Arap Baharı sinemaya yaradı

Arap Baharı sinemaya yaradı
Arap Baharı sinemaya yaradı

Tamamı Suudi Arabistan da çekilen Wadjda filminin yönetmeni Haifaa Al Mansour, Arap sinemasının geleceğinden umutlu olduğunu ifade ediyor.

Venedik Film Festivali, ‘Arap Baharı’nı yaşayan ülkelerdeki sinemanın gelişimine tanıklık ediyor. Uzun yıllar boyunca iktidar baskısı altında kaldıkları için özgürce sinema yapamayan Arap yönetmenlerin filmleri festivalde ilgi görüyor.
Festivale ‘Ya man aach’ (It Was Better Tomorrow) adlı belgeseliyle katılan Tunuslu yönetmen Hinde Boujemaa “Ayaklanmanın içinde size enerji veren bir şey var, sizde konuşma ve keşfetme ihtiyacı uyandırıyor” sözleriyle anlatıyor bu değişimi. Yönetmen ayrıca, gelecek yıllarda Arap sinemasının daha iyiye gideceğine inandığını, yeni fikirlerle birlikte sinemada yeni bir tarzın oluştuğunu, her şeyden önemlisi ifade özgürlüğünün geldiğini ifade ediyor. Boujemaa’nın filmi boşanmış bir annenin daha iyi bir hayat için çocuklarına tutunma mücadelesini anlatıyor.
Festivalin dikkat çeken filmlerinden birisi ise Mısırlı yönetmen İbrahim El Batout’nun ‘El sheita elli fat’ (Winter of Discontent) adlı filmi oldu. Filmde, Hüsnü Mübarek rejimi yüzünden işkence gören bir internet aktivistini oynayan aktör Amr Waked, devrimin hayatının en şaşırtıcı deneyimlerinden biri olduğunu ifade ediyor. El Batout ise “Bizim küçük bir delik açmaya çalıştığımız duvar, Mübarek ve rejiminin çöküşü ile tamamen yıkıldı” diye konuşuyor.
Uluslararası Dubai Film Festivali’nin başkanı Abdulhamid Juma ise Arap dünyasında yeni nesil bir yönetmen kuşağının geldiği müjdesini veriyor. Juma, “Dünya çapında izleyicisiyle etkileşime geçmek için hevesli olan yetenekli bir neslin ortaya çıkışına tanık oluyoruz” diyerek sevincini belirtiyor. Fakat Juma, kısa film ve belgesel üretiminde bir patlama yaşanırken; sert, dürüst, açık uzun metrajlı filmlerin henüz yeterince olgunlaşmadığını aktarıyor.
Haifaa Al Mansour tarafından Suudi Arabistan’da çekilen ilk film ‘Wadjda’ da Venedik’te gösterildi. Kadınların geleneğe bağlı yaşadığı muhafazakâr bir dünyanın sınırlarını zorlayan bir kızın hikayesini anlatan film, Venedik’te izleyicilerin kalbini kazandı.
Mansour’un yeni dönemden beklentileri ise şöyle: “Bizler, gelecekte Arap ülkelerini sadece İslam sanatı gibi muhafazakâr ideolojilerin değil, liberal sanatların da şekillendirmesini istiyoruz.”