Ah be güzel abicim niye böyle yapıyorsun?

Ah be güzel abicim niye böyle yapıyorsun?
Ah be güzel abicim niye böyle yapıyorsun?

Robert De Niro ve Martin Scorsese 'Kızgın Boğa'nın setinde.

'Taksi Şoförü', 'Baba 2', 'Kızgın Boğa', 'Bir Zamanlar Amerika'da' gibi sinema tarihine mal olmuş filmlerin efsanevi aktörü Robert De Niro için eskisi gibi görkemli projelerde yer alma ihtimali, artık tarih mi oldu?
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Sahi, sinema tarihinde birçok unutulmaz karaktere hayat veren o büyük aktör niye artık geçmişine uygun rollerle karşımıza gelmiyor? Sinemaseverler her yeni Robert De Niro filmine heyecanla yollanırken, salondan sürekli hayal kırıklığıyla ayrılıyor. Evet, bazen şanına uygun rollerde huzurumuza çıkıyor ama genel bir toplam içinde böylesi yapımlar o kadar az ki... Mesela David O. Russell imzalı ‘Umut Işığım’ ya da bu hafta vizyona giren ‘Stajyer’, nispeten kayda değer bir performansa soyunduğu o çok az filmlerden bazıları.


Robert De Niro, Martin Scorsese imzalı 'Kızgın Boğa'yla en iyi erkek oyuncu Oscar'ı kazanmıştı.
De Niro gayet üretken bir aktör. Ama çizdiği tablo üretkenlikten ziyade bir işkoliğin ışıltılı kariyerine uygun olmayan filmlerde sıkça boş göstermesinden başka bir şeyi ifade etmiyor. Hoş, bu bir strateji de olabilir; mesela Paul Giamatti bir keresinde hiç görmediği birçok filmde rol aldığını itiraf etmişti. Ve yine mesela Michael Caine için riyavet edilir ki, rol aldığı bir film sorulunca söz konusu yapımı hiç görmediğini ama o filmden kazandığı parayla inşa ettirdiği havuzu gayet iyi gördüğünü söylemiştir. Donald Sutherland de ‘Lock Up’ filminde Sylvester Stallone’den kendi karakteriyle güç mücadelesine giren sadist gardiyan rolü için teklif aldığını, hikâye ve karakteri sevmediği için kadroda bulunmamak adına imkânsız bir meblağ (1 milyon dolar) istediğini, lakin yapımcıların bu parayı ödeyeceklerini söylemeleri üzerine filmde oynadığını açıklamıştı.

Bu güne kadar yedi Oscar adaylığı De Niro, ilk Oscar'ını 1975'te 'Baba II'yle almıştı. 

Vergi borcu çokmuş
Kendisi ketum biri. Kolay kolay röportaj vermiyor ama az sayıdaki söyleşilerinin birinde yaşlandıkça neyin önemli olup neyin olmadığının farkına vardığını; eskiden çok takıntılı biri olduğunu ve bunun da büyük zararlara yol açabileceğini, yaşlanınca ve deneyim kazandıkça da insanın daha rahat olduğunu söylemişti. Yani önüne getirilen projelerin kalitesini sorgulamadan kabul etmesini, işte bu açıklamaların satır aralarında bulmak pekâlâ mümkün.

İhtiyarlara yer varmış!

Bu arada De Niro’nun vergi borçları yüzünden takip edildiği, geçen şubat ayında da bu yüzden 6.4 milyon dolar ödediği biliniyor. Tahmini serveti 200 milyon dolar civarında. Kazancını büyük ölçüde oyunculuktan ve restoranlarından elde ediyor. Los Angeles, Londra ve New York-Tribeca’da yatırımları var (Nobu Restaurants, Tribeca Grill, Greenwich Hotel ve Tribeca Prodüksiyon gibi).
İşin para-pul kısmında olmayan sinemaseverler ise şu bilgileri haiz: 2000’lerden sonra sinemayla ilgilenen yeni nesil ise efsanevi aktörü vasat filmlerdeki rolleriyle hatırlayacak. Oysa eski kuşakların gözünde o hâlâ ‘Taksi Şoförü’, ‘Baba 2’, ‘Avcı’, ‘New York New York’, ‘Kızgın Boğa’, ‘Bir Zamanlar Amerika’da’, ‘Korku Burnu’, ‘Dokunulmazlar’ gibi filmlerin muhteşem oyuncusu. Bütün bu duruma ilişkin “Ah be güzel abicim, niye böyle yapıyorsun?” desek de ona olan sevgi ve saygımız elbette her daim geçerli... Merak etme, biz yine de afişte senin ismini gördüğümüzde salonun yolunu tutarız...

'Taksi Şoförü' de De Niro'nun unutulmaz filmlerinden...