Antalya bir şenliktir...

Antalya bir şenliktir...
Antalya bir şenliktir...
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Sinemamızın kalbi 49. kez Antalya’da atmaya hazır. Kendisinden ‘yaşça’ küçük olan İstanbul Film Festivali benzeri süreklilik ve geleneksellikten yoksun olarak, şehrin yönetimini ele geçiren politik güce göre her iktidar değişikliğinde yeniden tanımlanan, rotası ve ritüelleri farklılık arz eden festival, her şeye rağmen sevimli, bizden ve kayıtsız kalınamayacak bir heyecan kuşkusuz. Malum bu yılki serüvene, festival daha başlamadan jüri başkanı tercihi damgasını vurdu. Artık sinemadan çok popüler kültürdeki varlığıyla dikkat çeken Hülya Avşar seçimi tartışma yarattı. Ben de bu isme karşı olanlar arasındayım. Ama asıl itirazım, bu isimden çok özellikle sinema sanatına hizmeti ön planda tutan festivallerdeki teamüller gereği jüri başkanlarının genellikle yönetmenlerden seçilmesi gerçeğine olan inancımdan kaynaklanıyor. Nitekim Antalya’nın karar mercilerinin de bu inanca sahip olduklarına eminim, bunu da Uluslararası Yarışma Jürisi Başkanlığı’nı, büyük usta Istvan Szabo’ya teslim ederek gösterdiler. Peki oyuncular jüri başkanı olmaz mı? Olur ama bazıları film de çekmiştir, bazıları zaten deneyim ve kalibre olarak yönetmenler üstü bir yerdedir, bazılarının duruşu, tavrı, politik kimliği ön plandadır ve fazlasıyla saygın bir kişiliktir. Bu yılki festivalin ana teması ‘Mizah, muhalefet ve demokrasi’. Ne yazık ki Hülya Avşar’ı bu üç bileşenden biriyle bile anmak mümkün değil. Neyse Allah’tan jüride güvendiğimiz isimler var, mesela bizim Tunca (Arslan) bu durumda ( futbol söylemiyle yaklaşırsak) birçok maçta en az iki kişilik oynayacak, sürekli açık kapatacak.
Öte yandan Adana Altın Koza’nın jürisinde, yarışma öncesi kimsenin itiraz etmediği isimler vardı da ne oldu; çıkan sonuçlar bazı yönetmenleri, eleştirmenleri ve de sinemaseverleri hiç mi hiç tatmin etmedi. Ama zaten sinema biraz da böyle bir disiplin. Perdenin karşısına geçip filmle ilişki kurmaya başladığımız ilk andan beri sübjektif bir alanda geziniyoruz; birimizin beğendiğini ötekimiz beğenmiyor, bir jüri üyesi tarafından göklere çıkarılan film, diğeri tarafından görmezden geliniyor.
Bu yılki Antalya’nın her şeye rağmen önemli bir işlevi olacak. ‘Ulusal Yarışma’daki 10 yapımdan sekizi ‘İlk film’. Bu da sekiz yeni yönetmene ‘Merhaba’ diyeceğimiz anlamına geliyor. Gençlik, hele hele sinemada, meseleleri ileriye taşımak adına elbette tek başına bir kriter değil. Ama umutlu olmak anlamına geliyor, dinamik olmak anlamına geliyor, geleceğe ilişkin ümitvar olmak anlamına geliyor. 2012, sağlam tek bir yönetmen bile kazandırsa kârdır.
Radikal olarak bizse, günbegün festivalin heyecanını yansıtmaya çalışacağız. Rahmetli Onat (Kutlar) Abi, zamanında meseleyi ‘Sinema Bir Şenliktir’ diyerek son derece güzel bir şekilde özetlemişti. Kişisel bir döküm yapmak gerekirse, 1998’den beri sadece iki kez pas geçtim, diğer yıllarda Antalya’nın havasını her daim soludum, ‘Sinemanın şenlik ortamı’na defalarca tanık oldum. Umuyorum ki, bu yıl da benzer duyguları yaşayacağız. ‘Önümüzdeki bobinlere bakalım’ der, yolu festivalden geçen herkese de iyi seyirler dilerim…