Amerika'daki gibi çok çalışacak oyuncular arıyoruz

Amerika'daki gibi çok çalışacak oyuncular arıyoruz
Amerika'daki gibi çok çalışacak oyuncular arıyoruz
Zorlu PSM, 8 Ekim'de Güzel ve Çirkin müzikaliyle sezonu açacak Zorlu PSM'nin Amerikalı yöneticisi Ray Cullom'la salonu, programı ve Türkiye'nin yeni eğlence endüstrisini konuştuk.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

İstanbul ’da bir şeyler kökten değişiyor. Artık büyük konser mekanları ve şovlar için inşa edilmiş ve edilmekte olan çok sayıda gösteri merkezi var. Üstelik kendi programlarını yapıp iddialı yapımlar getiriyorlar. İçlerinde en iddialısı Zorlu Center’ın içindeki Performans Sanatları Merkezi (PSM). 8 Ekim’de Güzel ve Çirkin müzikaliyle sezonu açacak Zorlu PSM’nin Amerikalı yöneticisi Ray Cullom’la salonu, programı ve Türkiye ’nin yeni eğlence endüstrisini konuştuk.



İzleyicinin ilgisi nasıl, memnun musunuz?
Geçen sezonun başından sonuna doğru izleyici sayısında çok büyük bir artış oldu. Hayal kırıcı bir açılış geçirdik ama Cats ve Notre Dame’ı sergiledikten sonra bütün koltuklar dolmaya başladı. Duyduğuma göre Türk halkının son saniye bilet alma alışkanlığı olmasına rağmen Phantom of the Opera’nın geleceğini açıkladığımızda daha gösteriye 13 ay olmasına rağmen bütün biletler satıldı. Cats’i görmek isteyen bir sürü izleyici bilet bulamadıkları için gösteriyi izleyemedi.

Broadway şovlarını Türkiye’ye getirmek kârlı bir iş mi?
Eğer rağbet görürlerse, evet. Getirmek pahalı olduğundan dolayı riskli bir iş. Şovların gelmesinden iki, üç sene önce hazırlıklara başlamamız gerekiyor çünkü bir şov getirmek çok büyük bir olay. Mesela, Phantom of the Opera 29 kamyonla geliyor. Teknisyen oyunculardan oluşan 95 kişilik bir ekip Avustralya, İngiltere ve New York gibi yerlerden geliyor. Sadece sahneyi kurmak iki haftayı bulacak. Ve Phantom of the Opera 48 kez sahnelenip gidecek....

Biletleri, Mybilet ya da biletix ile değil kendi sisteminiz üzerinden satıyorsunuz, neden?Yaptığımız en değişik şeylerden biri de buydu. Biletix iyi bir şirket ve onlarla hep irtibat halindeydik. Açılmamıza altı hafta kala Biletix’in bizim istediğimiz müşteri hizmetlerini veremeyeceğine karar verdim. Sahne sanatları için bilet satmak futbol maçı bileti satmaya benzemez. Bilet almayı düşünen bir sürü insan bize çeşitli sorularla geliyor. Örneğin, eğer “bu akşamki orkestranın repertuarı nedir?” veya “8 ve 11 yaşındaki çocuklarım için şov uygun mudur?” gibi sorular sorulursa bu soruların doğru bir şekilde cevaplanmasını istiyorum. Biletix’in bunu yapamayacağını düşündüğümüz için ve kendi istediğimiz müşteri hizmeti seviyesine ulaşabilmek için kendi sistemimizi yapmaya karar verdik. Ayrıca biletlerden hizmet ücreti alınmasını doğru bulmuyorum. Biz herhangi bir ekstra bilet ücreti almıyoruz. Eğer şov 100 TL ise müşteri 100 TL ödemelidir, 115 TL değil. Şovu ve artistleri biz getiriyoruz, masraflarımızı ödememize yetecek kadar olabildiğince düşük bir fiyat bulmayı deniyoruz, ardından birinin gelip üzerine 15 TL daha eklemesini istemiyoruz.

İstanbul’da son birkaç yılda eğlence sektöründeki patlamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce nasıl oldu? Kaç senedir İstanbul’dasınız?
İstanbul’a 19 ay önce geldim. Bence bu patlamanın sebebi gençlerin enerjisi. Çoğu üniversitede sanat programları açıldı. Öğrenciler, müzik, tiyatro, sahne ve görsel sanatlarda çok iyi bir eğitim alıyorlar fakat bu konuda çok fazla gösteri bulma imkanları yoktu. Akıllı yatırımcılar bu enerjinin ve talebin farkına vardı ve insanlara bu olanağı sağlamaya başladılar. Daha bugün Sadri Alışık Tiyatrosu’nun yöneticisiyle yemek yedik. İngiltere ve Amerika’dakilerle Türkiye’deki şovları karşılaştırdık. Türkiye’nin modelini Amerikan tarzına benzetmek istiyor ve bu konuda ona yardımcı olacağım. Amerikan ve İngiliz tiyatroları ile gelecek sene birçok tiyatroyu birlikte hazırlayacağız. Örneğin, La Bohème’i İngiltere’den Royal Opera ile ortak yapımımız. İngiliz şarkıcı ve yaratıcı insanlarla Türk operacı ve balerinlerin ortak bir çalışması olacak. Bir Broadway Şov’unu Türkçe’ye çeviriyoruz ama bu bilgiyi daha duyurmadığımız için ismini şu an söyleyemiyorum. 




Amerika’daki gösterilerin hazırlık süreciyle Türkiye’yi karşılaştırır mısınız? Provalar, oyuncular… nasıl?
Amerika’da ve İngiltere’deki şarkıcıların çalışma tempoları çok yoğun. Oyuncular hem aktörlüğü hem şarkıcılığı hem de dansçılığı çok iyi çalışıyorlar. İnsanları eğitmek bu sebeple çok uzun sürüyor. Amerika’daki sanatçıların aldığı eğitim çok zor. 4 hafta boyunca haftada 6 defa, günde 12 saat yoğun bir çalışma temposunda oluyorlar. Gösteri oynanmaya başladıktan sonra haftada 6 gün ve 8 defa sahneye çıkıyorlar. Bu sebeple gösterinin üretimi boyunca birlikte olmak, gösteriyi değiştirmek ve güzelleştirmek gibi fırsatlarımız oluyor. Türkiye’de gösteriler bu şekilde ortaya çıkmıyor. Daha uzun bir zaman diliminde daha az yoğun bir tempoda çalışıyorlar. Gösteriyi haftada bir iki defa oynuyorlar. Türkiye’ye Amerikan tekniğini getirmek istiyoruz. Bu yüzden yoğun çalışmaya hazır sanatçılara ihtiyacımız var ve bulacağımıza inanıyorum. Çünkü çok sayıda tutkulu genç var. Amerikan modelini Türkiye’ye getirebileceğimize inanıyorum.

İngilizce müzikallerin Türkçe’ye çevrilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu akşamki Türkçe dersimden sonra bu soruyu yanıtlayacağım (gülerek). Bu soruyu cevaplamam çok zor ama bence bunun yapılması mümkün. Ortaya çok güzel şeyler çıkabilir.

Türkiye’deki başka sahne sanatı merkezleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Aranızda bir rekabet var mı? Gelecek iki yılda yeni merkezler ve şirketler açılacağını da duyduk. Sektördeki bu patlama sürecinde bir çok yeni aktör ortaya çıkıyor. Zorlu’yu ve İstanbul’u nasıl etkiliyor?
Hep söylediğim bir söz vardır; “gel-git, denizdeki bütün gemileri yükseltir.” İstanbul çok büyük bir şehir. Sonuçta 18 milyon insan yaşıyor, seyircisiz kalmayacağız. İstanbul sanat sektöründe dünyanın en büyük pazarlarından biri olabilecek potansiyelde. Nederlander ve Zorlu Center PSM bu yüzden buradalar.

İnönü Stadyum’uda bir gösteri merkezi haline getiriliyor. İstanbul’da artık dolu tutulması gereken binlerce yeni koltuk var. Bütün bu koltukların nasıl dolacağını merak ediyorum.
Son yıllarda gelişen sosyal medyanın büyük bir etkisi olduğuna inanıyorum. İnsanlar sanatla daha içli dışlı yaşamaya başladı ve gösterileri canlı görmek istiyorlar. Kimseyle rekabet içinde değiliz. Çünkü mesela Madonna İnönü Stadı’nda çıkacak ama Zorlu’da hiçbir zaman çıkmayacak. Aynı şekilde Phantom of the Opera, Zorlu’da olacak ama hiçbir zaman İnönü Stad’ında olmayacak. Zorlu, opera ve müzikaller için çok uygun bir salon ve bildiğim kadarıyla İstanbul’da benzer olan veya planlanan başka bir salon yok. Zorlu özellikle sahne sanatlarına ev sahipliği yapmak için yapılmış bir yer. Buraya Beyonce’yi getirmeyeceğiz ama New York City balesini getireceğiz umarım. Diğer merkezlerde bir gün politikacılar konuşuyor, bir gün araba şovu oluyor. Burası sadece sahne sanatları için. 



Buraya gelmeden önce Zorlu PSM’nin programını hazırlayan Nederlander şirketini hiç duymamıştım.
Nederlander 102 yıllık bir aile şirketi. Kurucusu benim patronumun büyük babası. Şu anda dünyanın en büyük Tiyatro operatörlerinden biri. Dokuz tane Broadway tiyatrosuna, İngiltere’de ve Amerika’nın bir çok eyaletinde tiyatro sahnelerine sahipler. Benim çalıştığım bölüm olan Nederlander Worldwide yükselmekte olan pazarlarla ilgileniyor. Çin’de, Türkiye’de ve birkaç tane daha ülkede salonlar yaptık. İstanbul’da yaptığımız salon buranın potansiyeli dolayısıyla Nederlander’in yaptığı en büyük işlerden biri.

Buraya getirdiğiniz şovlar Nederlander’e mi ait?
Nederlander Broadway’deki bir çok şovun üreticisi. Nederlander’in websitesinde Broadway’deki en büyük dokuz şovu görebilirsiniz. Buraya getirdiğimiz şovlar bütün dünyada aynı yönetmenler, aynı aktörler, aynı tasarımcılar tarafından yapılıyor. 1987 senesinde Londra’da yapılan Phantom of the Opera ile buraya gelecek olan Phantom of the Opera arasında neredeyse hiç fark yok, çünkü aynı insanlar tarafından yapılıyor.

Salon sorunu olan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası geçen sene burada birkaç konser vermişti. Bu sene de programda var mı?
Evet. Devlet Operası, Balesi, Senfonisi ve Borusan’ın gösterileri yapılacak.

Güzel bir tiyatro salonunuz var, orayı Sadri Alışık Tiyatrosu kullanıyor başka tiyatrolara da açmayı düşünüyor musunuz?O salona bir çok grup her türlü şeyi sergilemek için geliyor. Hatta en çok kullanılan salon orası. Neredeyse haftanın her günü dolu oluyor. Işıkların ayarı konusunda çok iyi kordine olmamız gerekiyor. Her şov için ışıkları değiştirmemiz söz konusu değil. Her kullanıcının neye ihtiyacı olduğunu öğreniyoruz, sonrada teknik ekibimiz istekleri yerine getiriyor. Her gün olmasa bile genelde gündüzleri çocuklar için bir oyun oynanıyor akşamları da SAKM’nin bir oyunu oluyor. Şu ana kadar neredeyse şehirdeki bütün tiyatro kurumları ile konuştuk. Onlarla çalışabileceğimiz zamanlarda çalışıyoruz. Amacımız yılın her günü burada bir şeyler yapılması, hatta her gün birden fazla olması. Görsel sanatlar ve galeriler için de uygun sergi alanlarımız var. Her gün yerel bir sanatçı grubunun herhangi bir sahnede, bedavaya gösteri yapması gibi bir hedefimiz de var. Aslında bu fikri Washinton’daki Kennedy Center’dan çaldım…
 


Zorlu PSM nasıl finanse ediliyor. Şovların geliri yeterli oluyor mu yoksa sponsorlarınız mı var?
Evet çok sayıda sponsorumuz var. Hatta daha anons etmediğimiz ama anlaştığımız şirketler de bulunuyor. Dünyada sadece bilet satışlarından işletilen hiçbir sanat merkezi yok çünkü bütün giderlerinizi bilet satışlarıyla ödemek imkansız. Amerika’da insanlar bir gösteri izlemek istedikleri zaman bilet parası ile birlikte genelde bağış da yaparlar. Bu yüzden Amerika’daki birçok sanat merkezi insanlardan ve şirketlerden gelen bağışlarla geçiniyor. Türklerde bağış yapma alışkanlığı pek yok ama Amerika’ya kıyasla daha çok sponsor bulabiliyorsunuz. Başlarda Zorlu Center PSM çok ilgi çekmemişti ama şu anda iyi ilgi çekiyoruz. Yakında çok büyük sponsorluklar açıklayacağız.

Sahne büyüklüğünden dolayı film galaları için çok ideal bir yer. Film galaları yapılıyor mu yoksa siz mi istemiyorsunuz?
Gala teklifleri geliyor ve bizde yapmak istiyoruz zaten. Salon özellikle galaların da yapılabilmesi için tasarlandı. Müzik sistemimiz sadece tiyatro için değil, aynı zamanda sinema için ayarlandı. Dolby’nin dünyanın en kaliteli sistemlerinden birini kullanıyoruz. Salona girip duvarlara baktığınız zaman her yerde hoparlör olduğunu görebilirsiniz. Projektör için de arkada özel bir odamız var. Şu anda birkaç film galası için devam eden görüşmelerimiz var. Vizyondaki filmleri oynatmayacağız tabii ama bütün ünlülerin geldiği, yere kırmızı halı sereceğimiz geceler düzenleyeceğiz. Ödül seremonileri için de ev sahipliği yapmak istiyoruz. Bu seneki Kelebek Ödülleri’ni ve Kırmızı Ödülleri’ni burada gerçekleştirdik Daha bugün gala konusunda görüşmeler yaptım. Bir ay önce sormuş olsaydınız film galamız yok derdim ama şu an yakında olacağını söyleyebilirim. Yaptığım işin en çok bu kısmını seviyorum zaten. Hep bir yenilik, heyecan. Her zaman bir iki yıl ileriyi düşünmemiz gerekiyor. Gelecek hafta 2016 hakkında konuşmaya başlayacağız, çünkü bizim için 2014 ve 2015 yılları çoktan bitti.


.