Afife'nin 'en iyi oyuncuları'nı tanıyalım

Afife'nin 'en iyi oyuncuları'nı tanıyalım
Afife'nin 'en iyi oyuncuları'nı tanıyalım
Afife Ödülleri'nde en iyi kadın ve erkek oyuncu ödülleri, tiyatro takipçilerinin beklediği üzere Esra Bezen Bilgin ve Mert Turak'a gitti. Çeşitli kereler tiyatro ödülleri alan, performanslarıyla sezonun en çok konuşulan iki oyuncusunu takdimimizdir...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

MERT TURAK
‘İstediğim en son şey çapı belli bir oyuncu olmak’
Hikâyenin başı: 1980’in İzmir’inde geliyor dünyaya. Öğretmen babayla, mali müşavir annenin tek oğlu. Sahnedeki ilk durağı lisede gittiği Konak Belediyesi tiyatro kursu. 

Tiyatro eğitimi: 13 ayrı konservatuvar kapısında deniyor şansını. 98’de ilk kazandığı, Yeditepe Üniversitesi’nin konservatuvarı. Ama özel okul olunca iş kazanmakla bitmiyor haliyle... Aynı yıl Süleyman Demirel Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne giriyor; iki yılın sonunda, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar’a geçiş yapıyor. Yetmiyor, İstanbul Üniversitesi’ni deniyor. Sekiz isimden biri olarak giriyor okula. 

Nerede izledik? 10 yıldır Şehir Tiyatrosu’nda: “ŞT’de her gün sahneye çıka çıka, Ümraniye’de, Kadıköy’de, Harbiye’de oynayıp, hayata bakışımın değiştiğini gördüğümde ‘Ben oynamalıyım’ dedim.” Varsa bir ‘tiyatro starlığı’ durumu memlekette, Mert Turak bu titri taşıyor nicedir. ‘Kantocu’nun ‘Çığırtkan’ını, ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ın ‘Yaşar’ını, ‘Cabaret’nin ‘Emcee’sini, ‘Romeo Juliet’in ‘Romeo’su adını ezberlettiği rollerden bir kısmı. Arkadaşlarıyla kurduğu Tiyatro Halt’ın ‘Sen Olmak Nedir?’inin, ‘var olmaya debelenen genç erkeği’ de tabii... Bu sene ŞT’de ‘Otobüs’te ve kendisine Afife Ödülü’nü getiren ‘Ateşli Sabır’da da (Postacı Mario olarak) sahneydi. 

“Şöhret’ meselesi:
Vakti Şehir Tiyatroları’nda, sezonda üç oyunda, farklı performanslar arasında koşturarak geçiyor. ‘Sinekli Bakkal’ ve ‘Başrolde Aşk’ dizilerinde, reklamlarda görünmüşlüğü var ama ‘televizyondan tanınan adam’ olmak derdinde değil: “Diziyi hiç ön plana koymadım. Konservatuvarda Bülent Emin Yarar’ı Haluk Bilginer’i, Çetin Tekindor’u izlerken ‘Böyle olur muyum’ diye hayal kurdum. ‘Otobüs durağında billboard’um olsun’ diye hayal kurmadım hiç.” 

Nasıl çalışıyor? “Kimse sana zorla bir başrolü emanet etmez. Hayata hep meydan okumak üzerinden baktım. ‘Kabare’de üç saat dans edip şarkı söylemiş bu çocuk.’ Başka ne yapabilir? Çello çalabilir sahnede. Çello çalacağım! Yedi ayda... Romeo’da iplere tırmanmak... Bedeninle uğraşıyorsun, sırtından bir kanat çıktığını hissediyorsun. O kanadın orkestrada mikrofonsuz şarkı söylerken açıldığını hissediyorsun. Kullanılmayan organ işlevini yitirir. Onu beslemezsem, çapı belli bir oyuncu olacağımı düşünmüşümdür. İstediğim en son şey: Kilo alıp, kelleşip özel tiyatrolarda ders veren, her rolü oynamasının dert olmadığı biri olmak...” 

Afife ödülüne dair: “Çok mutlu oldum, çok heyecanlandım. Zaman geçince sevinç ve gurur yerini korku ve sorumluluğa bıraktı. Sırtımdaki yumurta küfesinin ağırlaştığını hissediyorum.” 

Son oyunu ‘Ateşli Sabır’a dair: “En güzel tarafı, Levent Öktem ve Ragıp Yavuz’la çalışmaktı. Ustalarla hayat , şiir, politika konuşmaya çalışmak bile yüreğimi ağzıma getiriyordu; hiçbir şeyi kaçırmamaya çalıştım. Aramızdaki kuşak farkı beni daha inatçı bir avcı yaptı. Tuvalete bile Levent ağabeyle gittim. O sigara içiyor diye sigaraya başlamasam iyi olurdu tabii!” 

Karakteri Mario’ya dair: Postacı Mario, kahramanım! Gücünü saflığından alan cesaretine âşık oldum. Mario’nun el değmemiş dünyası, metropol hayatımla net çizgilerle ayrılıyordu. En korktuğum budur: Bir rolü ne kadar kendinizden korumanız gerek? Ne kadar kendinizden eklemeniz gerek? Levent Öktem kullanmadığım gizli hazinelerin yerini bulmak için bana define haritası çizdi... Aramaya koyuldum. Ama hâlâ bulamadım... Neyse ki hâlâ vaktim var, 30-35 yıl kadar...”

ESRA BEZEN BİLGİN
‘Sonsuz hata yapabilme özgürlüğümü kullanmaya çalışıyorum’
Hikâyenin başı: Ankara ’da, devlet memuru bir anneyle tiyatrocu bir babanın (Metin Bilgin) kızı olarak geliyor dünyaya: “Babama çok düşkündüm, oyuncu olmayı seçmemde büyük etkisi oldu.” 

Tiyatro eğitimi: Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı’ndan mezun: “Çok güzel bir dört yıl geçirdim. Laçin Ceylan, Levent Ülgen, Cem Emüler ve Lemi Bilgin’den çok şey öğrendim.” 

Nerede izledik? 1997’de İzmit Şehir Tiyatrosu’nda başlıyor ‘profesyonel oyunculuk’ yılları. Ardından şimdiki eşi Mehmet Ergen’in yönettiği ‘Aşk Delisi’, ‘Küller Küllere ve Bir de Yolluk’, ‘Şeylerin Şekli’nde rol alıyor. Ergen’in yönetmenliğindeki Talimhane Tiyatrosu ile ‘Piyano’ ve Afife ödülünü almasına sebep ‘Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi’de (Ukraynalı seks işçisi Dijana rolünde) ‘döktürmeye’ devam ediyor... 

‘Şöhret’ meselesi: Reha Erdem’in ‘Korkuyorum Anne’sini saymazsak ekranda ya da sinema perdesinde rastlamadık: “Dizilerde oynamak için çaba harcamadım. Bu, teklifler yağdı demek değil ama koşullar oluştuğunda da tiyatroya öncelik tanıdım. ‘Dizi yapmayacağım’ gibi büyük bir cümlem yok. Sinema ise cesaretsiz olduğum ama çok istediğim bir alan.” Haziranda çekilmesi planlanan, Emine Yıldırım’ın yazdığı ‘Kusursuzlar’ adlı filme hazırlanmakta... 

Nasıl çalışıyor? “Her yeni oyunda merak ve heyecan oluyor. Prova sürecini cok seviyorum. Saçmalayabilme, sonsuz hata yapabilme, oyunculuğumla ilgili bambaşka şeyler keşfetme özgürlüklerimi sonuna kadar kullanmaya çalışıyorum.” 

Afife ödülüne dair: “İsmimin okunduğunu algılayamadım heyecandan... Yaptığım işte başarılı olmak istiyorum ama temel hedefim ödüller almak değil. Odağım; inandığım insanlarla, becerebildiğim ölçüde iyi tiyatro yapmak, inandığımı söyleyebilmek. Ödüllendirilmek güzel bir hediye oluyor. Ama Türk Tiyatrosu’nun çok zor günler geçirdiği dönemde hediyenin tadını çıkarabildiğimi söyleyemeyeceğim. Kendinizi bu acımasız bakış açısından soyutlayıp, ‘Nasıl da başarıdan başarıya koşuyorum’ demeniz imkânsız.” 

Son oyunu ‘Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi’ye dair: “Tamamen Mehmet’in (Ergen, oyunun yönetmeni) sezgilerinin ve yeteneğinin ürünü. Seyircinin, eleştirmenlerin beğenisi, beceremeyeceğimden emin olduğum aksan fikri ile uzlaşmayı başarmam benim için tam anlamıyla sürpriz.” 

Karakteri Dijana’ya dair: “Bu denli naif bir karakteri oynamaya çalışmak; o yalnızlığı, hayal kırıklığını, yoksunlukları, yoksullukları, direnci anlamaya çalışmak, bu çocuk kadınların ne kadar çok ve yakınımıza olduğunu fark etmek; bir kadın ve anne olarak bakış açımı etkiledi.”