Ara Güler'in çekmesi için ne kadar ünlü olmam gerekir!

Ara Güler'in çekmesi için ne kadar ünlü olmam gerekir!
Ara Güler'in çekmesi için ne kadar ünlü olmam gerekir!
Türkiye'nin dünya çapındaki fotoğrafçısı Ara Güler, Boğaziçi Üniversitesi tarafından kendisine verilen fahri doktorayı Nobel'li yazar Orhan Pamuk'un elinden aldı. Pamuk, konuşmasında "Ara Güler, 80'lerde 'Ne kadar ünlü olmam gerekiyor, beni çekmesi için' diye düşündüğümdür. O Türkiye'nin hafızasıdır" dedi.
Haber: Özge ÖZ / Arşivi
Gülseven ÖZKAN / Arşivi

Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye ’nin en ünlü fotoğrafçıları arasında yer alan Ara Güler’e fahri doktora unvanı verdi. Usta fotoğrafçıya, “teknik ve sanatsal niteliği yüksek başarılı fotoğraf çalışmaları, Türkiye’nin tarihini ve gündelik yaşamını tüm dünyaya tanıtmış olması” sebebiyle verilen unvanı, dün Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü Albert Long Hall’da gerçekleştirilen törenle takdim edildi.
Törende konuşan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Gülay Barbarosoğlu, “Ara Güler kendini fotoğraf sanatçısı olmaktan özellikle kaçınan, ancak çok az sayıda kişiye verilen ‘Master of Leica’ unvanına sahip olan, dünya vatandaşı olduğunu söylemesine rağmen İstanbul denildiğinde ilk akla gelen isim. Picasso’dan Churchill’e, Aphrodisias’dan Nemrut Dağı’na , çalışan insanların gizeminden, inananların sığındıkları dünyaya uzanan geniş bir coğrafya Ara Güler’in kaydettiği... Kaydetmek yazmaktır, ancak fotoğraf ışıkla yazılan metindir” dedi.

Ara Güler’in arşivi korunmalı


Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Erktin’in yaptığı açılış konuşmasının ardından, fahri doktora konuşması ve takdimini Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk yaptı. Ünlü yazar konuşmasında Ara Güler’in kendi yaşamındaki öneminden bahsetti: “Ara Güler 1950’lerin en sükseli fotoğrafçısı, 1960’larda parlak, yetenekli ve merak edilen, 70’lerde dünya çapında, 80’lerde ‘ne kadar ünlü olmam gerekiyor, beni çekmesi için’ diye düşündüğümdür. 1994’te fotoğrafımı çekti. 2000’lerde arşivine girdim ve çalışma fırsatı buldum. Ara Güler’in arşivi benim için bir ummandır, İstanbul’un görselidir. Bugün Ara Güler’i onurlandırıyoruz. Karşılığını veremeyeceğimiz ödüllerle, şereflerle, en seçkin üniversite fahri doktorası ile onu onurlandırmak çok yerinde bir karar. Ama önümüzde asıl vazife, asıl zor iş Ara Güler’in büyük arşivini değerlendirmek. Bunu önce korumak sonra dijitale geçirmek sonra onu sınıflandırmak, bir vakfa bağlamak. Böyle bir kentin görsel hafızasını koruyan, çeken ve kendi kendisinin arşivciliğini yaparak 50’den fazla yıl titizlikle onları koruyan, saklayan bunu düşünen bir büyük fotoğrafçının arşivini korumak gerekiyor. Ara Güler’in arşivi Türkiye’nin ve İstanbul’un görsel hafızasıdır. Hepimiz biliriz hafıza, arşivin herkesin birbirini boğazladığı kimlik denilen şey için ne kadar önemli olduğunu.”
Ara Güler’in 750 binden fazla fotoğrafı olduğunu ve kendisinin de bunların 50 binine yakınını gördüğünü anlatan Pamuk, Güler’in arşivinde çalışmanın keyifli olduğunu söyledi. Arşivin İstanbul’un 1950 ile 2000 arasında olan her anını yansıttığını hatırlatarak “Ara Güler’in İstanbul’u benim İstanbul’umdur” dedi.
Herkese düşen görevin arşivi korumak olduğunu dile getiren Pamuk, İstanbul adlı romanı için Güler’in fotoğraflarından faydalandığını hatırlattı. Modernliğin, gelenekselliğin, düzensizliğin, doğallığın fotoğraflara yansıdığını söyleyen Pamuk, “İstanbul’un bana verdiği temel duygularını ortaya çıkardığı için mi yoksa İstanbul’a nasıl bakılacağımı ondan öğrendiğim için mi onu çok seviyorum. Bu güzel şüpheyi duyuyorum” diye konuştu.
Unvanını Pamuk’un elinden alan Ara Güler, cübbesini giyindikten sonra “İşte şimdi doktor oldum. Üçüncü fahri doktoram ama çok hoşuma gidiyor. Bundan sonra fotoğraf çekerken daha iyi bakacağım. Başka şeyler ilave edeceğim. Bu ödüle beni düşündüğünüz için teşekkür ederim” dedi. Tören, Aydın Karlıbel’in sunduğu piyano dinletisi ile son buldu.
Fotoğraflar: Murat ŞAKA/ Hürriyet