Ai Weiwei filmini başarabildiğime şaşırıyorum

Ai Weiwei filmini başarabildiğime şaşırıyorum
Ai Weiwei filmini başarabildiğime şaşırıyorum
Çinli yetkililer, dünyaca ünlü sanatçı Ai Weiwei'yi sessiz kalması için tehdit etti. Sanatçı, 2011'de 81 günlük hücre cezasının ardından ev hapsi koşuluyla salıverildi. Fakat Weiwei'ye göre sessizlik, yaşanacak bir hayat, hayat değildi. 33. İstanbul Film Festivali'nde 'Sinemada İnsan Hakları' bölümünde yarışan Ai Weiwei filmi 'Düzmece Dava'nın yönetmen Andreas Johnsen, filmle ilgili sorularımızı yanıtladı.
Haber: CEYDA AŞAR / Arşivi

Düzmece Dava
14 Nisan 16:00, Beyoğlu (ekibin katılımıyla)
16 Nisan 19:00, Beyoğlu (ekibin katılımıyla)
19 Nisan 21:30, Atlas 3

Bu belgeseli çekerken Danimarka ve Çin arasında mekik dokuyarak tam dört sene geçirdiniz. Karşınıza resmi bir engel çıktı mı? Bu engellerle nasıl başa çıktınız?Güzel soru; ama verecek bir cevabım yok. Bu işi başarabildiğime hala şaşırıyorum. Yetkililerle hiçbir sorun yaşamadım. Arkadaşını ziyaret giden normal bir turisttim. Weiwei’nin evinin önünde ne zaman çekim yapsam çok tedbirli davrandım. Dört yıl boyunca internet üzerinden ne WW ne de filmle ilgili bir şey yayınladım. Sürecin sonlarına gelene kadar filmin finansmanına da başlamadım. Ai Weiwei’nin davasıyla bağlantılı milli güvenlik teşkilatı da diğer yetkililer de o kadar büyük aygıtlardı ki hiç kimse yabancı birini tutuklama sorumluluğunu almak istemedi. Belki de her departman, mesele başka bir departmanın sorumluluğundaymış gibi davrandı.

Tutuklanmadan önce Ai Weiwei’nin eserlerini beğeniyor muydunuz? Ünlü bir sanatçı olmasaydı hatta sanatçı olmasaydı, bu dava yine de ilginizi çeker miydi?
Ai Weiwei, 2007’de dikkatimi çekmeye başlamıştı. Kassel Almanya’da Documenta için iki büyük ve güzel eser hazırlamıştı. Daha sonra 2008’de 5000 öğrencinin bir devlet okulunda öldüğü Siçuan depremiyle çocukları zehirleyen süt tozu skandalını araştırmaya ve bu konularda yorumlar yapmaya başladığı için Weiwei’yle çok sayıda röportaj yapılmıştı. 2009’da en sonunda Çin’e gitmeye karar verdim. Yıllardır Çin’e gitmemiştim ama Çin toplumuyla ilgili bir film çekmek istiyordum. Birden benim gibi görsel sanatlarla uğraşan ve kendini ifade eden bir aktivistin film için en iyi kahraman olacağı aklıma geldi.

Birçok batılının gelip onunla röportaj yapmak ve belgeselini çekmek istediğini görüyoruz. Bu kadar teklif varken neden sizinkini kabul etti?
Bence bu soruyu Weiwei’ye sormalısınız. Söyleyebileceğim tek şey onunla röportaj yapmaya ya da filmini çekmeye gelen herkesten farklı bir şekilde çalıştığım. Birçok defa Çin’e gittim ve onunla epey vakit geçirdim; çünkü içten içe bu filmi yapmayı gerçekten çok istiyordum; çünkü artık arkadaş olmuştuk. Bu konuda ciddi olduğumu ve bana güvenebileceğini hissetti.

Dört yıllık çalışma sonucunda toplam kaç saatlik çekim yaptınız? Kurgu ne kadar zamanınızı aldı? Çekim ya da kurgu sırasında Ai Weiwei’i ya da kendinizi korumak için kendinizi sansürlediniz mi?
Haha! Çekim saatini hiç hesaplamadım. Sağlıklı olmazdı zaten. Çektiğim her şeyi çevirdim ve altyazısını hazırladım; dolayısıyla çok fazla çalıştım. “Otosansür” diyemem ama film bitmeden kimseye bu filmi çektiğimi söylemedim tabii ki. Evinin önünde yaptığım çekimler sırasında çok dikkatli davrandım. Tabii ki Weiwei filmi izledi ve film gösterime girmeden filmin tüm içeriğini onayladı.

33. İstanbul Film Festivali’nde yarışmak nasıl bir his? Türkiye ’de sinema ve sanatla ilgili ne düşünüyorsunuz?Filmimin Danimarka’nın kırsal bölgelerinde bir liseden, küçük bir yeraltı film festivaline (filmin gösterilmesi yasak olan bir ülkede belki de) ya da İstanbul Film Festivali’nden Amsterdam’daki IDFA gibi büyük festivallere kadar dünyanın her yerinde gösterilmesi beni inanılmaz mutlu ediyor. Benim için önemli olan filmin mümkün olduğunca fazla platformda gösterilmesi ve tartışma yaratması. Belgesel de olsa kurgu da olsa iyi bir filmin özelliği budur. İstanbul’a gelip mümkün olduğunca çok insanla tanışmayı ve onlarla fikir alışverişi yapmayı dört gözle bekliyorum.