yapıyor. Anlayacağınız bilimkurgusal aksiyon için biçilmiş kaftan bu karakter . Sinemada daha önce Sylvester Stallone’un başrolü üstlendiği, Danny Cannon yönetiminde çekilen 1995 yapımı bir uyarlaması var bu çizgi romanın. Kostümü nedeniyle yüzü seçilmeyen karakteri Stallone canlandırdığında bu formüle başvurulmadı haliyle ve epeyce ‘zayıf’ oldu ilk uyarlamanın etkisi. Çizgi romandan sinemaya geçiş yaptıktan sonra bilgisayar oyunları dünyasına da transfer oldu bu karakter, orada da belli bir etki yarattı.
Şimdiyse onu sinemanın gözde teknolojisi üç boyutla desteklenmiş bir serüvende yeniden takip etme fırsatı buluyoruz. Hikâyesiyle Endonezya’dan gelen polisiye aksiyon ‘Baskın’ı hatırlatan (hatırlatmanın da ötesine geçen) film , Dredd’i canlandıran Karl Urban’ı ‘maskeleyerek’ 1995 yapımı uyarlamanın bir adım önüne geçiyor. Karakterin ‘kimliksiz’, hatta ‘robotvari’ bir havaya bürünmesi için olmazsa olmaz gibi duran bu özelliği koruyan yeni filmin yapımcıları, doğal olarak ‘birinci sınıf’ bir aktörü seçmemişler bu rol için. Karl Urban yerine örneğin Christian Bale gibi aktör seçilseydi aynı formül uygulanmazdı kuşkusuz.
Alabildiğine ‘sakat’ bir anlayışın karşılığı olan Dredd’in eylemleri, işin ‘faşizan otorite’ boyutu es geçilirse (nasıl olacak bilemedik ama!) ‘erdemli’ olarak bile değerlendirilebilir. Sonuçta, kötü adamları yerle bir eden bir ‘kahraman’ profili çiziyor Dredd, her ne kadar ‘duygusuz’ bir izlenim bıraksa da. Bu filmin hikâyesinde yanına yerleştirilen çömez yargıçsa durumun ‘vicdan’ boyutunu dengeleme işlevi üstleniyor. Sonunda o da zıvanadan çıkıyor ya, neyse...
Elimizdeki ‘Yargıç Dredd’in sinema teknolojisiyle uyumuysa oldukça etkili. İki yargıcın kapana kısıldığı mekânı bütün hücreleriyle iyi kullanıyor film; hem dar hem de geniş açılarda yakalanan görsel zenginlik gözden kaçacak gibi değil. Üç boyut da bu mekândaki ölüm-kalım savaşına ekstra değerler katıyor, vahşeti koltuğumuza kadar taşıyor. Ancak, yalnızca teknolojinin yetmediğini, bunu destekleyecek hikâye derinliğinin arandığını da not etmeden geçmeyelim...