Amacı edebi şekilde sövmek: Ceza

Amacı edebi şekilde sövmek: Ceza
Amacı edebi şekilde sövmek: Ceza

Ceza: ?Sinemaya hevesim var. Ama gelen teklifler hep Eminem?in ?8 Mile?ı gibi başarı hikâyeleri, rap?le ilgili konular falan. Ben öyle saçma bir şey kesinlikle yapmam. Toplumu ilgilendiren, sokak kültürüyle ilgili bir film olabilir, ya da komedi.?

Ceza'nın yeni albümü Onuncu Köy, yarın çıkıyor. Yeni albümünü anlatırken Ceza, rap müziği de şöyle tanımlıyor: 'Metaforlar çok. Küfür her zamanki gibi hiç yok. Bizim yaptığımız Neyzen Tevfik gibi edebi biçimde sövmektir.'

UMUT EROĞLU 

 

İSTANBUL - Ceza, ‘Yerli Plaka’dan dört yıl sonra ‘Onuncu Köy’ albümüyle çıktı yaz sahnesine. Her şey yeni, Ceza yalnız bu albümde. “Uzun yolculuklarda dinlerken düşünebileceğiniz şarkılar, agresif çıkışlar ve duygusal parçalar da yaptım” diye anlatıyor taze müziğini. Albüme kulak verdiğimde, türler arası bir yelpazeye sahip olduğu çekti dikkatimi, beat’lerin canlı enstrümanlarla yenilik peşinde olduğu belliydi. Sözler içinse ahkâm kesmeye gerek yok, Ceza’nın hayata baktığı pencereden cereyanı yediyseniz bir kere, zaten alırsınız albümü; yarından itibaren bütün müzik mağazalarında olacak. 

Dört yıldır albüm yoktu, neler yaptın?
Yerli yabancı düetler oldu, tur yaptık, film müzikleri oldu. Workshop yapıyorum iki seneden beri Berlin’de. Türk, Arap gençleri, Azerbaycanlı, Bosnalı, Afrika kökenli gençler var. Aslında hiç boş durmadık diyebilirim. Son dönemde de albümü hazırladım. 

Reklamlarda gördük, duyduk seni bu arada, eleştiriler oluyor mu?
Telefon operatörü reklamından zengin olduğumu düşünenler var. Attığım imzalar yüzünden ben hiç kazanmadım o reklamdan, öyle bir şey olmadı. Parçanın tüm hakları yapımcıdaydı. Çok fazla reklam teklifi var ama gerçekten ihtiyacım olduğu zaman tercih etmek istiyorum. Kimse faturamı ödemiyor sonuçta, dışarıdan göründüğü gibi değil ama her önümüze gelene de atlamıyoruz. 

Duruşu da korumak zorundasın değil mi? Popçu olsan her işle oynarsın...
Bizim gibi insanlardan nasıl çıktı bu idealistlik, sanki çok doğru düzgünmüş gibi her şey... Bu kadar her şeyin ters gittiği bir yerde bu kadar işi bilen insanların konuşup da hiçbir şeyin düzelmemesi zaten saçma, o yüzden kulak asmıyoruz. 

‘Yerli Plaka’ kuvvetli politik söylemlere sahipti. Bu albümün bakışı nasıl? Yıllar içinde fikirler değişiyor mu?
Toplum içinde veya dünya çapında belli konuları ve herkesin bireysel ortak sorunlarını dile getirdim. Metaforlar çok. Küfür her zamanki gibi hiç yok. Bizim yaptığımız Neyzen Tevfik gibi edebi biçimde sövmektir. Bunu en iyi yapanlardan biri de Fuat’tır mesela, ilk zamanlarından beri çok insan ondan ilham almıştır. İlk battle’ı (atışma) başlatan MC benim burada, arada sert çıkışlarımız olmuştur ama ahlakı bozmayız. Müziğimde değişim olursa ben de farkında değilimdir, içimden geleni yaparım. Bazen tabu gibi olan bir düşüncem yıkılıp haksızmışım diyebiliyorum ve müziğime yansıyabiliyor.

Hiphop’un tarzı Amerika’dan geliyor; şekil şemal yüzünden toplumda kabullenme zorluğu oluyor mu? Şimdiki rocker’lar ve punk’lar rahatsa sokakta, bizim abilerimiz saçları ve küpeleri yüzünden yeterince dayak yediği için özgürler. Siz de böyle süreçlerden geçtiniz mi?
Çok sataşmaya maruz kaldık, yeri geldi fiziksel olarak da karşılık verdik mecburen. Ama hep olmamız gerektiği gibi olduk. Dediğin gibi, rock camiası daha eskilerin yaşadıkları ve yolu aşması sayesinde şimdi bir yerdeler. Bugün yediden yetmişyediye rap’e sıcak bakan bir kitle var Türkiye’de, dünyada da pek yok böyle. Ayrıca herkes bizi sevsin diye bir derdimiz de hiç olmadı. Sevenlerle ilgilendik biz.

Yolu aşmak deyince, Türkiye rap’in gelişini önce Kartel’le gördü ama insanlar gelen şeyin rap olduğunu anlamış mıydı? Gerçek atılım sizinle başladı sanıyorum.
Onlar milliyetçi söylemlerle gündemi çok iyi yakaladılar ama anlatılmak istenen milliyetçilik değildi kesinlikle. Almanya’daki azınlığın dertlerini dile getirdiler ve rap’in özünü yaptılar aslında. Tek şikâyetimiz, kullandıkları dil ve tarz biraz daha gelişmiş olabilirdi o zaman da. Halen onları taklit eden, gelişemeyen, orada takılı kalanlar var. Bir albüm yaptılar, yıl ’95 ve sonrası yok. Sonrasını biz yaptık burada. 97-98 yılında ‘Yer Altı Operasyonu’ ortaya çıktı. Hepimiz birbirimizi tanırdık ve olay virüs gibi yayıldı. Sonra yaptığımız albümler anlaşılmaya başlandı, alternatifler çıktı, Fuat’ın gelişi bambaşka bir boyut kazandırdı mesela. ‘Med Cezir’den sonra rap dinlemeyenler de rap dinleyebilir hale geldi. Ön yargıları kaldırdık aslında. Şimdi Busta Rhymes’lar, 50 Cent’ler buraya gelebiliyorsa bu yaptıklarımız sayesinde olabiliyor.

Türkiye’de hip hop denince herkesin aklında üç kişi var, dördüncü niye olmuyor?
Herkesin aklında biz olduğumuz için malesef. Kendini geliştirmek yerine sadece o üç kişinin ne yaptığını, birbirine ne dediğini düşünmekten ya da o üç kişiye sataşmaktan dördüncü gelemiyor. Bilinçsizlikten, cahillikten ilerleyemiyorlar malesef. Underground’da Da Poet, Ayben, Sahtiyan, Sansar, Alaturka Mavzer, Acil gibi sayısız başarılı isimler var. Ama diğerleri ne Public Enemy ne Run DMC tanıyorlar, ne de rap’in gerçek ruhundan  haberleri var, sadece izledikleri magazine takıldıkları için bir şey olamıyorlar. Kendi içlerine baksalar, bizi örnek alsalar, doğru olan kısımlarımızı, daha başarılı olabilirler. 

Öyleyse sen workshop’ları neden Türkiye’de değil de yurtdışında yapıyorsun?
Bana o Alman hükümetinden gelen bir teklifti. Fatih Akın’ın ‘Crossing The Bridge’ filminden aldığımız ödüller, sokak faaliyetlerimiz onlara sıcak geldi ve yapmak istediler. Suça yaklaşmış gençleri bir araya getirdiler ve biz onları sanıyorum biraz daha topluma kazandırdık. Devlet teşekkür belgesi de verdi bize. Türkiye’de böyle bir şeye sponsorlar bile yaklaşmıyor. Biz elimizden gelen özveriyi yapmaya hazırız.

Sektörde var olmak için müziğinden taviz verdin mi hiç?
Ben her zaman bildiğimi yaptım. Burada Sezen Aksu, Müslüm Gürses gibi büyük, değerli isimlerle düet yaptık. Koyu rap camiasından tepki geldi tabii ama biraz da bu işler sayesinde Türkiye’de rap bir yere gelmiş olabilir diye düşünüyorum. Sezen Aksu’yla rap yapmak, gerçekten büyük bir olaydır. Benim için de şeref verici bir durumdur, Türk toplumunda bir çok önyargıyı yıktı ve rap’e saygınlık kazandırdı bu çalışma. 

Rap yaparken önce bir amacın var, sesini duyurmak istiyorsun. Sonra şöhret geliyor, yaşam standartların değişiyor. Bu durum söylemleri, samimiyeti nasıl etkiliyor?
Yedi sene elektrik işçiliği yaptım, benim enerjim hayatımı böyle geçirmemeyi düşünmekti. Şimdi her şey müziğim sayesinde oluyor. Med Cezir’de anlattığım tarzda, sokak sanatı, fakirlikten bahsetmek artık benim için de doğru olmaz. Şimdi insanların ruhunu beslemeye çalışıyorum yaptığım işlerle. Bu yüzden her dönem orijinal olan neyse, içimizden gelen neyse gerçek olan, onu yansıtıyoruz. İnşallah bu ölene kadar da böyle devam edecek.

Yani bırakmayı düşünmüyorsun hiçbir zaman?
Umudum, sağlığım ve ömrüm el verdikçe devam edebilmek. Film, dizi teklifleri geliyor hep ama ben aktif bir MC olarak devam etmek istiyorum.

Oyunculuk MC’liği etkiler mi ki?
Etkilemez tabii, ya da bilmiyorum belki bir çelişki yaratabilir. Benim zaten hevesim var sinemaya. İsterim ama bize gelen teklifler hep Eminem’in 8 Mile’ı gibi başarılar hikayesi, rap’le ilgili konular falan. Ben öyle saçma bir şey kesinlikle yapmam, zaten Türkiye’ye yakışan bir olay değil. Toplumu ilgilendiren, sokak kültürüyle ilgili olabilir, müzikten bahsetmiyorum, sosyal kültürle ilgili bir film olabilir, komedi ya da... İddialıyım demek istemiyorum ama denemek isterim.

Rapstar yarışması, bu müziği ilk kez bir ulusal kanal düzeyine taşıdı ama olmadı. Neden tutmadı? Tüketildi mi?
Sadece rap olmasını istiyorduk biz. Çok müdahale edilmesiydi sorun. Maddi çıkarlar göz önünde olmuş olabilir ama biz manevi, duygusal düşündük Fuat’la. Kurumla aramızdaki bu anlaşmazlık da programın erken bitmesine neden oldu. Ama beraber çalıştığımız herkese teşekkür ederim, desteklediler ve ben bunun olumlu dönüşlerini de gördüm. Sonrasında Güneydoğu’dan, diğer illerden bir sürü mesaj geldi, yurtdışından da öyle, ‘düetler iyiydi, rap’i sevmiştik’ diye. Ailelere de etki etti yani o program.

Yapımcıların istediği neydi?
Rating. Yandan çıkan sanatçılar, düetler, konuk sanatçılar... Biraz daha arabesk olması, Türk Sanat Müziği koymak aralara... İstedikleri buydu.

Rap’in geldiği ülkenin kültürüne entegre olması kötü bir şey mi?
Rap’ten daha göz önündeydi o olaylar. Rap yarışması olarak görünen bir yarışmada rap ön planda olmalıdır, burada tam tersine rap ikinci planda kalmıştı, bizi o rahatsız etti. Orta yolu da bulamadık.
Hip hop’cuların devamlı takıldığı yerler pek yok, eskinin bir Akmar pasajı, bir Ortaköy veya köprü tayfası gibi bir araya gelmiyorlar...
Eskiden toplanıp, teybimizi yanımızda taşıyıp yapardık session’ları. Ben kendimi çok şanslı hissediyorum, o sokak ruhunu gerçekten yaşadık biz. Şimdikiler maalesef hep aile baskısı ya da çevreden yadırganmadan dolayı geri kalıyor. Türkiye’de sektör yok, gençler karşılığını alamayınca boşlukta kalıyor ve çekiliyorlar. 

İnternet de etkiliyor sanırım?
İnternet zaten bitirdi, kesinlikle. İnsanların birbirine yazdığı bir küfür veya on dolarlık mikrofonla kaydedip internete koyduğu parça tatmin etmeye yetiyor, mastürbasyonun başka bir şekli oldu internet. Doğru amaçla kullanılmıyor yani.

Sagopa’nın dava açma olayı var bir de Fuat’la ikinize. Rap’in doğasında var mı böyle bir olay?
Dünya tarihinde ilk defa böyle bir şey oldu. Boks maçında bir boksörün diğerini ‘bana yumruk attı” diye hakeme şikâyet etmesine benziyor. Çıkma o zaman ringe!

Albümün ilk videosu ‘Bir Minik Mikrofon’. Bir çuval mikrofonu gömüyorsun klipte?
Söyledikleri yanlış olan, yanlış diye düşündüğümüz, elinde mikrofon tutan herkesin mikrofonlarını alıp gömmek oradaki. Yalanlara inanan, her şeye kanan kişilere de diyorum ki söyleyeceğini söyle ama önce mikrofonunu getir bana, ben gömeyim onu toprağa.

Yine ünlü isimlerle düetler yapacak mısın?
Sayısız teklif var, isim vermek istemiyorum ama hayranlarım da beni yalnız duymak istiyor artık. Bir dönem yapmayacağım, karar verdim. Rap camiasından belki olabilir.


    ETİKETLER:

    Afrika

    ,

    Müslüm Gürses