Altın Arslan'lı Güvercin İstanbul yolunda

Altın Arslan'lı Güvercin İstanbul yolunda
Altın Arslan'lı Güvercin İstanbul yolunda
Filmekimi'nde bu yıl, Venedik'te Altın Arslan alan Güvercin ve Fatih Akın'ın merakla beklenen The Cut'ı dahil Venedik'in ilgi çeken filmleri gösterilecek

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 13. kez düzenlenen Filmekimi bu yıl yine Vodafone FreeZone sponsorluğunda gerçekleştirilecek. İstanbul ayağı 11-17 Ekim tarihlerinde yapılacak Filmekimi Ekim ayı boyunca festival ruhunu farklı şehirlere taşımaya devam edecek. Dünya prömiyerlerini 6 Eylül’de sona eren 71. Venedik Film Festivali’nde yapmış, aralarında Büyük Ödül "Altın Aslan"nı kazanan filmin de olduğu merakla beklenen beş film, festivalin hemen ardından Filmekimi’nde izleyicilerle buluşacak.

Altın Aslan’lı Güvercin

Venedik Film Festivali’nde “Altın Aslan” ödülünü kazanan Roy Andresson’un son filmi İnsanları Seyreden Güvercin / A Pigeon Sat On A Branch Reflecting On Existence Filmekimi’nin merakla beklenen filmlerinden. Adı çoğu zaman Ingmar Bergman ile anılan, İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson, İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar'ın (2007) ardından Yaşayanlar Üçlemesi’ni tamamlıyor. Dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’ndeki basın gösteriminde ayakta alkışlanan film, çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanço Panza’sı gibi iki gezgin satıcıyı izlerken günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor.



Fatih Akın’dan “Kesik / The Cut”

Fatih Akın’ın dünya prömiyeri birkaç gün önce Venedik Film Festivali’nde yapılan son filmi Kesik / The Cut, hem bir dram, hem de bir macera ve bir western. 1915’te Mardin’de başlayan Kesik, jandarmanın Ermeni erkekleri topladığı sırada ailesinden ayrı düşen genç demirci Nazaret Manugyan'nın yıllar sonra hayatta olduklarını öğrendiği ikiz kızlarını arayış öyküsüne odaklanıyor. Yaşamın Kıyısında ve Duvara Karşı'dan sonra Akın’ın Aşk, Ölüm ve Şeytan üçlemesinin son filmi olan Kesik’in senaristi ise Oscar’lı Raging Bull / Kızgın Boğa filminin senaryosunu yazan Mardik Martin.



“Venedik Günleri” ödüllü “Havana’ya Dönüş”

Laurent Cantet’nin ilk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan son filmi Havana’ya Dönüş / Retour á Ithaque, İspanya’da sürgünde geçirdiği 16 yıldan sonra memleketi Havana’ya dönen bir adamın arkadaşlarıyla günbatımından şafağa birlikte geçirdiği zamanı gözlemliyor. Filmin senaryosu Küba’nın en saygın romancısı Leonardo Padura ile Altın Palmiye’li yönetmen Laurent Cantet tarafından yazıldı. “Sınırlı zaman ve mekâna rağmen yönetmenin geçmişin sırlarını hem duygusal hem de karmaşık bir yolla başarıyla ele aldığında” hemfikir olan jüri filme “Venedik Günleri” büyük ödülünü layık gördü.



Kim Ki-duk’un intikam filmi “One on One”

Güney Koreli yönetmen Kim Ki-duk’un bol cinayetli son filmi Il-dae-il / One on One, henüz sona eren Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yaptı ve "Venedik Günleri" bölümünün açılış filmi olarak gösterilerek "Feodora Ödülü"nü kazandı. Yönetmenin sıkça ele aldığı intikam temasını işleyen ve Venedik’te “kışkırtıcı” içeriğiyle yine bolca konuşulan One on One genç bir liseli kızın kaçırılıp, tecavüze uğradıktan sonra vahşice öldürülmesiyle başlıyor. Gölgeler Tarikatı’ndan yedi kişi, tıpkı yedi gölge gibi bu feci cinayetin yedi zanlısını teker teker bulup intikam alıyor.

Usta yönetmenden usta yönetmenin portresi: “Pasolini”
“Onu kimin öldürdüğünü biliyorum!” demişti Abel Ferrara İtalyan gazetecilere Pasolini’nin son günlerini anlattığı filmini bitirince. Şair, yönetmen, gazeteci ve aydın Pier Paolo Pasolini, İtalyan sanat ve siyaset çevrelerinin en tanınmış ve aynı zamanda en tartışılan isimlerinden biriydi. 1975’te öldürüldüğünden bu yana ne gerçek katil belirlendi ne de cezalandırıldı. Abel Ferrara, siyaset ve sinema tarihini bir arada ele aldığı filminde işte bu karanlık olaya ışık tutmaya çalışıyor. Belgeselvari filmin oyuncu kadrosunda Pasolini’yi canlandıran Willem Dafoe dışında Maria de Medeiros da yer alıyor. Abel Ferrara’nın Filmekimi programında bir filmi daha var: Dominique Strauss-Kahn’ın hayatından esinlenen ve başrolünde Gerard Depardieu’nün yer aldığı Welcome to New York.