'Anne ben beton dökmeye gidiyorum!'

'Anne ben beton dökmeye gidiyorum!'
'Anne ben beton dökmeye gidiyorum!'
Antonio Cosentino ve Extramücadele'nin Studio X-İstanbul'da açılan ortak sergisi 'Anne ben beton dökmeye gidiyorum', kentsel dönüşüm ve çarpık kentleşmenin resmini önünüze koyarken, otoriter iktidarın yer bırakmama ustalığını ve mekân tasarlama konusundaki sorununu da tartışmaya açma niyetinde.
Haber: HÜLYA AVTAN - hulyavtan@gmail.com / Arşivi

Sürekli yıkım ve yeniden inşa ikilisine mahkûm olmuş, bu sebeple bellekteki izlerinin gitgide silindiği şehir yapısının, her an yeni kılıklara büründüğü gerçeği Antonio Cosentino ve Extramücadele’nin ortak sergisi ‘Anne ben beton dökmeye gidiyorum’da çok daha çarpıcı hale geliyor. 16 Ocak tarihinde Studio X- İstanbul ’da açılan sergi bir tür tramvaya da benzetilebilecek kentsel dönüşüm ve çarpık kentleşmenin resmini önünüze koyarken, otoriter iktidarın yer bırakmama ustalığını ve mekân tasarlama konusundaki sorununu da tartışmaya açma niyetinde.

BİR TÜR KENT LABORATUVARI
Columbia Üniversitesi’nin bir girişimi olarak kurulan Studio-X İstanbul şehir ve şehrin toplumla mücadelesine odaklanan bir tür kent laboratuvarı gibi. Kentin bugün ve gelecekte karşılaşması muhtemel sorunlara odaklanan ve bunlara çözüm getirmeyi hedefleyen mekân; sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler arasında bilgi alışverişi sağlama amacını üstlenmiş bir platform aynı zamanda.

1996’DAN BUGÜNE İSTANBUL ATLASI

Antonio Cosentino, İstanbul AtlasıSergi Cosentio ve Extramücadele’nin söz konusu kent travmasının içinde gezinen işlerinden oluşuyor. Cosentio’nun 1996’dan bu yana İstanbul periferisinin hızlı dönüşümünü fotoğrafladığı ‘İstanbul Atlası’ çalışması da ilk kez bu sergiyle gün yüzüne çıkmış. 50 bine yakın fotoğraf arasından yapılan seçki, Sultançiftliği, Rahmanlar gibi 160’a yakın mahallenin çekimlerinden oluşuyor. 2. ve 3. dünya kentlerinin ortak mülkü olarak tarif edilebilecek bu ‘hiper yığıntı’ların arasında bir tür melodrama dönüşen ögeler göze çarpmakta. Cosentio dönüşümün neden tramvatik olduğunu şu sözlerle ifade ediyor “Belleği yitirdik, kimsenin çocukluğunda yaşadığı yer yok.” Mekânsal veri yitiminin imgelemi de öldürdüğünün altını çizen Cosentio için kentin kaybettiklerini, hızla yok olacak dökümü yapılamayan periferide arama isteği, bir tür travma tedavisi gibi...

Antonio Cosentino, VagonCosentio’nun bir diğer işi ise büyük bir teneke enstalasyonu. Kent içinde asla yok olmayan, kullanım amaçları değişe de bir şekilde yaşayan ve sokakta, binada, şehirde sürekli hayat bulan teneke ile bir tren hikayesi oluşturan sanatçı, teneke enstalasyonunun var olma nedenini bir süreklilik olgusu olarak ifade ediyor.

MİLLİ ZORT!

Extramücadele, Yeni İslam
Extramücadele ise sergide Cosentio’nun fotoğraflarındaki çocuklar için üç küre tasarlamış. Binalar arasında kalan ‘saçma’ ve küçük boşluklara rağmen plansız yapılaşma sonucunda iğne atacak yer kalmayan kent yapısında havada duran bu üç küre ‘Okuyan Kütüphane’, ‘Çoklu Tapınak’ ve ‘Milli Zort’ başlıklarıyla; millileştirilme niyetindeki üç kavram olan eğitim, din ve iradeye alternatif sunuyor. Okuyan Kütüphane, dışarıya sesli okuyan bir kütüphane fikrinden yola çıkıyor. Mesela Calvino’dan bir paragrafın ya da vicdanla ilgili bir metnin okunduğu bu kütüphane milli eğitimi sorgulamakta. Çoklutapınak ise bilinçdışına açılan bir kapı gibi. Milli dinin insanların bilinçdışı ile ilişkisine bile beton dökmesine itirazı olan bu küre, içinde bütün tanrıların bulunduğu sürekli Beatles çalan bir yer. Bayrak, milli marşlar ve osuruk seslerinin eşleştirilebildiği son küre ‘Milli Zort’ ise milli iradeyle dalga geçiyor. Asıl amacın vicdan ve eğlence olduğunu belirten Extramücadele “Bu ikisinin olduğu her yerde olmak isterim” diyor. 

Extramücadele, Milli İrade
Mekânın pejmürdeliğiyle örtüşen duygu durumu ve zihnin işleyişini de etkileyen kentsel sürecin doğurduğu sonuçlar ya da arz ettiği tehlike her iki sanatçının da birleştiği nokta olmuş. Extramücadele yapılan yeni yerlerdeki duygu noksanlığında bir çocuğun büyümesinin de mümkün olamayacağının altını çizerken; Cosentio düşünceyi belirleyen şeyin mekân olduğunu vurguluyor ve insanın bütün verilerine işleyen söz konusu değişimin ve bellek yitiminin de bunun bir sonucu olduğundan söz ediyor.
Sergiyi 27 Şubat’a kadar ziyaret edebilirsiniz.