Altan Öymen: Çetin Altan Meclis'te o zamana kadar söylenmeyenleri söyledi

Altan Öymen: Çetin Altan Meclis'te o zamana kadar söylenmeyenleri söyledi
Altan Öymen: Çetin Altan Meclis'te o zamana kadar söylenmeyenleri söyledi
Duayen gazeteci Altan Öymen'e mesleğe beraber başladığı Çetin Altan'ı sorduk. Zamanı iyi kullanan, rahat bir üslupla yazan gazeteci, sözünü esirgemeyen siyasetçi olarak Çetin Altan'a dair anılar aktardı...
Haber: ALTAN ÖYMEN - aoymen@radikal.com.tr / Arşivi

Çetin Altan’ı 1950’de tanıdım. Gazeteciliğe 1946’da başlamıştı, ben Ulus’a girdiğimde kıdemli gazeteci sayılıyordu. Muhabir olarak çalışıyordu. Hürses gazetesinde de köşe yazıyordu. Ulus, bir süre sonra onun köşe yazarlığındaki yeteneğini fark etti. Kısa fıkralar yazdırmaya başladılar. Hukuk okuyordu o zamanlar, sonra bitirdi. O yıllarda Ankara ’daki Türk basında yüksek tahsil yapmış ilk kişilerden biriydi. Bu arada İstanbul’a geçti, Milliyet gazetesinde Akşam’da yazdı. Romanlar, tiyatro eserleri de yazdı. Sadece basına değil Türk edebiyatına da katkıları oldu.

Çetin Altan ilk star gazetecilerden biriydi

Milliyet ve Akşam gazetelerindeki sütunun başlığı 'Taş’tı, 'Şeytanın Gör Dediği' diye de yazılar yazdı. Bir gazeteden diğerine geçmesi tiraj farkettiriyordu. Çok popülerdi ve gazeteler onu kaçırmak istemezdi. Rahat okunur bir üslubu vardı. Benzetmeleri, imajinasyonu kuvvetliydi, Fransız edebiyatını iyi izlemişti. Galatasaray Lisesi mezunuydu. Hukuk'u bitirdikten sonra avukatlık stajını da yaptı. 
Yazarlar Çetin Altan'ı anlattı: Yazdığı her türde başarılı oldu

27 Mayıs’tan önceki bir yazısı çok meşhurdu. 27- 28 Nisan 1960'taki öğrenci gösterilerindeki olaylara konulan yayın yasağı üzerine sütununu boş bırakıp sadece bir cümle yazdı: "Bugün canım yazı yazmak istemiyor”. Tabii herkes ne demek istediğini anladı.
Hasan Cemal'den Cetin Altan'a: Kahramanımsın...

İlk muhabirliği ben onunla yaptım. Beraber çok şeyi paylaştık. O yıllarda bir keresinde Zonguldak’a gitmiştik. Orada Talebe Federasyonu’nun bir toplantısı vardı. Trenle gittik. Gazeteye haberler yazdırdık, işimiz bitti. Ondan sonra kalan vakti iyi değerlendirmek gerektiğini ondan öğrendim. “Hazır gelmişken maden ocaklarına insek” dedi. Beraber Kömür İşletmeleri merkezine gittik. “Biz gazeteciyiz, aşağı inmek istiyoruz”, dedik. Onlar böyle bir taleple hiç karşılaşmamış, tabii şaşırdılar ama sonra izinler çıktı, indik. Ben böylece hayatımda ilk kez madene inmiş oldum.
Hayatını kaybeden Çetin Altan kimdir?

Çabuk yazardı, her gün nasıl yazıyorsun diye sorduklarında ‘sabah kalkınca yapılması gereken işlerden biri olarak onu düşünüyorum. Nasıl dişini fırçalıyorsun, onun gibi’ derdi…

1965’de Meclis’e girdi. Orada Meclis konuşmaları enteresandı. O zamana kadar söylenmemiş şeyleri söyledi. O sözlerden biri de şudur: "Nazım Hikmet Türkiye’nin en büyük şairidir." Bunu söyleyince olay oldu, bazı AP milletvekilleri saldırdı, vurdular ettiler... Hatta gözünde bir rahatsızlık vardı. Sanırım o sırada oluştu. Bundan bir süre sonra dokunulmazlığı kaldırıldı. Daha sonra Anayasa Mahkemesi'nce o kararın yürütmesi durduruldu…