Anılar ne zaman çöp ne zaman arşivdir?

Anılar ne zaman çöp ne zaman arşivdir?
Anılar ne zaman çöp ne zaman arşivdir?
Sait Bey ailesinin Osmanlı'dan Cumhuriyete ilginç hikâyesi Salt Galata'da açılan 'Bir Arşivi Parçalamak' sergisinde.
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun / Arşivi

Arşiv tedirgin edici bir yayındır. Dağınıktır, tortudur, zamandan tesadüfi ya da bilinçli filtrelerden geri kalandır. Eksikleri, boşlukları, kopuklukları, unuttukları, sakladıkları çoktur...
Ve genellikle resmi arşivlerde, tarih kitaplarında her zaman büyük olayların ve önemli insanların belgeleri vardır. Sıradan insanların fotoğrafları, anıları, sakladıkları objelerin son durağı birkaç kuşak sonra çöp konteynirleri eğer şanslıysalar bitpazarlarıdır.
Bazen de şans bir adım daha öteye gidebilir. Bugün Salt Galata’da açılan ‘Arşivi Parçalamak: Bir Osmanlı Ailesi’nde Temsil, Kimlik, Hafıza’ sergisinde olduğu gibi zincirleme sorumluluklarla saklanan sıradan bir ailenin öyküsü gerçek bir dönem sergisine dönüşebilir.
Salt’ın beşinci ‘Açık Arşiv’ sergisinde geç Osmanlı döneminden Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarına uzanan bir kesit kentli, eğitimli bir ailenin üç kuşağı kapsayan öyküsü etrafında anlatılıyor.
Ve aynı zamanda bu ailenin hikâyesi özelinde arşivcilik de sorgulanıyor. Hepimiz zaman zaman çelişkiye düşeriz. Aile öykülerimizde önemli olaylar kişiler yoksa saklanan not defterleri, fotoğraflar, objeler kısaca tüm geçmişimiz çöp müdür? Saklamaya gerek yok mudur? Tarihçi Derin Terzioğlu’nun söylediği gibi aslında tüm sıradan gibi görünen belgeler “Tarihi insanlı yazmanın yollarından” biri olabilir.
1900’lü yıllar...Bir imparatorluk yıkılıyor, yeni bir cumhuriyet kurulmak üzere bu çalkantılı dönemde hayat tümden değişirken yaşamlar nasıl etkileniyor. Büyük tarih anlatısında yer almayanlar, günlük yaşam Sait Bey isimli birinin ajandasından da çıkabiliyor. Kimi günler “İsyan devam ediyor, bugün dışarı çıkamadım” diye bir cümle düşüyor. Bir başka gün “ Çocuklara bonbon aldığını, 2. Meşrutiyet’in ilanının ardından genel af ilan edildiğini” alt alta yazıyor. 1911 yılında Berlin’e yolculuğu sırasında kaldığı oteldeki kırmızı yumuşak halıları bile karısına yolladığı kartpostalda anlatıyor.
Sait Bey kimdir?
‘Bir Osmanlı Ailesinde Temsil, Kimlik, Hafıza’ sergisi ailenin dördüncü kuşak üyesi Hatice Gonnet Bağana tarafından Salt Araştırma’ya bağışlanan Sait Bey Arşivi’nin 1900-1940 yılları arasına odaklanıyor.
1950’li yıllardan bu yana Paris’te yaşayan ünlü Hitit uzmanı arkeolog Hatice Gonnet Bağana’nın anne tarafından büyük dedesi bir kahraman değil. Fransız tarihçiler François Georgeon ve Paul Dumont’un tanımıyla adeta bir “İstanbullu burjuva karikatürü”.
1865-1928 yılları arasında yaşayan Mehmet Sait Bey, Mekteb-i Sultani ( Galatasaray Lisesi) mezunudur. Sarayda tercüman olarak çalışır. İşini kaybedince mezun olduğu okulda hocalık yapar. Evinde piyanosu vardır. Her gün neler yaptığını ajandasına not alır, sinemaya gitmeyi sever, çocuklarına Fransızca dersi aldırır. 1920’lerde ailesiyle birlikte Şişli’de bir apartman dairesine taşınır.
Tarihçi Ece Zerman, Paris’te yüksek lisans tezini bir Osmanlı ailesi üzerine yapmak isterken 2009 yılında Hatice Gonnet Bağana ile tanışıyor. Hatice Hanım aileye ait tüm belgeleri, fotoğrafları genç araştırmacıya veriyor. Tezden yola çıkarak bu proje gerçekleşiyor.
Sergi, ülkenin karmaşık bir geçiş sürecinde bir ailenin kendisini yazı, fotoğraf, mektup, müzik, kitaplar ve nesnelerle nasıl ifade ettiğini anlatıyor. Aile üyelerinin kendi hafızalarını nasıl oluşturduğunu, kaydettiğini, bu hafızanın erken cumhuriyetin kurulmakta olan ulusal anlatısıyla nasıl iç içe geçtiğini, kimliklerin nasıl kurgulandığını ortaya koyuyor.
Sergiyi hazırlayan Salt ekibinden Lorans Barut ve Ece Zerman, arşivi elle tutulur, gözle görülür bir hale getirmeye çalışmış. Eldivenle tutulur steril bir arşiv sergisi yaratmak istememişler. Zerman’a göre “Tutulan günlükler, çekilen fotoğraflar, kişiye özel objeler bize 19. yüzyılda bireyin iyice ortaya çıkmaya başladığını da gösteriyor”. ‘Arşivi Parçalamak: Bir Osmanlı Ailesinde Temsil, Kimlik, Hafıza’ sergisinin görsel tasarımını Future Anecdotes İstanbul üstlenmiş. Sergi için Sait Bey’in Berlin seyahati izlenimlerini anlatmak üzere Sait Mingü ve Boran Güney tarafından beş bölümlük bir animasyon film de hazırlanmış.

Hitit uzmanı Hatice Bonnet Bağana
Hatice Bonnet Bağana Sait Bey’in torunu Nesrin Bağana’nın kızı. Babası Mehmet Ali Bağana eğitimini Almanya’da almış bir tarım mühendisi. Cumhuriyet’in ilk üst düzey bürokratlarından ve toprak reformunu gerçekleştiren isimlerden biri. 1950’lerde babasının OECD’deki görevi sırasında Paris’te arkeoloji ve sanat tarihi okumuş. Hatice Hanım Fransa’da uzun yıllar araştırma kurumlarında çalışmış, Ecole de Louvre’da Hititler ile ilgili dersler vermiş. Anadolu’da birçok kazıya ve araştırmaya katılmış. Dünyadaki ve Türkiye’deki Hititoloji ve arkeoloji çevreleriyle yakın ilişkileri olmuş.
Hatice Bağana’nın eşi de bir süre önce vefat eden Fransız ressam Tony Gonnet. İlginç bir rastlantı İstanbul’da aile sergisinin açıldığı günden iki gün sonra da Fransa’da doğduğu kasabada Tony Gonnet’in sergisi açılıyor. Bugün Sait Bey ailesinden geriye kalan isimler arasında Bonnet’in yanı sıra Bülent Arel ve Ziya Kocainan bulunuyor.