A'dan Y'ye: Antik Yunan'a dair her şey

A'dan Y'ye: Antik Yunan'a dair her şey
A'dan Y'ye: Antik Yunan'a dair her şey
'Başta arkeoloji, sanat ve elbette tarih tutkunlarının elinden düşüremeyeceği Antik Yunan' kitabında İngiliz yazar, editör Nigel Rodgers, 1000 fotoğraf aracılığıyla kadim Yunan dünyasına dair her şeyi anlatıyor.

RADİKAL – Hürriyet gazetesinden Çağlayan Çevik’in yazısı şöyle: Son yıllarda Türklerin tatil için tercih ettiklerin yerlerin başında gelir oldu Yunan adaları. Bir dönem ‘düşman’ tamlamasıyla andığımız kadim komşumuz ve ortak geçmişi paylaştığımız Yunanistan sadece sakin kumsallardan, lezzetli yemeklerden ve uzolu, sirtakili gecelerden ibaret değil kuşkusuz. Ekonomik kriz sonrası yaşananlar ve devamındaki referandum sonrasında ‘AB’den çıkarılması’ tartışılmış ve neden çıkarılamayacağına dair söylenen bir söz vardı: “ Avrupa ’nın annesi Yunanistan’dır”. İşte bu bakış açısıyla bakmak gerekiyor en başta Yunanistan’a. İngiliz yazar, editör Nigel Rodgers’in imza attığı ‘Antik Yunan’ kitabı bunun için tam başucu kitabı. Başta arkeoloji, sanat ve elbette tarih tutkunlarının elinden düşüremeyeceği kitapta Rodgers, 1000 fotoğraf aracılığıyla kadim Yunan dünyasına dair her şeyi anlatıyor. Askeri tarihi, siyasi tarihini, heykel, tiyatro, felsefe ve diğer sanatları, Batı kültürü üzerindeki etkileriyle birlikte aktarıyor. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Ülkü Evrim Uysal’ın çevirisiyle yayımlanan Antik Yunan’dan bazı bölümleri rehber ve tadımlık niteliğinde beraber okuyalım...

 

YUNANLAR KİMLERDİR?

 

Yunan tarihi, Yunanların (ya da yakın zamandaki arkeolojik keşiflerden önce başkalarının) düşündüğünden daha eskiye dayanır. Muhtemelen Yunanların ataları olan halklar MÖ 2000 dolaylarında Yunan yarımadasında ortaya çıkmışlardır. Aynı tarihlerde, belki de bir tesadüf eseri olmayarak, Girit’te ve Kiklad Adaları’nda gelişmiş Minos uygarlığı yükseldi. Minoslar çok büyük olasılıkla Yunan değillerdi ancak Girit’i ele geçiren ve Minos kültüründen etkilenen Mikenlerin Yunan oldukları kesindir. Zaten kahramanlık efsaneleri geç Tunç Çağı’nın (MÖ 1600-1200) Miken sarayları çevresinde geçer.

 

SIFIR NOKTASI OLARAK PARTHENON

 

Yunan tapınaklarının en ünlüsü olan Parthenon, Atina şehrinin üzerinde muhteşem bir şekilde yükselir. Klasik Yunan’ın somut bir örneğıi olan tapınak, dünyanın gerçek anlamda ilk demokrasisi tarafından inşa edilmiştir. Yunan demokrasisi ancak MÖ 500 dolaylarında ortaya çıkmış ve Parthenon yapılmadan kısa bir süre önce nihai biçimine erişmiştir. Bu bir tesadüf değildir. Yunanlar siyasette ve sanatta büyük bir tutku içinde mükemmelliğin arayışındaydılar. Her iki alandaki başarıları Batı Tarihi’nin başlangıcını işaret eder. Bugün erkekler ve kadınlar demokrasi (Yunanca bir sözcük!) uğruna savaşmayı ve ölmeyi göze alırlar. Klasik Yunan’ın tarihi büyük ölçüde ilk demokrasilerin tarihidir.

 

DOĞU KARŞISINDA BİRLEŞMİŞ BATI

 

Yunanlar ve Persler arasındaki büyük savaş (MÖ 499-478) Yunan’daki ve nihayetinde Avrupa tarihindeki en önemli olaylardan biriydi. Eğer Yunan şehirleri yenilmiş ve Pers İmparatorluğu’na boyun eğmiş olsalardı, Yunanların parlak uygarlığı solabilirdi. Ancak Persler yenilmiş olsalar da hiçbir zaman ihmal edilecek düşmanlar olmadılar. Yunanlar düşmanlarıyla “Asya’nın lüks malları” diye alay etseler de Persler hem zorlu savaşçılar hem de bilge yöneticiler olduklarını kanıtladılar.

Persler birkaç on yıl içinde dünyanın ilk küresel imparatorluğunu kurdular. Bu imparatorluk Balkanlar’ın güneyinden Hindistan’a kadar uzanıyordu. İmparatorluk, tebaasını aydınlanmacı bir emperyalizmle yönetiyor, farklı gelenek ve tanrılara saygı gösteriyordu. Bazı Yunanların taktir ettiği gibi fethedilen toplumlardaki hayatın bazı avantajları vardı. Ancak Yunanların her şeyin üstünde tuttukları bir şeyden mahrumdu: Tam özgürlük. Yunan’ın Persler tarafından istilası, hiçbir şeyin yapamadığını yaparak birbirine düşman Yunan devletlerinin istilacılar karşısında birleşmesini sağladı. Atinalılar ve Spartalılar dahi omuz omuza savaştılar. Ancak zaferin asıl mimarı, teslim olmaktansa tapınaklarının ve evlerinin Persler tarafından yıkılıp iki kez yakılmasına hazırlıklı yurttaşlara sahip Atina’ydı, Yunanların Persler karşısındaki zaferi klasik Atina’nın ve Batı uygarlığının ortaya çıkmasını mümkün kıldı.

 

EN BÜYÜK YUNAN İCADI: TIP

 

Doktorların uymak zorunda olduğu Hipokrat yemini ve mesleklerinin simgesi yılan sarılı asa, tıbbın Yunan kökenlerini açığa vurur. Yemin, Hipokrates’in ilk doktor olduğunu belirtirken, yılan simgesiyle Asklepios ve tıbbın dini kökenlerini ifade eder. Yunanlar, tıp konusunda dini yaklaşımdan bilimsel yaklaşıma geçişin öncülüğünü yaptılar. Yunanların en büyük başarıları arasında akla dayanan tıbbın icadı yer alır. Homeros zamanında Yunanların hastalıklara ve tıbba yaklaşımı Mısır ve Babil’in yaklaşımlarını andırır. Tedavi, büyülü sözler, sihirli muskalar, büyüler ve tıp tanrısı Apollon’a ve oğlu kutsal şifacı Asklepios’a edilen dualardan oluşurdu. Bunlar arasında Kutsal Kos’ta uyuma ve şifacı rüyaların gelmesini bekleme de vardı. Bu tür psikosomatik yöntemler kolay etkilenen hastalara yardım etti.

 

TİYATRO, YOKSULLARA BEDAVAYDI

 

Yunan tiyatrosunun doğum yeri Atina’da başlıca drama performansları mart sonunda düzenlenen Büyük Dionysia festivalinde gerçekleştirilirdi. Yurttaşlar dört gün boyunca en son oyunları izlemek için sıraya girerdi. Her Atinalı kabileden bir üye olmak üzere, ödüllere karar veren jüri on üyeden oluşturulurdu. MÖ 5’inci yüzyılda daima yeni oyunlar sahnelenirdi. Ancak MÖ 4’üncü yüzyılda Aishyklos, Sophokles ve Euripides gibi büyük yazarların oyunlarıyla rekabet edemeyeceğini fark eden jüri üyeleri, oyunların yeniden sahnelenmesine izin verdi ve böylece klasik nizam tiyatro ortaya çıktı. Tiyatroya giriş 2 obol (bir işçinin yevmiyesi) tutsa da, en yoksul yurttaşların oyunları bedava izlemesi için bir fon oluşturulmuştu. MÖ 4’üncü yüzyılda kadın yurttaşların da tiyatroya girmesi kabul edildi. Performanslar bütün gün sürerdi. İzleyiciler beraberlerinde yiyecek ve içecek getirirler, oyunlar sırasında yiyip içerlerdi. Aristoteles, bihassa sahnelenen oyun sıkıcıysa, seyircinin daha çok yiyip içtiğini belirtir. O dönem için tiyatro bugünkü futbolun popülaritesine sahiptir. Oyunları ortalama 15 bin seyirci takip ederdi...