'Adrien Brody meydan okuyor'

'Adrien Brody meydan okuyor'
'Adrien Brody meydan okuyor'

Adrien Brody, Piyanist filmindeki performansıyla erkek oyuncu dalında Oscar kazandı.

Oscar'lı oyuncu Adrien Brody'nin rol aldığı ilk filmi 'Tuzak'la dikkatleri üzerine çeken yönetmen Michael Greenspan, 'Karakter boş bir sayfa gibiydi. Renklendirmek ve yoktan var etmek Adrien'ın işiydi' diyor
Haber: SELİN GÜREL / Arşivi

İlk filmlerini çeken yönetmenler genelde daha garantici olur. Oysa ‘Tuzak’, karanlık, mesafeli ve riskli bir yapım. Bu projede yönetmen olarak sizi tetikleyen güç ne oldu?
Bir hikaye anlatıcısı olarak iki sorunun cevabını arıyorum. Bunlardan ilki, iki görüntüyü belirli bir sırayla arka arkaya yerleştirdiğinizde, size ne hissettirdiği. Diğeri de belirli bir sırayla sunulan bu görüntülerin, çoğaldıkça onlardan bağımsız bir anlam ve deneyim yaratımına nasıl katkıda bulundukları. 

Issız bir yerde yaralı bir şekilde uyanan ve geçmişini hatırlamayan bir adam... ‘Tuzak’ tek kişilik bir şov ve Adrien Brody de tek kişilik şovlarda neredeyse ustalaşmış bir isim. Brody’nin filme nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Filmdeki karakteri hep Adrien’ın oynayacağını hayal etmiştim, senaryoyu da onu düşünerek yazdım. Kendisi senaryonun yazım sürecinde de projenin içindeydi zaten. Yazdığım her taslağı okudu ve her seferinde hikaye ile karakter hakkında son derece önemli değerlendirmeler yaptı. Adrien sezgileri ve duygusal yönü inanılmaz derecede kuvvetli, çok içten bir insan. Bir oyuncu olarak, insanın içine işleyen, samimi ve duygusal bir gerçekliğin peşinde. Karşısındakine meydan okuyor, onu korkutuyor, duygularını harekete geçiriyor ve aynı anda eğlendiriyor. En baştan beri karakterin ne yapacağını biliyordum, ama nasıl yapacağına karar veren Adrien oldu. 

Brody’nin karakterin kimliğine tamamıyla bürünmesi için ne kadar zaman geçmesi gerekti? Onun bu değişimini izlemek nasıl bir deneyimdi?
Adrien gerçek bir profesyonel. Bazen ben henüz hazır değilken, onu hazır bir şekilde buluyordum. En önemlisi de her zaman doğru olanın peşinde olmasıydı. Ne zaman bir şeyler yanlış gitse, her ikimiz de hemen durumun farkına varıyorduk ve Adrien dengeyi sağlamak için uğraşmaya gayet istekli oluyordu. Bu özelliği, performansını heyecan dolu, samimi ve çekici kıldı. ‘Tuzak’ sahnelerini izlediğiniz sırayla ve sadece 18 günde çektik. Çekimler sırasında setin sessiz olmasına ve çalışan kişi sayısını minimumda tutmaya özen gösterdim. Kazayı içine alan olaylar zincirinin gerektirdiği şartları mümkün olduğunca gerçekçi kılmanın önemli olduğunu düşünüyordum. 

Filmde, seyirci olarak karakterin her ne olursa olsun o mücadeleden sağ çıkmasını istiyoruz. Ancak uzun bir süre bu kimliksiz adamın gerçekte nasıl biri olduğunu kestiremiyoruz. Bu şüphe faktörü, filmin gerilim düzeyini artırıyor...
‘Tuzak’, bana göre sessiz bir psikolojik gerilim, duygusal bir yolculuk, bir hayatta kalma hikayesi. Temelinde, sizi neye inandığınızı sorgulamaya iten, evrensel bir hikaye yatıyor. Neden suçlulara arka çıkarız? Ahlak mı? Adalet mi? İkisinin arasındaki denge nasıl kurulur? 

Çoğunlukla sette tek bir aktör olduğu için, her şey onun moduna ve performansına göre şekillenmiş olmalı. Brody için doğaçlama alanı açtınız mı?
Senaryodaki her bir sahnenin çerçevesi, çekimlerden önce detaylı bir şekilde çizilmiş durumdaydı. Ancak sahnelerin iç yüzü tamamen doğaçlamaya dayanıyordu. Karakter boş bir sayfa gibiydi. O sayfayı renklendirmek ve yoktan var etmek Adrien’ın işiydi. Adrien’ın karakter hakkındaki detayları keşfetmesi, keşfettiklerini dikkatlice sahnelere taşıması ve bu yolla karakteri inşa etmesine olanak tanımak için filmi kronolojik bir sıraya bağlı kalarak çektik. 

Vahşi doğada çekim yapmak nasıl bir deneyimdi?
Çok zorlu bir çekim olduğuna şüphe yok. Filmin tamamını, anayola ulaşımı son derece zor olan bir dağın kenarında çektik. Yağmur ve rüzgarla uğraştığımız kadar, geceyle ve soğuk havayla da uğraştık. Sahneyi çekerken nasıl bir hava varsa, ona uyum sağlamak durumunda kalıyorduk. Sahnelerin sırayla çekilmesi, işimizi bir nebze kolaylaştırdı. 

Hedef kitleniz nedir, insanlar bu filmden neler beklemeli?
Film, seyirciye ne düşünmesi gerektiğini söylemiyor, kendini olduğu gibi sunuyor ve seyircinin tutacağı tarafı kendisine bırakıyor. Filmin belirli bir dili ya da kültürel sınırlandırmaları yok. Bütün filmi bir arada tutan şey, yaşama savaşı ve kimlik arayışı, ki her iki konu da zaten yeterince evrensel. 

‘Tuzak’, bir yönetmen olarak size neler öğretti? Sizce bu deneyim kariyerinizi nasıl etkileyecek?
Hikaye, bir karakterin ne istediği ile istediği şeyin önünde neyin durduğu arasında dikkatli ve hassas bir denge kuruyor. İzleyicilerin sezgileri gayet kuvvetli. Duygusal bir gerçekliğin peşinde koşuyorlar. Bir sahnenin sahteliğini anında fark ediyorlar. Bana göre görüntüler yalan söylemez. 

Favori yönetmen ve filmleriniz hangileri?
Truffaut, Coppola, Scorsese, Kubrick, Spielberg, Polanski, Hitchcock... ‘Arabistanlı Lawrence’, ‘Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’’, ‘400 Darbe’, ‘Baba’, The Conversation, ‘The Shining’, ‘Çok Şey Bilen Adam’, ‘Kuşlar’, ‘Kızgın Boğa’ Amma da çok varmış.