Almanlar Nazi geçmişiyle yüzleşiyor

Almanlar Nazi geçmişiyle yüzleşiyor
Almanlar Nazi geçmişiyle yüzleşiyor
Alman Tarih Müzesi'nde açılan 'Hitler ve Almanlar: Ulus ve Suç' sergisinin temel sorusu şu: Nasıl oldu da Hitler'in faşist düşünceleri milyonlarca insanı etkisi altına alabildi
Haber: RÜYA ELİKIRIK / Arşivi

Rakel Dink sevgili eşi Hrant Dink ’i sonsuzluğa uğurlama töreninde yaptığı tarihi konuşmasında bir bebekten katil yaratan karanlığın sorgulanmadıkça bu hayatta hiçbir şeyin değişemeyeceğini söylemişti. Aslında bu, bir anlamda insanların neden faşizme kayabildiklerini sorgulamak anlamına da geliyordu. Modern dünya tarihi küçük ama kan dökücü faşist akımlar kadar kitleleri peşinden sürekleyen ve hayatı başka uluslara zindan eden faşist rejimlere de tanık oldu. Tıpkı Hitler Almanyası’ndaki gibi… Bir zamanlar bebek olan milyonlarca insan Hitler rejimiyle birlikte birer katile dönüştü. Peki bu nasıl olabildi? Geçen günlerde Almanya’nın başkenti Berlin’de açılan bir sergi tam da bunu sorguluyor.

Faşizmin cazibesi nerede?
Alman Tarih Müzesi’nde açılan, ülkenin tarihinde Adolf Hitler’i ilk kez konu alan sergi ‘Hitler ve Almanlar: Ulus ve Suç’ adını taşıyor. Sergide Naziler’in iktidarda olduğu 1933-1945 yıllarına ait toplam 600 belge; fotoğraf, film, afiş ve kitap yer alıyor. Serginin temel sorusu ‘Nasıl olur da mükemmel insanlar olarak gösterdiği sarışın adamlara hiç benzemeyen genç bir politikacı çıkıp faşist düşünceleriyle milyonları etkiler?”

Bir tabuyu kırarak ilk kez ‘Führer’i konu edinen sergi, açıldığı günden bu yana Almanya’da tartışmaların odağı durumda. Bazı kesimler serginin Neo-Naziler’i kışkırtabileceği endişesi taşırken, serginin tarihçi küratörleri ise baştan beri amaçlarının Almanya’nın karanlıkta kalan bölümünü aydınlatma ve faşizmin kitleler üzerindeki cazibesini sorgulama amacı taşıdığını, Hitler’e saygı olarak anlaşılabilecek her şeyden uzak durmaya çalıştıklarını söylüyorlar.

Sergide 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan, ardından ekonomik buhranla karşı karşıya kalan Alman halkının güçlü bir ülke idealiyle yola çıkan etkileyici bir liderin başında olduğu Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’ni 14 milyon oyla iktidara getirmesinin savunulamaz ‘anlaşılabilirliğine’ vurgu yapılıyor. İşçiler ve orta sınıflara hitap eden, ‘ulusal duyarlılığı’ okşayan, dini duyguları kullanan anti-komünist ve Yahudi karşıtı propagandanın o dönemde ne kadar büyük bir karşılığı olabileceği yönünde fikir veriliyor. İnsanların içinde nasıl bir güce tapma hissinin bulunabileceğine dair bir kapı aralanıyor. Sergideki sesli ve görüntülü eserlerden Hitler’in etkileyici bir konuşmacı olduğu ve dönemin hoparlör, radyo ve film gibi tüm iletişim araçlarını propaganda için etkili bir şekilde kullandığı da bir kez daha anlaşılıyor.

Ancak sergideki önemli bir eksikliğe dikkat çekmek gerekiyor. Alman kapitalizminin vahşi hedefleriyle faşizm arasındaki karşılıklı çıkar ilişkisine (Hitler rejimiyle Wolswagen firması arasındaki ilişkiye hafifçe değinen bölümü saymazsak) pek dokunulmuyor. Sergi, hafif karanlık müze salonuna adımınızı atmanızdan itibaren insanda belli bir tedirginlik yaratıyor. Görkemli Nazi heykelleri, gamalı haçlı bayraklar, afişler, Hitler’in delilik halindeki bakışları, konuşma bantları ve videolar insanın tüylerinin diken diken olmasına yetiyor. Sergiyi gezen Alman vatandaşları ve turistler 20. Yüzyıl’ın en önemli lider figürlerinden Hitler’in fotoğraf ve heykellerini uzun uzun inceliyor. Gözlerinden merak kadar belli bir korkuyu da okumak mümkün. Ziyaretçiler eğer sigara kullanıcıysa sergi sonunda dışarı çıkar çıkmaz bir sigara yakma ihtiyacı duyuyor.

Yeteri kadar ders çıkarıldı mı
Almanya yıllar içinde faşizm geçmişini tüm bir ulusun hatası olarak kabullenip bununla hesaplaşmaya yöneldi. Bunu sağlayansa 196o ve 70’li yıllardaki öğrenci ayaklanmaları ve sol hareketler oldu. Peki bugün durum ne? Marjinal olarak görülen Neo-Nazi grupların dışında kimsenin Hitler’i ve rejimini savunmuyor. Ama Friedrich-Ebert Vakfı’nın yaptığı bir araştırmada “Almanya’daki Müslümanlar’ın ibadeti büyük ölçüde kısıtlanmalı” diyen Almanlar’ın oranının yüzde 58.4, ülkeyi tüm halkın yararı için yönetecek bir ‘önder’ isteyenlerin oranının yüzde 10 çıkmasını; Thilo Sarrazin başta olmak üzere siyasi yelpazenin farklı yerlerinden insanların ‘göçmenler geldikleri yere dönsünler’ talebini dillendirmesini nasıl yorumlamak gerekiyor? Bu da Almanya’ya üç milyon göçmen göndermiş bir ülkenin mensubu olarak bizim sorumuz olsun…
Sergi, 6 Şubat’a kadar Alman Tarih Müzesi’nde. Ayrıntılı bilgi için web adresi: www.dhm.de