Almanlar bana bunu yapmayacaktı!

Almanlar bana bunu yapmayacaktı!
Almanlar bana bunu yapmayacaktı!
Bu yıl tahminlerim pek tutmadı. Her şey bir yana Kar Korsanları'nın beklediğimiz ödülü alamaması hiç hoş değil. Çünkü Faruk çok iyi bir film yapmış
Haber: AHMET BOYACIOĞLU / Arşivi

Bu kez fena yanıldım, koku alma duygumu kaybetmişim. Oysa Reis Çelik, ‘Lal Gece’ ile Berlin’de Generation Bölümünde yarışırken, bu yıl olduğu gibi ödül töreninin düzenlendiği Dünya Kültürleri Evi’ne davet edilmiş, özel konuklar için ayrılan bölümde ağırlanmış, sonra da en iyi film ödülünü alıp güle oynaya dışarı çıkmıştık. Ondan sonra gelsin TV kameraları, radyo mikrofonları. Almanlar bana bunu yapmayacaktı, kaç yıllık muhabbetimiz var. Bunu unutmayacağım. ‘İntikam soğuk yendiği zaman tat veren bir yemektir’ (İspanyol atasözü). Zamanı geldiğinde intikamımı alırım. Kar Korsanları’nın beklediğimiz ödülü alamamasını da çok önemsemiyorum. Çünkü Faruk çok iyi bir film yapmış ve Berlin’den sonra birçok festivalden davet alacak.
Gelelim ödül törenine. Saat tam 19.00’da Anke Engelke sahneye çıktı. Tam o sırada bir teknik sorun yaşandı, nereden geldiği belli olmayan bir ses törenle ilgili olmayan bir anons yaptı. Berlin’de eskiden böyle şeyler olmazdı, Almanya da değişiyor. Anke hemen müdahale etti ve kısa film ödüllerinin açıklanmasına geçildi. Daha sonra önceki yıllarda ödül alan ve teşekkür konuşmaları sırasında heyecandan iki sözcüğü bir araya getiremeyen sinemacıların görüntülerini izledik. Eğlenceliydi.
Üstün Sanatsal Katkı dalında verilen ödül, Victoria adlı Alman filminin görüntü yönetmeni Sturla Brandth Grovlen’a ve benim çok sevdiğim Elektrikli Bulutların Altında’nın görüntü yönetmenleri Evgeniy Privin ve Sergey Mikhalchuk’a verildi. Eğer jüri bir ödülü paylaştırırsa toplantı sırasında kavga çıkmış demektir. Elektrikli Bulutların Altında çok önemli bir film olmakla beraber, daha önce de yazdığım gibi olsa olsa en iyi görüntü yönetmeni ya da en iyi yönetmen ödüllerinden birini alabilirdi. Buna da şükür. En iyi senaryo ödülü Patricio Guzman’a gitti. Guzman’ın filmi bir belgesel olduğundan bu ödülü anlamakta güçlük çektim. Neyse ki Guzman filmin yapımcısı olan eşini sahneye çağırdı, hoş bir ortam oluştu, bir belgesele neden en iyi senaryo ödülü verildiği de arada kaynadı gitti.

Yarın Berlin'de bir ödül alabiliriz!

En iyi erkek oyuncu ödülünü ‘45 Yıl’ adlı filmdeki performansı ile Tom Courtenay aldı. Tom Courtenay’ı hatırlayan var mı? Dr. Jivago’da bir Sovyet askerini oynamıştı, gözlüğünün kara düştüğü sahneyi, aradan geçen onca yıla karşın hiç unutmadım. Jüri büyük bir kibarlık yaparak en iyi kadın oyuncu ödülünü de Tom Courtenay’in rol arkadaşı Charlotte Rampling’e verdi. Bence iyi bir karar. Birine ver, diğerine verme, ayıp olur. Ayrıca Charlotte Rampling teşekkür konuşmasında babasının 1936 Berlin olimpiyatlarında altın madalya aldığını, kendisinin de o zaman bir genç kız olarak bir gün Berlin’de bir başarı kazanmak istediğini söyledi. Sabreden derviş….
En iyi yönetmen ödülü Body’nin yönetmeni Malgorzata Szumowska ve Aferim’in yönetmeni Radu Jude arasında paylaştırıldı. Ben bunu hiç anlayamadım. 28 yıldır festivallerle ilgileniyorum, böyle bir şeye hiç tanık olmadım. Olabilir, insan her gün yeni bir şey öğrenebilir.
Yeni ufuklar açan bir filme verilen Alfred Bauer Ödülü, İxcanul’a verildi.
Jüri Büyük Ödülü kiliseyi çok ağır bir şekilde eleştirdiği söylenen Pablo Larrain imzalı El Club’a gitti.
Ve… Büyük Ödül Altın Ayı, beklenildiği gibi Jafar Panahi’nin yönettiği Taksi’nin oldu. Filmin tanıtımı için seçilen sahne pek yenilir yutulur değildi, İran hükümeti çok kızacak. Panahi yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle Berlin’de değildi. Eşinin salonda olduğu söylendi, ancak sahneye filmin oyuncusu 12 - -13 yaşlarında bir kız çıktı. Altın Ayı heykelciğini havaya kaldırıp izleyicileri selamladı, ama kürsüye geldiğinde ağlamaya başladı ve konuşamadı. Dieter Kosslick ve Anke engelke durumu kurtarmak için hemen bir toplu fotoğraf çekimine yöneldiler. Tören böyle sona erdi.
Önümüzdeki yıl görüşmek üzere.