Anneliğin bütün halleri bu sergide

Ressam Emel Akın'ın Ortaköy'deki Pi Artworks Çağdaş Sanat Merkezi'nde açtığı ilk kişisel sergisi sürüyor
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Ressam Emel Akın’ın Ortaköy’deki Pi Artworks Çağdaş Sanat Merkezi’nde açtığı ilk kişisel sergisi sürüyor. 28 Nisan’da sona erecek sergisinde sanat tarihi, folklor ve mitoloji ile psikoloji gibi disiplinleri sıkça ele aldığı ‘Anne ve Çocuk’ teması üzerine eğilen sanatçı, büyük ebatları tercih ettiği yapıtlarında kullandığı farklı teknikler ile sergiyi oluşturan kavramların getirdiği bütün ifade olanaklarını, ironik resim diliyle sonuna dek zorluyor.
Birçok karma sergiye de katılmış olan Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Özdemir Altan Atölyesi ‘çıkışlı’ sanatçı ile ‘kadınlığı’, anneliği’, ‘insanlığı’ ve ‘çocukluğu’ sorgulayan toplu ‘birey’ manzaralarını ele aldık.
Tez çalışmasını ‘Dışavurumcu Tavrın Romantik Kökleri’ üzerine Ressam Güngör Taner ile hazırlayan Emel Akın, yapıtlarında mizahın ayrı bir yer taşıdığını vurguluyor. Biçim ve içerik yönünden tabular ve kalıplarla ‘kavgalı’ olan sanatçı, desenden ahşap baskıya, kolajdan, akriliğe varan farklı teknikler kullandığı resimlerinde ‘kutsal’ kabul edilen kavramları eleştiriyor.
Bunca alanda kullanılan ve üzerinde durulan ‘Kadın ve Çocuk’ kavramlarına serginizde kattığınız acı mizah duygusu, bütün yapıtlarda hissediliyor.
Bu yaklaşımınızla, resimlerimdeki
ironiyi de okumuş bulunuyorsunuz. Ki bu, benim işlerimde anlaşılması adına en çok endişesini taşıdığım ‘duygusal, hoş,
ideal’ gibi beklentilerimi de boşa çıkardı.
Elbette bunlar anneliğin, çocukluğun ciddi ciddi yerin dibine batırıldığı, trajikomik hikâyeleri olan yapıtlar. ‘Ensest’ten tutun,’hamileliğe’ kadar, hatta ‘nefretlik’ bir sevgi türüne dek varan, zıt ve çift anlamlı, ‘çok kutsal’ işler. Açıkçası bu resimleri bu sergi için üretmemiştim.
Okuldaki diploma konumuz, ‘beş duyu’ idi. Ve ben konuyu bu şekilde, ‘Anne Çocuk’ açısından ele aldım. Picasso’nun anne çocuklarını çok severdim. Rönesans ve Barok resmine ait örneklere isen eredeyse ‘takıntılıydım’ diyebilirim. Yapıtlarımda bağımsız bir fikir resmi mantığıyla birkaç konuya odaklandığımı fark ettim.
Figürlerin zaman ve mekândan soyutlanmışlıkları da gözden kaçmıyor.
İnsan dün de, bugün de yarın da hep aynı ilkel duyumlarla hareket edegelmiş. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, aynı karakterini koruyor. En yeni, en iyi, en modern olanın yanında en aşağılık, en korkunç şeyleri de yapabiliyor. Bu trajikomik hayat sürüp gidiyor.
Bu bize, hiçbir şeyin kutsal olmadığını gösteriyor. En kutsal şeyden çok gülünç bir şey çıkabiliyor. Ölümcül değil, gülünç bir duygu bu. Zira her şeyin içerdiği çifte karakterli yön oldukça ilgimi çekiyor.
Peki otobiyografik ögeler var mı?
Bana birçok ‘resmimden gelen’ önerileri de zaman içinde değerlendirdim. Tabii bir ‘kadın ressam’ olmanın getirdiği zorlukları da göze aldım. Yapıtlarda elbette otobiyografik öğeler de bulunabilir. Kendi annemin imgesi, otorite, kadınlık durumları... Yani bu işlerin kendi yaşamımla ilgisi son derece doğal.
Anıtsallığı, duygunun abartılmasını önemsedim. Biçim ve içeriğin birbirinin önüne geçmeksizin birlikteliğine inandım. Konuyu, gravüründen kolajina, deseninden tuvaline hiç bırakmadım.
Konudan kopmadan, ama konuya da saplanmadan hareket etmeye gayret ettim. Aynı zamanda bu beş senede nereden nereye gelebileceğimi de görme fırsatı buldum. Ama ben idealden, güzellikten uzaklaştıkça insanların bundan hoşlandıklarını görüyorum. Tabii ben de bundan kaçmaya çalışıyorum.
‘Anne ve Çocuk’ sergisi 28 Nisan’da sona eriyor. Tel: 0212 236 68 53


    ETİKETLER:

    İstanbul