Anne 'Hâlâ Barbar mıyız?'

Anne 'Hâlâ Barbar mıyız?'
Anne 'Hâlâ Barbar mıyız?'
Şair Fırat Demir, İstanbul Bienali'nin teması olan 'Anne, ben barbar mıyım?' sorusunu 17 yazara yöneltti, onlardan gelen öykü, oyun, deneme ve şiirleri 'Hâlâ Barbar mıyız?'da topladı.
Haber: ESRA ÜLKAR - esraulkar@gmail.com / Arşivi

Geçen eylül ayıdan düzenlenen 13. İstanbul Bienali’nin teması olan Lâle Müldür’ün ‘Anne, Ben Barbar mıyım?’ dizesinden yola çıkan şair Fırat Demir, hazırladığı derleme kitap ‘Hâlâ Barbar mıyız?’da 17 yazarın öykü, oyun metni, deneme ve şiirlerinden oluşan bir seçkiye yer veriyor. Kitapta Cemal Bali Akay, Ozan Çınar, Ayşegül Devecioğlu, Orhan Duru, Sezer Duru, Ferit Edgü, Haydar Ergülen, Ayhan Geçgin, Ahmet Güngören, Hüseyin Kıran, Ferhat Özkan, Elif Sofya, Mine Söğüt, Latife Tekin, Yalçın Tosun, Ayfer Tunç ve Murat Yalçın’ın yazıları yer alıyor. ‘Hâlâ Barbar mıyız?’, Fırat Demir’in deyişiyle “Bienal sonrası bir düşünce pratiği olarak da okunabilir.”
Demir, kitabın oluşum fikrini “Edebiyatın ve şiirin izini bırakmak istedik” diyerek alatıyor: “Asırlar içerisinde bazı kristal anlar oluşur. Lale Müldür’ün ‘Anne, ben barbar mıyım?’ sorusu da böylesi bir anda soruldu. 13. İstanbul Bienali, bu soruyu temel alınca, belli ki Müldür’ü sanatın göğünden edebiyatın göğüne tekrar çağırmak istedi. Şairler ve yazarlar kendilerine ait bir şeyi paylaşırken muhakkak bir yerine bir iz, bir işaret kazırlar. Bienalle birlikte benzer düşünceler üretmek, bu paralellikte edebiyatın ve şiirin izini bırakmak istedik.”
Kitabın önsözünde, “Öykü, oyun metni, deneme, şiir, birbirinden ayrı yazınsal biçimler, tıpkı farklı üretimlerden oluşan bir sergide olduğu gibi, yan yana geldi” diyor Demir. Yazıları biçimsel olarak bir araya getirmek içinse, bir küratör gibi hareket ettiğini söylüyor:
“Önce aynı soruyu defalarca kendime sordum. İlk günlerde ‘Anne, ben barbar mıyım?’ sorusunu öze dönmekle ilgili sanıyordum, bir tür arınma. Sonra bu fikir bana yetmemeye başladı. Çünkü böylesi kirli bir dünyada nereye döndüğünün pek bir önemi yoktu. Ardından aklıma şair olmanın yükü, laneti bindi. Kendi hayatımda arkamda saklamak zorunda kaldığım baltaları düşündüm. Türkiye ’de bir şair olarak Lale Müldür’ü düşündüm. İlk kez İlyada’nın ikinci bölümünde ‘barbarophonoi’, yani ‘kaba saba’ ve ‘anlaşılamayan’ bir dili konuşanlar olarak anılan barbarla, şairin ne farkı vardı? Demek ki barbarlık, öncelikle bir dil problemiydi. Sorunu bu öze kadar getirebilmek, bana özgürlük sağladı. Sezgisel olarak ‘anlaşılamamanın’ üzerine gittim. Sonrasında ailenin ikircikli iktidarından, bürokrasinin ruh yiyenlerine kadar pek çok politik alanın ‘barbarları’, çok değerli kalemlerin metinleriyle kitaba dahil oldular.”
İktidar baltayı kötülükle biledi
Demir için asıl tehlikeli olan, barbarın kim olduğu değil, baltayı kimin salladığı: “Öncelikle hep güncel kalacak bir tartışma bu. Barbarlık, belki de en eski politik oyunlardan biri. Hep bize ‘barbar’ gelecek bir şeyler olacak. Fakat, içinde yaşadığımız gündem, tam da bu oyunun bir izdüşümü. Esas tehlikeli olan, barbarın kim olduğu değil, baltayı kimin salladığı. Kimi ‘barbarlar’, baltaya hiç dokunmadı bile ve balta, onları ‘barbar’ olarak tanımlayanların ellerinde sallanıp duruyor. Keza Gezi eylemleri sırasınca iktidarın gencecik insanların ölümlerini hiçe sayarak çeşitli suçlamalarla yaratmaya çalıştığı tehdit algısı, baltanın nasıl hırsla, kötülükle bilendiğini gösteriyor. İşte bu noktada edebiyatçının hayati mücadelesi devreye giriyor. Bunca tartışmanın yanında ‘barbar’ diye adlandırılan oysa yalnızca kendi özgürlüğünün peşindeki bir gençten, mahallesi, yeri yurdu kentsel dönüşüm adı altında yıkılıp darmaduman edilen bir kadına kadar tüm ‘anlaşılamayanlar’a edebiyatın nefesini üfleyebilmek en önemlisi. Haliyle, kitapta yer alan kalemler, bu projeyi öncelikle bu noktada değerlendirdiler. Ayrıca bu kitap, Lale Müldür’e bir selam, edebiyat ile sanatın birlikteliği için yapılan bir valstir.”
Kitaptaki yazılar “Sizler için de bir fırsat barındırıyor: Acaba siz de hâlâ barbar mısınız, bunca karmaşaya karşı barbar durmak gerekli mi?” (Arka kapaktan) Barbarların öykü, oyun ve şiir hallerini okuyabileceğiniz, Edebi Şeyler tarafından İstanbul Bienali’nin katkılarıyla yayımlanan ‘Hâlâ Barbar mıyız?’, tüm D&R mağazaları, İKSV Tasarım Mağazası ve büyük kitabevlerinde.