'Alice'i 3D çekmek heyecan verici'

'Alice'i 3D çekmek heyecan verici'
'Alice'i 3D çekmek heyecan verici'

Tim Burton?ın MoMA?daki sergisi 26 Nisan?a kadar sürecek.

MoMA'da açılan sergisiyle ilgili 'Kendime objektif bakabilme fırsatı buldum' diyen yönetmen Tim Burton'ın 3D çektiği 'Alice Harikalar Diyarında' 5 Mart'ta vizyona girecek

NEW YORK - Tim Burton; bir hayal fabrikatörü, yeryüzünde hayal dünyası en geniş insanlardan biri... ‘Beterböcek’ten ‘Big Fish’e, ‘Sweeney Todd’dan, ‘Batman’e ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndan ‘Bir Noel Gecesi Kabusu’na heyecan verici filmlere imza atan Tim Burton, yakında ünlü masal ‘Alice Harikalar Dünyası’nın ‘hareket yakalama’ tekniğiyle çekilmiş üç boyutlu versiyonuyla sinemalara konuk olacak. Mia Wasikowska’nın Alice’i canlandırdığı filmde Burton’ın pek çok filminde olduğu gibi Johnny Depp ve Helena Bonham Carter da rol alıyor.
Yönetmen Tim Burton tarafından yaratılmış taslaklar, tablolar, film sahnesi çizimleri, set parçaları, çizgi filmler ve kuklalar şu sıralar New York’taki ünlü Modern Sanatlar Müzesi’nde (MoMA) sergileniyor. Seyirciyi Tim Burton’un zengin hayal dünyasında gezdiren hayli kapsamlı sergi 26 Nisan’a kadar sürecek. Ünlü yönetmen, sergiyi ve 5 Mart’ta gösterime girecek ‘Alice’i anlatıyor.

Ömür boyu yaptığınız çalışmalarınızı Modern Sanatlar Müzesi’ne vermek nerden aklınıza geldi?
Çok organize bir insan değilimdir. Neyse ki, bazı malzemelerimi Amerika’daki bir depodan alıp İngiltere’ye taşımıştım. Böyle konularla gerçekten çok fazla ilgilenmem ama bu sergi sayesinde geriye dönmek benim için ilginç bir süreçti. Müze yetkilileri, geçmişimle ilgili bazı ilginç detayları hatırlamama yardımcı oldular. Sergide ben varım ama farklı bir ben bu... Kendime objektif olarak bakabilme fırsatı buldum.

Yönetmenlik vizyonunuzu etkileyen güzel sanatlar altyapısına nasıl sahip oldunuz?
Gençlik yıllarımda sevdiğim filmlerin hepsi görsellik açısından zengindi. Hafızamda derin iz bırakan filmlerdi. Bence film görsel bir olaydır. Bu yüzden animasyon altyapıma minnettarım. Animasyon her şeydir. Sanattır, tasarımdır, filmdir. O zamanlar hep animasyon sanatçısı olmak istiyordum. O alanda çalışırken her şeyin nasıl yapılacağını öğreniyordum. Animasyon film yaparken fiilen çalışıyor, planları tasarlıyor, çekimleri ve  kurgu işlemini yapıyorsunuz. Başından sonuna kadar harika bir deneyimdi.

Kreatif süreciniz nasıldır? Film için rastgele çizimler yaparken aniden bir karakter bulduğunuz anlar olur mu?
Benim için taslak hazırlama ve çizim süreci, başka insanların not alma süreciyle eşdeğerdir diyebilirim. Kendimi hiçbir zaman bir yazar gibi hissetmedim. Bence görsellik daima önce gelir. Örneğin Jack Skellington karakteri, belli bir sebep olmadan önüme kağıdı alıp tekrar tekrar rastgele çizim yaptığım bir günde ortaya çıktı.
Bazen de karakterlerin beynimde oluşan bir görüntüden ortaya çıktığı olur. Bunun örneği Edward Scissorhand karakteridir. Aklımdaki fikir ve düşüncelerden ortaya çıkarlar. Edward Scissorhand karakterinin doğuşu bir duygudan kaynaklanır. Yıllar içerisinde farklı formatlarda çizmeye çalıştım. Gençlik yıllarımdan kalan bir fikirdi. Bu yüzden uzun süredir aklımdaydı.

Filmlerinizin çoğunda orijinal fikirler var ama aynı zamanda ‘Maymunlar Cehennemi’ ve ‘Alice Harikalar Diyarında’ örneğinde olduğu gibi yeniden çevrimler de yapıyorsunuz. Hollywood’dan yeniden çevrimler için destek almak, sıfırdan film yapmaktan daha mı kolay?
Bugünlerde bir trend var. Neredeyse bütün TV dizilerinin yeniden çevrimi yapılıyor. Belirli alanlarda güvence faktörünün önemli olduğuna kuşku yok. Ancak eşit oranda da tehlikelidir. ‘Alice Harikalar Diyarında’ gibi bir proje, 3D formatında yapma fırsatıyla birlikte değerlendirilirse, tamamen yeni bir proje gibi de algılanabilir.

İnsanların zaten bildiği bir öyküyü alıp kendi yorumunuzu getirmek tedirgin edici mi?
Açıkçası çok da ürkütücü gelmedi. Geçmişte yapılan ‘Alice Harikalar Diyarında’ prodüksiyonlarına bakıyorum da, izlediğim her versiyonda bir avuç tuhaf karakterin arasında yürüyen pasif bir kız var. Benim yaptğımda ise Alice son derece aktif bir kız olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla geçmişte yapılanlara karşı herhangi bir bağlılık duygum olmadı. Benim için tamamen yepyeni bir deneyimdi. Geçmişten örnek alabileceğim ve yeniden hayat verebileceğim harika bir versiyonu yoktu.

3D formatında çekilmiş bir live-action (hareket yakalama tekniği) dünyasına ilk adımınızı atarken ‘Alice’in kusursuz bir öykü olduğunu düşünüyor musunuz?
‘Alice’in bana cazip gelen yanı 3D formatında çekilecek olmasıydı. Daha önce ‘Nightmare Before Christmas’ın (Noel Gecesi Kabusu) 3D’ye dönüştürüldüğünü biliyoruz. Gerçekten de iyi oldu. İzlerken büyülendim. ‘Nightmare’ın asıl 3D formatında seyredeğer olduğunu bana gösterdi. Şimdi 3D’nin ‘Alice’ öyküsü için de uygun olduğunu hissediyorum. Bence ‘Alice’deki asıl olay, öyküsünün edebi yönü değil; tuhaf ve esrarengiz doğasıdır. Bu kadar yıl sonra yeniden denemek bu yüzden cazip geldi.
Hollywood’un geri kalan kısmının CGI’nin (bilgisayar efektli animasyonlar) keyfini çıkardığı günümüzde hala stop-motion animasyon gibi geleneksel özel efektlerle çalışmaya sürdürmek zor olmuyor mu?
Stop-motion tekniğinin tıpkı animasyon gibi değerli bir sanat formu olarak kendisini kanıtladığını düşünüyorum. Bundan birkaç yıl öncesine kadar ölü bir mecraydı. Şimdi hala birçok belirsizlik olmakla birlikte yeterince çeşitlilik ve farklılık oluştu. Eğer insanlar bir filmden hoşlanmışsa hangi mecraya ait olduğunun önemi yoktur. CGI’nin tam egemenliğinin sözkonusu olduğu birkaç yıl öncesine kıyasla şimdilerde stop-motion daha iyi durumda...

Stop-motion’u sevdiğiniz belli... Sizdeki CGI korkusunun sebebi ne?
Örneğin ‘Noel Gecesi Kabusu’nu ele alalım. El çizimi animasyon şeklinde yapmam teklif edildi ama ben stop-motion yaptım. Çünkü o proje için doğru mecra oydu. İster stop-motion, ister animasyon, ister CGI olsun, hangi mecranın kullanılması gerektiğine karar verirken teknik açıdan başarmak istedikleriniz önemli.

Geçmişe dönmekten heyecan duydunuz mu?
Benim için oldukça tuhaf ve gerçeküstü bir durum bu... Henüz tam anlamıyla kavrayamadım. Hazır herşeyimi vermişken kirli çamaşır sepetimi de oraya bıraksam iyi olacak. (Söyleşi: Sonia Zjawinski, Wired.com)