Ahmedinejad'ın sofrasından sürgüne bir sinemacı: Narges Kalhor

Ahmedinejad'ın sofrasından sürgüne bir sinemacı: Narges Kalhor
Ahmedinejad'ın sofrasından sürgüne bir sinemacı: Narges Kalhor
Almanya'ya sığınan İranlı genç yönetmen Narges Kalhor'un hikayesi bir yanıyla tanıdık. O, ülkesini terk edip, başka bir ülkeden sığınma isteyen onlarcan sanatçıdan bir tanesi. İşin ilginç yanıysa babasının, İran'ın Eski Cumhurbaşkanı Mahmoud Ahmedinejad'ın danışmanlarından biri olması.
Haber: MURAT EMİR EREN - memireren@gmail.com / Arşivi

Narges Kalhor İran’da doğup büyümüş ve ülkesindeki sinemaya aşık bir yönetmen. Ancak sinema hayatına ülkesinde devam etmesine imkan yok. Çünkü 2009’daki olaylı cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, daha fazla İran’da yaşayamayacağını, burada çekmek istediği hiçbir filmi çekemeyeceğini anlamış. Nuremberg Film Festivali için Almanya’da bulunduğu sırada iltica etmeye karar vermiş. Babası yıllarca Ahmedinejad için çalışmış olmasına rağmen, onunla da ters düşen genç sanatçı, babasının korumasını da reddederek ülkeyi terk etmeyi kafasına koymuş (Babasıyla ilgili ise bugüne dek hiç konuşmadı ve bizimle de konuşmayı reddetti). Şu anda Almanya’da yaşayan Kalhor’un ülkesine geri dönmesi demek, yüksek ihtimalle sert bir cezayla karşı karşıya kalması, hatta hayatını tehlikeye atması demek.

Şimdiye dek dört kısa film çalışması gerçekleştiren Narges Kalhor; tek planlık etkileyici bir çalışmanın ürünü olan ‘Neda’, kefenin, coğrafyası dahilindeki anlamına kafa yoran deneysel kısa filmi ‘Kafan’, genç kuzeninin ölümüyle baş etmenin sinemasal karşılığını arayan filmi ‘Lavashak’ ve hakkında ölüm kararı verilen İranlı rap şarkıcısı Shahin Najafi’nin izlerini sürdüğü, Najafi’nin hikayesi dahilinde kendisinin ve İran’dan kaçan tüm sanatçıların da öyküsünün peşine düştüğü filmi ‘Shoot Me’ye (Beni Vurun) imza attı. Ortağı Benedikt Schwarzer ile birlikte yönettiği son filmi ‘Shoot Me’nin, 2014 yılında Almanya’nın En İyi Kısa Filmleri seçkisine girdiğini ve birçok festivalde gösterildiğini de belirtmek gerek...

Vodafone Vakfı’nın desteğiyle Münih’te sinema eğitimi aldığını ve okulun, okulla birlikte Heiner Stadler, Perta Wickenkamp gibi değerli hocaların bir anlamda hayatını kurtardığını söyleyen Kalhor, şimdilerde uzun metraj filminin hazırlığı içerisinde. Kalhor’la, son filmi ‘Shoot Me’ vesilesiyle kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

FİLM YÜZÜNDEN ÇOK TEHDİT ALDIM
‘Shoot Me’, daha önce de bahsettiğimiz üzere bir şarkısında dini aşağıladığı iddiasıyla hakkında ölüm fetvası verilen, birçok radikal grubun da ölüm listesine giren şarkıcı Shahin Najafi’nin hikayesini anlatıyor. Filmi çektiği sırada kendisinin de ölüm tehdidi aldığını, insanların bu filmi çekmemesi gerektiğini söylediğini belirten Kalhor, “Bu film sadece Najafi’yle ilgili değil. Bu film en temel insan haklarından yoksun kalan herkes hakkında. Radikalizm korkusuyla yaşayan herkes hakkında bir film ve sıradan cehaletin başımıza getirdikleriyle ilgili” diyor. İran’a bir daha dönüp dönemeyeceğiyle ilgili de konuşan Kalhor, “Bu karamsar yanıt için özür dilerim, ancak biz sürgündekiler olarak, belki de önümüzdeki 20 yıl boyunca bir daha İran’a dönebileceğimizi düşünmüyorum” yanıtını veriyor. “Bizler burada, İranlılar da İran da bir hapishanede gibiyiz” sözleriyle durumunu özetleyen Kalhor, “İran’da yaşayıp sınırlamalar ve hayatı zorlaştıran kurallarla boğuşmak kadar, uzakta ülkene dönemeden özlem içinde kalmak da bir hapishane” diyor.

UMARIM KARİMİ’YE BİR ŞEY OLMAZ
Geçtiğimiz hafta hakkında altı yıl hapis ve 223 kırbaç cezası verilen İranlı bir diğer sinemacı Keywan Karimi’nin durumu hakkında da konuşan Narges Kalhor “İnsan hakları ve İran açısından bir başka üzücü hikaye. Şu an da en azından hayatta olduğu için seviniyorum. Onu kaybedebilirdik ve sonu sadece cansız bedenleri bulunan faili meçhul diğer İranlı sanatçılar gibi olabilirdi. Umarım en kısa zamanda cezası kaldırılır ve yeniden film yapmaya başlar” dedi.

İKİ TARZI BİRLEŞTİRDİM
Filmlerinde Tahran’daki sinema eğitimi sırasında hocalığını üstlenen Bozorgmehr Rfiea’nın etkisinin yoğun olduğundan bahseden Kalhor, “Amerikan anlatım tarzıyla İran’ın underground ve şiirsel sinemasını bir araya getirmeye çalışıyorum, sürekli sinemanın farklı yapıdaki bu iki tarzı arasında bir denge bulmaya yolumu bulmaya çalışıyorum” diyor. İran sinemasının gücünü ülkedeki köklü şiir, masal ve düşünce geleneğinden aldığını belirten Kalhor, bunun da bilhassa anlatım teknikleri açısından İran sinemasını farklı kıldığının altını çiziyor.